Salı , 12 Aralık 2017
Home » Genel » Son Zamanların Popüler Konusu Enneagram Hakkında Her Şey

Son Zamanların Popüler Konusu Enneagram Hakkında Her Şey

KİŞİLİK TİPLERİ TEORİSİ: ENNEAGRAM

 

 

Barışçı

9

İddialı

8                                       1   Mükemmeliyetçi

 

Kaşif

7                                                  2 Yardımsever

 

Sadık

Sorgulayıcı

6                                             3 Başarı odaklı

 

Araştırmacı 5                          4   Özgün

 

 

 

İNSANIN 3 MERKEZİ

İklim ise, kişiye dolaylı olarak etki eden makro öğelere benzetilebilir. Kişinin doğduğu andaki güneşin ve yıldızların durumundan tutun da, global kültür etkilerine kadar pek çok şeyi iklim   öğeleri içerisinde sayabiliriz. İklim öğelerinin kişiliğe etkisi ikincil ve dolaylıdır.

Bütün bu etkileşimlerin sonucunda ortaya çıkan ağaç ise, kişiliği temsil eder. Sonuçta, insan bu ağacın hem tohumudur, hem de meyvesidir. Ağaç hem bir insandır, hem de bütün insanlıktır.

Günümüz insan anlayışı daha çok ağacın yaprakları ve dallan ile ilgilenen parçalı bir insan anlayışıdır.

Merkezler ve Kişilik

Fiziksel Merkez; insanın hareket ve eylem boyutunu

Duygusal Merkez; insanın duygu ve his boyutunu

Zihinsel Merkez ise insanın mantık ve kavramsallaştırma boyutunu temsil eder.

Baskın olan potansiyel kişinin mizacını ve dolayısı ile kişiliğini belirler. İnsanlar genel bir sınıflandırma ile:

Fiziksel Merkezli İnsanlar

Zihinsel Merkezli insanlar

Duygusal Merkezli insanlar

olarak 3 grupta sınıflandırılabilir.

Bu 3 grup da kendi içinde 3 alt gruba ayrılmaktadır.

Fiziksel Merkezli 3 farklı kişilik,

Duygusal Merkezli 3 farklı kişilik,

Zihinsel Merkezli3 farklı kişilik vardır.

 

Sonuç olarak toplam 9 farklı kişilik motifi ortaya çıkar.

Enegram’a göre 9 farklı temel kişilik motifi vardır. 9 farklı temel kişilik hayata 9 farklı bakışı, 9 farklı düşünme ve iş yapma tarzını ifade eder. 9 farklı temel kişilikten herhangi birisinin, diğerine üstünlüğü yoktur. Her kişiliğin kendisine göre güçlü yönleri ve zayıf yönleri vardır. Kişiliklerin kendi içerisinde sağlıklı, ortalama ve sağlıksız seviyeleri vardır. Her bir temel kişilik motifinin kendi içerisindeki farklılaşmalar, kişiliklerin kısa ve net olarak tanımlanmalarını zorlaştırmaktadır. Aşağıda kullandığımız kısa tanımlamalar, kişilik motiflerinin ana hatları ile krokisidir. Her bir kişilik hayatta ayrı bir zenginliği ifade eder. 9 farklı temel kişiliği tanımlayan kavramlar aşağıdaki gibidir:

  1. Mükemmeliyetçi: İdeal, Kural, ilke, İhtiyat, Detay, Düzen, Eleştiri, Gerilim, Nesnellik
  2. Yardımsever: İlgi, Sevgi, İhtiyaç, Hizmet, İlişki, Empati, Sahiplenme, Yönlendirme, Sempati
  3. Başarı Odaklı: Hedef, İmaj, Motivasyon, Gelişim, Üretim, Hız, İşkolik, Rekabet, Hırs,
  4. Özgün: Farklılık, Sanat, Estetik, Tasarım, Bireysellik, Sezgi, Derinlik, Duygu, Melankoli
  5. Araştırmacı: Uzmanlık, Bilgi, Gözlem, Kavrama, Merak, Yalnızlık, Arşivleme, Nesnellik, Mahremiyet
  6. Sadık Sorgulayıcı: Tedbir, Güven, Bağlılık, Sistemcilik, Endişe, Gizem, Sorumluluk, Savunma
  7. Kaşif: İyimserlik, İlham, Vizyon, Değişim, Sıradışılık, Yenilik, Macera, Doyumsuzluk, Haz
  8. İddialı: Adalet, Güç, Bağımsızlık, Liderlik, Mert, Koruma, Cesaret, Aksiyon, Müdahale
  9. Barışçıl: Uyum, Huzur, Doğallık, Diyalog, Sabır, İnat, İkna, Ağırbaşlılık, Kararsızlık

9 farklı temel kişilik özellik, potansiyel olarak her insanda vardır; fakat herkeste baskın olan potansiyel farklıdır. 9 farklı kişilikten bir tanesi, bireyin kişiliğini yansıtan temel kişilik motifidir. Temel kişilik motifi, bütün kişiliğe rengini veren motiftir.

İnsanlar seviyelerine, aldıkları eğitime, yaşadıklarına göre farklı kişilik özelliklerini kazanabilirler ve kendi yaşamlarında farklı bir kişiliği modelleyebilirler. Kişi farklı kişiliklerin bakış açılarını da kazanarak yaşamında zenginlik oluşturabilir. Ancak temel kişilik motifi değişmez.

Farklı bakış açıları kazanmak, bizi yaşama ve olaylara tek pencereden, tek bir bakış açısıyla bakmak yerine farklı pencerelerden bakmayı sağlar. Gerçeği dokuzda bir açı ile değil, 360 derecelik bir bakışaçısından görmemizi ve kuşatmamızı sağlar.

9 farklı kişilik motifi hem bir insana ait, hem de farklı kişiliklere ait motifleri anlatan bir sistemdir.

kişilik tipleri teorisine kendisine özgü bir yorum getirmektedir.

 

  JUNG PSİKOLOJİSİ İNSANIN 4 KUTBU VE TEMEL KİŞİLİK İŞLEVLERİ

 

Bütüncül ve holistik bir modeldir. Kişinin temel kişilik motifi (enegram tipi) belirlendikten sonra, bireyin temel kişilik işlevini ortaya koyar. Jung psikolojisi ve Jung’un kişilik tipleri teorisi bu çalışmaların kapsamı içerisinde önemli bir yer tutmaktadır.

Psikiyatr Carl G. Jung (1875-1961) insanda ‘içedönüklük ve dışadönüklük’ olarak iki temel yönelim belirler. Jung’a göre insanda iki ana işlev vardır:

 

  1. ALGILAMA FONKSİYONU
  2. YARGILAMA FONKSİYONU

İnsan Algılama işlevini ya ‘BEŞ DUYUSU’ ile ya da ‘SEZGİ’ leri ile gerçekleştirir. Yargılama

İşlevini ise ya ‘MANTIK’ ile, ya da ‘HİS’leri ile yapar. Kimi insanlarda ALGILAMA, kimilerinde ise YARGILAMA işlevleri baskındır. ALGILAMA işlevi baskın olanlardan kimileri sıklıkla ‘BEŞ DUYUSUNU’ kimileri ise sıklıkla ‘SEZGİ’ lerini kullanmaktadır. Aynı şekilde YARGILAMA işlevleri baskın olanlardan kimileri sıklıkla ‘HİS’ lerini, kimileri de sıklıkla MANTIK larını kullanmaktadır. Jung yukarıdaki teorik temel üzerine 8 temel kişilik tipi tanımlar.

İçedönük His Tipi

Dışadönük His Tipi

İçedönük Mantık Tipi

Dışadönük Mantık Tipi

İçedönük Sezgi Tipi

Dışadönük Sezgi Tipi

İçedönük Beş Duyu Tipi

Dışadönük Beş Duyu Tipi

Isabel Myers ve Katherine Briggs’in Jung’un kişilik tipleri üzerindeki çalışmaları sonucunda, daha sonraları 16 farklı kişilik tipi tanımlanmıştır.

İnsan sisteminin modellenmesinde, özellik(öğe) ölçümlemeye, tipolojik tanımlamaya, motifleri ortaya çıkarmaya ve bütüncül dinamik sisteme dayalı işlevli ve pratik analizler yapmaya dayalı çeşitli yaklaşımlar kullanılmaktadır.Batı dünyasında bu yaklaşımların kullanımı tarihsel bir süreç

izler. 20. yüzyılda ilk tipolojik ve işlevli tanımlamaya dayalı çalışma İsviçreli Carl Jung tarafından 1926 yılında yayınlanmıştır. 1940’lı yıllarda Kimya kökenli Psikolog olan İngiliz araştırmacı Raymond B. Cattell’in kimya bilimindeki elementler tablosundan esinlenerek kurguladığı ölçümlenebilir öğelere (özellikler) dayalı 16 PF isimli kişilik tiplendirmesi, insan kişiliğinin modellenmesinde Jung’un “Psikolojik Tipler” isimli çalışmasından sonra geliştirilen öğe analizine dayalı önemli bir yaklaşımdır. Cattell tarafından belirleneni 6 kişilik öğesi, hem bağımsız hem de bağımlı kişilik özelliklerini içerir.

Günümüzde, meslek seçiminden danışmanlığa kadar pek çok alanda kullanılmakta olan 16PF testinde tanımlanan 16 kişilik özelliği, farklı kişiliklerde farklı seviyelerde gözlemlenir.

Akademik çevrelerde, bağımsız ve bağımlı kişilik özelliklerini ölçümlemeye dayalı olarak yürütülen araştırmalar, kişiliği belirleyen 16 öğenin birincil, temel, süper, kardinal, ve tali, ikincil, türev özellikler şeklinde sınıflandırılarak yediye, beşe, dörde üçe hatta ikiye kadar indirgenebileceğin! ortaya koymuştur. Sonuçta bugün birbirinden bağımsız   ve/veya bağımlı olarak ölçümlenebilen çeşitli kişilik tiplendirme modelleri, hem akademik çevrelerde hem de eğitim ve iş dünyasında kullanılmaktadır.

Son 20 yıldır ise kişilik tanımlama ve modelleme çalışmalarında, davranışa dayalı indirgemeci öğeyle özelliklerin ölçümünden, insanın iç isteklerine ve motivasyonuna dayalı, bütüncül ve sistem dinamiğini kullanan yaklaşımlara bir geçiş olmuştur. Bu çalışmaların ilham kaynağını, sistem bilimi, sistemci düşünme ve sistem dinamiği ile kaotik teori ve Kuantum resonans teorisine dayalı çalışmalar

oluşturmaktadır. Bu yaklaşımları kullanan insan sistemi modellerinden biri, 1990’lı yıllarda geliştirilen ” İnsan Dinamiği” modelidir. 2000’li yıllarda ise insanın tutkuları ve iç isteklerinin davranışların analizinde ve bireysel farklılıkların anlamlandırılmasında daha önemli olduğu anlayışı gün yüzüne çıkmaya başlamıştır.

 

Kişilik Özelliklerine Dayalı Modeller ve İç İstekler Yaklaşımı

 

Bu bağlamda Ohio Üniversitesinden Steven Reiss, insanı motive eden 16 temel iç isteğin var olduğunu ve insanı farklı ve özgün kılan şeyin bu iç istek profillerindeki farklılıklar olduğunu vurgulamıştır. (Bkz: Sfeven Reiss, _Who am I?: the 16 basic desires that motivate our actions and define o ur personalitıes. NY: Penguin Putnam: Jeremy P. Tarcher/Pufman, 2000.)

Enegram ve Jung psikolojisi yanında, hem Raymond B. Cattell’in belirlediği kişilik öğeleri, hem de Steven Reiss’in iç istekleri hem de “İnsan Dinamiği” modelleri bir arada etkileşimli olarak

yeniden anlamlandırmaktadır. Çeşitli kişilik modellerinde çeşitli isimler altında kullanılmakta olan kişilik özelliklerinin ve iç istek profillerinin ve güdülerin (drive),  bu modelde, ilişkilendirilmesi ve anlamlandırılmasıyla, insan sisteminde değişik seviyelerde aktif olan 22 temel iç istek tanımlanmıştır. İnsanın Bu modelde, 22 İç istek profili, kişilik sistemini belirleyen temel öğeler değil, fakat mizaca ve kişilik motiflerine göre ortaya çıkan ve insanı içsel olarak motive eden(güdüleyen) motifleridir. Farklı kişilik motiflerinde bazı kişilik öğeleri ve iç istekler, belirgin olarak düşük ya da yüksek olarak ortaya çıkmaktadır. Özellikle bireyler arası etkileşim, çatışma çözümü, eşler arası

iletişim sorunlarında insanı güdüleyen     22 İç İstek profili” üzerinden yapılan analiz ve çözümler, gündelik hayatın içinde yaşanan sorunların nem teşhisinde hem de tedavisinde kullanılabilecek özgün bir yaklaşım ve sorun çözme aleti oluşturmaktadır.

 

İnsanda 3 farklı dikkat seviyesi vardır

Birinci dikkat seviyesi kişinin dışarıdan ‘ gelen herhangi bir etki-itki sonucu oluşan dikkattir. Evde otururken dışarıdan duyduğumuz acı bir fren sesi dikkatimizi çeker. Ya da birisinin bize seslenmesi de birinci seviyeden dikkate girer.

İkinci seviyeden dikkat ise kişinin bizatihi, iradesini kullanarak birinci ile dikkatini bir şeye yöneltmesidir. Bir kişinin otururken ‘kitap okumak için ayağa kalkması, kütüphaneden bir kitap alması kişide ikinci seviyeden dikkate örnek olarak verilebilir.

Bütün bu dikkat seviyelerinin yanında bir de insanda Sıfır dikkat seviyesi vardır. Sıfır dikkat sizin hayatın normal akışı içerisinde, farkında olmadan dikkat ettiğiniz bir durumdur. Bir odaya girdiğinizde ilk olarak, anında, farkında olmadan neler dikkatinizi çeker mesela?

Odanın dağınıklığı mı? Odadaki insanlar mı? Sıfır dikkat kişinin en doğal durumudur. Sıfır dikkat seviyesinde kişinin bir şeye karşı doğal meyli ve yönelimi vardır. Zorlama yoktur, toplumsal baskılar yoktur. Sıfır dikkat seviyesinde kişinin nasıl davrandığı asıl bizi oluşturur.

Sıfır Merkezli Kariyer Planlama sıfır dikkat seviyesini esas alır. Kişinin öncelikle sıfır dikkat modunda iken dikkat ettiği, önemsediği, nefret ettiği şeyleri ortaya koyar, kısacası kişilik analizini yapar. Sonra da kişinin sıfır dikkat kişiliğine uygun işleri ortaya koyar.

Bu konuda farklı ve meşhur bir örnek ise elinize kalem alarak deneyebileceğiniz bir deneyi anlatan örnektir. Elinize bir kalem alın ve bir kağıda isminizi yazın. Bir de normalde kullanmadığınız (solaklar için sağ, sağlaklar için sol) elinizle isminizi yazmayı deneyin. Diğer elinizle isminizi yazarken zorlanacaksınız. Evet isminizi yazacaksınız ama normalde kullandığınız elinizle yazdığınız gibi rahat, kolay, doğal ve kendinizi zorlamadan yazamayacaksınız. Kişiliğinize uygun bir işi yapmak her zaman kullandığınız elinizle isminizi yazmak gibidir, doğal ve kolaydır. Kişiliğinize uymayan bir işe ise (o işi nasıl yaparsanız yapın) sizin için zorlayıcı, sıkıcı, ve sizi bitirici olacaktır.

Herkesin doğuştan gelen güçlü yönleri vardır. Doğal ve zorlanmadan başarılı olduğu, severek yaptığı işler vardır.

 Duygusal Merkez

 

Duygusal Merkez; insanın duygu ve his boyutunu temsil eder.

Duygusal Merkezli 3 farklı kişilik vardır.

Yardımsever: İlgi, Sevgi, İhtiyaç, Hizmet, İlişki, Empati, Sahiplenme, Yönlendirme, Sempati

Basan Odaklı: Hedef, İmaj, Motivasyon, Gelişim, Üretim, Hız, İşkolik, Rekabet, Hırs,

Özgün: Farklılık, Sanat, Estetik, Tasarım, Bireysellik, Sezgi, Derinlik, Duygu, Melankoli

 

  • Duygusal merkezi baskın kişilerin genel ilgileri ilişkiler, insanlar, ilgi ve imaj üzerinedir.
  • İnsanların dünyasında ilham, güç ve onay ararlar.
  • İnsanları biraraya getirme, sıcak ve yakın ilişkiler kurma, insanları motive etme konusunda özel yetenekleri vardır.
  • Zaman konusundaki algılan geçmişe dönüktür.
  • Zevk aldıkları ve başarılı oldukları işlevler:

iletişim kurma

kişiselleştirme

empati kurma

insanları organize etme, bir araya toplama

çevresindekileri motive etme

İnsanlar arasında harmoni ve uyum sağlama

hayal gücü ve tasarım insanlarla pozitif ilişki kurma

 

2 YARDIMSEVER

 

Dünyaya Bakışı: İnsanların benim yardımıma ve bana ihtiyaçları var. Ben kendisine, varlığına ihtiyaç duyulan kişiyim.

Temel Arzuları: Sevilmek.

Temel Korkuları: Sevilmemek. Sevilmeme ve istenmeme neticesi yalnız kalmak.

SAĞLIKLI 2’ler

Sağlıklı İkiler empati kurabilen, merhametli, başkalarının hislerini paylaşabilen kişilerdir. Kendilerini başkalarının yerine koyarlar, onların ihtiyaçlarına ilgi gösterir   ve karşılamaya çalışırlar. Samimi, sıcakkanlı, kadirşinas, teşvik edicidirler ve bazen kendilerindekileri görememelerine rağmen başkalarındaki iyi özellikleri görebilen kişilerdir. Onlar için hizmet önemlidir: aşırı cömert, verici ve

yardımseverdirler. Sevgi dolu ve düşünceli olduklarından, bazen aşırıya kaçan bir şekilde de olsa, insanlara ihtiyaç duydukları şeyleri verirler. Sağlıklı İkiler sınırlan iyi bir şekilde korurlar ve kendi ihtiyaçlarını da gözardı etmezler. En sağlıklı hallerinde: tarafsız, bencillikten uzak ve diğergâm olurlar. Hiç bir karşılık beklemeden koşulsuz olarak severler, çünkü aradıkları aşkı kendi içlerinde bulmuşlardır.

Kendilerinin ve başkalarının ihtiyaçlarını büyük bir keyifle karşılarlar, nazik ve sabırlıdırlar. Çok yardımsever ve gerçekten mütevazıdırlar.

ORTALAMA 2’ler

Diğer insanlara daha yakın olmak ister ve böylece aşın dost canlısı, duygularını aşın gösteren ve her şey hakkında “iyi niyetlerle” dolu kişiler olarak “insanları memnun etmeye” başlarlar. Baştan çıkancı bir ilgi göstererek diğer insanları kazanmaya çalışırlar: tasdik etme, “manevi okşamalar” ve yağcılık gibi. Giderek daha fazla muhtaç hâle gelen fakat bunu kabul edemeyen ortalama İkiler aşın yakın ve rahatsız edici olabilirler: diğer insanların onlara ihtiyaç duydukları konusunda temin edilmek isterler, ki böylece aşk adına insanların başına dikilip işlerine karışabilsinler. Hiç bir zaman diğer insanlara yeterince yardımcı olamayan ve kendini kurban eden kişiler olurlar- herkes için kendilerini yıpratırlar ve kendilerine karşı tayaca klan ihtiyaçlar icad ederler. Diğer insanların onlara bağlı olmasını, her şeyden onları haberdar etmelerini ve izin ya da tavsiye almak için onlara gelmelerini isterler. Kendilerine “yatırım yaptıktan” insanlara karşı kuşatıcı ve sahiplenici olabilirler.

 

Kendilerini giderek daha önemli görerek ve kendilerinden giderek daha fazla tatmin olarak (bu arada diğer insanlar için yaptıklarını gözlerinde büyüterek), vazgeçilmez oldukları ve diğer insanların onlara verdiklerinden dolayı kendilerine borçlu oldukları hissine kapılmaya başlarlar. Üstünlük taslayan, zorbalığa başvuran, kibirli ve başkalarının düşünce ve duygularına önem vermeyen bir tavır

sergilerler. Sürekli teşekkür edilmeyi ve iyilikleri nedeniyle onurlandırılmayı beklemeye başlarlar. Hayali hastalıklar vehmedebilir (hipokondri) ya da kendilerinden başka herkes için yaptıktan iyilikler nedeniyle acı çekmiş şehitler rolü oynayabilirler.

SAĞLIKSIZ 2ler

İstenmediğini ve takdir görmediğini düşünürler. Hayata ve insanlara karşı gücenik, kırgın bir tavrı vardır, acı acı şikayetlerde bulunurlar.

Motifleri hakkında kendi kendilerini aldatan/kandıran insanlar haline gelirler. Manipulatif ve kendilerine hizmet eden insanlar haline gelirler. Sürekli başkalarını, çevresindekileri kaybetme korkusu içerisindedirler. Kendilerine güvenleri azalmıştır ve bu zayıflıklarını silah olarak kullanabilirler. Aşın yeme, ve ilaç kullanma, hastalanma gibi yollar deneyerek sempati toplamaya ve duygulan sömürmeye çalışabilirler. Saplantılı bir aşk/sevgi ortaya çıkabilir. Sağlıksız ikiler yapılan iyiliklerin geri ödenmesi gerektiğine ve herşeyin karşılığını kat kat almaları gerektiğine inanmaya başlarlar. Böyle hissederler ve isterler. Yaptıkları herşeyi rasyonalize etmede ve mazeret bulmada

zorlanmazlar. Onlar başkalan tarafından su-i istimal edilmişlerdir ve hayatta bir kurbandırlar, içlerinde bastırılmış ve açığa çıkmamış bir öfke oluşur.

İkincil Motivasyonları:

Başkaları İçin duygularını açıklamak isterler, onlara yardım etmek, onlar için yaptıktan işlerden dolayı takdir görmek, başkalarının üzerinde önemli etkilere sahip biri olmak, başkaları için gerekli/ihtiyaç duyulan olmak, insanları kontrol etmek, başkaları üzerindeki isteklerini meşru kılmak, insanlarla sıcak/yakın olmak.

Ne ararlar:

Yakın ilişki, dostluk, sevgi. Arayışları sadece insanlara yakın olmak amacı ile değildir ama gerçekten ve derinden sevildikleri, istenildikleri yakın oldukları bir ilişki ararlar. Kısaca değerlerinin başkalarının on/an istemesi neticesi onaylanmasını isterler. 2 ler sağlıksız seviyelere doğru düşerlerse onların insanlara yalan olma istekleri, insanları onlardan uzaklaştırabilir.

BEN: sevgi dolu ve ilgili bir insanım.

FAKAT: insanlar beni benim onları sevdiğim kadar sevmese de Ben her zaman sevgi doluyum.

 

3 BAŞARI ODAKLI

 

Dünyaya Bakışı Dünya şampiyonlara değer verir sadece. Neye mal olursa olsun başarısızlardan kaçın.

Temel Arzusu: Hayran olunmak, değerli takdire şayan bir kişi olmak.

Temel Korkusu: Reddedilmek.Değersiz birisi olmak.

SAĞLIKLI 3’ler:

Kendilerine ve kendi değerlerine inanan Sağlıklı Üçler kendilerinden emindirler, arzulanır bir kişi olduklarını düşünürler, yüksek bir özgüvene sahiptirler. Canlı, enerjik, çoğunlukla çekici, sevimli ve popülerdirler. Kendilerini geliştirme ve olabildiklerinin en iyisi olma konusunda hırslıdırlar. Çoğunlukla bir şekilde öne çıkarlar, gerçekten hayran olunacak, ideal ve çok beğenilen nitelikleri bünyelerinde toplamışlardır. Diğer insanlar onlar gibi olmak, onların başarılarını taklit etmek isterler. Çok yetenekli, odaklanmış ve hedeflerine ulaşmada çok çalışkan ve ısrarlıdırlar – güçlüklere çok üst düzeyde bir uyum sağlama yeteneğiyle karşı koyarlar. Mükemmel iletişimci, motive edici ve tanıtımcı olurlar, bir şeyi nasıl kabul edilebilir ve çekici bir biçimde sunacaklarını bilirler. En sağlıklı hallerinde: Kendilerini kabul eden, kendi normlarına göre hareket eden, samimi ve güvenilir kişilerdir: yani tamamen göründükleri gibidirler. Kendilerini bütünüyle kabul ederler ve değerli olmak için daha başarılı olmaları gerektiği hissine kapılmazlar. Mütevazı bir şekilde ve kendi “merkezlerinde” yaşarlar ve diğer insanlara nezaketle davranırlar. İçten bir sadelik içinde iletişim kurarlar. Diğer insanları harekete geçirme ve ilham vermede oldukça başarılı olabilirler.

ORTALAMA 3′ ler

Ortalama Üçler mükemmelleşme konusunda çok hırslıdırlar: her tür aktivite giderek artan bir şekilde onların başarıyı elde etme çabalarının hizmetinde kullanılır. İnsan olmaktan ziyade “sürekli bir şeyler yapan insan” olurlar. Performanslarına odaklanırlar: başarılarının tanınmasını ve kabul edilmesini isterler. Yaptıkları her işte “en iyi” olmaya ihtiyaç duyarlar. Kendilerini ve basanlarını başkalar ile karşılaştırıp endişeye kapılabilirler. Kişisel statü ve prestijlerini vurgulayıp öne çıkarmaya başlarlar: sadece kariyere ve “kazanan kişi” olmaya önem veren ‘sosyal sınıf tırmanıcıları’ tavrı sergilerler. Sorgulandıkları veya meydan okumaya maruz kaldıklarında çekiciliklerini

ve sevimliliklerini kullanır ve diplomasiye başvururlar. Pragmatik, hedefe yönelik ve verimlidirler, fakat etkileyici ve göz alıcı görünümlerinin altında içten pazarlıklı ve duygusuz olabilirler.

İmaja önem verir ve diğer insanlar tarafından nasıl algılandıklarıyla yakından ilgilenirler. Kabul edilebilir bir görüntü sunarak, doğru şeyleri söyleyerek, davranış ve duygularını beklentilere göre ayarlayarak güvenilir bir kişi imajı oluşturmaya önem verirler. Giderek faydacı bir nitelik kazanıp kendi kalpleriyle teması kaybederler: sadece mesleki becerilerine, mesleki jargona ve stile bağımlı hâle gelirler.

Başkalarının kendi “içyüzlerini göreceklerinden” ve bunun sonucunda bağlılık ve yakınlıkla ilgili problemler ortaya çıkacağından korkarlar. Altta yatan değersizlik hisleri daha da kötü bir hâl aldıkça, sağlıksız Üçler diğer insanları başarılarıyla etkilemek zorunda   oldukları  hissine  kapılırlar. Sürekli  kendi reklamlarını yapıp yetenek ve başarılarını abartılı   bir biçimde sunarlar. Giderek daha fazla

narsistleşerek, kendileri ve potansiyelleri ile ilgili mesnedsiz ve abartılı   beklentilere girerler. Sanki  “Bana bakın!” der bir edâ içinde, baştan çıkana ve teşhircidirler. Narsist   incinebilirliğe    karşı   bir   savunma   olarak,   kibir   ve başkalarını aşağılama gelişir.

SAĞLIKSIZ 3ler

Başarısızlık ve aşağılanmadan korktuklarından, sağlıksız Üçler gerçekten herkesten üstün kişiler oldukları konusunda kendilerini ve diğer insanları ikna etmeye yönelik ümitsiz bir çabaya girerler. Giderek artan duygusal karmaşalarıyla uğraşmak istemez ve bunları işlevsel bir dış görünümün altına gizlerler. “Benim hiç bir sorunum yok.” havasına bürünürler. Bu yönelim çoğu kez psikolojik tükenme ve kronik depresyonla sonuçlanır. Bu durumdaki Üçler eğer yardım almazlarsa iş görme yetenekleri de bozulur ve bunun sonucunda kendileri hakkındaki sahte imajı korumak için kendilerini ve diğer insanları kandırma yoluna giderek daha fazla başvurmak zorunda kalırlar: sahte özgeçmişler, fikir hırsızlığı ve diğer tipte sahteciliklere başvurabilirler. Bir kez bu davranış biçimine kendilerini

kaptırdıklarında, artık sömürücü, fırsatçı, başkalarının başarılarında gözü olan ve başarmak için “ne gerekiyorsa” yapan kişiler hâline gelirler. Patolojik yalancılar hâline gelip, hatalarının ve suçlarının açığa çıkmaması için giderek daha samimiyetsiz ve aldatıcı olurlar. Aşırı vakalarda, insanları yenmek veya onların önüne geçmek için onlara ihanet etmek ya da onları sabote etmek gibi yollara başvurup tehlikeli bir hâle gelebilirler. Sonuçta başkalarına karşı vehme dayalı kıskançlıklar geliştirirler: kendilerinin gerçek yüzlerini bilen kişilere karşı intikam ve kin hisleriyle dolup saldırganlaşabilirler. Kendilerine yetersizliklerini ve başarısızlıklarını hatırlatan her şeyi tahrip etme konusunda pervasız ve takıntılı bir hâl alabilirler. Psikopatik eğilimler ve cinayet ortaya çıkabilir.

İkincil Motivasyonları: Kendilerini geliştirmek ve ilerlemek isterler. Yeterli hissetmek, ilgi çekmek, değerli olmak, hayran olunmak, hatırı sayılır etkiler oluşturmak ve başkalarını etkilemek için isterler kendilerini geliştirmeyi. Asıl amaçlan kendilerini ve başkalarını kendi imajlarının reelliğine inandırmaktır.

Ne ararlar: kabul ve onay ararlar. Kişisel değerlerinin özü ile bağlantılarını yitirmişlerdir ve toplum/başka insanlar tarafından oluşturan değerler sistemine adapte olarak, ve o değerler içerisinde basan kazanarak onay ararlar. Değersiz olmaktan korkarlar. İdeal insan olmaya çalışarak, herkesin hayran olduğu kişi olmaya çalışarak ve böylece  insanların ona değer vermesini bekleyerek yaşarlar.

3ler genelde farkında olmadan başkalarını kıskançlık ve rekabeti ortaya çıkarabilirler. Başkalarında ve kendilerinde.

BEN: Ben etkili ve göze çarpan(öne çıkan, önemli) bir kişiyim. FAKAT: Ben harika bir insanım ama diğer insanlar beni kıskanıyor.

4 ÖZGÜN

 

Dünyaya Bakışı: Bir şeyler eksik hep. Başkalarının sahip olduğu sanki benim sahip olamadığım bir şeyler var yaşam hakkında.Bu yüzden farklıyım ve farklı hissediyorum.

Temel Arzusu: Kendimi, özü, beni anlamak..Kendisi olmak. Temel Korkusu: Kusurlu, hatalı olmak.Bir kimliğe, kişisel bir öneme sahip olamamak..

SAĞLIKLI 4’ler:

Sağlıklı Dörtler, kendi hislerini ve düşüncelerini tahlil edebilen, kendilerinin farkında, duyguları ve içsel dürtüleri ile temas halinde ve benliklerini arayan kişilerdir. Gerek kendilerine gerekse başkalarına karşı duyarlı ve sezgilidirler: merhametli, düşünceli, insanları kırmamaya özen gösteren ve onlara saygılı olan kişilerdir. Kendilerini iyi ifade ederler, çok kişisel ve bireyselcidirler. Kolay etkilenen ve   şekillendirilmeye müsait olan sağlıklı Dörtler yalnız kalmayı ve bilinçdışı dürtülerinin bilinç düzeyine çıkması için vakit geçirmeyi severler. Kendilerini gizlemeyen, duygusal olarak dürüst, samimi ve kendilerine karşı dürüst bir yapıya sahiptirler. İç hayatları için oldukları kadar, ilişkileri konusunda da tutkuludurlar: herhangi bir duyguyu, onu hiç yargılamadan araştırmaya isteklidirler, onlar ruhun   “derin deniz dalgıçlarıdırlar”. Güzellikleri vurgular ve hislerini estetik bir biçimde ifade etmeyi severler. Hayata ve kendilerine yönelik ironik bir bakış açısına sahiptirler: ciddi fakat komik, kolay etkilenir fakat duygusal açıdan güçlü olabilirler. En Sağlıklı Hallerinde: çok yaratıcı, kişisel ve evrensel olanı muhtemelen ilhamla ortaya çıkardıkları bir sanat eseriyle İfade edebilen bir yapıya sahiptirler. Kişisel düzeyde, kendilerini yenileyebilen ve adetâ yeniden doğabilen bir özellik kazanırlar – kendilerini yeniden oluşturabilen, kendilerini kötü gidişten kurtarabilen bir niteliğe sahiptirler ve bütün tecrübelerini değerli birer derse dönüştürebilirler.

ORTALAMA 4′ ler:

Hayata karşı artistik ve romantik bir bakış açısına yönelmeye başlarlar, kişisel hislerini oluşturup geliştirmek ve sürdürebilmek için kendilerine güzel, estetik bir çevre oluştururlar. Fantazi ile, hayal gücüyle ve tutkulu duygularını arttırarak gerçeği daha yoğun hâle getirirler. Duygularıyla teması koruyabilmek için her şeyi içselleştirirler, bunun sonucunda da her şeyi kendilerine yönelik algılarlar,

duygusal olarak incinebilir ve aşın duyarlı hâle gelirler ve kendilerini farklı ve yabancı hissederler. Ortalama Dörtler kendileri hakkındaki imajlarını korumak ve duygularını düzene sokmaya yönelik zaman kazanmak için içe kapanabilirler. İlgilerini yönelttikleri şeyleri dönüşümlü olarak aşın sevme ile onlardan bıkma ve hoşnutsuz olma şeklinde bir döngü içine girerler. Aksi ve zor olurlar ve fırtınalı hisleriyle diğer insanları sürekli tedirgin bir halde tutarlar.

Giderek artan bir biçimde kendileriyle alâkalı konulara gömülür, huysuzlaşır, karamsarlaşır, kendi yetersizlikleri ile aşın ilgilenmeye başlar, doğal olmayı veya “kendilerinin dışına çıkmayı” başaramaz hâle gelirler. Giderek artan bir biçimde kendilerini diğer insanlardan farklı hisseder ve buna bağlı olarak diğer insanlar gibi yaşamaktan muaf olduklarını ı düşünürler. Bir yandan hayat tarzlarını sorgulayan herkese düşman olurken, bir yandan da giderek daha ı fazla melankolik hayalci, alaycı, ahlaken çökmüş ve) şehvani bir hâl alabilirler.

Yoğun arzu ve nefret hisleri, I günlük işlerle birarada mevcut olup onları engelleyebilir. Kendine acıma ve başkalarını kıskanma hisleri, kendilerini çeşitli zevklere vermelerine, bir tür rüyalar âlemine, illüzyonlara ve gerçekçi olmayan beklentilere dalmalarına ve giderek daha fazla iş göremez, verimsiz, sefahat düşkünü ve müşkülpesent) hâle gelmelerine yol açar.

SAĞLIKSIZ 4ler :

 

Dörtler, kendileri hakkındaki kanaatleri  gerçeklikten uzak hâle geldikçe, kendileri hakkındaki bu imajlarını desteklemeyen herkesi ve her şeyi hayatlarından çıkarmak isterler ve bu hayat tarzlarını sürdürebilmek için az sayıda insana giderek daha bağımlı hâle gelirler.

Hayalleri (fantazileri ve beklentileri) boşa çıkınca, başarısızları nedeniyle kendilerine, kendilerini yeterince desteklemediklerinden dolayı da başkalarına karşı büyük bir öfke duyarlar. (“Herkes beni hüsrana uğrattı.”) Nefretlerinin ve öfkelerinin şiddetini bastırmak için çaba sarfederek, diğer insanlara yabancılaşır, şiddetli depresyona girer, kendi kendilerine uyguladıkları yoğun baskı altında ezilir ve

duygusal felce uğrarlar. Büyük bir yorgunluk İçine girdikleri, zihinleri karıştığı, duygusal olarak “engellenmiş ve tıkanmış” ve çalışıp iş göremez bir hâle geldikleri için, derin bir amaçsızlık ve anlamsızlık hissi geliştirirler. Vehme dayalı bir kendini hakir görme duygusundan, kendilerini hüsrana uğrattığına inandıkları insanlara yönelik mâkul olmayan bir nefret hissinden, kendilerini kınamaktan, ölüme dair düşüncelerden mustarip olur ve başarısızlıkları ve gerçekleştiremedikleri arzuları

tarafından adetâ işkenceye maruz bırakılırlar: artık onlar için her şey iğneleyici bir kendini-suçlamaya dönüşür.

Kendilerini değersiz ve ümitsiz hisseder, kendilerini tahrip edecek davranışlara girer, kendilerine yönelik ezici nefretlerinden kaçabilmek için muhtemelen alkol veya uyuşturucu kullanmaya başlarlar. Aşırı durumlarda, duygusal çöküntü, tutkuya dayalı suçlar veya intihar görülmesi muhtemeldir.

İkincil Motivasyonları:

Kendilerini ifade etmek, güzel ve estetik bir şeyler üretmek. Kendini toplumda bu şekilde ortaya koymak ve insanların kendisi ile ürettiği güzel şeyler vasıtası ile iletişim kurmalarını sağlamak. Başkalarının kendilerinin tek/farklı kişiliklerini ve kişiliğinin katkılarını takdir etmesi. Duygularını korumak için, insanlardan uzakta durmak/ kendini geri çekmek Bir işle uğraşmadan d uygu lan nı da ikna etmek, bir işe başlamadan evvel içindeki herşeyi çözmeye çalışmak. Gerçek hayatta eksik olan şeyi bulmak.

NE ararlar:

Kimliklerini. Kim olduklarını bilmek isterler. Daha da ötesi, gerçekten dayanabilecekleri ve sağlam bir kişiliğe sahip olmak isterler.

İçlerinde ‘hep birşeyler eksik’ hissi vardır ve o eksik olan şeyi ararlar.

4 ler genelde başkalarına bakarlar ve onlarda olup kendisinde olmayan şeyin ne olduğunu merak eder.(0 insanları mutlu eden, hayatta neşeli kılan nedir). Bir köşede bir üstad, bir bilge şahsın gelip onlara e! uzatmasını kurtarmasını ve içlerindeki bütün sorunları çözmesini beklerler. 4 ler kabul görmek için yaratıcılık içeren işlerle uğraşır böylece kendilerini değerli hissetmek isterler.

BEN: Ben hassas duyarlı ve sezgileri güçlü birisiyim.

FAKAT: diğer insanlardan farklıyım ve uyum sağlayamıyorum

Zihinsel Merkez insanın mantık ve kavramsallaştırma boyutunu temsil eder.

 

ZİHİNSEL MERKEZLİ 3 FARKLI KİŞİLİK VARDIR.

Araştırmacı: Uzmanlık, Bilgi, Gözlem, Kavrama, Merak, Yalnızlık, Arşivleme, Nesnellik, Mahremiyet

Sadık Sorgulayıcı: Tedbir, Güven, Bağlılık, Sistemcilik, Endişe, Gizem, Sorumluluk, Savunma

Kaşif: İyimserlik, İlham, Vizyon, Değişim, Sıradışılık, Yenilik, Macera, Doyumsuzluk, Haz

 

Zihinsel merkezi baskın kişilerin genel ilgisi kavramlar, fikirler ve stratejiler üzerinedir.

Düşüncelerin ve fikirlerin dünyasında güç, onay ve ilham ararlar.

Rasyonel tabiatlı insanlardır.

Mantıksal Analiz, fikir ve proje üretme konusunda özel yetenekleri vardır.

Zaman konusundaki algılan geleceğe dönüktür.

Zevk aldıkları ve başarılı olduktan işlevlar:

düşünme ve analiz etme

planlama, tasarlama, vizyon çizme, geleceği öngörme

odaklanma, yönlendirme

yapı tasarımı, bütünü görebilme

prensipleri ve değerleri yerleştirme

kavramsallaştırma (soyut düşünebilme)

 

5 ARAŞTIRMACI

 

Dünyaya Bakışı: Dünya garip ve ilginç bir yer.Araştırmalı,keşfetmeli,anlamalı ve öğrenmeliyim.

Temel Korkusu:Yeteneksiz, aciz, yararsız biri olmak.

Temel Arzusu: Yapabilir olmak. Yeterli olmak.

SAĞLIKLI 5’ler:

Sağlıklı Beşler her şeyi olağanüstü bir algılayıcılık ve anlayışla gözlemleyebilme yeteneğine sahiptirler. Bu tipte yer alanların çoğu zihinsel olarak dikkatlidirler, meraklıdırlar ve çok derin araştırıcılığa sahip bir zekâları vardır – bir yandan doğru soruları sorarken bir yandan da olağanüstü hassas bir algılayıcılık kullanırlar. İyi konsantre olabilirler, bütün ilgilerini sadece dikkatlerini çeken şeye yöneltebilirler ve yepyeni bir şey keşfedene veya ortaya çıkarana kadar ilgilendikleri konu ile uğraşıp durabilirler. Öğrenmeyi sever, bilgi kazanmaktan heyecan duyar ve çoğunlukla bir alanda uzmanlaşırlar. Bağımsız düşünürler, yenilikçi, icâd edici ve çok yaratıcıdırlar çok değerli, orijinal fikirler ve cesurca ortaya çıkarılmış çalışmalar üretirler. Zihinsel veya yaratıcı başarılan, merhamet ve hissetme nitelikleri ile dengelenmiştir. En Sağlıklı Hallerinde: Korkusuz Kâşifler ve araştırmacılar olurlar, bir yandan dünyayı genel anlamda kavrarken diğer yandan ona derinlemesine nüfuz ederler. Sağam bir biçimde kendilerini ve gerçekliği temel alırlar ve duygusal olarak dünyadan kopmuş olmaktan ziyade ona bağlı olduklarını hissederler. Vizyon sahibi, önyargısız, açık görüşlü ve her şeyi bir bütün olarak, kendi bağlamı   içinde algılayan ve her şeyi gerçekte olduğu gibi gören kişilerdir. Tamamen yeni bir alanda öncü keşifler yapabilir veya yeni artistik ifade biçimleri ortaya çıkarabilirler. Zihinsel yapıların aracılığına gerek duymadan bilmeyi, yani gnosis’i (marifet) yaşayabilirler.

ORTALAMA 5ler:

Ortalama Beşler eyleme geçmeden önce her şeyi kavramsallaştırırlar – her şeyi zihinlerinde hesaplarlar: model inşa ederler, hazırlık yaparlar, pratik yaparlar ve daha fazla kaynak toplarlar. Dünyadan geri çekilip kavramlardan ve hayallerden oluşan kendi iç dünyalarına kapanırlar. Çok okuyup çalışarak teknik kazanırlar. Uzmanlaşır ve çoğu kez “entellektüel” olarak araştırma, akademisyenlik ve fikir geliştirme üzerine odaklanırlar. Vakitlerinin çoğunu bir kaç kilit ilgi alanlarına harcarken, hayatın diğer alanlarını ihmâl ederler. Karmaşık fikirlere veya hayâli dünyalara daha çok daldıkça, gerçek hayattan duygusal anlamda giderek daha fazla uzaklaşırlar. Çok spekülatiftirler

(“Eğer şöyle bir şey olursa ne olurdu acaba?”). Zihinleri, gerçeklikten ziyade vizyonları ve yorumlan ile meşguldür. Kendilerini ayrıntılara gömerek “ağaçlardan ormanı görememeye” yani gerçek geniş bağlamı gözden kaçırmaya başlarlar.

Karanlık ve rahatsız edici unsurlar içerenler de dahil olmak üzere, sıradışı ve ezoterik (yalnızca belirli bir grup tarafından bilinen veya anlaşılabilen) konulara büyük bir ilgi gösterirler. Günlük hayatla bağlantılarını keserler, çok sinirli ve gergin olmasına rağmen, gerçek dünyadan kopuk “vücudu olmayan bir akıl” gibidirler.

İç dünyalarına veya kişisel vizyonlarına müdahale eden her şeye karşı düşmanca bir tavır almaya başlarlar.

Duygusal açıdan müdahale edilmeye veya alt edilmeye karşı bir savunma olarak saldırganlaşabilirler. Provoke edici ve haşin bir hâl alır ve kasdi olarak aşın ve radikal görüşleri benimseyebilirler. Alaycı, iğneleyici ve tartışmacıdırlar: diğer insanlar onları anlayamayacak kadar aptaldırlar. Aşın ve i yerleşmiş değerlere karşı çıkan yorumlan değerli anlayışları içeriyor olabilse de, bunun yanısıra hiç de ikna edici   olmayan yan-doğrulan da   içerir.

SAĞLIKSIZ 5 ler :

Bütün sosyal bağlan reddeden ve geri çeviren sağlıksız Beşler, insanlardan ve gerçeklikten soyutlanır ve inzivaya çekilirler. Giderek daha ketum, tuhaf, eksantrik ve zihinsel açıdan istikrarsız bir hâl alırlar. Şiddetli depresyon ve nihilizm sık görülür. Büyük ölçüde saldırganlaşan ve sık sık sözlü hakarete başvuran, fakat diğer insanların saldırganlığından korkan sağlıksız Beşler, giderek daha şüpheci ve duygusal açıdan huzursuz bir hâle gelirler. Korkunç düşünceleri (kendi korkunç düşüncelerini) takıntı yaparak fakat bir yandan da bunlardan korkarak, kendilerinden ve gerçeklikten dehşete kapılmaya başlarlar ve bariz yanlış algılamalara, fobilere ve halüsinasyonlara duçar olmaya başlarlar. Tamamen unutulmayı isteyip intihar edebilir ya da gerçeklikten psikotik (gerçeklikle bağlantının kaybedilmesi) bir kopuş yaşayabilirler. Mantıklarını tamamen kaybederler, kendilerine zarar verecek âni çıkışlar yaparlar, şizofrenik belirtiler görülür.

İkincil Motivasyonları:

5 ler realiteyi anlamak isterler, herşeyi gözlemlemek, bir konuda üstad olmak (kendilerine güvenebilmek, kendilerinden emin olmak için), bir alanda efendi/sözsahibi/bilge olmak. Dış dünyadan daha kontrol edilebilir bir iç/özel/mahrem dünya kurmak, kendi dünyalarına karşı koyan/meydan okuyan herşeye karşı koymak, onları korkutmak, kendilerini dış dünyadan izole etmek.

Arayışları:

Üstad ve ehil olmak isterler, böylelikle hayatın zorluklarına ve sıkıntılarına karşı kendilerini daha güvende ve daha güçlü hissederler. Çocuklarında güvenlerinin ne kadar kırıldığına bağlı olarak, zihni bir dünya(ya da alternatif bir dünya) inşa etmeye başlarlar ve ona hükmederler.Ortalama ve sağlıksız 5ler matematikten piyanoya, satrançtan bilgisayar oyunlarına kadar farklı şeylerde üstad olmaya çalışabilirler, kendilerine olan güvenlerini kazanmak için. Ve kendi dünyalarında rahatsız edilmemek için..

Kendileri Hakkındaki hisleri: Ben zeki ve kavrayışlı bir insanım..

FAKAT: Ben o kadar kavrayışlı birisiyim ki, kimse benim anladıklarımı anlayamaz, benim farkettiklerimi kimse farkedemez…

Dünyaya Bakışı: Dünya tehditlerle dolu, bir otorite arıyorum ama onu sorgularım..

 

6  SADIK SORGULAYICI 

 

Dünyaya Bakışı: Dünya tehditlerle ve bilinmezliklerle dolu, güvenebileceğim bir rehber arıyorum.

Temel Arzu : Güvende olmak Destek ve rehbere sahip olmak

Temel Korku : Güvensiz, yapayalnız olmak, kervandan uzakta kalmak. Desteksiz ve rehbersiz kalmak

SAĞLIKLI 6lar :

Sağlıklı Altılar, diğer insanlarda güçlü duygusal tepkiler uyandırırlar: çekici, dost canlısı, şakacı ve insanları memnun ve minnettar bırakan kişilerdir. Diğer insanlar onlara karşı yakınlık duyarlar ve onları desteklemek isterler. Körü körüne güvenmeseler de, güven duygusu Altılar için önemlidir. Çok güvenilirdirler ve taahhütlerine tamamen uymaya büyük önem verirler. Bununla birlikte, insanları ve

koşulları sorgulamak, sağlıklı Altıların bile temkinli tavırlarının bir parçasını teşkil eder. Diğer özellikleri arasında dikkatli öngörülerde ve tahminlerde bulunmak ve sorunları tesbit edip gidermek de yer alır. Çalışkan, tutumlu, güvenilir, işbirliğine açıklardır ve diğer insanlarla eşitlikçi bir atmosfer oluşturulmasına yardımcı olurlar. Özdeşleştikleri kişilere karşı sadıktırlar ve kendilerini adarlar: aile, arkadaşlar ve bir yere “ait oldukları” duygusu onlar için önemlidir. Sağlıklı Altılar çok pratiktirler ve dengeli bir öz-disiplini muhafaza ederler: işlerinde hassas bir incelik, ustalık ve kaliteye sıkı sıkıya bağlıdırlar. Birer aksiyon insanı olarak, güçlükler karşısında da sebatkâr ve istikrarlıdırlar.

En Sağlıklı Hallerinde: Kendi kendine yeten, kendi iç rehberliğine güvenen, bağımsız fakat diğer insanlarla eşit olarak işbirliği yapabilen ve onlara tam destek sağlayabilen kişiler olurlar. Hayata karşı gerçek bir inanç beslemeleri kahramanca, pozitif bir tavrı, çok açık bir cesareti, korkusuz bir liderliği, kendilerini ifadede zenginlik ve yaratıcılığı beraberinde getirir.

 

ORTALAMA 6’lar:

 

Ortalama Altılar kendilerinden şüphe duymaya ve bunun sonucu olarak vakitlerini ve enerjilerini güvenilir ve istikrarlı olduğunu düşündükleri şeylere yatırmaya başlarlar. Düzenleyici ve yapılandıncı bir biçimde, rehberlik ve destek arayışıyla bakışlarını ittifaklara, inançlara ve otoritelere çevirirler. Garanti almayı ve şüphe ve vesveselerinin giderilmesini isterler. Gelecekteki olaylara ilişkin endişeleri

onları sürekli teyakkuzda ve problemlerin gelmesini bekler bir durumda tutar. Bütün önlemleri almaya çalışırlar, fakat yine de güvende olmak için yeterince şey yapmadıklarını düşünürler. Daha endişeli hâle geldikçe, daha fazla taahhütte bulunmaya ve kendilerini farklı taahhütleri yerine getirmeye

mecbur hissetmeye başlarlar.

 

Kendilerini baskı altında hissederler – insanlar çok fazla    şey   istemektedirler.   Bir inançtan   ya    da   belli   insanların desteğinden emin olmak ile olmamak arasında gidip gelirler.

Kendileri hakkında veya belli inanç veya yapıların   “işleyip işlemediği” konusunda giderek artan bir şekilde kararsız, şüpheci ve savunmacı olurlar. Şüpheci olmaya başlar ve destekleyicilerine ya da üstlerine karşı dolaylı pasif-agresif davranışlar yoluyla ve çelişen, karışık sinyaller vererek tepki gösterirler. İç karışıklıkları Altıların önceden tahmin edilemeyen davranışlarda bulunmalarına yol açar:   yapmaları gereken işleri ertelerler, kararsız, aşırı temkinli olur ve sorunlardan kaçmaya çalışırlar -“kabuklarına çekilirler” ve iç endişelerini kolay kolay ifade etmek istemezler. Zayıflıklarını gösterdiklerinde diğer insanların “hemen boğazlarına çökeceklerinden” korkarlar.

Gerginlikleri arttıkça, daha aksi, hırçın, kötümser ve engelleyici olurlar. Şüphelerinin ve gerilimlerinin üstesinden gelebilmek için daha inatçı ve tepkisel olur, artan güvensizliklerini telâfi etmek için sert, isyankâr bir tavır alırlar. Alaycı, iğneleyici, kavgacı ve tahammülsüz olabilir, güvenliklerine yönelik görünen tehditlere saldırganca tepki verirler. İnsanları dostlar ve düşmanlar olarak gruplara ayırmaya

başlarlar, kendilerine güven veren her şeyi “bize karşı onlar” şeklinde bir kuşatma mentalitesiyle gayretkeş bir biçimde savunurlarken, bir yandan da diğer kişileri endişeleri nedeniyle suçlarlar. Giderek daha otoriter ve sabit fikirli hâle gelirler.

SAĞLIKSIZ 6’lar :

Güdüsel meydan okuma eylemleri ya da inisiyatif alamama nedeniyle güvenliklerini tehlikeye sokmuş olabileceklerinden korkarak, aşırı telaşlı ve çok güvensiz bir ruh hâline girerler. Aşırı bağımlı olabilir ve kendilerini kınayabilir ya da bir yandan yardım veya desteği reddederken bir yandan da zoraki bir “sertlik” gösterebilirler. Her iki durumda da, akut aşağılık duygusuna kapılma ve panik ataklar sık görülür. Kendilerini küçük görür ve depresyona girerek, değersiz ve kabiliyetsiz oldukları hissine kapılırlar; sürekli korkular yaşarlar. Her şeye aşırı tepki verirler, problemleri abartırlar: Aslında altıların mâkul olmayan eylemleri, bizzat olmasından korktukları şeye yol açabilir.

Kendilerini savunmasız gördüklerinden, bütün problemlerini çözecek daha güçlü bir otorite ya da inanç arayışı içindedirler. Diğer insanların kendilerini kurtarmasını bekleyebilir ya da endişelerinden fanatik inanışlar veya uyuşturucu kullanımı ile kurtulmaya çalışan yalnız kişiler hâline gelebilirler. Giderek daha paranoid hâle gelerek, kendilerine başkaları tarafından eziyet edildiğini veya saldırıldığını düşünür ve “dışarıda insanların onları öldürmek için beklediğine dair” hayaller kurabilirler. Bazı vakalarda, kötü, tehlikeli ve toleranssız olabilir, korkularını ve güvensizliklerini susturmanın bir yolu olarak başka insanları günah keçisi olarak seçebilir ya da kendilerini tehdit  ettiğini düşündükleri herkese saldırabilirler.

Baskın çıkan endişe ve terkedilme korkusu, Altıların kurtarılmak için bir otorite figürü karşısında kendini küçültecek veya aşağılanmalarına yol açacak davranışlara tevessül etmelerine yol açabilir. İsteriye kapılarak Ve cezalandırılmaktan kaçma arayışı içinde, kendi kendilerini cezalandırmaya ve kendilerini tahrib etmeye yönelebilir, intihara başvurabilirler. Patolojik olarak, ileri düzeyde alkolizm, aşırı dozda uyuşturucu kullanımı, “ucuz meyhane ve kenar mahallelerde vakit geçirmeye dayalı” bir hayat tarzı, aşın paranoya ve mazoşistik davranışlar görülebilir.

İkincil Motivasyonları: 6 lar beğenilmek/hoşlanılmak isterler. Onaylanmak isterler, Başkalarının kendilerine karşı olan tutumlarını test ederler. Korkularını için kendilerini güçlü kılmaya çalışırlar. Eğer korku durumu oluşursa destek bulmak, bir büyüğün/üstadın/otoritenin yardımlarına gelmesini beklerler.

Arayışları:

Güven ve emniyet arayandadırlar. 6 lar inanacak bir inanç veya kişi ararlar. İç dinamiklerinin yoksunluğu ve özlerinden kopukluğunun derecesine bağlı olarak 6 lar dışarılarda bir yerlerde güven ve emniyet arayışına yönelirler, nasıl karar verecekleri ve hayatta nasıl ilerleyecekleri de dahil. Ortalama 6 lar güvenebilecekleri, sırtlarını dayayabilecekleri bir otorite ararlar. Sadece sağlıklı 6 lar, kendi iç

dinamiklerini keşfedebilirler ve korku, gerilimden kurtulurlar.

Kendileri hakkındaki Hisleri:

Ben güvenilir/sadık ve kendini adayan bir insanım

Sitemleri: Ben güvenilir birisiyim ve yapmam gerekenleri yapıyorum ama diğerleri yapmıyor.

 

7 KAŞİF

Dünya Görüşü: Dünya fırsat ve seçeneklerle doludur..Ben istikbale, geleceğe, önüme bakarım.

Temel Arzusu : Mutlu olmak

Temel Korkusu: yoksun kalmak, çürümek, mutsuz olmak

SAĞLIKLI 7’ler:

Dışa karşı çok açık ve tepkisel, özgür ruhlu, deneyimleri konusunda çok şevkli olan sağlıklı Yediler, nesnelerin ve duyuların dünyasına yönelimleri de güçlü olan kişilerdir. Doğal ve anlık gelişmelere göre tepki verirler, maceracıdırlar ve her tecrübeden büyük bir mutluluk duyarlar. Her uyarım onlarda anında bir tepkiye yol açar ve her şeyi heyecan ve canlılık verici bulurlar. Mutlu, canlı ve uyarıcı insanlardır.

Dünyaya karşı meraklıdırlar ve genellikle hızlı, kıvrak bir zekâya sahiptirler. Bir çok farklı işi iyi yapabilen, başarılı ve çok yönlü kişiler olurlar: çok üstün yetenekler ve etkileyici beceriler bahşedilmiş, çok sayıda işte yetenekli Rönesans devri insanları gibidirler. Sağlıklı Yediler pratik ve üretkendir – aksiyon ve enerji insanıdırlar. Aktif zihinleri onları aynı zamanda hayatın bir çok farklı alanını da araştırmaya yönlendirir: sahip oldukları çok sayıdaki ilgi alanının birbirlerini olumlu biçimde desteklemesi sonucunda çok yönlü insanlar hâline gelirler. En sağlıklı hallerinde: tecrübelerini derinlemesine özümserler, kadirşinas ve iyilikler karşısında minnettar olurlar ve hayatın mucizeleri karşısında adetâ büyülenirler. ‘Hayatı onaylayan’, neşeli ve aşın mutlu insanlardır. Ruhani bir gerçekliğin ipuçlarını bulmaya ve hayatın sınırsız iyiliğine ait derin bir h elde etmeye başlarlar. Aynı zamanda fiziksel gerçekliğin de ruhani olduğunu farkedip, gündelik tecrübelerden bile büyük bir haz duymaya başlarlar.

 

ORTALAMA 7’ler:

Huzursuzlukları ve yerlerinde duramamaları arttıkça, Ortalama Yediler daha fazla seçeneğe sahip olmak isterler. Maceracı ve “dünyevi konularda akıllı ve bilgili” olurlar, fakat bir yandan da odaklanmaları azalır, sürekli yeni şeyler ve tecrübeler aramaya başlarlar; aşırı istekli tüketiciler, sofistike, sanat meraklısı, trend oluşturan ve sansasyon peşinde koşan kişiler hâline dönüşürler. Proje başlatmada oldukça   iyidirler, fakat bu projeleri devam ettirmekte güçlük yaşarlar. Daha iyi seçenekleri kaçırma korkusu yüzünden, kendilerini belli bir eylem tarzı veya seçeneğe bağlamak konusunda çekingenlik gösterirler.

Ortalama yediler giderek öncelik belirlemede daha da zorlanmaya ya da hiç bir şeyi reddedememeye başlarlar: hiperaktifleşir, kendilerini sürekli aktivite içinde tutar, akıllarına gelen her şeyi yaparlar. Bir çok farklı konuyla ilgilendiklerinden dağılır ve konsantrasyonlarını kaybederler, zihinleri öylesine hızlı bir şekilde konudan konuya atlar ki, konsantrasyonlarını korumada güçlük çekerler. Endişeleri artar ve sıkılmaktan korktuklarından dolayı sürekli hareket halinde kalarak ve o anda kendilerine eğlence vaad eden her şeyin peşinden giderek, stimulasyonlarını ve heyecanlarını arttırmaya – ve bu sayede acı verici duygulara karşı kendilerini savunmaya – çalışırlar.

Daha ilginç seçenekler belirdiğinde, çalışma programlarını, daha önceden yapılmış planlan ve randevularını gözardı edebilirler.

Ayırdetmeksizin her türlü aktiviteyle ilgilenmeleri, yüzeysel olmalarına, görünüşte her şeyi biliyormuş gibi konuşan fakat aslında derinleme bilgisi olmayan kişiler hâline gelmelerine yol açar: kendileri için asıl iyi ve yararlı olanı ayırdedemiyor görünürler. Kendilerini hiç bir konuda kısıtlamayan, süslü ve gösterişli, sözünü sakınmayan ve dikkat çekme çabası içinde kişiler olurlar-canlı ve neşeli kalabilmek için sürekli konuşur, abartır, nükteler ve şakalar yapar ve “oyun sergilerler”. Kolaylıkla tuzağa düşürüldükleri veya mahrum bırakıldıkları hissine kapılabilirler ve bunun sonucunda daha havai, kaprisli ve güvenilmez olur, aşırılığa ve müsrifliğe kaçar, bastırılmış duygusal sorunlarını telâfi etmek için dikkat çekici miktarda tüketim yaparlar. Sürekli yeni eğlence çeşitlerinin ve bunları yapmak için

gerekli paranın bulunması çok önemli hâle gelir. Yediler kasıtlı olarak başkalarının acı çekmesine yol açmazlar, fakat bunun yanısıra kendilerinin başkalarında yol açtıktan kötü etkileri görmek de istemezler: ben-merkezli, tutkulu, talep edici ve sabırsız olabilirler, fakat öte yandan bunun karşılığı olarak diğer insanları desteklemek konusunda fazla bir şey yapmaya istekli değillerdir. Kendilerinin yol açtığı problemlerle ilgili suçlarını ya da sorumluluklarını reddederler.

SAĞLIKSIZ 7’ler:

Endişelerine son verme konusunda ümitsizliğe düşen sağlıksız Yediler, çok kolay ve hızlı bir şekilde bıkkınlığa ve kızgınlığa kapılıp kaba ve tahkir edici olabilir, artan paniklerini kontrol altına almak için gerekli olduğuna inandıkları her şeyi talep ederler. Endişelerini güdüsel olarak manik konuşmalar ve aktivitelerle dışa vurarak çocukça kaçışlara başvururlar: ne zaman durmaları gerektiğini bilmezler. Sağlıksız Yediler diğer insanlara karşı ilgisiz ve merhametsiz, hakaret edici olabilir, öfke veya huysuzluk krizlerine girebilir ve kendilerini kontrol edebilmede aşın derecede güçlük çekebilirler.

Alkol ve uyuşturucu bağımlılığı ya da kumara pervasızca para harcama tehlikesi belirir: giderek daha fazla zevk düşkünü, dejenere, ahlâksız ve yoldan çıkmış bir hâle geldikçe, bu aşırı müsrifçe hayat tarzı onlara bir bedel ödetir. Müsriflikleri ve aşırılıklarıyla giderek bu hayat tarzına iyice batan, fakat yine de tatmin olamayan Yediler, zevk alma hattâ herhangi bir şey hissetme yeteneklerini kaybetmeye başlarlar. Artan iç kaoslarından dehşete kapılarak, endişelerinin üstesinden gelmeye

çalışmak yerine güdülerine göre hareket eder, kontrollerini kaybeder, tutarsız ve değişken ruh hâli kaymalarının ve kompalsif, manik eylemlerin (“manik-depresif” savunmanın) kurbanı olurlar. Çeşitli türde çılgınlık krizlerine girebilir, sanki kendilerini sınırlayan hiç bir şey yokmuşçasına büyüklenebilir ve hayal dünyasına dalıp gerçeklikten uzaklaşabilirler. Zamanla Yedilerin savunmaları çöker, enerjileri

tükenir, sağlıkları kötüleşir ve isteri krizleri, fiziksel ve duygusal felç hisleri ile şiddetli depresyonla başbaşa kalırlar. Aşırı yaşam tarzlarının yol açtığı fiziksel hastalık ve sakatlıklar da yaygın olarak görülür. Genellikle kendilerine ve hayata boşverirler: derin bir ümitsizlik içine girer, kendilerini tahrip edecek derecede aşın dozda ilaç veya uyuşturucu kullanırlar ve güdüsel intihar görülür.

İkincil Motivasyonları:

Mutluluk ve özgürlüklerini sağlamak isterler, eğlenmek, değerli/önemli hadiseleri kaçırmamak isterler. Heyecanlı ve meşgul olmak, neşeli olmak, istedikleri şeylere sahip olmak isterler. Sonuçlarını önemsemeden  sürekli hareket halinde olmak. Gerilim ve acıdan kaçmak..

Arayışları: Tatmin olma ve doyuma ulaşmak isterler. Onları tatmin ve mutlu edecek şeyi ararlar. Kendi iç dinamiklerinin rehberliğinden yoksun olurlarsa, 7 ler kendilerini emniyette ve güvende hissetmek için tecrübelerin dünyasına yönelirler. Aynı zamanda hayatlarının amacını, ve onları tam olarak tatmin edecek şeyi ararlar. Korku, gerilim, kendilerinden şüphe ve hayatın karanlık yönlerini görmezden gelip bastırırken, onları mutlu edeceklerini hissettikleri aktivitelerin peşinden koşarlar.

Kendileri Hakkındaki Hisleri. Ben mutlu, yaşam dolu bir insanım..

Sitemleri: Mutluyum, ama sahip olmak istediklerimi elde edersem daha da mutlu olacağım.

 

Fiziksel Merkez

 

Fiziksel Merkez; insanın hareket ve eylem boyutunu temsil eder.

Fiziksel Merkezli 3 farklı kişilik vardır.

İddialı: Adalet, Güç, Bağımsızlık, Liderlik, Mert, Koruma, Cesaret, Aksiyon, Müdahale

Barışçıl: Uyum, Huzur, Doğallık, Diyalog, Sabır, İnat, İkna, Ağırbaşlılık, Kararsızlık

Mükemmeliyetçi: İdeal, Kural, Prensip, İhtiyat, Detay, Düzen, Eleştiri, Gerilim, Nesnellik

 

FİZİKSEL MERKEZ

  • Fiziksel merkezi baskın olan kişilerin genel ilgileri aksiyon, uygulama, hayatta kalma, güçlü ve bağımsız olma üzerinedir. Pratik ve eylem odaklıdırlar.
  • Fiziksel dünyada güç, onay ve ilham ararlar.
  • Düşünceleri sistematize etme ve fikirleri hayata geçirme konusunda özel yetenekleri vardır.
  • Zaman konusunda algılan şimdiki zamana dönüktür.
  • Başarılı oldukları ve zevk aldıkları işlevler: o yapma, hareket halinde olma

olayları ve düşünceleri somutlaştırma

ayrıntılara inme, ince düşünme

herşeyi işlevli kılma (işe yararlılık prensibi) açısından düşünme

fayda ve pratikliği ön plana alma

sentez etme, herşeyi sistematik hale getirme

 

8 İDDİALI

 

Dünyaya Bakış: Dünya adaletsiz bir yer.Ben güçlüyüm ve masumları korurum.

Temel Arzu: Kendi kendine yeten, bağımsız biri olmak..Kendilerini ve bağımsızlıklarını korumak

Temel Korku: Başkalarına muhtaç olmak. Kontrol edilmek, tahrip edilmek, şiddete maruz kalmak

SAĞLIKLI 8 ler:

İddialı, kendinden emin ve güçlü olan sağlıklı Sekizler, ihtiyaç duydukları veya istedikleri şeyler konusunda kendilerini savunmayı ve karşı koymayı öğrenmişlerdir. Eylem yönelimlidirler, istekli ve öz-güven taşıyan bir tavra ve içsel enerjiye sahiptirler. Güçlükle ve meydan okumayla karşılaşmayı severler, kendi kendilerini harekete geçirebilir ve inisiyatif alarak işlerin yapılmasını sağlarlar. Kararlı, inatçı ve açıksözlü olup, bağımsızlığa değer verir ve başkalarının da bağımsızlık duygularını güçlendirip canlı tutarlar. Güçlü iradeye sahip, tutkulu aksiyon insanlarıdır ve sade ve doğrudan bir tarzla iletişim kurarlar – “gördüğün şey, aldığın şeydir”. Sekizler, diğer insanların saygı duyduğu ve yönlendirilmek için başvurduğu doğal liderlerdir: kararlı, otoriter ve emredicidirler. Onurlu olmakla, güçlerini yapıcı olarak kullanmakla, insanları savunup korumakla, desteklemeye değer dâvaların ve değerli girişimlerin tedarikçileri, sponsorları, akıl hocaları ve tanıtımcıları olarak işlev görmekle, bu saygıyı hak ederek kazanırlar. Adalet ve dürüstlük isterler ve dünyalarıyla ilgili pozitif bir görüşe

sahiptirler. En Sağlıklı Hallerinde: merhametli, cömert ve bağışlayıcı olur, kendilerini çok iyi kontrol edebilir, güçleriyle başkalarını korur ve ihtiyaçlarını karşılarlar. Güç verici, nazik, ilham vericidirler ve açık yürekli olacak cesarete sahiptirler. Gerçekten korkusuzdurlar ve vizyonlarına ulaşmak için kendilerini tehlikeye atmaya hazırdırlar: kahraman veya tarihsel açıdan büyük kişiler olmaları muhtemeldir.

ORTALAMA 8ler:

Ortalama Sekizler mümkün olduğunca çok bağımsız ve otonom olmak isterler: başkalarına fazla bağlı olmaktan korkarlar ve bu yüzden dışarıya karşı sertleşirler (“Benim hiç kimseye ihtiyacım yok.”) Kendi kendine yetme, finansal bağımsızlık ve gelecekteki ihtiyaçlarına dair yeterli kaynaklara sahip olduklarını bilmeleri önemli kaygılarını oluşturun Sekizler girişimci, pragmatik, “katı bireyselci” ve uyanık tüccarlar olabilirler. Çalışkan, verimli, pratik ve kurnazdırlar ve mücadeleci bir biçimde kendileri ve sevdikleri için avantajlar elde etmeye çalışırlar.

Sekizler aynı zamanda oyunu sert oynamayı da severler: gözüpek ve tutkulu olabilir, heyecan için veya kendilerini kanıtlamak için maceraya atılmayı ve risk almayı severler.

Stresleri iyice arttığında, daha kendini-korumacı ve duygusal olarak savunmacı ve kapalı olabilirler. Başkalarının onların çabalarını desteklediklerinden şüphe duyarlar. Diğer insanların kendilerinin önemli olduğunu anlamalarını sağlamaya teşebbüs eder, böbürlenir ve kibirli bir tavır takınır, vaadlerde bulunur ve büyük planlar yaparlar. İçinde bulundukları duruma olan güvenleri azaldığında, daha iddialı, ikna edici, saldırgan, dışadönük ve konuşkan olarak çevrelerine (ki buna diğer insanlar da dahildir) baskın çıkmak isterler: sözleri kanundur. Hemen hemen bütün aktivitelerinde gerekenden daha fazla enerji kullanırlar. Benliklerini tüketirler, fakat yine de iradeli ve ego-merkezli, sadakat talep edici ve her konuda “kendi yöntemlerini” empoze edicidirler. Diğer insanları muâdilleri olarak görmez ve saygılı davranmazlar. Baskınlık kurmaya çalışabilir, çevrelerindeki kişilere emirler verebilir, bu arada kendisine ne yapacağını söylemeye teşebbüs edenlere açık bir biçimde meydan okurlar. Diğer insanlar tarafından reddedildiklerini ve desteklenmediklerini hissetmeye başlarlar, fakat buna çatışmacılık, saldırganlık ve aksilikle tepki vererek kendilerine yönelik düşmanlıklar oluşmasına yol açarlar. Her şeyi bir irade imtihanına çevirir ve asla geri adım atmazlar. İnsanların limitlerini zorlarlar ve insanlarla karşı karşıya gelmeyi severler. Diğer insanları boyun eğmeye zorlamak ve kendilerini zayıf hissetmelerini sağlamak için tehditlere, sindirme teşebbüslerine ve misilleme ile korkutma yöntemlerine başvurabilirler. (“Beni kızdırmak istemezsin, değil mi?”) Bu adaletsiz muamele diğer insanları korkutur ve kabadayıca tavırlar sergileyen Sekizlere kızıp kırılmalarına ve muhtemelen onlara karşı birlikte cephe almalarına yol açar.

SAĞLIKSIZ 8’ler:

Sağlıksız Sekizler kendilerini derin bir biçimde ihanete uğramış hissederler, fakat sının geçtiklerini ve artık geri dönemeyeceklerini düşünürler. Kendilerini kontrol etmeye yönelik her teşebbüse meydan okuyarak, tam bir suçlu mentalitesi geliştirir ve davranışlarına sınırlama getiren hiç bir kanun ya da sının tanımazlar. Bazıları suçlu, isyancı ya da dolandırıcı olurlar. Ellerindeki gücü korumak ve bedeli

ne olursa olsun üstün gelmek isterler: tamamen kalpsiz, acımasız, ahlâk kurallarını hiçe sayan, potansiyel olarak şiddet kullanabilen, suçluluk, korku, yumuşak kalplilik ve diğer hassas insani duygulara meydan okuyan kişiler olurlar.

Tabii ki, bu tavırlar kaçınılmaz bir biçimde gerçek düşmanlar ortaya çıkarır ve Sekizler kendilerini korumak ve bastırılmış dehşetlerini gidermek için daha da saldırgan ve acımasız olmak zorunda kalırlar. Büyük bir öfke ve zalimlikle ve “güçlü olan haklıdır” veya “orman   kanunu”  şeklinde  ifade  edilebilecek   bir  felsefeyi  şiar edinerek, güçlü hissetmek için diğer insanlara dehşet yaşatırlar. Kendileri hakkında gerçekdışı fikirler vehmetmeye başlarlar (megalomani), her şeye güç yetirebilecekleri zannına kapılırlar, yenilmez ve zarar verilemez olduklarını düşünürler. Giderek daha

pervasızlaşır, kendilerini ve kaynaklarını aşın bir biçimde riske atarlar. Sonunda, eğer tehlike içindeyseler, kendi iradelerine boyun eğmeyen her şeyi intikam hisleriyle ve gaddarca yok etmeye teşebbüs ederler. Sosyopatik eğilimler görülür: barbarca davranabilir ve cinayet işleyebilirler.

İkincil Motivasyonları:

 

8 ler kendilerinden emin olmak isterler, kendilerini ve yeteneklerini isbat etmek, saygı duyulmak, işleri yürütmek için yeterli kaynaklara sahip olmak. Kendilerini kendilerinin önemi konusunda ikna etmek. Çevrelerini domine etmek. Kendi yollarına gitmek. Yaşayakalmak için savaşmak. Hassas/kolay kırılabilir olmamak.

Arayışları: Yaşayakalmak. 8 ler fiziksel açıdan yaşayakalma ve aynı zamanda kendi inşa ettikleri herşeyin yaşayakalması için çabalarlar.

Çevrelerinin nasıl olması gerektiği ve bunun kişiliklerini nasıl yansıtması gerektiği hakkında

bir vizyonları vardır. Hayatın şartlarının zor olduğunu ve tehdit edici olduğunu ve bunlara

karşı durulması gerektiğini ve zorluklar karşısında hem kendini hem de sevdiklerini/

yanındakileri koruması gerektiğini hissederler. Çevredekilerin kendisini, yakınlarını ve kazandıklarını yok etmesini önlemek için, kendilerine ve başkalarına karşı sert olabilirler.

Kendileri Hakkındaki Hisleri:

Ben güçlü ve kendinden emin birisiyim Fakat Ben yaşayakalmak/ayakta durabilmek için savaşıyorum, eğer kendimi bırakırsam başkaları beni kontrol edebilir/onlara bağımlı hale gelebilirim.

 

9 BARIŞÇI

 

Dünyaya Bakışı: Çabalarımın dünyayı değiştireceğine inanmıyorum. En iyisi huzuru/barışı korumak.

Temel Arzu: Huzur ve birliktelik (evlilik de olabilir) bulmak.   Huzurlu ve bütün olmak. Kafa dinginliğine sahip olmak.

Temel Korku: ayrılık.. Firak/Ayrılık, parçalanma

SAĞLIKLI 9lar:

Sağlıklı Dokuzlar insanlara ve yeni fikirlere açık, içten ve rahat, duygusal olarak istikrarlı, sakin ve tasasızdırlar. Kabullenici, kendilerine ve başkalarına güvenen, uyumlu, kendileriyle ve hayatla barışık kişilerdir. Sabırlı ve yumuşak huylu, fakat doğrudan ve samimi olan Dokuzlar, masumiyet ve sadelik niteliklerine sahiptirler ve gerçekten nazik insanlardır. Tavırları iyimser, teskin ve temin edici, destekleyicidir; insanların kendilerini rahat hissetmelerini sağlarlar ve gruplara uyum getiren ve insanları biraraya toplayan sakinleştirici, iyileştirici bir etkiye sahiptirler. Sağlıklı olduklarında, gerek duydukları zaman güçlü ve dinamik de olabilirler. İstikrarları, sağduyuları ve sessiz güçleri, diğer insanları teskin ve temin eder. Olaylara kolaylıkla diğer insanların gözünden de bakabilirler, arabuluculuk, müzakere ve istişare yapma konularında iyidirler. Kendilerini iyi hissetmeleri, diğer insanlara da moral desteği sağlayıp kendilerini rahat hissetmelerini sağlar. İnsani koşullarını kabul etmekten gelen muazzam bir vakara, derin bir sükûnete ve gerçek bir huzura sahiptirler. En Sağlıklı Hallerinde: kendilerini ve duygularını kontrol edebilirler, büyük bir sükûnete sahiptirler ve hayatlarından gerçek bir memnuniyet içindedirler. Kendilerini otonom ve tatmin olmuş hissederler. Paradoksal bir biçimde, hem kendileriyle uyum içindedirler, hem de kendileriyle bütünlük içinde olduklarından dolayı derin ilişkiler kurabilirler. Güçlü bir biçimde canlı, uyanık, gerçekçi ve kendilerine ve başkalarına karşı teyakkuzdadırlar. Bir tabiat kuvvetine benzetebilecek, kararlı ve yılmaz bir ruh geliştirirler – dinamik, bağlantılı ve hayatla gerçek bir uyum içinde olan bir ruh. Canlı, hayat dolu ve kendilerine hâkimdirler.

 

ORTALAMA 9lar:

 

Dokuzlar çatışmaya girmekten korkmaya başlar ve bunun sonucunda çekingen ve aşırı mütevazı olurlar, kendilerini diğer insanlara göre ayarlarlar ve gerçekte istemedikleri şeylere de evet derler. Dışarıdan bakıldığında uyumlu, hoş ve uzlaşmacı görünürler fakat iç dirençlerini sürdürürler. Diğer insanları ve isteklerini savuşturmak için inançları kullanmaya ve deyişler ezberleyip biriktirmeye başlar ya da değişime direnmek amacıyla dizayn    edilmiş “tavizsiz felsefelere” sarılırlar. Heyecanlanmak ve harekete geçmek, geçmek istemediklerini giderek daha fazla hissederek, geleneksel   rolleri ve beklentileri saflıkla ve hiç sorgulamaksızın kabul edebilirler – bunu çoğunlukla başkalarıyla özdeşleşerek ve sanki onlarda yaşayarak yaparlar.

Bir yandan ilişkilerini sürdürürken, bir yandan da bu ilişkilerden etkilenmemeye çalışırlar. Değişimi, rahatsız edilmeyi veya herhangi türde bir baskıya maruz kalmayı istemezler. Pasif, hissiz, tepkisiz ve aşırı kabullenici olabilir, çatışmalardan uzaklaşıp problemlerini hasıraltı edebilirler. Çok az ihtiyaçları olduğunu iddia ederler. Arzularını giderek daha fazla bastırırlar. Fiziksel olarak aktif, fakat içsel ve

duygusal olarak tembel, benliklerini harekete geçirmede isteksiz olabilirler. Kayıtsızlaşabilir ve tembellik nedeniyle işlerini savsaklayabilirler, problemler kendi kendilerine sona erinceye kadar çekingenlik ve kararsızlık içinde bocalayabilirler. Günlerini her zamanki rutinlerle ve yoğun çalışmalarla doldurur veya görevlerini yaparken yaptıkları işle çok az bağlantı içinde olurlar.

Duygusuzlaşmayı rahatlama ile karıştırırlar – televizyon, kalitesiz romanlar ve bağımlılık yapıcı madde kullanımı ile duygusuzluk arayışına girerler. Gerçekliğe kapılarını kapamaya, görmek istemedikleri şeylere karşı kayıtsızlaşmaya başlarlar. Çok fazla hayallere dalar, uzun uzun düşünür, kendilerini rahatlatan fantazilere dalar ve sarhoş gibi olurlar. Çoğu kez de bu durumlarını ‘üstün faziletler’ olarak

rûhânileştirirler. Uzak, ilgisiz ve pek düşünmeyen kişiler olurlar: düşünceleri muğlâklaşır, odaksızlasın amaçsızlaşır ve çoğunlukla her şeyin ne kadar uyumlu ve hoş olması gerektiğine dair idealize edilmiş kavramlar etrafında dönmeye başlar. Hâlâ hoş ve uyumlu bir insan olarak görünmekle birlikte, giderek daha inatçı, iletişimsiz ve etkilenmeye karşı dirençli hâle gelirler. Eğer problemleri sona ermezse, diğer

insanları sakinleştirmek ve yumuşatmak, “problemleri arkalarında bırakmak” ve “ne pahasına olursa olsun barışı elde etmek” için problemlerin ciddiyetini hafife alırlar. Çok sabırlı, kaderci ve çekingen olur, sanki hiç bir şeyi değiştirmek için hiç bir şey yapmak mümkün değilmişcesine kendilerini hayatın akışına bırakırlar. Dış görünümlerinin altında kayda değer bir kızgınlık için için kaynamaktadır ve zaman zaman öfke patlamaları şeklinde ortaya çıkar. Çok zayıf bir muhakemeleri vardır. Sorunlarını çözecek fakat kendi çabalarını veya tepkilerini gerektirmeyecek çözümler bulmayı ümid ederler.

 

SAĞLIKSIZ 9lar :

 

Sağlıksız Dokuzlar, ifade edilmeyen muazzam bir öfkenin üzerinde otururlar ve bu öfkeyi bilincin dışında tutmak için harcadıklar çaba onları çok yorar. Yoğun depresyona girebilirler ve enerjilerini bastırmaları kişisel gelişimlerinin yetersiz kalmasına yol açar: giderek artan bir biçimde çaresiz, başarısız ve beceriksiz hâle gelirler ve onları kendilerinden kurtarmak için birilerinin olaya el atması şart olur.

Altta yatan öfke ve kederlerinin farkındalık düzeyine çıkmasından dehşete kapıldıklarından, inatçılaşır, sorunların ve çatışmaların varlığını ya da işlerin kötü gittiğini ısrarla inkâr ederler.

‘Elçiyi’ suçlamaya başlar, problemlerini çözmeye çalışmalarına hattâ problemlerinin varlığını kabul etmelerine yardım etmeye çalışan herkese öfke duyarlar. Ciddi derecede ihmalkârlaşır ve sorumsuzlaşır, kendilerine ihtiyaç duyan kişiler için tehlikeli olurlar. Eğer problemleri sona ermezse, kendilerini etkileyebilecek her şeyi farkındalıklarının dışında tutarlar. Kendilerini savunmak için, zamanla hiç işlev göremeyecek bir duruma gelmelerine yol açacak şekilde uzaklaşırlar. Ciddi bir zihin karışıklığı yaşar, kişiliksizlesin katatonik (yarı trans hâlinde) ve hareketsiz bir hâl alırlar. Duygusal çöküş ve kişilik bölünmesi mümkündür.

İkincil Motivasyonları:

9 lar iç istikrara sahip olmak isterler. Kendi dünyalarında huzur/barış ve harmoni oluşturmak isterler. Çatışmaları ortadan kaldırmak(arabuluculuk), insanları biraraya getirmek, işleri/olayları akışına bırakmak(olduğu gibi bırakmak), çatışmaları/kavgaları önlemek.

Problem ve sorunları ve çatışmaları minimuma indirmek. Herşeyin kendi halinde ve kendi dünyasında iyi olduğu illüzyonunu savunmak

Arayışları:

Uyum ve denge. 9 lar birlik, bütünlük ve hep birarada olma isterler. İdeal bir düzen anlayışları vardır, işlerin nasıl olması gerektiği hakkında, kendi alanındaki diğer kişilik bandları gibi. Sadelik, rahatlık konusunda bir anlayış getirirler. Dış dünyalarında pozitif etkiler oluşturacak hakiki iç huzuru ve iç barışı ararlar.

Kendileri Hakkındaki Hisleri:

Ben barışçıl, geçimi kolay birisiyim.

Sitem: Ben kendi halimden ve işlerin bu şekilde gidişinden memnunum, rahatsız değilim ama herkes bana değişmem için baskı yapıyor.

 

1 MÜKEMMELİYETÇİ

Dünyaya Bakışı: Dünya yanlışlıklarla dolu. Geliştirmeye çalışmalıyım, daha iyiye doğru gitmesi için dünyanın.

Temel Arzusu: Doğru olmak., (haklı olmak) İyi olmak. Tutarlı olmak,doğruları  çatışmamak

Temel Korku : Ayıplanmak, Hata Yapmak Kötü, dengesiz, yozlaşmış, ahlaki açıdan çökmüş olmak

 

SAĞLIKLI 1’ler:

Sağlıklı   Birler,    güçlü   kişisel   inançlara   sahip  merhametli   kişilerdir:   çok   güçlü   bir    iyi   ve   kötü anlayışına    ve    kişisel     ahlâki   değer    kanunlarına sahiptirler. Rasyonel, mâkul, öz-disiplin sahibi ve her konuda ılımlı olmak isterler. Yüksek etik değerlere sahiptirler: doğruluk ve adalet temel değerlerini oluşturur. Ahlâklı oluşları ve doğruluktan, onları üstün birer ahlâk öğretmeni, kişisel örnek ve doğruluğun ve diğer değerlerin şahitleri yapar. Hayatta, onlara amaç duygusu veren bir misyonları olduğunu düşünürler. Zamanlarını, enerjilerini ve tutkularını, vazifeleri olduğuna inandıkları şeyleri yapmaya harcarlar. Çok başarılı iletişimcilerdir ve baskı altında dahi duygusal kontrollerini kaybetmezler. Aşın ilkelidirler, her zaman tarafsız, âdil ve nesnel kalmak isterler ve daha büyük bir getiri sağlayacaksa fedakârlık yapmaya ve tatminlerini sonraya bırakmaya isteklidirler. Fazilete erme, mükemmellik ve dengeye ulaşma şeklindeki Apollo idealinin vücut bulmuş şeklidirler. En Sağlıklı Hâllerinde: alışılmışın ötesinde bilge ve insancıl olurlar ve üstün bir doğruyu yanlıştan tefrik etme yeteneğine sahiptirler. Her şeyi olduğu gibi kabul ederek, transandantal bir gerçekçiliğe sahip olur ve her an hangi yolu izlemelerinin en uygun olacağını bilirler. Uzun vâdeye yönelik

öncelikleri görebilir ve değerlendirebilirler ve bu onlara transandantal bir bakışaçısı sağlar. Gerek kendilerindeki gerekse başkalarındaki insani zayıflıkları kabul edebilmeleri, Birlere diğer insanlara ilham verme ve moral desteği sağlama yeteneği kazandırır: gerçek duyulacaktır. Bilgece tavsiyelerde bulunurlar, vizyon ve gaye asaletine sahiptirler. Hayatı teyid eden, ümitvâr ve nazik bir yapıları vardır.

Birler, kişisel mükemmeliyetlerini büyük bir ruh asaleti ile dengelerler.

ORTALAMA 1’ler:

Ortalama Birler gerçeklikten tatmin olmamaya başlar ve her şeyi düzeltme görevinin kişisel olarak kendilerine düştüğü şeklinde asilce bir zorunluluk hissetmeye başlarlar: dâvaların öncüleri, savunucuları olur, eleştirir, eğitir ve yüksek ahlâki değerlere sahip idealistler olurlar.

Dâvâları destekler ve tanıtırlar. Her şeyi “olması gerektiği” duruma   getirmeye yönelik bir ideal uğruna çalışırlar. Birler, açıklamak, düzeltmek, tartışmak, hatâları saptamak ve göstermek ihtiyacı hisseder ve

standartlara riayet etmek için çok uğraşırlar. Kesinliğe sahip olduklarını giderek daha fazla hissederler: görüşlerinin doğruluğundan emindirler. Birler görüşlerini ne kadar çok ifade ederlerse, hatâ yapmaktan da o ölçüde korkarlar: her şey onların ideallerine uygun olmalıdır. Düzenli, metodik, mantıklı, ayrıntıcı fakat aynı     zamanda    daha    soğuk,    incelikten     ve düşünceden uzak, duygusal açıdan sınırlı hâle gelirler: duygularını ve güdülerini sert bir biçimde kontrol altında tutarlar ve bu durum onlarda gergin, bastırılmış bir niteliğe yol açar. Depresyon krizleri görülmeye başlar. Sıklıkla işkolik olurlar – “işten kaytarmadıklarını” hissetme ihtiyacı duyarlar. Sofu, anal (kompulsif), aşırı titiz, kılı kırk yaran, dakik ve kuralcı olabilirler. Düşünce süreçleri hiyerarşik ve tümdengelimsel olup, her şeyi siyah ve beyaz, iyi ve kötü, yanlış ve doğru şeklinde iki gruba ayırırlar. Her şey hakkında çok sabit

fikirlidirler – insanların hatâlarını düzeltir ve onları kendi görüşlerine göre doğru olan şekilde davranmaları konusunda sıkboğaz ederler.

Gerek kendilerini gerekse diğer insanları yoğun bir şekilde eleştirirler: yargılayıcı, kusur arayıcı ve hatâ bulucu olabilirler. Birler mükemmeliyetçi ve sabırsızdırlar, bir şey kendi tariflerine göre yapılmadıkça asla tatmin olmazlar. Başkalarının kendi standartlarını paylaşmamalarına içerleyip kızarlar. Diğer insanlar onların iyi çalışmalarını berbat etmektedirler. Kendilerinin yargılayıp haksız, hatalı, dağınık veya uygunsuz olduğuna hükmettikleri kişilere (ya da şeylere) ahlâk dersi verir, onları azarlar ve kızarlar.

SAĞLIKSIZ 1ler:

Sağlıksız Birler, aşın dogmatik, dar görüşlü, her şeyin doğrusunu kendilerinin bildiğine ve yaptığına inanan, toleranssız ve esnek olmayan kişilerdir. Kendilerinden başka herkes tembel veya yoldan çıkmıştır. Yalnızca onlar “doğruyu” bilirler ve dar, tehditkâr dogmaları temel alan acımasız beyanatlar yaparlar. Yargılarında çok şiddetlidirler; onlara göre, haklı olduğunu kanıtlamak başkalarının haksız

olduğunu kanıtlamak anlamına gelir. “Mantıklı” konumlarını korumak için kendini haklı çıkarma ve mâkul gerekçeler bulma yoluna başvururlar. Bununla birlikte, sahnenin gerisinde kızgın, içerlemiş ve depresyondadırlar. “Yasaklanmış zevkler” yaklaşımının sonucu olan kompulsif eylemler ile suçluluk ve pişmanlık şeklindeki mazoşistik periyotlar birbirini takip eder. İronik bir şekilde kendilerinin de aynı, hattâ daha kötü hataları yapabilmelerine rağmen, başkalarının hatâlarını takıntı hâline getirirler.

Birlerin kendi içgüdüsel İstekleri cezalandırıcı süperegolarına karşı isyan   eder ve onların kendi muhalif eylemlerine ve tavırlarına mazeretler bularak insanlara öğütlediklerinin tam tersini yapmalarına neden olur. Diğer insanlara karşı kınayıcı, “günahkârlardan” kurtulmak için cezalandırıcı ve zalim olurlar. Kendilerinin bir parçasının bu ıstıraba sebep ‘olduğuna da inanabilirler ve bu durum kendilerini cezalandırmalarına veya kendilerini kesip yaralamalarına yol açabilir. Ciddi depresyona girebilir ve sinirsel çöküş yaşayabilirler, intihar teşebbüsleri de muhtemeldir.

 

İkincil Motivasyonları:

1 ler başkalarına adil davranmak isterler. Doğrulan ile bilinçli bir şekilde uyumlu davranmak. İdealleri için çabalamak. Dünyayı daha iyi bir yer yapmak için/ geliştirmek için çabalamak. Hata yapmayı/hataları önlemek. Eleştirinin ötesinde olmak (mükemmel, eleştirilemiyecek kişi), kendi durumlarını rasyonalize etmek/meşru kılmak. Mutlak şekilde günahsız ve suçsuz olmak. İdealleri için yaşamayan insanları küçümsemek.

Arayışları:

Tutarlılık ve gelişim,  ilkeler genel olarak dünyaya bir katkıları olması ve dünyayı daha iyi bir yer yapmak için çalışmaları gerektiğine inanırlar. Böylece dünyada bir yer edinmeye çalışırlar. Sıkı çalışır, mükemmeliğe ait bir vizyonları vardır. Pratik İdealisttirler. 1lerin derecesi geçmişlerindeki tecrübelerine bağlı olaraktan, rahat ve relaks olamayan bir durumları vardır ve başarılarının tadını alamazlar.

Kendileri Hakkındaki Hisleri:

Ben nesnel, mantıklı, rasyonel birisiyim.

FAKAT .’Genelde ben haklıyım, ve insanlar eğer beni dinlerlerse dünya daha güzel bir yer olacak.

 

KİŞİLİKLERİ KULLANMANIN  9 FARKLI TARZI

 

İnsanlar, kendilerine sunulan ve algılayabildikleri bilgi oranında doğru ve dürüst davranabilirler.

İnsanlar bu bilgileri, kendi tutum ve tavırlarını savunmak, güçlendirmek için kullanabilirler. Herkes kendi motif penceresinden sıfır merkezli kişilik göstergesi bilgilerini farkında olmadan çarpıtabilir.

Mesela 1 ‘ler bu bilgilere nihai eleştirel referans noktası olarak kullanıp, kendilerini ve başkalarını yargılarlar. Sadece yanlış eksik olan kısmına odaklanıp, olumlu, pozitif yönlerini güçlendirmeye odaklanmazlar. Herkesin, kişilik motifi özelliklerine göre doğrultmaya, düzeltmeye çalışırlar. Kendilerini dürbünle özdeşleştirirler. Halbuki doğrusu, dürbünü, kendilerini tanımada bir araç olarak kullanmaları gerekirdi. Kişilik motiflerinin temsili dürbün yönünü unuturlar. Temsili dürbün olan bu sıfırın merkezi kişilik göstergesi, insana dair hakikatleri, toplamaya yarar. İnsandaki nakışlan ve motifleri ortaya çıkarır. İnsanlar arasındaki farklılıkları anlamlandırır.

2’ ler için bu kişilik motifleri bilgisi, insanları kendine çekme, bağlama ve onlarla suni bağlantılar kurarak menfaatlerine kolay ulaşma kapısını açabilir. insanları baştan çıkarmanın ve onları kendine bağlamanın etik olmayan yollarını insana gösterir.

2’ler bu bilgilere maruz kaldıktan sonra kendilerini eleştirebilirler. Kendi kendilerinden nefret edebilirler. Özellikle bu kişilerin etrafında onu sevmeyen insanlar var ise, bu daha da şiddetli şekilde kendini ortaya çıkarabilir.

Bazı 2’lerde kendilerini hizmetkar, yardımsever olarak görüp aşın düzeyde kendi benlik hapisanelerinden zevk alabilirler. İnsan İlişkilerindeki harika kabiliyetleri onlarda bir gurur ve kibire yol açabilir. Kendilerini başkalarına hizmet etmeye verdiklerinden kendi iç dünyalarını unutabilirler. Kendilerini ihmal edebilirler.

3’ler bu bilgileri öğrendikten sonra insanlara farklı bilgi setleri olarak görebilir ve insanların yüzeysel davranışlarına yönelebilirler. Kendi ruhlarını ve iç dünyalarını unutabilirler.

Bu sistemi son derece basit ve şematik hale getirip, bunun üzerinden başarı ve imaj inşa etmeye çalışırlar.

Bu bilgi onların imaj başarı ve kariyer güdülerini tatmin eden bir araca dönüşebilir ve ahlaki ve etik kaygı duymaksızın bu bilgileri kullanarak “adamına göre şerbet verme ve muamelede bulunma” stratejisine kendini kaptırabilir. Bazı 3’lerde insanları tiplemede ve kategorize etmede acele davranıp 3-5 soruda insanları fişlemeye başlayabilirler.

 

4’ler ise bu bilgilerin kendilerini iyileştireceğine İnanırlar. Ve bu modelin yabancı hissettikleri ve anlamadıkları herşeyi çözü imleyebilecek bir derinliğe sahip olduğuna inanırlar. Kendi hatalarını anlamada ve hayattan kopuk yaşamadaki nedenleri görebilirler. Kendilerinin dışında başka orijinal, sıra dışı insanların var olduğunu görmek onları rahatsız edebilir. Kendilerine çok orijinal sıradışı bir kimse olarak görebilirler.

5’ler, bu bilgiyi insanları uzaktan, analiz eden bir sistem olarak görür ve insanlarla sıcak İlişkiye girmeden onları anlamak mümkün olabilir şeklinde düşünürler.

İnsanlardan uzak kalmanın makul bir yolunu bulmuş olabilirler. Gereksizce bu bilgilerin derinlemesine inip orada kendilerini kaybedebilirler. Model sistemin gizli, mistik yönleri onlara daha çekici gelip, günlük hayattan kopmaları için iyi bir manzeret olabilir. Bu insan motiflerini gerçek insanların hikayesi yerine onların teorik modellemesi olarak görebilirler. İnsanlarla etkileşmeden insanları

tanımanın güvenilir ve kompleks bir yolu olarak bu bilgileri algılayabilirler.

Bazı 5’lerde, bu bilgilerin doğru olduğunu kabul etmeyebilirler. Çünkü bu bilgiler doğru olursa, başkalarının kendisini kontrol etmede   kullanabilecekleri endişesini taşırlar. Dolayısıyla bu bilgilerin doğru olduğuna ve insanların gruplamada ve motiflerini ortaya çıkarmada  kullanabileceğine inanamazlar ve reddedebilirler.

6’lar, bu bilgileri, davranışlarına ait sorumluluktan almamada bir mazeret olarak kullanabilirler veya kendilerini aşırı derecede bu bilgilerle özdeşleştirip, kendilerini tam bir altı gibi görmeye başlarlar ve kendilerinin 6 motifindeki özelliklerden başka bir şey olmadığına inanabilirler. Bazı 6’larda bu bilgileri kabul etmezler. Çünkü insanları etiketlediğini ve ayrımcılığa zorladığını düşünürler. Böyle bir insan

tanıma sisteminin faydalarından ziyade, potansiyel tehlikeleri üzerinde daha çok dururlar. Bazı 6’larda, bu insan tanıma sistemini çok olumlu bulup, onu yüceltebilirler. Her sorunun çözümünde kullanılabileceğine inanırlar. Herşeyi izah eden bir sistem olduğuna ve dolayısıyla belirsizlikler içinde çalkalanan dünyada önemli bir güvenlik sistemi oluşturacağına inanırlar. Bazıları bu bilgiyi tek doğru ve tek gerçek olarak algılayıp, bunu dogmatik şekilde savunabilirler.

Bazı 6’lar ise bu bilgiyi paranoyak derecesindeki kuşkularını delillendirmede ve insanların bilinçaltı motiflerini okumada kullanabilirler.

7’ler ise, bu insan modelini çok hızlı kavrayıp, modeli her şeyiyle çözdüklerine inanırlar ve modelin sınırlayıcı, eksik yanlarını görmemezlikten gelebilirler. Bazı 7’ler insanların dış özelliklerine bakarak, insanları çözdüklerine inanabilirler. Bu modeli öğrenmek için, formüller, denklemler geliştirebilirler. Bazı 7’ler insan model sistemini, filozofik ve idealistik açıdan anlarlar. Hayatın içindeki yaşayan

kişilik motiflerini çözümlemeye fazla önem vermezler. Modelin sadece olumlu yönlerine odaklanıp, her bir kişilik motifi zaaflarını ve karanlık yönlerini görmemezlikten gelirler.

 

8’ler, kişilik motiflerini aşırı derecede basitleştirilmiş karikatürler olarak görebilirler. Herbir motifteki savunma mekanizmalarını çok iyi algılayabilir. Ama kendine ait savunmaları göremez. Sevdikleri, sevmedikleri kişilik motiflerini kafalarında kategorize ederler. Kendi eksik kusur ve sınırlılıkları yerine, başkalarının eksik ve kusurlarını daha iyi görebilirler.

 

8’lerin bu bilgileri, evde ve iş ortamında, suçlama ve cezalandırmada bir alet olarak kullanma ihtimalleri yüksektir. Bazı 8’ler ise, bu insan tanıma sistemin anlamsız görürler. Veya niçin kendilerini değiştiremedikleri konusunda da bu bilgileri savunma amaçlı kullanırlar. Çünkü ben 8’im derler.

 

9’lar ise, bu insan motifleri bilgisinin sorumluluk almamalarını kolaylaştırıcı bir atmosfer oluşturduğunu söylerler. Bazı dokuzlarda kronik olarak, kendi kişilik motiflerinin ne olduğuna karar veremezler. Bazı dokuzlar ise, kendilerinin dokuz olduğunu kabul ederler ancak dokuz ile ilgili özellikleri kabul etmede zorlanırlar.

Bazı dokuzlarda kişilik motiflerini kendileri hakkında çok fazla sistematik bilgi vermesini kabullenmede zorlanır.

–    Kişi kendi üzerinde ve iç dünyasında yeterince gözlem yapmamışsa, kendi kişilik motifini bulmada zorlanır.

Kişiler, öfkeli, sinirli ise, fizik merkezli kişiler, korku ve kaygılı ise zihin merkezli kişiler, duygusuz veya drama kabiliyetine sahipse duygu merkezlidir. (2,3,4)

About Sosyal Medya Haber Servisi

Sosyal Medya haberleri, dijital pazarlama, sosyal ağlar ve mobil medya haberlerinin yer aldığı güncel paylaşım sağlayan sosyal medya haber sitesi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

kaçak bahis siteleri iddaa siteleri güvenilir casino siteleri