Cuma , 25 Eylül 2020

Bağımsızlık Olmayan Yerde Tek Bir Özgür Kişi Yoktur!

Bu yeryüzünde çok dolap dönüyor, kimler bunun farkında kimler değil bilinmez. Akla hayale sığmaz dalavereler çevriliyor. insanların sırtından geçinmeler, sömürenler, sömürülenler. Halkın sırtından geçinildiği anlaşılmasın diye tüm değer yargıları tepetaklak ediliyor. Böylece halkın gözü açılmıyor, halk da çakralar kapalı dolaşıyor. Böylece namuslu namussuz, namussuz namuslu olarak tanıtılıyor. Gerçek yurtseverler vatan haini, gerçek vatan hainleri kahraman ilan ediliyor. Bu tüm dünya halkları  için geçerli. Bu yazımda sizlerle sadece Patrice Lumumba’nın o özverili ve vatansever karısına yazdığı son mektubunu paylaşacağım:

Sevgilim,

Bu mektubu yazarken sana ulaşıp ulaşmayacağını ya da ulaştığında hâlâ hayatta olup olmayacağımı bilemiyorum.

Ülkemin bağımsızlığı için yürüttüğüm mücadele boyunca, ben ve arkadaşlarımın uğrunda hayatlarımızı verdiğimiz kutsal dâvânın zafere ulaşacağına hiç kuşku duymadım.

Ama bizim ülkemiz için istediklerimiz; onurlu bir yaşam, parlak bir saygınlık, kısıtlanmamış bir özgürlük gibi vazgeçilmez değerler, o güvendiğimiz ve yardım istediğimiz BM’deki önemli görevliler tarafından asla istenmedi. Çünkü farkında olsun ya da olmasınlar, doğrudan ya da dolaylı olarak Belçika ve batılı dostlarının sömürgeciliğini destekliyorlardı.

Yalnız değiliz… Afrika’da, Asya’da ve bütün dünyadaki özgür insanlar, bu topraklarda bir tek sömürgeci ve paralı asker kalmayana kadar savaşacak olan milyonlarca Kongolunun hep arkasındalar…

Ayrıldığım ve bir daha asla göremeyeceğim çocuklarıma anlatılmasını istiyorum ki; Kongo’nun mükemmel bir geleceği olacak. Bağımsızlık ve egemenliğimizi tekrar kazanmak görevi kendilerinin ve bütün Kongolularındır.

Saygınlık olmayan yerde özgürlük yoktur.
Adalet olmayan yerde saygınlık yoktur.
Bağımsızlık olmayan yerde ise tek bir özgür kişi yoktur.

Hiçbir barbarlık, hiçbir acı ve hiçbir işkence, beni merhamet dilemeye zorlamadı. Başım dik olarak, sarsılmamış bir inanç ve ülkemin kaderine dair derin bir güvenle ölmeyi, kutsal ilkelerimizin küçümsenmesini izleyerek yaşamaya tercih ederim.

Tarih bir gün sözünü söyleyecek. Brüksel, Paris, Washington ya da Birleşmiş Milletler’in öğrettiği tarih değil; bizim sömürgecilik ve kukla hükümdarlarından kurtulmuş, özgürleşmiş ülkelerimizde öğretilecek tarih…

Afrika kendi tarihini yazacak, sahranın kuzeyinde ve güneyinde, bu zafer ve saygınlığın tarihi olacak.

Ağlama sevgilim;

Biliyorum ki benim çok acı çekmiş ülkem kendi bağımsızlık ve özgürlüğünü savunacak.

Yaşasın Kongo!

Yaşasın Afrika!

Lumumba gibilerin,kendi kardeşlerimizinde farkında olmanız dileğiyle..

 

Patrice Lumumba Kimdir?

Lumumba, Patrice (d. 2 Temmuz 1925 – 17 Ocak 1961), Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin ilk başbakanıdır.

Belçika Kongosu’nun Kasavi bölgesinde doğdu. Bir misyoner okulunda eğitim gördü ve Leopoldville (Kinşasa) ve Stanleyville’de (Kisangani) rahip ve gazeteci olarak çalıştı. 1955’de Lumumba bir sendikanın başkanı seçildi ve Belçika Liberal Partisi’ne katıldı. 1957 yılında zimmete para geçirme iddiasıyla tutuklandı ve bir yıl hapis yattı. Tahliye olduktan sonra 1958’de Kongo Ulusal Hareketi’ni kurdu.

1959’da Belçika, Kongo’ya beş yıl içinde bağımsızlığının verilmesini içeren bir planı açıkladı ve Aralık ayında yapılan yerel seçimlerde Kongo Ulusal Hareketi Lumumba’nın tutuklu olmasına rağmen büyük bir çoğunluk kazandı. Belçika’da 1960 yılında toplanan bir konferans Kongo’ya bağımsızlığın planlandan önce, Mayıs’ta yapılacak seçimleri takiben Haziran 1960’da verilmesini kararlaştırdı. Lumumba ve Kongo Ulusal Hareketi 23 Haziran 1960’da ilk hükümeti kurdu. Lumumba başbakan ve Joseph Kasavubu devlet başkanı oldu.

Lumumba’nın hükümet dönemi, Katanga bölgesinin Belçika’nın desteğini alan Moise Tshombe’nin önderliğinde Haziran 1960’da bağımsızlığını ilan etmesinden kaynaklanan siyasal çatışmalarla belirlendi. Birleşmiş Milletler birliklerin gelmesine rağmen karışıklıklar sürdü ve Lumumba Sovyetler Birliği’nden destek istedi. Lumumba, Eylül’de devlet başkanı Kasavubu tarafından yasallığı şüpheli şekilde görevinden el çektirildi. 14 Eylül’de Albay Joseph Mobutu (daha sonra Mobutu Sese Seko adını aldı) önderliğindeki ve Kasavubu tarafından desteklenen bir askeri cunta yönetimi ele geçirdi. Lumumba 1 Aralık 1960’da Mobutu’ya bağlı birlikler tarafından tutuklandı. Yakalandığı Port Francqui’den Leopoldville’e kadar elleri kelepçeli olarak getirildi. Birleşmiş Milletler genel sekreteri General Dag Hammarskjold Kasavubu’yu, Lumumba’ya hukuk çerçevesinde muamele etmeye davet eden bir çağrı yayınladı. Patrice Lumumba cunta tarafından tutuklanmış ancak BM tarafından koruma altına alınmıştır. Leopoldville’deki evi BM tarafından korumaya alınmıştı. Ancak Lumumba bu evden gizlice ayrıldı ve Stan’a ulaşıp devrim hareketini ateşlendirmek istedi. Stan’a geçmek üzere son adım olan arabalı vapura binerken Mobutu’nun askerleri tarafından ele geçirildi. Ele geçirilen ancak tutuklanmayan Lumumba kendi arabasıyla başkente etrafında askeri araçlarla ilerlerken yol kenarında bulunan BM temsilciliğine sığınır ancak BM sadece evinin sınırlarında olduğunda onu korumakla görevli olduklarını belirtti. BM’nin sığınma isteğini geri çevirmesinin ardından Devrik Başbakan Patrice Lumumba askerler tarafından tutuklanarak başkente işkence altında götürüldü. SSCB Hammarskjold’u ve batılı hükümetleri Lumumba’nın tutuklanmasının sorumluları olarak kınadı ve derhal serbest bırakılması için çağrıda bulundu.

BM Güvenlik Konseyi, Lumumba’nın derhal serbest bırakılmasını ve Kongo hükümetinin başı olarak görevinin derhal iade edilmesini, Mobutu’ya bağlı güçlerin silahsızlandırılmasını ve Belçika’lıların zaman kaybetmeden Kongo’yu terketmesini sağlamaya çağıran SSCB’nin taleplerini değerlendirmek üzere 7 Aralık’ta bir toplantı yapmaya çağırdı. Sovyet delegesi Valerian Zorin ABD’nin taleplerini reddeti ve güvenlik konseyi başkanlığından istifa ederek görüşmeleri terketti.

Lumumba’nın kendisini yakalayanlar tarafından işkenceye uğradığını bildiren bir BM raporunun ortaya çıkmasından (9 Aralık) sonra taraftarlarından bazıları Lumumba 48 saat içinde serbest bırakılmazsa ülkedeki tüm Belçikalılar’ı tutuklayacakları ve “bazılarının başını kesmeye başlayacakları” tehdidinde bulundular.

Lumumba, 1961’de SSCB’de basılan bir hatıra pulundaBM karşıtı sesler Yugoslavya, Birleşik Arap Emirlikleri, Seylan, Endonezya, Fas ve Gine’nin Kongo BM misyonunda bulunan askerlerini çekeceklerini duyurmasıyla daha da güçlendi. Yine de Sovyetler’in Lumumba yanlısı 14 Aralık tarihli karar tasarısı 8’e karşı 2 oyla reddedildi. Aynı gün General Hammarskjold’un emrine Kongo meselesinin üstesinden gelmesi için daha çok askeri güç veren karar tasarısı Sovyetler Birliği tarafından veto edildi.

Patrice Lumumba tutuklu bulunduğu başkentteki hapishaneden alınarak Joseph Kasavubu ve Joseph Mobutu’nun emri ile bağımsızlığını ilan eden ve Lumumba’nın siyasi alandaki baş düşmanı Tshombe’nin emrinde bulunan Katanga bölgesine arkadaşları Maurice Mpolo ve Joseph Okito ile sevk edildi.

Buraya sevk edilen Lumumba ve arkadaşları aynı gün kurşuna dizildi. Acelece gerçekleştirilen bu infaz halka duyrulmadı ve şartların sağlanması beklendi. lumumba ve arkadaşlarının infazı halka 2 ay sonra duyuruldu. BM önünde 2 ay boyunca gösteriler yapan Lumumba’nın eşi Pauline Opango ise BM görevlileri tarafından sürekli kovuldu…

Şubat 2002’de Belçika hükümeti “Lumumba’nın öldürülmesine giden olaylarda inkar edilemez bir sorumluluk payına sahip olduğunu” kabul eden bir açıklama yayımladı[kaynak belirtilmeli].

Temmuz 2002’de ABD hükümeti CIA’in, Lumumba karşıtlarına para ve politik destek yardımında bulunarak ve Mobutu’ya silah ve askeri eğitim sağlayarak Lumumba’nın öldürülmesinde rol oynadığını ortaya çıkaran belgeleri açıkladı.

Hakkında Dilan Kara

Köşe Yazarı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir