Perşembe , 24 Eylül 2020

Başkan Babamızın Son Zaferi

Ah Aziz Nesin değerini bilemedik..!

Ah Aysun Kayacı, bacım senin bir deha olduğunu göremedik, sana ‘’gel davarlara gidek.!’’ dedik, seninle alay ettik..!

Ah Bekir Çoşkun bir söz ettin ama doğrusunu edemedin. Doğrusu göbeğini kaşıyan pendik escort bayan adam değil ‘’taşağını kaşıyan, götünü ovuşturan adam’’ olacaktı.

Ah Yılmaz Özdil bidon kafa demişsin, doğru söylememişsin. Ona ‘’kot kafa’’ derler bizim memlekette.

Ah Nuray Mert ‘’sivil diktatörlük’’ demişsin ablacığım. Değilmiş tam anlamıyla İslamo-faşo devrindeyiz.

Ah Ahmet Altan ‘’kof kabadayı’’ demişsin, uymadı ona halk dilinde ‘’lağo..!’’ derler.

Ah be Ahmet Hakan hala ‘’Mor Türkler’’ başlıklı bir yazı yazmamışsız, gözüm.

Olan oldu, artık milletimizin Gül gibi bir başkan babası var.

Başkan babamızın üçüncü seçim zaferi bana Rusya konsolosluğuna akpendik.com sığınmaktan başka şans bırakmıyor.

Ah ben ne edeyim bu Kazlıçeşme’deki güruhuna karşı nerelere gideyim.

Çocuklara ilkokulda masallar anlattık, ‘’herkes içindeki Mustafa Kemal’i ortaya çıkarsın’’ diye.

Buyurun, birisi inanmış bu masallara, çıkarmış içindekini. Vah başımıza gelenler..!

Ne yapacağız yoldaşlar. Birlik mi olacağız bu % 50’ye karşı yoksa herkes başının çaresine mi bakacak.

Etmeyin eylemeyin uyuyan devi uyandırmayın dedim dinletemedim.

Bırakalım Latin Amerika’daki diktatörler gibi istediğini yapsın, hevesini alsın, umursamayın, iştahını bilemeyin.

Hoş biz bırakmasak da istediğini yapacaktı ya.

Bütün suç sizin, bu kaderi siz kendi ellerinizle yarattınız.

Vallahi ben bir milli görüşçüyüm, başkan babamız da eskiden milli görüşçüydü, benim bir suçum yok.

Aha da bu Nihat Genç suçlu onu alsın içeriye, o kesmezse başkan babamızı yanında bir de Volkan Konak vereyim.

İncil’de ‘’Olan oldu, önümüzdeki seçimlere bakacağız’’ yazar.

Ne yapmalı, ne etmeli ve ülkedeki bu orantısız siyasi tablonun olası hıncından kendimizi korumalıyız.

Şu an benim aklıma bir şey gelmiyor, azıcık siz düşünün.

Engin Ardıç ne önerir acaba, yoksa Hıncal Uluç’a mı sorsak.

Ben Trabzonspor taraftarlığından istifa ettim, zaten Fenerbahçe’nin hakkıyla şampiyon olmadığını söylemedim ki..!

Başkan babamızın bütün takımları şampiyondur..!

Fenerbahçe, Kasımpaşa, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi, Rizespor..!

Seçim son derece fair-play kuralları içerisinde geçti, oldukça nizami bir goldü, başkan babamızın dokunduğu her top zaten adrese teslimdi.

Aslında başkan babamızın partisi Trabzon’dan 6-0 almalıydı ama CHP zihniyeti sorun çıkardı sanırım.

Artık yapacak bir şey yok, dört yıl daha başkan babamıza dua edeceğiz.

İmamlar hutbede ona dua edecekler, biz de hep bir ağızdan ‘’amin..!’’ diyeceğiz.

Çocuklara dağıtılacak elektronik tabletlerde başkan babamızın portresi arka plan olacak.

Okullardan resmi dairelerden Mustafa Kemal’in büstü postu kaldırılacak.

Artık başkan babamızın arzuları emir sayılır, % 50 arzular şelale, diğer % 50 ise bilmem ne lalesi.

Sesimizi kesip ülkenin son sürat kalkınmasını görmek için kepimizi elimize alıp gökyüzüne yükselmiş gökdelenlere bakacağız.

İnşallah Tanrı başkanımızı ve Türkiye’yi ve de dua etmesi durumunda ABD askerlerini de koruyacaktır.

Yeni meclis aritmetiğindeki gölge partilerin yeni anayasada sorun çıkarmamaları memleket menfaatine gibi görünüyor.

Başkan babamız arzu etmesi durumunda yeni anayasaya her şey yazılabilir.

Okyanus ötesindeki ağlak kemençe artık Türkiye’de çalabilir ya da ağlama duvarında ağlayabilir. Başkan babamız onu halife olarak bile atayabilir.

Vallahi bu tablo karşısında ne yapılabilir benim aklıma bir şey gelmiyor.

Ama dün gece yine de biraz düşüneyim dedim, aklıma ilginç bir fikir geldi.

AKP dışındaki tüm partiler önerimi kabul ederler mi bilmiyorum, ama yine de fikrimi söyleyeyim.

Bremen mızıkacılarını oynamak.

Evet, evet başka çare görünmüyor.

Yani onlar gibi yaparsak Cumhuriyet’e karşı delirmiş bu siyasal güç dengesizliğini bir parça dengeleyebiliriz.

Yoksa her şey başkan babamızın iki dudağı arasında demektir.

Şöyle yapacağız efendim;

En altta muhalefet partilerinden en çok oyu alan kendi çapında tabanı kuvvetli CHP olacak. Başkan Kemal Kılıçdaroğlu – yükümüzü ne kadar çeker bilmiyorum- en altta o duracak.

Onun üstüne MHP lideri Devlet Bahçeli çıkacak. Kaymadan düşmeden dimdik duracak.

Maalesef pek uygun bir durum değil ama Devlet Bahçeli’nin sırtına Kürt kökenli bağımsız adayları yüklemek durumundayız.

Alooo..! Arkadaşlar titremeyin, burada Türk demokrasisine balans ayarı vermeye çalışıyoruz.

Onların üstüne Saadet Partisi başkanı Mustafa Kamalak.

Çık abicim çık..! Korkma bir şey olmaz..! Yetişti mi boyu.? Yetişmediyse bir BBP alalım onun üstüne.

Yalçın Topçu yok mu?

Numan gel abicim gel korkma..! Bas şuraya, çık, çık, çık..!

Alooo.! Arkadaşlar lütfen titremeyelim.

Ne kaldı geriye? Yetişti mi başkan babanın boyuna? Hadi ya..!

Abicim bu böyle % 0.5’le olmayacak. Çağır şuradan bir general. BDP den yukarısı aşağıya insin.

Bassın BDP’nin sırtına az biraz daha doğrulsun.

Abicim çağır şuradan bir general.! Ne demek general yok..! Kafa mı buluyorsunuz benimle..!

Emeklisi de mi yok.?

Yok Süleyman Demirel olmaz. Onun boyu yetmez başkan babamıza..!

Tamam uzatmayın çıkın, yerlerinize.

…..

Bir iki üç deyince; Kemal Kılıçdaroğlu karga gibi, Devlet Bahçeli kurt gibi, bağımsızlar adaylar ‘’köpek gibi’’ (yani rol icabı) bağıracak, Kamalak korkudan yarım yamalak bir salavat-ı şerife getirecek, diğerleri de çakal gibi bağıracaklar, tamam mı?

Bir, iki, üç..

GAAAVUUHHAAUUOOOUALLAHUMMEVVVVSALLİGGGAAALAHAVVOOOUUUUKK….!

12 Haziran seçimlerinin sonucu başkan babamızın Türkiye’deki siyasal gücü eline geçirmesi kimsenin farkına varmadan örtülü bir rejim değişimiyle son bulmuştur.

Ve bu olan şeyin tam olarak adını koyan yok zavallı ülkemde.

Benim halkım yemekleri acılı yiyor ve acıdan zevk alıyor, sabah akşam iddia oynuyor ve seçimde kazanacak olanı oyluyor artık.

İşin ilginç tarafı bu dramatik durumdan kendisi acı alırken bu acıyı başkalarına fatura ediyor.

Kimseler dillendirmese de işin özeti; bu seçimle Türkiye’de rejim değişti, hu huu günaydın.

Bu başkan babamızın üçüncü zaferi. Artık 2023’e kadar süreceği söylenen yüzyıllık yalnızlığımızda ya korkudan yukarıdaki anlamsız korku çığlığını atacağız hep birlikte ya da bize birileri tıp diyecek biz de susacağız.

Başkan babamızı ( Ebu Tenzile) tenzih ederim ama realite budur.

Hakkında Metin Kondel

Eski bir İngilizce Öğretmeni, Ekonomist ve bağımsız popülist (halkçı) bir yazardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir