Emlak Devri

ELFÜ’N-NEHAR VE’N-NEHAR

ELFÜ’N-NEHAR VE’N-NEHAR


Zaman-ı kadimde Keşmir memleketinin hâkimi Turan Bey’in hayret-bahş( iki isimden oluşan Farsça bileşik sıfat ) cihan Ferahruz isminde bir erkek ve Ferahnâz namıyla bir de kız evlâdı olup şehzade-i civan-baht( iki isimden oluşan Farsça bileşik sıfat )  envai fezail ve kemalât-ı insaniyye ile muttasıf genç bir kahraman-ı nadirü’z-zaman hem-şiresi( Farsça ön ek ‘daş-deş’ anlamı katar yani ‘aynı sütü emen, kız kardeş’ anlamındadır) Ferahnâz dahi mâlike-i lütf u cemâl u sahibe-i hüsn-ü hısâl bir afet-i devran idi.

 

Fi’l-hakika( Arapça ön edat yani harf-i cerr ‘da-de’ anlamı katar ) Ferahnâz hüsn-ü âlem- bahasından  başka nihayet derecede cazibe sahibesi olduğundan cemal-i huri-misaline( iki isimden oluşan Farsça bileşik sıfat ) atf-ı nazar idenler ez-dil ü cân kendüsine hayran ve musahhar olarak nail-i visal olmaları emr-i muhal( ilim kesbi ile paye-i rifat arzu-yu muhâl imiş ancak aşk imiş her ne var alemde ilim bir kıyl u kâl imiş ancak ) olmakla encâm-ı kâr-ı te’sir-i derd-i ‘aşkıyla ya mecnûn gibi serseri veyahut esir-i firâş olarak bi’l-âhire hayattan beri olurlar idi. Ferahnaz sarayından çıkıp azim-i şikâr eyledikde temaşâ-yı ruhsâr-ı Dil-ârâ-yi( bir isim ile bir sıfat-fiilden oluşan Farsça bileşik sıfat ; ki malesef çocuklara da isim olarak konuyor ) nazikânesiyle tenvir-i uyun-ı hasret itmek üzere rehgüzârında saf-beste( bir isim ile bir sıfat-fiilden oluşan Farsça bileşik sıfat )-i selâm ve intizâm olan ahali-i memleket ferah naz’ı elbise-i nefise giymiş ve tac-ı hümâ-lânesi( iki isimden oluşan Farsça bileşik sıfat ) bir tarafa eğmiş( Bir gün Hz. Süleyman başında düz durmayan tacı düzeltmeye çalışır;ama düzelttikçe tac yine yamulur -artık Hz. Süleyman kibirlendi mi acaba orasını Cenabı Allah bilir yine de- ve Hz. Süleyman tacını başından çıkarıp önüne kor ve tacına seslenir: Doğrul taç!! Tacın verdiği cevap ise şudur: Sen doğrul )   olduğu ve esb-i sebâ-reftâr(iki isimden oluşan Farsça bileşik sıfat ) üzerinde etrafını yüz beyaz cariye tir-i nazârdan siperlercesine ihâta eyledikleri halde mütehassirine misâl-i afitâb arz-ı didâr eyleyince ahali-i derya-hurûş( iki isimden oluşan Farsça bileşik sıfat ) tarafından yâd olan avâze-i mâşallah vasl-ı kengüre-i asuman olur idi. Civâri-i mezbûre her ne kadar birbirinden hüsn-dar( bir isim ile bir sıfat-fiiden oluşan Farsça bileşik sıfat )ise de nücûm içinde mâh-ı münir gibi bunların ortasında Ferahnaz’ın hüsn ü edası alemin nazarını başkaca kendüye celb eylediğinden ne bunların etrafını kuşatmış olan cem-i gafirunede rikâbında giden asâkir-i meslûletü’s-süyûf temâşada olan halkın men’ine kadir olamamalarıyla ziyâdece yanaşan bahtsızları cerh ü telef etmeye me’zûniyetleri olduğu halde Ferahnaz her ne vakit şikara çıkmış olsa halk başlarına gelen şu felaketlerden asla mütenebbih olmayıp bi’l-akis onun nazar-gah-ı dil-beranesinde( bir isim ile bir sıfat-fiilden oluşan Farsça bileşik sıfat ) feda-yı cân ve bastığı türab üzerinde nefislerini kurban ederek demlerini seyl misâli akıtmağa kemâl-i şevk ü meserretle muntazır ve bunun vuku’ıyla müftehir bulunduklarından ve halkı şu halde men’etmek mümkün olmadığından pederi Turan Bey kerimesi Ferahnâz sultanı hüsn-i hun-rizinin ( bir isim ile bir sıfat-fiilden oluşan Farsça bileşik sıfat ) bais olduğu felaketlerden halkın muhafazası için artık gözlerinden nihân ederek kerimsinin( eskiden babalar kız çocuklarına ‘kerimem’ eşlerine ‘refikam’  erkek çocuklarına ise ‘mahdûm’ derlermiş )  saraydan taşra çıkmasını men ve yasak eylemiş ve vakıâ ahâli şu belayı hasret-i dil-dar( bir isim ile bir sıfat-fiilden oluşan Farsça bileşik sıfat ) ile daha beter mecrûhü’l-fuâd olarak zarûri katlanmış ise de Ferahnâz’ın âvâze-i hüsn ü ânı bütün memâlik-i şarkiyyeye aksettiğinden vasfını işiten hüküm-dar( bir isim ile bir sıfat-fiilden oluşan Farsça bileşik sıfat )an-ı şerife gıyâben ta’aşşuk ederek bunlardan her biri Ferahnâz’ı gönül tahtına iclâs etmek efkârıyla müstakillen birer elçi çıkartmış oldukları Keşmir hükümetinden geregi gibi şuyû’(bir şeyin şuyûu vukuundan beterdir yani bir şeyin adı çıkacağına canı çıksın gibi bir söz )bulmağa başlamış idi.

 

Ferahnâz bir gece âlem-i menâmında bir erkek geyik tuzağa düşerek bir dişi geyik gelip anı tahlis eylemesiyle beraber kendüsi tuzağa tutuldukda erkek geyik anı kurtarmayarak bırağup gittiğini görmesiyle şu rü’yâ fena halde efkârına dokunduğundan dolayı bu sûret-i cemi’-i zükurdan kemâliyle teneffürünü mûcib oldu.Ferahnâz uykudan didâr oldukda görmüş olduğu rüyâdan be-gayet( Farsça ön ek ‘ile’ anlamı katar ) müte’essir olup ve bu rü’yânın esir-i tefekkür ve tahayyülünden husûlüne zerrece zâhib olmayup belki kendüsine âl ( kisaya )namıyla olan sanemden zevc ü mukadderi hakkında şu rü’yâ bir bürhan ve bununla beraber tâife-yi ricâlin hıyânet ve tâife-yi nisânın rikkat-i kalb ü şefkatine mukâbil mu’amele-i küfrâ-ı ni’met ettiklerini irae dimek olduğuna cezm-i yakin-i hâsıl eylediğinden iş bu karine-i ma’neviden yakında gelecek olan elçilerin metbu’u bulundukları hüküm-dârandan( bir isim ile bir sıfat-fiilden oluşan Farsça bileşik sıfat ) perine( birine ) elbette kendisinin akd ü nikâh olacağını bi’l-istidlâl pür-piç ü tâb( Farsça ikileme ‘ tar u mar ‘ gibi ) ( Farsça ön ek ‘ dolu ve lı-li ‘ anlamları katar )u girift-âr( Farsça fiilden türemiş sıfat )-ı envai ıztırâb olduğu halde pederi şahın huzuruna varıp ber-( Farsça ön ek ‘üzeri ‘ anlamı katar; ber-duş  gibi ) vech muharrir tâife-yi mezkûre hakkında nefret-i kalbiyesini göstermeyerek yalnız her ne mütâla’gaya mebni ise kendüsinin rızası hâsıl olmadıkça bir kimseye akd olunmamasını dü-çeşm-i mahmûrundan isâle-i dumu’ naz u niyâz ederek hezâr-sûz u güdâz( Farsça ikileme ) ile arz-ı merâm eylemesi şâh-ı müşârü’n-ileyhin aşurı mertebe rikkat-i kalbini mûcib olarak bak kızım senin meyl ü efkârının hilâfına bu husûsta seni mecbûr etmem ve danışmadıkça ve sen râzı olmadıkça emsâline ola gelen mu’âmelede bulunmam ve âl ( kisâya )ile kasım ederim ki velev Hint pâdişahlarının vârisi olan şehzâdelerden biri dahi taleb eylese senin hüsn-i kabul ve re’yin olmadıkça seni tezvic eylemem diyerek pederinin vukû’ bulan te’minât ve ta’ahhüdât-ı kaviyyesinden oldukça tahsil-i itminan ile kemâl-i memnûniyet üzere dairesine çekilerek madem ki bu iş rızâsına bağlanmış olduğına binâen artık ba’d-ez-in( Farsça ön ek ‘dan-den’ anlamı katar ; ‘ez-ber ‘gibi ) her kim taleb eder ise kabul etmeyerek redd itmeyi kaviyyen cezm ü kast eyledi.

 

Bunun üzerinden birkaç gün mürûrunda hükümetler tarafından gönderilen elçiler birer birer vürûd ederek her birisi bi’l-münavebe huzûr-ı şâha duhûl ile metbû’larının azamet ü servet ü hüsn-i hâl ü şevketleri senâsıyla kerime-i mümtâz yani Ferahnâz taleb-i izdivâcı emrinde olan me’mûriyet-i mahsûsalarını arz u ifhâm ve bu bâbta behsebi’l-me’mûriye envâü’l-hâh( bu kelime ‘isteyen ‘ anlamında bir sıfat-fiildir; bed-hâh gibi yani kötülük isteyen, istiklal marşımızda geçer ) ü ibrâm eylemişler ise de kızının irâdeti kendi elinde olduğu ve kerimesinin şu husûsda olan meyl ü efkârının hilâfına hareket edemeyeceğini ve bunun üzerine âl ( kisaya ) üzerine pek büyük kasım ettiğini ve kerimesinin ise hiçbir kimseyi zevcliğe kabul etmeyeceğini lisân-ı nezâketle beyân eylemesi üzerine bi’z-zarûr elçiler me’mûriyetlerince bir iş göremediklerine âşurı mahcûb olarak me’yusân avdete mecbûr oldular. Şâh Turan Bey elçilerin kemâl-i me’yûsiyet ile çıkıp gitmelerinin üzerine bunların mensûb oldukları devletlerin ol vecihle vukû’ bulan tekaliflerin adem-i kabulünden dolayı gücenerek kuvve-i cebriye iradesiyle ahz-ı intikâma kalkışmayacakları efkâr u telaşına düşerek hûn-rîz( bir isim ile bir sıfat-fiilden oluşan Farsça bileşik sıfat ‘ kan döken’ demektir ) bir harbin zuhûrunda sebep verecek şey için büyük kasım eylediğine ziyâde te’essüf ettiğinden der-akab ( Farsça ön ek ‘ da-de ‘anlamı verir ; der-miyan gibi )Ferahnâz’ın dâyesini huzûruna celb ile kerimesinin şu hâl ü hareketi gâyet mûcib-i istigrâbım oluyor. Acabâ kerimesinin tezevvüc husûsunda teneffürüne sebep nedir. Ve bu senin ta’limâtın semeresini değil midir. Söyle diye vukû’ bulan emr ü fermânına cevâben dâye-i mezbûre hayr-ı şâhım bu şeyde ilmim layık değildir. Bu câriyeniz adamların düşmanı değilim. Bu keyfiyyet Ferahnâz’a bir rüyâ beliyyesi olduğunu haber verdikde şâh kemâl-i hayretle acâyib kerimemin efkârına bir rü’yânın bu derecelerde nasıl hükm ü te’siri olabilir deyü istikrâr-ı istiknâha madde eylemesi üzerine dâye-i mezbûre keyfiyyeti bâlâda beyân olduğu vecihle ber-tafsîl-i( Farsça ön ek ) hikâye edip işte şâhım bu rü’yâdan kerimeniz müte’essir oldu ve âlem-i ma’nâda müşâhede eylediği erkek geyiğin hâl ü hareketinde cemî’ erkeklerin hâinliğine zâhib olmuş ve her nasıl ise bir kere gözü ürkmüş olduğundan bu sebepten nâşı erkeklerden kemâliyle teneffür ederek il-âhirü’l-ömr izdivâca rızâ göstermemesine başlıca sebep budur deyü ifâde eyledi. Dâyenin iş bu ifâde-i vâkıası şâhın büsbütün ta’accübesini mûcib olarak böyle bir rü’yânın te’siri kerimesini şu hâl-i kudret-i me’ale icbâr edişine bir ma’na veremediğinden ve bu hâlin kendi zâti ü hükümeti hakkında dâhili ve hârici envâi muhâziri müstelzim olacağını dahi kaviyen cezm eylediğinden şâh Turan Bey kerimesi Ferahnâz’ın erkekler aleyhine olan adem-i emniyet-i efkârını tebdîl ü ıslâh eylemek taharri tedâriki çaresi derdine düşerek bunun ne vecihle mümkün olabileceğini dâye-i mezbûre ile istişâreye mübâşeret eyledikde mezbûre dahi şâhım şu husûsun çaresini câriyeniz irâde buyurursanız sâye-i devletinizde uhdesinden gelerek hakk-ı nân ü ni’metinin yüz binde birini yerine getirmiş olmağla ve sultânımın şöyle dertten benim vâsıtamla kurtulmasıyla iftihâr iderim dimesine şâh-ı müşârü’l- ileyh böyle bir emr-i mühimmin halli nasıl mümlün olabileceğini su’al idince şâh’ım câriyeniz gâyet hasse’n-nûr ve istifâde olunur tuhaf eğlenceli birçok hikâyeler biliyorum. Bunları nakl edişimle hem Ferahnâz’ı eğlendiririm. Ve hem de erkekler hakkında zâhib olduğu reddiyeden vaz geçiririm.Ve erkelerin hemân cümlesi mütesânit üzre mahlûk olup husûsiyle kendilerine mahsûs olarak içlerinde ne raddede sâdık dostlar bulunduğunu ve kemâl-i sıdk-ı muhabbetlerini ne vecihle fedâkârliklar âsârıyla isbât etmiş olduklarını bi’l-münâsebe hikâyelerde göstererek i’timâd ve refte refte efkârını ıslâh eylerim deyü te’mîn etmesiyle şâh Turan Bey bu sûrete karar verip müsâid ve münâsib vakitte icrâsına bed’ü mübâşeret eylemesine fermân eyledi.

 

Ferahnâz sultân ekser evkâdda ta’âmdan sonra pederi şâh’ın yanına giderek orada hanende ve sâzende cariyelerin ismâ’-ı teganni ve terennümâtıyla eğlenmeye me’lûf olduğundan dâye-i mezbûre tasavvur ve niyet eylediği hikâyeleri sabâhları Ferahnâz’ın ber-mu’tâd( Farsça ön ek ) hamama soyunduğu vakit halvete ta’lik ederek ertesi gün ale’s-sabâh Ferahnâz sultan hamama soyundukda dâyesi hemân bu fırsatı fevt etmeyip sultânım câriyeniz pek çok tuhaf hikâyeler bilirim eğer müsâade buyurursanız nakl edeyim esnâ-yı gasl ü istihmâmda hem vaktimiz sohbetle geçmiş olur ve hem de güle güle kirleneceğiniz meselince güle güle de yıkanarak eğlenmiş  olursunuz dedikde gerçi Ferahnâz’ın hikâye istimâı o derecede merakı degil ise de etrâfında bulunanların hikâye dinlemek merakları olduğundan bu sâyede gönüllerini eğlendirmek üzere âdeta ve bir dakika evvel nakl olunması husûsunda ta’cil etmekte olduklarını Ferahnâz görünce nakl ü hikâye eylemesine ruhsat verdiğinden dâyesi mezbûre ber-vech-i( Farsça ön ek ) âtî hikâyeye ibtidâ eyledi.  

 

 

DİPNOT: Bu metin Samsun OnDokuz Mayıs Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü II. Sınıf II. öğretim( 2014 mezunları ) talebeleri tarafından günümüz Türkçesiyle intişar edilmiştir. Biz bu metni çevirebilmek için bizatihi günlerce uğraştık ve beyinlerimiz herc ü merc oldu.  Bizden sonrakilerin bu cevr ü cefayı çekmemesi dileğiyle de bu tafsilâtlı metni hazırladık. Tek isteğimiz ise ne bir alkış ya da kargış;’ bizim için’ küçük de olsa bir Allah’a yakarış…

 

 

MÜELLİF: SEYİT KILIÇ

 

 

MUAVİNÜ’L – MÜELLİFÂT: Abdulsamet Gündoğdu, Hakan Uluışık, Hasan Usta, Ebu Bekir Rençper, Namık Sarı, Mesut Alpsalcı, Ali Susam, Uğur Göktepe, Erdem Kuruoğlu, Erdem Arslanoğlu, Serhat Yılmaz, Ozan Ufuk Aydemir, Ziya Çoban, Taner Sezgin, İbrahim Doğan, Ahmet Emin Kurt, Muhammet Özer, Şadi Keskin



Related Articles

Paypal’da Türk Lirası dönemi

Online ödeme sistemi PayPal, yaklaşık 9 ay önce Türkiye’de ofis açtı ardından da birkaç ay önce Türk Lirası ile işleme

Intel 14 Nanometrelik İşlemci Üretti

Intel, Tayvan’ın Taipei kentinde düzenlenen COMPUTEX 2014’te yeni teknoloji vizyonunu açıkladı. ·         En yeni teknolojilerinin sergilendiği etkinlikte Intel, dünyanın ilk

Arap Devrimlerinin Yolu Flört Sitelerinden mi Geçiyor?

Arap ülkelerindeki halk ayaklanmaları sosyal paylaşım ağlarına olan talebi artırdı. “Sanal flört” hizmeti sunan “Badoo” paylaşım sitesi de bu sayede

No comments

Write a comment
No Comments Yet! You can be first to comment this post!

Only registered users can comment.