Cumartesi , 19 Eylül 2020

Avrupa’ya Açılma Mücadelesi Ve Schuster

Şampiyonluk mücadelesi bütün hızı ve sertliğiyle sürüyor. Bu sıcak gündem, insanların gözlerini ve zihinlerini meşgul ediyor doğal olarak. Hem iki takımın puan puana mücadelesi, hem kulüpler arasındaki atışma gerçekten önemli bir gündem oluşturuyor. Bu mücadelenin ilginçleşmesinde Fenerbahçe ile Trabzonspor’un mazideki çekişmelerinin de etkisi var elbette. Unutulmayan 1996 sezonu var, geçen sene Karadeniz ekibinin Fenerbahçe’ye son hafta çelmesi var.
Oysa ki, bu büyük ve merak uyandıran yarışın gölgesinde kalan, en az onun kadar kritik ve önemli başka bir mücadele alanı esmer porno da Uefa Avrupa Ligi’ne katılma mücadelesi. Görünen o ki, Fenerbahçe ve Trabzonspor büyük bir sürpriz olmadığı takdirde Şampiyonlar Ligi’ne katılacaklar. Normal şartlarda, Lig üçüncüsü ve dördüncüsü ile Kupa şampiyonu Kupa 2’ye gidiyor statüye göre.
Şu andaki duruma göre, Bursaspor, Gaziantepspor ve Kayserispor üçlüsünden ikisi lig sıralaması yoluyla gidecek. Kupayı kazanarak Avrupa’ya açılmak da önemli bir alternatif. Beşiktaş ile Gaziantepspor esmer porno arasındaki yarı final mücadelesi kupanın sahibini belirleme konusunda en önemli etken olacak.
Geçtiğimiz günlerde teknik direktörü, bence şaibeli bir istifa ile değişen Beşiktaş’ın durumu ilginç bu noktada. Başkan Yıldırım Demirören’in öncülüğünde, Avrupa’da başarı hedefi koymuşlardı sezon başında. Bunun için sansasyonel transferler yaptılar ancak işler beklendiği gibi gitmedi. Bu sezon yaşanan hayal kırıklığı, kupa kazanılamazsa önümüzdeki sezona da sarkabilir. Böyle bir süreçte teknik direktör değişikliğinin sonuçlarını ilerleyen günlerde göreceğiz. Sezon içinde bu tarz değişiklikler genellikle kötü gidişe çare olmaz. Tutunacak tek dalı kupa olan Beşiktaş’ta, önümüzdeki sezonu da etkileyecek bu denli önemli bir mücadelesi öncesinde Bernd Schuster’in istifası takımını yarı yolda bırakmak anlamına geliyor. Erdemli bir davranış şeklinde değerlendirilen bu ‘kaçış’ta takdire ve övgüye değer bir şey göremiyorum açıkçası. Eğer Schuster kendi rızasıyla ayrıldıysa bu hareket takımını yarı yolda terk etmektir, eğer yönetimin istifa süsü vererek hocayı görevden aldıysa bu da yanlış bir yönetim tasarrufudur. Tayfur Hoca ile büyük bir başarı ve çıkış yakalansa bile bu durum değişmez. Ama biz ne dersek diyelim, ilkelere göre değil, takımın alacağı sonuçlara göre hüküm verilecek sonuçta.

BAHARDA AVRUPA

Türk futbolu, genelde bahar ayları gelmeden Avrupa kupaları mücadelesinin dışında kalıyor. Birkaç istisna dışında, ikinci turu geçmemiz pek mümkün olmuyor. Avrupa’da istikrar hedefiyle yola çıkılıyor, kulüp yöneticileri, bu hedef doğrultusunda ‘kendilerinin olmayan’ parayı hoyratça harcıyor, hayal tacirliği yapıyor ama sonuç genelde hüsran. Üç gün önceki Galatasaray kongresi dışında, bu başarısızlıkların bedelinin ödendiğine ise neredeyse hiç şahit olmadık.
Buna mukabil, Türk futbolunun şamar oğlanı olan ve her olumsuzluğun sebebi olarak gösterilen hakemlerimiz, Avrupa’da görev almaya devam ediyor. Eğer bahar aylarında Avrupa sahalarında boy göstermek bir başarı ölçüsü ise, futbolumuzun en başarılı mensupları hakemlerimiz, başta Cüneyt Çakır olmak üzere.
Bu hakemlerimizin görevlendirilmesinde, ligdeki performans ve yönetimleri dikkate alındığına göre şu sonuca ulaşabiliriz: Ya spor kamuoyumuz ya da FİFA ve UEFA bu işi bilmiyor!

Hakkında Yusuf Kiraz

Öğretmen.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir