Cumartesi , 28 Kasım 2020

Bilinçaltı Sayıklamalar

Değerli Dostum Hakan Arslanbenzer’e;

Zaviyeler kapatıldığında yorum gücümüz bastırıldı. Bakışımız , tam açı gibi saramıyor gökyüzünü ve kimse saramıyor annem kadar sıcak beni. sesi yetmiyor telefonda. bir kadın anne olunca şaheser. ürkütücü dağlar arasında eser yüzüme yüzüme. İzmir meltemi gibi serin ve sıcak. insan işi yollarla delik deşik edilmiş dağın kaderi. Franklini raporu iletilmiş çar’a. Entelektüel düzeyi düşük efendim halkın, derme çatma evlerde kalıyoruz. bize mümkünse balzac mimarisiyle kotarılmış köşkler. hasta adam, bırak taşa ruh katmayı kendindeki ruhu kafesinden uçurdu uçuracak. . İçimizde ‘allah devlete zeval vermesin’taşırdık. Sonra gıcır gıcır dişler icad edildi. Macun beyazlığına anlam gelsin diye diş sıktık , bosnalılar öldürüldü, annemizin karnında vitaminken. Sırt çevirdik, amerika ırak’a girerken. televizyon başında izledik israil gazzeyi bombalarken.
Biz derme çatma müslümanlarız. Çünkü morglar dolup taşıyor. İnsanlık, mezarlıklar doldukça yitirilen bir ufuk çizgisidir. Benim evimi yak , ama fikrime dokunma. Ku klux klanla tepeden tırnağa sıyır ki etimi , minareler göklere sivrilmeye devam edebilsin. Zarifoğlu ” şurada bir savaş var kan akıyor. şurada iki kere müslüman kan ” diyebildiği için zarifoğlu . entelektüel pelteğim ”şurada” kelimesinden heidegger felsefeleri türetsin. biz ise ağlamayı dahi unutalım, kaldı ki değerler !

bulutlar gözümde bir yağmur başlatacak. siyah yeleğini kokladım babamın , başımı omzuna yasladım, oğul babaya kendini cümlelerle anlatınca gülünçleşir, bir kelime ki sırılsıklam ayrılık kokuyor, baza aldı , yatak aldı, yastığım yorganım, babam, donlarımı özenle yerleştirdi, ona alışmam , onu hiç bırakmamam, onu özlemem, o gidince ağlamam için, babam donlarımı özenle baza altına istifledi. Baba inadına oğlun senin yanında ağlamayacak. Senin yanında asil pozlara büründüğüne bakma. sen gidince çocukluğum : çaresizliğim.

ya kıtlama içilen çay’ın anısı. camlı masanın üstünde bir fotoğraf geçidi. Esnaf pejmurdeliği umru değil. ancak itimadı olanlaradır, kilo kilo balyalanmış tuz paketleri. taş kaldırttım ona dedi, neler söyledim neler. ama haksızdım. hiç te ses etmedi, almış eşyalarını gitmiş, birkaç damla gözyaşıyla çayı soğudu.

– şekerini atayım ekrem abi

– yok ben kıtlama içerim.

– erzurumlular da kıtlama içer.

– biz erzurumluları sevmeyiz , erzurumlular da bizi sevmez.

Hakkında Ferruhzad

Eğitimci Şair, Edebiyatçı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir