Cumartesi , 19 Eylül 2020

Aziz Yıldırım Faktörü

Son bir kaç gündür, son yıllarda adeta geleneksel hale gelen bir tartışmayı yeniden yaşıyoruz. Gençlerbirliği – Fenerbahçe maçının ardından Trabzonspor, hemen arkasından Beşiktaş, zehir zemberek açıklamalar yaparak Aziz yıldırım ve Fenerbahçe’ye

İddia özetle ve mealen şu: ilk yarıdaki başarısızlığın ardından, Futbol Federasyonu ve Merkez Hakem Kurulu, Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım’ın isteği ve baskısıyla ikinci yarının başından itibaren Fenerbahçe’yi şampiyon yapmak için harekete geçtiler. Bu operasyonun sonucu olarak da, Fenerbahçe ikinci yarıda oynadığı yedi maçı da kazanırken, başta Trabzonspor olmak üzere rakiplerine puanlar ‘kaybettirildi’.

Bu iddiaların gerçeği yansıtması şu anlama geliyor: Aziz Yıldırım, Türk futbolunu yöneten kurum ve kurullar üzerinde mutlak bir güçtür.. İstediği zaman müdahale edip, ligin seyrini değiştirebilecek, istediğini şampiyon yapacak, istediğini şampiyonluk yarışının dışına itebilecek bir etkiye sahiptir.

Peki bu ne kadar doğru? Aziz Yıldırım gerçekten bu kadar güçlü mü?

Aziz Yıldırım’ın, Fenerbahçe başkanı olması dolayısıyla ve buna ilaveten kişilik itibariyle de etkin biri olduğu inkar edilemez. İhtiyaç duyduğunda bu gücü kullanmaktan çekinmediği de ortada. Fakat bu gücün, psikolojik baskı oluşturma çabası dışında, kanun ve ahlak dışı, centilmenliğe aykırı masa başı oyunlarını da kapsadığını, TFF ve MHK gibi kurumların onun emrinde olduğunu söylemek, bence sağlam deliller olmadan ortaya atılabilecek bir laf değil. Özellikle de, ciddiyet beklenen kurumlar olarak Beşiktaş ve Trabzonspor yönetimleri böyle bir hata yapmamalı.

Bu iki kulübümüz, son günlerde yaptıkları açıklamalar ile, suç işlendiğini iddia ediyorlar. O halde delillerini de ortaya koymalılar. Eğer bu iddialar ispatlanırsa, Kulüpler Birliği başkanlığından istifa etmek yetmez, hakim karşısına da çıkması gerekir Yıldırım’ın. Bu ithamın delillerini ortaya koymadıkları takdirde, bu beyanatlar bir karşı psikolojik harekat olmaktan öteye gidemeyecek ve kulüp kimliklerine zarar verecektir. Ofsayt bayrağı kaldırmayan yardımcı hakemin Aziz Yıldırım’ın akrabası olduğu şeklindeki ‘çocukça’ yaklaşımlar bu kulüplere yakışmıyor.

İşin başka boyutları da var. Mesela, Aziz Yıldırım’ın bu her sezon devreye giren baskısı son yıllarda sonuç verip Fenerbahçe şampiyon yapılabildi mı? Beşiktaş ve Bursaspor’un ipi göğüslediği sezonlarda da benzer şeyler iddia edilmişti. Ama sonuç iddia edildiği gibi olmadı. Ayrıca, madem Aziz Bey bunu yapabilecek güce sahip, neden bu gücünü Türkiye Kupası için veya Ligin ilk yarısı için kullanmadı?

Netice olarak, kanaatimce bu iddiaları ortaya atanlar da gerçek anlamda bunlara inanmıyorlar. Ancak, centilmenlik, hukuk ve vicdan gözardı edilerek bakıldığında, her durumda kazançlı çıkıyorlar. Fenerbahçe şampiyon olursa başarısızlıklarının sebebi bu kirli oyunlar olacak, şampiyon olamazsa Fenerbahçe’nin kirli oyunlarını engelledikleri için kendilerine pay çıkaracaklar. Bu arada olan töhmet altında bırakılan insanlara oluyor, başta hakemler olmak üzere.

Sonuçta, bu ortamda kim kazanırsa kazansın, asıl kaybeden Türk futbolu oluyor.

Hakkında Yusuf Kiraz

Öğretmen.

One comment

  1. bence aziz yıldırım her zaman ki gibi iyi bir strateji izliyor,
    ama geçen sene gibi bu sene de havasını alacak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir