escort sakarya escort maras escort manisa escort edirne escort denizli
Perşembe , 16 Ağustos 2018
Home » Sosyal Medya » Arap Baharı ve Sam Amca’nın ‘sosyal’ samimiyet sınavı!

Arap Baharı ve Sam Amca’nın ‘sosyal’ samimiyet sınavı!

Sam Amca’nın ‘sosyal’ samimiyet sınavı!

Arap Baharı’nın “özgürlük cephesi”, sıra ABD’ye geldiğinde “yaramaz çocuk” mu oldu? ABD, Manhattan Savcılığı ile Twitter’ın ‘Wall Street’i İşgal Et’ davasını konuşuyor

Arap Yarımadası’nın kanlı diktatörlerine karşı isyan bayrağını kendi vücuduyla yakan Tunuslu seyyar satıcı Muhammed Buazizi’nin ateşi önce Bin Ali’yi, ardından ise aynı demir yumruğu halkını yönetmek için kullanan tüm Arap diktatörlerini ardı ardına kül etti.

Sokaklardan giderek yükselen ateş topunu körükleyen süreçte dünya, yeni bir örgütlenme biçimine de tanıklık etti. Başlangıçta bir eğlence veya sosyalleşme aracı olarak kullanılan Twitter, Facebook ve YouTube gibi sosyal paylaşım siteleri, demir yumruğunu bir kez daha halka indirmek için hazırlanan diktatörlerin özgürlük cephesi haline geldi.

Bu özgürlük cephesine liyakat madalyasını takan ve “diğer ülkelerin ezilen halklarına” bu cepheyi açmalarını işaret eden ise ABD’ydi.

O dönemde de çok tartışıldı. ABD gerçekten Ortadoğu halklarının özgürlüğünü mü istiyor, yoksa sosyal medyayı bir silah olarak kullanarak yeni düzenini oluşturmaya mı çalışıyor? İşte bugünlerde ABD’de yaşanan çok ilginç bir gelişme ABD’yi bu sınavı verme noktasına getirdi.

ABD’de bir savcı Malcolm Harris isimli protestocuya açtığı davada kullanmak için yazdığı mesajları Twitter’dan isteyince Amerika’da ‘ifade özgürlüğü’ tartışması çıktı. Twitter yöneticilerinin savcılığa cevabıysa kısa ama çok net oldu: “Bunlar onun tweetleri, alamazsınız!” Hatta Twitter bu durumu bir adım daha öteye taşıdı ve mahkemede ‘Malcolm Harris’in lehinde müdahil oldu.

“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN GELECEĞİ BUNA BAĞLI”

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Amerikan Kişisel Özgürlükler Birliği (American Civil Liberties Union – ACLU) Twitter’ı teşekkür etti. Dernek, “Eğer internet kullanıcıcıları kendi haklarını koruyamazlarsa, tek umudumuz internet firmalarının bunu onlar için yapması. İfade özgürlüğümüzün geleceği buna bağlı olabilir.” dedi.

Biz de bu tartışmayı konunun uzmanlarına sorduk. Arap Baharı’nda özgürlük alanı olarak görülen sosyal medya işin ucu Amerika’ya uzanınca ‘yaramaz çocuk’ mu oluyor? Savcının bu adımı ‘ifade özgürlüğüne’ bir darbe mi?…

İşte cevapları:

Avukat Mehmet Ali Köksal / Türkiye Bilişim Derneği Başkanı

“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE DARBE OLMAZ”

Twitter Amerika’da da farklı algılanmadı. Amerika’da bir özgürlük alanı olarak görüldüğünü gösteriyor. Twitter, bunu vermiyor ama savcısıydı hakimiydi ya da bizdeki gibi tweeti istediği gibi yayınlama hakkına sahip mi? “Hayır, ben bunu yasalar gereği veremem” diyor. Yani şöyle; kimlerle paylaşacağı belirleme yetkisi Twitter’da değil. Ancak mahkeme kararı olursa bunu belirli yetkili makamlarla paylaşıyor. Mahkeme kararı olmadan kolluk kuvvetleri istediğinde ya da yetkisi olmadığında istediğinde, savcı bu yetkiyi kabul etmiyor. Çünkü kişisel verilerin korunması, kişilik haklarının korunması Amerika’da esas.

“EVET, AMERİKA ÇİFTE STANDART YAPIYOR AMA…”

Amerika çifte standart yapıyor mu?.. Evet yapıyor. Ama Amerika’da bir soruşturma mercisi bunu istedi diye çifte standart nitelendirmesi çok da doğru ve haklı gelmedi. Amerika bir çok durumda bu çifte standartı uygulasa da burada mahkeme eğer tutup “bu bilgileri vermen gerekir” derse ondan sonra bu sorgulamayı yapmak doğru olur.

Şundan dolayı olmaz birisi eğer internette birisine hakaret ediyorsa, hakaret edenin mahkeme kararıyla kimliğinin tespit edilmesi ifade özgürlüğüne aykırı bir durum değil. Arap Baharı’nda insanlar Twitter’da örgütlendi, yönetime hakaret etti oh ne güzel oldu, o ülkelere özgürlük geldi anlayışı ne kadar abartılıysa, bence abartılıydı ve yanlıştı.

Toplumsal bir olayda mesela Wall Street’te de protesto sırasında protestocular tepkisini yönetime, kişilere ya da kurumları hakaret boyutuna dönüştürmesi dünyada her zaman hukuka aykırıdır.

Amerika Arap Baharı’nı destekledi; döndü geldi kendi ülkesine. Wall Street’te olanlar, Twitter’da örgütlenenlerin savcı tarafından isimleri tespit edilmeye çalışıldı bu bir çelişki. Tabi ki iç ve dış politikada takip edilen yöntemler farklı olmakla beraber Amerikan yargısnın dış ülkeldeki şeyleri yargılama hakkı yok.

“GİDELİM WALL STREET’TE CAM KIRALIM DEMİŞSE SUÇTUR”

Orada savcının görevi tweetlerde Wall Street’le ilgili ya da başka bir yerle ilgili veya kurumla ilgili bir suç işlemiş ve bununla ilgili bir suç varsa bunu Amerikan yasaları çerçevesinde soruşturmak. Olay bu… İnternet özgürlüğü şu demek değildir: İnternet herkesin herkese hakaret ettiği yer değildir. İnternet gereksiz kısıtlamaların, filtrelerin, baştan sansür niteliğindeki, en baştan engellemelerinin olmadığı yer olması gerekir. Şu anda Amerika’da sansür niteliğinde bir uygulama yok. Orada yazılan mesaj sadece örgütlenmeyle ilgili değilse, ‘gidelim Wall Street’te gösteri yapalım’ değil de ‘Wall Street’e gidelim cam kıralım’ demişse suçtur. Dünyanın her yerinde cam kırmak suçtur.

Serhat Özeren / İnternet Kurulu Başkanı

“TWITTER ŞİRİN GÖZÜKMEYE ÇALIŞIYOR, O BİLGİYİ VERMEK ZORUNDA”

Twitter da tamamen Amerikan kanunlarına göre hareket etmek durumundadır. Mahkeme bir kararla ismi istiyorsa ona mutlaka verecektir. Şu anda vermek istenmemesinin nedeni bence tamamen kullanıcılarına yönelik olarak şirin gözükmek amacıyla bunu yapmıyordur.

Twitter şu an benim kullandığım bir uygulama. Trendleri görmek açısından, eğilimleri görmek açısından toplumun neye daha çok odaklanadığını görmek açısından faydalı olduğunu görüyorum. Ama öyle hakaret dolu mesajlar da yazılıyor ki; Kişiler arasında, bunlar hiç doğru değil. Direk şahsınıza yönelik ağır hakaretler geldiğinde bunun kaldırılıp, çıkartılıp, durdurulmasını istemek hakkınız.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ İLE SUÇ ARASINDAKİ İNCE ÇİZGİ

Böyle durumlarda genelde Amerika’nın kendi menfaatleri kendi hem iç güvenliği hem de ticari kaygıları olduğu zaman bu farklı çalışabiliyor. Burada dikkat edilmesi gereken ifade özgürlüğü ile oluşabilecek suç arasında çok ince bir çizgi var. Bu suçları engellemek için yoğun bir koruma yaptığınız zaman bu defa ifade özgürlüğünü zorlaştırıyorsunuz. İfade özgürlüğünü çok geniş yaptığınız zaman da bazı kişiler tarafından, ifade özgürlüğü hakaret özgürlüğü anlamında kullanılıyor. Çok dengeli olmak lazım… Tabii ki özgürlükler en önemli hadise olması lazım ama bunu yaparken de suçla mücadeleyi de unutmamak lazım. İkisi arasındaki dengeyi korumak gerekli.

SOSYAL MEDYANIN DA BİR ADABI VAR”

Sosyal medyada hakaret içeren ifadelerin kullanılmaması, insanların kendilerini kontrol etmesi lazım. O zaman kesinlikle kısıtlayıcı, yasaklayıcı özgürlüğü tehdit eden durumlar çıkmadan; otokontrol sisteminde bu problemler çözülür.

Siber suçlarla mücadele etmek, bunu yönetmek gerçekten güç bir konu. Herkes de bunun mücadelesini  veriyor. Ama bu problemler bugünün problemi olmayacak. İleride daha da artacak… İnternetin hayatımızın bir izdüşümü olduğunu biliyoruz. İnternetin bize faydalı olduğunu ve vazgeçemeyeceğimizi biliyoruz. O zaman internet hayatımızın bir parçası olacaksa, internette doğru yaşamayı, düzgün yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor. İnterneti kullanmak demek, sosyal medyayı kullanmak anlamına gelmiyor. Onun da kendine göre etik kuralları, adabı var. Normal hayatta buna nasıl dikkat ediyorsanız, internette de dikkat etmeniz gerekiyor.

Prof. Dr. Aslı TUNÇ/İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya Bölüm Başkanı

“GRİ ALAN TWITTER HESAPLARINDA BAŞLIYOR”

Twitter belki de Facebook’tan daha fazla mahremiyet kavramının sınırlarını genişletti. Özel alan ile kamusal alan arasındaki çizgi öylesine belirsizleşti ki Guardian gibi gazeteler ve kimi dev şirketler çalışanları için Twitter kullanma kılavuzları hazırlamaya başladılar. Kuşkusuz kurumu temsil eden ve profesyonel kimliği olan Twitter hesapları bu denetim alanının içine giriyor ancak özellikle gri alan kişisel Twitter hesaplarında başlıyor.

“MEDYA DA SINIRLARINI NET ÇİZMELİ”

Örneğin yayın politikasına aykırı görüş bildiren ya da çalıştığı kurumun imajını zedeleyen kişiler özel alan argümanına ne kadar sığınabilirler? Habercisinin attığı tweetler, örneğin bir yayın kuruluşu için nereye kadar editöryel bir ürün sayılmalı? Bütün bu sorular önceden çok net çizilmeli kanımca.

“SOSYAL MEDYADAKİ MESAJ, BİR İFADE ÖZGÜRLÜĞÜDÜR”

Twitter kullanımının sadece bir sağduyu meselesi olduğu su götürmez ancak neredeyse günümüzde herkesin bir izleyici kitlesi olduğu düşünüldüğünde Twitter’ın baştan çıkarıcı ve egoyu şişirici etkisi de göz ardı edilmemeli doğrusu.

Bir kullanıcının sosyal medyada yayınlanan bir mesajı hakaret ve nefret söylemi içermediği, başka kişi ve grupların yaşam haklarını tehdit etmediği sürece ifade özgürlüğü sınırları içinde değerlendirilmeli.

“AMERİKAN ÖRNEĞİ: HİÇBİR SİYASİ OTORİTE MUHALEFETTEN HAZ ETMEZ”

Twitter’in Arap Ayaklanması’nda rolü çok tartışıldı ve belki de Anglosakson dünyası tarafından olduğundan fazla abartıldı ve biraz da romantize edildi. Amerikan hükümeti sosyal medyayı diktatörlükleri devirmek için yeni ve heyecan verici bir mecra olarak gördü ve ayaklanmaları özgürlükler adına destekledi. Ancak günün sonunda baktığımızda hiçbir siyasal otorite başkaldırıdan ve muhalefetten haz etmez. İlk refleksleri de genelde yaptırım hatta sansür uygulamaktır. Amerikan örneğinin tek farkı, sistemin ve kurumların bireyin ifade özgürlüğü adına verdiği savaşa kapı açabilmesinde yatar. Birey bu adalet sistemine güvenip mücadelesini verebilir ve sisteme güvenir.

“TWITTER KENDİ MARKA DEĞERİNİ KORUYOR”

Söz konusu davada Twitter kendi marka değerini ve sosyal medya mecrası olarak kimliğini korumak adına kullanıcılarının kişisel bilgilerine sahip çıkmak zorunda. Ancak yine de kanımca bireysel özgürlüklerimizin korunmasının şirketlerden bekleme naifliğine düşmemeliyiz.

İsmail Hakkı Polat / Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Böl. Öğr. Üy.

“ABD’NİN AÇTIĞI PANDORA KUTUSU DÖNÜP KENDİNİ VURUYOR”

Bu Arap Baharı olayları başladığında Tunus ve Mısır’daki ilk hareketten sonra özellikle Libya olaylarında sosyal medya üzerinden ciddi bir manipülasyon söz konusu oldu. O zaman ben bir yazı yazmıştım ve şöyle demiştim: Burda Arap Baharı sırasında yapılan manipülasyonların aslında bir Pandora Kutusu olduğunu ve Pandora’nın Kutusu’nun da kapatılamayacağı için onu vuracağını, yani eninde sonunda kim açtıysa bu kutuyu onu vuracağını söylemiştim.

KORKAN YÖNETİMLER, HUKUKLA ÖNÜNÜ KESMEYE ÇALIŞIYOR”

Hatta Arap Bahar’ında YouTube da çok güzel videolar vardır, Arap Baharı sırasında Obama’nın Hillary Clinton’ın söylediği sözler üzerinden… Onları alarak işte onların arkasından hemen Wall Street olayları sırasında mesela Hillary Clinton şöyle diyor, “Bu meydanlardaki insanlara kimse sarsıcı şiddet kullanmasın” Hemen arkada New York’ta insanlar yere yatırılıp polis tarafından joplandığı görüntüler var. Şimdi dediğimiz gibi bu olaylar içeriye doğru gelince tabii her yönetim bir yere kadar tolere edebiliyor. Çünkü bu aslında düzene karşı bir tehdit olarak gelişiyor. Bu işin kontrolden çıkma riski, kendi başlarına bela olma riski var. Bundan korkan yönetimler hukukla ve yaptırımlarla önünü kesmeye çalışıyor.

SANAYİ ÇAĞI-BİLGİ ÇAĞI ÇATIŞMASI VAR”

İşin temeli ciddi bir otorite ve kuşak çatışmasından kaynaklanıyor. Yalnız bu bizim bildiğimiz anladığımız anlamda bir kuşak çatışması değil, yani benim babamla aramdaki kuşak çatışması değil, çünkü biz aynı dönemin sanayi dönemin, endüstri döniminin insanlarıyız. Ama benle benim kızım arasında bir çağ farkı var, sanayi çağıyla bilgi çağı farklı. Dolayısıyla bu yeni kuşak, eski kuşak çatışması yaşanıyor. Yani ben şöyle diyorum: Bilgi çağı diyorlar ya sanayi sonrasına, ben bilgi iletişim ve medya çağı diyiyorum buna.

“SAVCILAR YENİ ÇAĞI ANLAMIYOR”

Şöyle ki bilgiyi içeriğini iyi üretip onu iyi bir veriye, bilgiye dönüştürdünüz ve bunu da bir ağın üzerinde iletiğimiz  yeni bir çağ var. İşte bu çağı internetten, medyadan uzak insanlar anlamaktan son derece uzak ve aciz kalıyorlar.

İşte bu savcı da bunlardan biri, bir kısmı yarım bilgili bir kısmı tamemen bilgisiz. Dolayısıyla zannediyorla ki bu internet New York’tan başlayıp California’ya kadar uzanan bir şey zannediyorlar bunu.

Nazif Özcan

HABERTURK.COM

nozcan@haberturk.com

About Hasan Yener

SM Haber Genel Yayın Yönetmeni SEO - Digital Pazarlama - Sosyal Medya Pazarlama iletisim@sosyalmedyahaber.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

bahis siteleri kaçak bahis siteleri iddaa siteleri güvenilir casino siteleri