Pazartesi , 23 Ekim 2017
Home » Sosyal Medya » Sosyal Medya Ne Kadar Güvenilebilir?

Sosyal Medya Ne Kadar Güvenilebilir?

Sosyal Medyaya Güven Olmaz(mış)

Eskiden internete güven olmazdı(!) Şimdi “sosyal medyaya güven olmaz” deniyor. Geçtiğimiz günlerde Kütahya’da meydana gelen depremden sonra radyoda yorum yapan bir gazeteci (eleştirel bir tonda) bu anlama çıkacak bir tümce sarfetti!

O halde öncelikle şunu sormak gerekir: Sosyal medyadan beklentimiz nedir? Sosyal medyanın güvenilmez “bilgi”ler (doğrusu “enformasyon” olmalı) içermesi eleştirilecekse demek ki sosyal medyadan bir beklenti var! O beklentinin ne olduğu da açıklanırsa sosyal medyayı daha sağlıklı eleştirebiliriz.

Örneğin sosyal medyadan beklentimiz akademik düzeyde enformasyon ya da bilgiyi içermesi mi? Eğer öyleyse evet sosyal medya sitelerine (Facebook’a, Twitter mesajlarına, vb) güvenmeyelim.

Bir yanda devlet eliyle internetin filtreden geçirilmesine karşı çıkıyoruz, diğer yanda ise bireylerin kendilerini en özgür şekilde ifade ettikleri ortam olan sosyal medya sitelerini güvenilmezlikle suçluyoruz. Örnek alınması gereken alternatifler olarak yaygın medya araçlarını gösteriyoruz. Yaygın medya araçlarında (televizyonda, radyoda, gazetede) ediyoryal bir filtrasyon var ya; ona güvenmemiz gerekiyor! Oysa hiçbir fark yok! Filtreyi ister editör yapsın ister devlet; bir şey değişmez! Filtre düşünceye, konuşma özgürlüğüne yön vermektir. Niyet ister iyi olsun ister kötü! Bilginin bugünkü kadar hızlı yol alamadığı eski dünyada iyi niyetli filtrelerin bir değeri vardı. Bugün bu olguyu yeniden düşünmek gerekiyor!

Asıl sorun sosyal medyanın akademik düzeyde olup olmaması değil; internetin ya da sosyal medyanın “bilgi” değil “veri” ve “enformasyon” içermesi olduğunun ıskalanmasıdır. Veri ya da enformasyon tek başına bir anlam ifade etmek zorunda değil. Ancak onların bir kısmı biraraya getirilip, onlardan bir sonuç (bir bilgi) üretilebilirse, bir anlam ifade edebilir ki bunun için de bireyin kendisine (muhakeme becerilerine) iş düşmekte.

Sosyal medya sitelerine girdiğimizde amacımız hazır bilgiye konmaksa ne yazık ki bu tür hatalı yorumları duymaya devam edeceğiz. Sosyal medya siteleri anlık olarak bireylerin duygu, düşünce ve yorumlarını yansıtmaktadır. Bunlar yayınlandığı an itibariyle, yayınlayan birey açısından doğru olabilir. Ancak zaman geçtiğinde bunların bir kısmının (ya da tamamının) hatalı olduğu ortaya çıkabilir. Örneğin depremin merkezi Simav denir. Bir süre sonra merkez üssünün başka bir yer olduğu tespit edilebilir.

Depremin şokunu üstünden atamayan bir kişi cep telefonuna sarılıp, burada pek çok ölü var diye mesaj atabilir. Bir süre sonra ölen olmadığı, bir kaç yaralının tespit edildiği ortaya çıkabilir. Sosyal medyanın görevi makale yazmak değildir; daha ziyade ham enformasyonu paylaşmaktır.

Yaşamımıza şöyle bir bakalım. Hamlık sadece sosyal medyada, internette ya da dijital dünyada yok ki. Artık hamlık yaşamımızın her alanında. Neden? Çünkü birim zaman içine yeryüzü kültürünün sığdırabildiği tüketilecek enformasyon sayısı o derece arttı ki hiçbir enformasyonun olgunlaşmasını bekleyemiyoruz!

Bu tipik bir tüketim toplumu refleksidir. Bugün bilgi toplumu olmada uzun mesafeler katetmiş ülke ve toplumlarda bilgi yine enine boyuna ölçülen veri ve enformasyon sonucunda üretiliyor. Sürat sendromu orada da var ama bu bilgiyi üretme sürecinden ödün vermek anlamına gelmiyor. Ne de veri ya da enformasyon, bilgiymiş gibi kullanılmıyor, kullanılamadığı için eleştirilmiyor.

Tanol Türkoğlu/sosyal medya pazarlama

About advertorial

Sosyal Medya Haber Advertorial Account

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

izmir escort bayan
kadıköy escort
ümraniye escort
konya escort
izmir escort bayan
bayan escort kuşadası