Cuma , 25 Eylül 2020

Çok Amaçlı Mekanizmalara Giriş

Efendim bilen bilir diye başlayan yazıları çok severim, bilene selam çakar, bilmeyeni meraklandırır. Hele modern çağlarla şu şöyledir bu böyle, dediğinde yazar, modern olmayan çağları da görmüş olduğunu şık bir şekilde aktarmış olur. Evet, ben de böyle bir şey yapacağım, derken evvela benden önce bu tip yazı yazmış kişileri referans alıp, hani bir suç işliyorsam cezayı hafifletmiş olacağım, yok eğer zaten hoş bir eylem içindeysem gönül rahatlığıyla ikinci paragrafa geçebilirim.

Her işe yarayan makineler fikrinin asgari ücretle çalıştırdığı işçiye ne iş olsa yaptırırım, parayı ben veriyorum nasılsa diyen paragöz patronlar tarafından bulunduğunu düşünmekte haksız sayılmam. Bilgisayarın telefon, telefonun müzikçalar, müzikçaların ses kayıt cihazı olduğu bir dünyada bir insanın tek bir işe, eyleme, organizasyona, bilim dalına odaklanması da saçmalık gibi görünüyor. Herkes aynı anda birçok işte usta, artırıyorum üstat olabiliyor artık. Referansımız cep telefonlarımız: aynı anda on ayrı şey olabiliyorlar.

Fakat iki göz bile aynı anda iki ayrı yere odaklanamıyor, insanlar neyin üstadı oluyor bir kitap okumayla. Kitap mı dedim. Yo hayır, onun da devri geçti. Kitapla ilgili bir kritik okunduğu takdirde de aynı bilgilere vakıf olunabilir. Bir şiiri okumaktansa içindeki en vurucu dizeyi bir tweet olarak görmek de günlük şiir ihtiyacını karşılayabilir. Zaten devir (devirle ilgili cümleyi ne zaman kuracağımı merak ediyordum ben de içten içe) başlık devri. Başlığı, etiketi, ismi bildiğin takdirde gerisine ihtiyacın yok. Falanca yazar mı, çok karmaşık ifadeleri var, şu kitap mı, gereksiz ayrıntılarla dolu, yazar kendi ismini sömürmüş resmen, şu adam mı, köşe yazılarındaki ironiyi maalesef sosyal medyada gösteremiyor, takip etmeye değmez… Ben her şeyi okumam diyerek böbürlenen insanların cehaletine çok iyi bir kılıf hazırlamış oldu bu başlık devri. Evet, vakit kaybına tahammülümüz yok ve yine evet, okumadan bilemeyiz!

Diyeceğim o ki, king size tadelleler eski parmak boylar kadar lezzetli değil. Hakeza 10’lu pakette satılan probisler, çokoprensler de. Nerede o eski tekli paketler, nerede o lezzetler…

not: Şimdilerde herkes aynı anda “her şey” iken böyle bir iddiayı hakkıyla yerine getirebilecek tek tanıdığım Jetgiller’in Ayrona*’sına selam ederim.

*Irona Jetsons

Hakkında Aysun Ellidokuzoğlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir