Çarşamba , 23 Eylül 2020

CHP Sosyal Medya ve İnternet ile Kendini Aştı

Kemal Kılıçdaroğlu’nun kullandığı “Yeni CHP” tanımı bugüne dek hep ideolojik referanslar verilerek ya da Milletvekili Adayları, Parti Meclisi ve MYK üyelerinin siyasi kimlikleri üzerinden tartışılageldi. Siyasetin şahıslar ve onların cımbızlanmış söylemleriyle şekillendiği doğu toplumları için çok da garipsenecek bir durum değil belki. Kemal Kılıçdaroğlu’nun özenle kurumsallaştırmaya çabaladığı bu “Yeni CHP” başka bir çerçeveden değerlendirilmeyi hak ediyor.

CHP İnterneti Keşfetti

90’lı yılların ortalarında hayatımıza giren internet bugün hayatımızın vazgeçilmezi. Türkiye’nin en köklü partisi olan CHP, “Yeni CHP” olmazdan önce de bir internet sitesine sahipti. “Var mı?” sorusuna “Var tabi” diye yanıt verebilmek için adet yerini bulsun diye yapılmış bir internet sitesiydi ama. Çalışmayan bağlantıların, güncellenmeyen içeriklerin ve buram buram bir soğukluğun mabediydi adeta. Partiye üye olabilmek için geçtiğiniz çetrefilli yolların bir yansısıydı sanki: Israrcı olmadığınızda kendinizi dışarı atmamak için zor tutardınız.

Aralık 2010 başında CHP internet sitesi, dünyadaki sosyal demokrat partilerin arayüzleri de incelenerek ciddi bir yenilenme geçirdi. Aslında buna yenilemek demek hafif kalır, neredeyse baştan yaratıldı. En son internet izlenme verilerine göre CHP internet sitesi Türkiye çapında 590. sıradayken dünya sıralamasında ise ilk elli bin içerisinde yer alıyor. Bu rakamları internet kullanımının görece daha yoğun olduğu İngiltere’nin İşçi Partisi ile karşılaştırdığımızda durum daha anlaşılır olacaktır. İngiliz İşçi Partisi’nin internet sitesi ulusal ölçekte ilk sekiz binde ancak yer alabiliyorken dünya sıralamasında ise ilk iki yüz bine girebilmiş. CHP’nin bu atılımından sonra AKP de sitesini revize ederek yarışa katılmaya çalışıyor ancak CHP’nin hala gerisinde. Mart 2011’de 700 bini aşkın farklı kişinin ziyaret ettiği toplam 90 milyona yakın tıklanma ve 1 milyonu aşkın dosya indirme sayısıyla “Yeni CHP”nin yeni internet sitesi haber sitelerini bile geri bırakacak bir düzeye ulaşmış durumda.

Bir başka önemli fark da 22 Ağustos’ta yürürlüğe gireceğini bildiğimiz filtre ve sansür tartışmaları çerçevesinde gelişti. Tartışmaların yoğunlaştığı Mayıs ayı başında, CHP siyasi partilerin pek de cesaret edemeyeceği bir uygulamayı “Siz Kapatın, Biz Açıyoruz” adlı bir kampanyayla başlatarak site içeriklerine üye yorumları yapılabilir hale getirdi.
 

CHP Sosyal Medyayı Keşfetti


Bütün bunlar beraberinde ülkemiz internet kullanıcılarının uzunca bir süre önce keşfettiği sosyal medya çalışmalarını da beraberinde getirdi. Ülke çapında 29 milyona yakın Facebook kullanıcısı ve dünya sıralamasında 14. sırada olan Twitter kullanımını dikkatle değerlendiren Kemal Kılıçdaroğlu, “Yeni CHP”yi bu yeni medya mecrasında da bir adım öne taşıdı.

Bugün itibariyle gönüllülerce yürütülen Kemal Kılıçdaroğlu Facebook Sayfası, 1.285.000’i aşkın izleyicisi ile dünyada altıncı, ülkemizde de birinci sıraya yerleşti. 7/24 açık bir siyasi forum havasındaki sayfa kurumsal kimlikten bağımsız bir görünümde olmanın avantajını sonuna kadar kullanıyor. Günlük ortalama 250 binin üzerinde kullanıcının aktif olarak yer aldığı sayfanın dışında Cumhuriyet Halk Partisi’nin ve Halkla İlişkiler Birimi’nin kurumsal Facebook sayfaları da bulunmakta. Bunların yanı sıra seçim kampanyası süresince CHP tarafından devreye sokulan Bir Islık da Sen Çal ve Şeffaf Sayfa adlı siteler oldukça ses getiren sosyal medya uygulamaları olarak karşımıza çıkıyor. Facebook’u “çirkin ve ahlaksızlığa eğilimli teknoloji” olarak değerlendiren Erdoğan’ın partisinin yayın organı görünümündeki her daim yoruma kapalı Facebook sayfası ise 800 binlerde dolaşıyor. Erdoğan’ın bu son açıklamalarından sonra izleyicilerinin ne yapacağını merakla beklediğimizi de not olarak düşelim.

Twitter mecrasında da durum pek farklı değil. Kemal Kılıçdaroğlu’nun Twitter’daki izleyici sayısı 175 bini aştı. Erdoğan’ın ulaşabildiği kitle henüz 135 bin düzeylerinde. Yine kurumsal açıdan gözlediğimizde Cumhuriyet Halk Partisi’nin, Halkla İlişkiler Birimi’nin, Gençlik ve Kadın Kolları‘nın kurumsal Twitter hesapları da ilgiyle izleniyor.
Sosyal medyada sayılardan çok bu kitlenin yapabilecekleri üzerine bir fikir vermesi açısından şu örneği verelim. Twitter konuşmalarında Kemal Kılıçdaroğlu ismini hemen her gün Türkiye ölçeğinde trending topic’ler (gündem) arasında görebiliyoruz. Kurumsal Twitter hesabı ile başlatılan #akpyeoyvermeyecegim başlığı ise ana akım medyada yer bulamasa da 20 Mayıs tarihinde dünya sıralamasına girdi.

Bütün Bunlar Önemli Mi?

Bu yazıyı okuyan geleneksel CHP tabanının tüm bu çalışmalar karşısında dudak büktüğünü ve “Bunlar oy getirmez” dediğini duyar gibiyim. Birkaç rakam verelim. Son TÜİK verilerine göre %49’u kent ve %24’ü kır olmak üzere toplam nüfusun %42’si internet kullanıyor. Bu oranın genç nüfusta daha da yukarılara tırmandığını söylememize gerek yoktur sanıyorum. Yine son TÜİK verilerine göre genç seçmen olarak değerlendirebileceğimiz 18-34 yaş grubu toplam seçmenin %42’sini, 35-49 yaş grubu ise %30’unu oluşturuyor.

CHP, ulaşmakta oldukça sıkıntı yaşadığını bildiğimiz gençlere ulaşmanın yolunu bulmuş görünüyor. Bırakın kitap okumayı, gazete ve televizyonu bile izlemediğini bildiğimiz, hayatı sosyal medya üzerinden izleyen Y-nesline erişebilmenin araçlarını etkin olarak kullanan bir “Yeni CHP” var karşımızda. Bu öyle bir nesil ki seçim reklamlarını bile internetten izleyen ve hatta seçim kampanyalarını bir gecede alt üst edebilecek bir jenerasyon. AKP’nin “Gerçekti Hayal Oldu” temalı yaklaşımını kamyoncunun hayali ve gerçeği üzerinden ters düz edişi buna güzel bir örnek.

Bu farklı dünyaların insanlarının “Yeni CHP”de kendilerini ifade edebiliyor olmaya başlaması, dün aklımızın ucundan dahi geçmezdi. Bugün ise yaşadığımız bir gerçek. Şunu biliyor ve görüyoruz ki “Yeni CHP” kapılarını açtıkça bu değişim kaçınılmaz olacaktır. İyi de olacaktır.

CHP Genel Merkezi’nin, Kafka’nın Şato’sundan “Halkın İktidarı”nın merkezine dönüşmesine tanık olabilmek ümidiyle…

Hakkında Onat Çetin

2 comments

  1. güzel.

  2. :) yeni-chp yeni-türkiye diye bir şey yok. asker tutuklamayla, propaganda yapmayla, basit anayasa değişiklikleri ile rejim değişmez, değiştirildiği sanılır. türkiye halen abd-ab emperyalizminin yarı-sömürgesi konumunda, faşist diktatörlük ile yönetilen geri kapitalist ülkedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir