Cuma , 27 Kasım 2020

Tag Archives: alper selçuk

Ruh Yırtıkları

“Her ruh yırtığı, o yırtıkta iz bırakmış diğer insanların ruhlarına ruh yırtıklarından bağlıdır” Bir insan ruhu, çözümü o insanın ömrüne sığamayacak kadar büyük bir problemdir. Ömrü bir asra yaklaşmış olanların çoğunun gözlerinde yakaladıklarımız, bize bu problemin onlar için hâlâ çözülememiş olduğunu anlatır. O gözlerde, çözebilmişlerin sonsuz önceden sonsuz sonraya uzanan huzuru değil, doğum anından sonraya, adım adım son ana sarkan derin bir hüzün vardır; yenilmişliğin hüznü. *** Ömür, sonsuz önceden sonsuz sonraya dönen çarkların dişlilerin sayısının geometrik hızla arttığı, çaplarının ritmik olarak büyüdüğü ve birdenbire eski hâline döndüğü bir zaman aralığıdır sadece. Dişliler ve çarkların çapı doğan her insanın öğrendikleri ve yaşadıkları ile de hem doğru hem ters orantılıdır. *** Çözülmemiş ardışık problemlerle meşgul olan insanların ruhlarında biriktirdikleri, dişlilerin sayısını arttırırken çarkların çapını da büyütmekte ve zaman daha yavaş akmaktadır. İnsan bu akışta saniyeleri saymaktadır, saatleri ve günleri hatta yılları bile saymaya fırsatı olmayanlara inat. Hem iyidir bu hem de …

Devamı »

Adamsızlık ve Adam

Adamsızlık kavuruyor Dünya’nın ufuklarını. Üstü ve altıyla çöl kıvrımlarına açılıyor, her bir yol her gece ve gündüz. Çöl kasırgaları, fırtınalarla yer değişiyor insanlığın kalburun üstünde ve altında kalan adamlarının karınlarında. Adamsızlık acıtıyor bağırsaklarını tarihin. *** Özü sözünden ayrı iblislerden müteşekkildir iş bu nedâmet. Nedâmet ki; zülfü yok asaleti yok. Birer çapulcu çöreklenmiş seslerin tümünün üstüne. Tilâvetler yetim, Ezanlar yetim, ölüler yetim, diriler yetim. Nâdim, şirpence’den muzdarip; ruhuna sinmiş, zihnine sinmiş örümceklerle perişan. Ne tövbe edebilir ne de güç bela diline dizdiği tövbesinde itidal üzre olabilir. Çöl tilkisi ürkekliğinde fırdöner gözbebekleri. *** Adamsızlık çürütür dinlerin tümseklerini. Kahkahalar sıyrılır gecelerin karanlığından; her bir mahdum diz çöker öfke tabakalarından sıyrılıp gelen babaların önünde; adamsızlık kurutur her bir yeni neslin damarlarını. Babalar; hocalar, şeyhler, kerbelâlar. Yağlı urganlara sürülür boyunları, alnında adamın izinden iz taşıyanların. Bir taburede eskitir onları hocalar. Eğilmiş boyunları bin bir teslimiyet içindeyken enselerinden ruhlarının özsuyunu alır şeyhler. Her bir kerbelâ, aydınlık …

Devamı »