Pazar , 27 Eylül 2020

Ben Sana Bakan Olamazsın Demedim

Ülkemizde bazı kesimlerin kendilerini halktan üstün görmeleri yeni bir şey değil. 1950 Yılında Demokrat Parti tek başına iktidara geldiğinde bazı elit kesimler “hasolar memolar” iktidara geldiler diye veryansın ettikleri yazılır çizilir.  CHP’nin bu yüzden iktidara gelemediği yönünde tespitler yapılır.

Dün televizyonda haberleri izlerken sağlık bakanı Recep Akdağ’ın bir söylemiyle karşılaştım. Gözleri görmeyen bir vatandaş Recep Akdağ’a yaklaşıyor. Asgari ücret ve taşeron firmalarla çalışmanın zorluğundan bahsediyor. Recep Akdağ’ın ise bu gözleri görmeyen vatandaşa söylediği söz halkın içinden geldiğini iddia eden bir partinin bir bakanına yakışmayan cinsten: “Gözlerin görmediği halde sana iş vermişiz.”

Yukarıda da belirttiğim gibi eskiden CHP halktan uzak, halka tepeden bakan insanlardan oluşan bir parti izlenimi verirdi. Ancak Demokrat Parti çizgisinde olan bir partinin sağlık bakanının bu sözleri ancak halka tepeden bakan, kendisini yüce bir varlık gibi gören bir insanın sözlerini hatırlatır cinsten. Ancak itiraf edeyim buna benzer bir lafı CHP’li birisinden duymadım.

Ne olursa olsun bir sağlık bakanına engelli bir vatandaş gelip de sıkıntılarını dile getirmişse halkın içinden geldiğini iddia eden bir insan  o vatandaşın derdini dinlemekle ve hatta derman olabilmekle yükümlüdür.

O vatandaşın istediği şeyler çok ütopik, yapılması imkansız şeyler de olabilir, hatta sağlık bakanı o vatandaşın isteğini çok haksız bir istek olarak da görebilir.  Lakin gözleri görmediği halde ona iş verilmiş olmasını, kendisine büyük bir lütuf ihsan edilmiş gibi görmesi, üstelik de kameraların karşısında fütursuzca o vatandaşı küçük düşürecek söylemlerde bulunması tek kelimeyle densizliktir.

Sağlık bakanlığının çok güzel icraatları olmuş ve sağlık sistemini eskiye nazaran çok daha iyi noktalara getirmiş  olabilir.  Ancak hiçbir şey bir vatandaşı bu şekilde aşağılama hakkını vermez kendisine. Bazen bir yanlışın bütün doğruları götürdüğü anlar vardır. Bana göre Recep Akdağ’ın gözleri görmeyen vatandaşa yaptığı bu densizlik daha önce yaptığı bütün doğruları götürmek için yeter de artar bir sebeptir.

Sen ki Recep Akdağ “hasolar memolar” diye aşağılanmış bir kitlenin içinden çıkmış birisin yakıştı mı sana bir garip vatandaşı kameralar önünde aşağılamak. Yakıştı mı sana bir garip vatandaş bir istekte bulununca onun kusurunu dile getirmek. O garip vatandaşın çocuklarının, o vatandaşın annesinin, o vatandaşın eşinin seninle yaptığı o konuşmayı televizyondan izleyeceğini bir an için aklına getirebilir misin? O oturduğun koltuk, o makam, o mevki senin gözünü bu kadar mı köreltti? Ceylan derisi koltuklar, son model makam arabalarına binsen ne fayda bundan gayri. O garip vatandaşın çoluğunun çocuğunun ahını aldıktan sonra o makam mevki senin neyine yarayacak. Huzur verecek mi sana bütün bunlar?

Merak ederim bakanın annesi babası yaşıyor mu? Eğer yaşıyorlarsa oğulları, koskoca bakan olmuş Recep Akdağ’ın, gözleri görmeyen bir adamı aşağılaması karşısında neler hissettiler? Oğullarıyla gurur mu duydular. Yoksa oğullarının bu tavrı onların boyunlarını bükmelerine mi vesile oldu?

Anadolu insanının bu gibi durumlar için söylenmiş bir lafı Recep Akdağ için cuk diye oturuyor. Sosyal medya’da da dilden dile Recep Akdağ için bu laf söyleniyor; “Ben sana bakan olamazsın demedim.”

Hakkında yakupaydin

Köşe Yazarı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir