Pazartesi , 28 Eylül 2020

M. Marxoyevski

Öykücü, Blogger,

Sıradışı Bir İnternet, Sosyal Medya, Blog Öyküsü: Prova

Üniversite yıllarım çok zorlu geçti. Tarladan çıkıp fakülteye girmiştim ve üzerimde hala toprak kokusu vardı. Ellerim sürekli tozlu, toprağın kurumuş kalıntılarıyla kaplıymış gibi hissediyordum. Bu yüzden insanlarla tokalaşmadan önce avuçlarımı pantolonuma silmeyi alışkanlık haline getirmiştim. İletişim kelimesinin kökenini öğrendiğim, ancak pratikte zayıf kaldığım zamanlardı. Köyüne üç günde bir gazete giren tarla işçisini İstanbul’un göbeğinde mevzilenmiş iletişim fakültesine sokarsanız, bu kişinin sebep olacağı toplumsal travmaları da kabullenmek zorundasınız. Kesin öyle olacak diye bir şey yok ancak İhtimal dahilinde olan şeyler bunlar. Topluma zorla yamamaya çalıştığınız kişi, yamandığı yerde sabit duramayabilir. Ardından gelecek zincirleme çözülmeler, yıkımlar, altından kalkamayacağınız boyutlara ulaşabilir. Ne gerek var? Beni üniversiteye kabul eden çarpık eğitim sistemine küskündüm. Aile zoruyla gönderildiğim üniversitenin benim gibi insanlara göre bir yer olmadığını düşünüyordum. Yabancı insanlarla tanışmak, onlarla aynı ortamlarda bulunmak, konuşmak, beraber yürümek, kızlarla yan yana oturmak, kapıdan çıkarken bir kıza çarpmak, sabahleyin günaydın diyerek selamlaşmak… Bunlar benim kaldırabileceğim türden sosyal faaliyetler …

Devamı »