Pazartesi , 28 Eylül 2020

Efkan Öztürk

Şevki Yılmaz changed my life.

SixthSense Teknolojisi ya da Kusursuz Cinayet Mümkün müdür?

MIT Laboratuvarı‘ndaki Akışkan Arayüzler Grubu‘nun üyesi olan Pranav Ministry‘nin geliştirdiği, el  hareketleriyle işleyen bir arayüz var adı da SixthSense (AltıncıHis). Bu teknolojinin kullanılması için gerekli donanım, boyna asılı bir internet kamerası, cep projektörü ve bir aynadan oluşan seyyar settir. Bunların hepsi, bugün çokça yaygın olan akıllı telefonlara kablosuz olarak bağlanır. Kullanıcı önce nesneleri tutup ellerini hareket ettirir ve kamera, bilgisayar ve vizyon temelli teknikler kullanarak kullanıcının el hareketlerini ve nesneleri tespit edip izlemeye başlar. Yazılım ise video veri akışını bir dizi talimat olarak okuyarak işleme sokar ve internetten ilgili Şey’e (metinler, görüntüler vs.)  Söz konusu alet daha sonra bu şeyleri halihazırdaki herhangi bir fiziksel yüzeye yansıtır. Tüm yüzeyler, duvarlar ve etraftaki fiziksel nesneler arayüz işlevini görmektedir. Böyle anlatınca elbette can sıkıcı durmaktadır ama aslında hepimizin bilim-kurgu filmlerinden aşina olduğumuz bir sahnenin ilk örneğidir bu. Mesela bu donanıma sahipsiniz ve bir gazete aldınız diyelim. Gazetedeki bir haber dikkatinizi çekti ve parmağınızla …

Devamı »

Dizi Karakteri Leyla’dan Sinthome’a Doğru!

Trajik biçimde dizinin kahramanın ölmesi esasında gerçekliğimize dair güzel de bir hadise olmuştur. daha evvel bunun dizi için olumsuzun olumsuzlanması yolu ile açıklayarak olumlu olduğunu söylemiştim hala da öyle düşünüyorum. zira bu dizi ısrarla lacancı psikanalize göndermeler içeriyor. esasında bu dizinin suyunu çıkaran izleyicinin (benim) yorumumdan ziyade insan gerçekliğine dair güzel bir örnek olması açısından mühimdir yoksa dizi, dizidir işte. şöyle ki diziye yeni bir leyla koymaktan ziyade onur bey yahut senarsit kişisi diziye iki tane kadın koymuştur. ve fakat bu ikisi arasından hangisiyle beraber olacak diye bir gerilimden ziyade bu ikisinin de aslında tam olarak leyla olmadığını göstermek istercesine belirli bir tipe sokmuştur. bu noktada “kimse leyla gibi olamazdan” ziyade “leyla olmak”ı düşündürüyor insana. yani lacan amca gene klişe ama bilinen bir cümesiyle zuhur ediyor : kadın diye bir şey yoktur kadın erkeğin sinthome udur. bu cümle nesnel anlamda bir yokluktan bahsetmez. o matrixvari varlık yokluk hikayesi değildir. erkeğin zihnindeki “kadın” …

Devamı »