Pazartesi , 10 Ağustos 2020

Ben İnsan: Aşina Bir Yabancı


Bugün yataktan apayrı bir düzlemde kalktım ,hiçbirşey koyduğum yerde değildi , rüyamı dahi hatırlamıyordum , halbuki aklımda gördüğüm rüyalardan bir cümle olsun kalırdı , o cümleyi elimin erdiği yere kaydederdim , masa , mermer ,ranza tavanı , duvarın kireçli kısmı vs. Ne olursa olsun elim rüyayı kaydederdi ,ne var ki aklım sanki tekrardan uykuya dalıyordu , toz parçacıkları görüyordum , ip gibi sarkan bembeyaz nesneler görüyordum , hayal dünyama sapsarı tozlardan serpiliyordu , başımı döndüren birşeyler vardı ,bu hangi hayata dönüştü ,sanki yanaklarım gerildi , sanki saçlarımı parmaklarımla zincirleyerek sarstım , gözlerimi aynadan olabildiğince kaçırdım , kendimi kaybedip bağırmaya başladım , avazımın çıktığı yerde tüm yapaylığım , sahte yüz ifadelerim anlamını yitiriyordu ,sesim ağzımı doldurdukça yüzüm anlamlanıyordu. Yüzüm kıpkırmızı oldu ,birileri elleriyle ağzımı kapadı ,kollarımı yorganın içine soktu , kıpırtısız durmamı istedi ,birileri ben sakinleştikçe tekrardan yalancı ifadelere bürünmemi istedi.

Sıra sıra dükkanları geziyordum ,zaman gece yarısını geçmişti , yolum yine de aydınlık , polis neonlarıyla.. ardım sıra takip ediliyorum, bir şüpheli olabilirim , arabanın içine tıkılıp evire çevire dövülebilirim , bir can sıkıntısı beni boğabilir.O kadar bayan escort üşümüştüm ki o arabanın içine girip hakareti de dayağı da göze alıyordum , insanları sırtımda taşıma isteği bazen o kadar beliriyordu ki , sırtımı büyük sorumluluklar için dik tutuyordum ,ancak yine de başımı kaldırımların yoğun çağrışımından alamıyordum.

Bedenime uyku birikiyordu , göklerden siyah renk boşalıyordu , gözlerim karanlığın içinde bir yıldız gibi parlamıyordu ,modern dünyada ilkel duyguları frenlemek kadar güç istanbul vip escort birşey yoktu ,tüm hisler saklıydı , insanların birbiriyle sözde anlaşabilmesi için bir ”nezaket”kavramı üretilmişti . Bu naziklik kişileri birbiriyle anlık iletişimlerin içine alıyor ,uzun vadede birbirinden yapayalnızlaştırıyordu.Tamamen birbirinden bağımsız olayların toplamına hayat deniyordu , bizde bu hayatın içinde yaşamak taklidi yapan çocuklar oluyorduk ,daha baba öğütlerine Madult.net ihtiyacımız vardı ,anne şefkati olmazsa olmazımızdı , telefonlarımız mesajdan dolmalı ,bir göz karşımıza dikildiğinde o gözün hatrını sormaktan çekinmeliydik. Öyle ya ilkel duygularımız su yüzüne çıkardı ,ne mal olduğumuz bilinirdi ,mizacımızın büyüsü bozulurdu .

Dayanamıyorum , kelimelerimle beyaz sayfalara kan üflüyorum , yatağa mıhlanmışım ,birileri fısıldıyor kulağıma : Biraz sessiz … Duymasınlar…Derken yanaklarıma ince parmaklar değiyor , dualar okunuyor başımda , alnıma beyaz tülbent sarılıyor ,patatesler sıkı sıkıya içine konuyor , düşüncelerim susturuluyor.
Oysa gece yarısı aynı yerden uyanmanın hayalini kurmuştum ,odanın çıplaklığından utanıyorum ,kapıyı içeriden kilitliyorum ,dışarıda kimse yok …koltuğa zoraki ,son nefeslerini yaşayan bir ihtiyar gibi sessizce oturuyorum.

Ayak sesleri beliriyor , üst üste zil çalınıyor, fişi çekilmiş televizyondan spiker bağırarak birşeyler anlatmaya başlıyor , gözümün değdiği heryer bir çığlık , usulca yere damlıyorum , yüzüm bir ateş gövdem mum gibi eriyip gidiyor…Korkularımın sürekliliği için ağlıyorum ,yarım kalmış hayallerim için ağlıyorum , ailem tarafından hiçbir zaman anlaşılamayacağım için ağlıyorum…bir türlü büyüyemediğim , burnumu çeke çeke ağlamayı bile beceremediğim , üstümü başımı berbat ettiğim , kişiliğimin var edilcilerinden yoksun bırakıldığım için ağlıyorum.. yaşadığım ,düşlediğim her güzelllik aklım tarafından unutulmaya mecbur edildiği için ağlıyorum.

Ellerim kitap sayfaları kokuyor ,bu hiç hayra alamet olmadı ,geleceğin kaldırımlarında yürüyorum ,”başına dikkat et ” diyor birileri , yeşil elbiselerle kaybolup gidiyorlar.Birileriyle el sıkıştırılıyorum ,başım sağ oluyor , mizansenin bir parçası olmaktan o kadar mutluyum ki ,benliğime sorularla başkaldırmayı gereksiz görüyorum ,öyle ya bende diğer insanlar gibi nefes alıp veriyorum , sokaklara çıkıyorum , göğsümü şişire şişire dolaşıyorum , yeri gelince kafa ütülüyorum , o kafayı kendime takmak için omuzlarımı çukurlaştırıp kütürdete kütürdete kaslarımın arasındaki yuvacığa yerleştiriyorum ,batılı fikirler ekiyorum zihnimin çoraklığına ,onları gökyüzünden gelen kutsal sularla besliyorum.Akabinde aşina bir yabancı oluyorum.Et yığını sokak kalabalıklarından bir tek rüyalarla sıyrılıyorum ,kelimelerle dönüşüyorum ,sadece hislere inanıyorum artık ,sadece yüreğinden geçenlere. Bir arabanın altına yatıp parça tamirine kalkışan bir genç yüzü oldun varsay , yine de hisler…Makineler etrafını kuşatmış ,ruhunun adım atacağı tek bir yer yok ,elbette hislerin beyaz boşluğundan başka … Bir başka evrene yuvarlanıp gitmemiz için dudaklarımızın kıpırdaması ,düşüncelerin tokuşması gerekli.Yüreğimizin kanının sonuna kadar akması için merhamet damarlarımızı kusursuz tecelliler için genişletmemiz gerekli .

Yürüdüğüm yol beni apaçık hakikatle buluşturmadığında , o yolun ışıkları irin olup ağzıma akıyor.

Ben ,İnsan …

Anca karanlıkta anlam buluyorum ,Anca karanlıkta var oluyorum.

Hakkında Ferruhzad

Eğitimci Şair, Edebiyatçı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir