Çarşamba , 30 Eylül 2020

Tag Archives: öykü

Hişt! Hişt! Okurlarına Özgün ve Nitelikli Öyküler Sunuyor

İnternet mecrası her geçen gün gelişiyor, büyüyor. Bunun artıları olduğu kadar eksileri var. Büyümenin niceliği kadar niteliğinin de önemli olduğu gözden kaçıyor. ‘Tık’ odaklı, içeriği görsel ağırlıklı listelemeler veya birtakım testler; kolay okunuyor, kolay ziyaretçi kazandırıyor. Bu yüzden girişimciler, ne yazık ki yatırımlarını daha çok bu alana yönlendiriyor; bu alandan kazanmayı oldukça kolay buluyor. Ancak nadir de olsa internette özgün ve nitelikli içerik üretmeye odaklı girişimler de olmuyor değil. Hişt! Hişt! bunlardan biri. Edebiyat alanında son zamanlarda ‘dijitalleşme’ adına sevindirici gelişmeler yaşanıyor ve edebiyatın, internet ortamında yer alması, güçlü ve alternatif içerik sunması açısından oldukça önemseniyor. Hişt! Hişt! bu bağlamda ele alabileceğimiz bir çalışma ancak onu benzerlerinden ayıran en büyük özellik ‘öykü’ odaklı olması; öykü dergiciliği kavramını bir anlamda internete taşıması. Hişt! Hişt! bu ilgi çekici ismini ise bir Sait Faik Abasıyanık öyküsünden alıyor. Okurlarına öykülerle örülü bir dünya sunan Hişt! Hişt! geçtiğimiz günlerde internet üzerinden yayın hayatına “Merhaba” dedi. …

Devamı »

‘Son Kaknüsler’ Yayın Hayatına Başladı

Edebiyat alanında son zamanlarda ‘dijitalleşme’ adına sevindirici gelişmeler yaşanıyor. Geniş ve güçlü yazar kadrosuyla internette yayın yapan kolektif bloglar, matbu dergiciliği dijital mecraya taşıyor… Günümüz dünyasında dijital mecra ile edebiyat dünyası gittikçe iç içe bir hâl alıyor. Önce Twitter’dan, katılımcı sözlüklerden ve bloglardan gün yüzüne çıkan yazarlar kitaplarını çıkarttı; ardından yazarlar ve şairler sosyal medyada yer alarak kendi güçlü konumlarını daha da sağlamlaştırdılar. Tüm bu bağlamda bizler de edebiyatımızda son zamanlarda dijitalleşme adına sevindirici gelişmeler yaşanıyor diyebiliriz. Geniş ve güçlü yazar kadrosuyla internette yayın yapan kolektif bloglar, matbu dergiciliği dijital mecraya taşıyor. Kolektif bloglar demek artık bir anlamda günümüzün dergiciliği demek oldu. Edebiyatı, dergilerden takip ederek ‘okuyan – yazan’ insanlar, artık kolektif bloglardan takip ediyor edebiyatı. Buna bir örnek de kendi ‘Kaknüs’ felsefesiyle kendi akımını oluşturmuş olan Son Kaknüsler… Okurlarını “Puro içen şair gangster olur mu?” sorusu ile karşılayan Son Kaknüsler; edebiyatımızın genç, dinamik ve kaliteli kalemlerini bir araya getiren kolektif …

Devamı »

iPhone ve iPad’ler Çocuklara Türkçe Öykü Anlatacak

  Okul öncesi eğitimin en önemli parçaları olan doğa ve çevre hassasiyetinin yanı sıra, yardımseverliği ve insan sevgisini etkileşimli öykülerle çocuklara aktaran Öykü Bahçesi mobil uygulaması, iPhone ve iPad için yayında. Okul öncesi çağındaki çocuklara doğaya karşı duyarlı olmayı, yardımseverliği ve insan sevgisini birbirinden keyifli etkileşimli öykülerle aşılayan “Öykü Bahçesi” mobil uygulaması yayınlandı. Çocukların daha yeşil bir dünya ve daha mutlu bir toplum için temel adımları eğlenerek öğrenme fırsatı yakaladığı Öykü Bahçesi, iPhone ve iPad cihazlarında çalışarak App Store üzerinden indirilebiliyor. Okul öncesi temel eğitime destek oluyor Gelecekte huzurlu bir toplum, temiz ve barış dolu bir dünya için her şeyden önce toprağın yemyeşil ağaçlarla kaplı olduğu, masmavi denizlerde binbir çeşit balığın özgürce yaşadığı bir dünyayı arzulayan, içi insan sevgisiyle dolu bir nesil yetiştirilmesi gerekiyor. Öykü Bahçesi, içeriği iki yıllık bir çalışmanın ürünü olan öyküleriyle okul öncesi çağındaki çocuklara bu değerlerin aşılanmasına destek oluyor. Öykü Bahçesi mobil uygulamasında yer alan interaktif …

Devamı »

Bir Hikaye: Hoş geldin ikinci Yusuf’um

Yusuf ailesinin tek çocuğuydu. Annesi babası Onu en iyi şekilde yetiştirmeye gayret ediyorlardı… İmam-Hatip öğrencisiydi Yusuf… Yusuf’un uzaktan uzağa sevdiği bir kız vardı… Sevgi… Sevgi sınıfın en ağırbaşlı kızıydı… Başı hep önündeydi… Teneffüs aralarında evden getirdiği kitaplarını okurdu hep… Yusuf derste gizli gizli bakardı Ona… O ise Yusuf’a hiç karşılık vermezdi… Görmezdi bile Yusuf’un Ona ilgisini… Oysaki sınıfın değil okulun en yakışıklı çocuğuydu Yusuf… Kızlar onunla arkadaş olmak için can atardı… Ama O dinine düşkün biri olduğundan zinaya düşme korkusundan uzak dururdu onlardan… Ama ne yaptı ise Sevgi’den uzak duramıyordu… Evet, göz zinasıydı bu yaptığı… Ama elinde değildi, nefsine yenik düşüyordu… Bir gün cesaretini toplayıp kıza açılmayı düşündü… Arapça dersindelerdi… Ders bitiminde Sevgi’ye duygularını açıklayacaktı Yusuf… Bir ara kitabının arasındaki bir kâğıt gözüne ilişti… Bir hadis yazılıydı: “Aşkını gizleyip iffetini muhafaza ederek sabredenin günahlarını ALLAH affedip cennetine koyar…” [İbn Asakir] Nerden gelmişti ki bu kâğıt… Sanki biri Yusuf’un içini okumuştu… …

Devamı »

Edebiyatçılarımızdan Anılar 1

Bir yazar ya da şair hakkında bilgi almak istediğimizde karşımıza çıkan ilk şey doğum tarihi, ölüm tarihi ve eserleri şeklinde oluyor. Yazarları, şairleri açılıp kapanan parantezlere hapsediyoruz. Bu yazıda rutinin dışına çıkarak yazar ve şairlerin kendimce ilginç bulduğum anılarını paylaşacağım. Özdemir Asaf: R’leri söyleyemeyen Özdemir Asaf, bir gün taksiye biner. Taksici: “Buyyun Neyeye” der. Taksici de R’leri söyleyemeyen birisidir. Özdemir Asaf “Kayaköy” derse, taksicinin kendisiyle alay ettiğini sanacağı için, “Eminönü” der. Karaköy’de inmesi gereken Özdemir Asaf, Eminönü’de iner ve Karaköy’e yürür. Sait Faik ve Orhan Veli:  Orhan Veli ve Sait Faik parkta   otururlarken, bir çingene kız yanlarına yaklaşır ve “Çakır, falına bakayım mı?” diye sorar. Sait Faik istemediğini söyleyince “Ya senin mektepli” der Orhan Veli’ye. Cebinde on kuruş bulunmayan Orhan Veli, Sait Faik’e “tosla on kuruş” dedikten sonra çingene kıza döner: “Ama sen bakmayacaksın fala, ben senin falına bakacağım.” Ve öyle bir fal bakar çingene kızına ki, kızın ağzı bir …

Devamı »

Yaşanmış Bir Aşk Öyküsü, Yahudi Kızı Gioconda ve Yazarın Şehvetli Duyguları

Gerçek bir yaşam öyküsü, son yıllarda okuduğum güzel kitaplardan. Savaş yılları, Yunanistan Alman işgalinde ve  Yahudi kızı Gioconda ile yazarın   tertemiz çocuksu bir aşkı. Savaşa rağmen yaşanmış saf ve şehvetli duygular.   Toplama kamplarına sevgilinizi bırakabilir miydiniz? 

Devamı »

Hans Peter

Mahalledeki Almancılar Almanya’dan gelmiş. Bildik klasik Almancı dönüşleri işte. Bir sürü bavullar, ucuz hediyeler, siyah renkli bir ciple Avrupa baştan sona geçilmiş. Sırp polisinin çorba parası, Bulgar’ın kasisli yolları, Türkler’in yarım saatte bir klavye tuşuna basan gümrük memurları falan filan… Osman Bey Türkiye’ye bir de kuyrukla gelmiş. Altmış yaşında sapsarı bir Alman emeklisi bir öğretmen. Osman Bey memlekete tatile mi gelmiş, huysuz bir Alman’a tercümanlık yapmaya mı belli değil. Trabzon’da canlı bir bagajla dolaşıp duruyor. Akşam eve dönmüşler, düşünmüşler taşınmışlar ne yapacağız bu Alman’ı diye. Alman İngilizce bildiğinden akıllarına ben düştüm birden. ‘’Vuuh Metin var da, onun bir işi yok tatilde; gezdirsin ha bu Hans’ı’’ Alman’ın İngilizce bilen tercümanı hazır. Ertesi gün sabah Hasan İzzettin Dinamo’nun savaş yıllarıyla ilgili sefaleti konu aldığı bir romanını mı okusam, yoksa Çamburnu’nda güneş banyosu yapmak için denize mi gitsem diye düşüncelerde gezinirken Osman Bey elinde bir kutu çikolatayla ve hediyelerle kapıyı tıkladı. ‘’Hane Metin? …

Devamı »

Sıradışı Bir İnternet, Sosyal Medya, Blog Öyküsü: Prova

Üniversite yıllarım çok zorlu geçti. Tarladan çıkıp fakülteye girmiştim ve üzerimde hala toprak kokusu vardı. Ellerim sürekli tozlu, toprağın kurumuş kalıntılarıyla kaplıymış gibi hissediyordum. Bu yüzden insanlarla tokalaşmadan önce avuçlarımı pantolonuma silmeyi alışkanlık haline getirmiştim. İletişim kelimesinin kökenini öğrendiğim, ancak pratikte zayıf kaldığım zamanlardı. Köyüne üç günde bir gazete giren tarla işçisini İstanbul’un göbeğinde mevzilenmiş iletişim fakültesine sokarsanız, bu kişinin sebep olacağı toplumsal travmaları da kabullenmek zorundasınız. Kesin öyle olacak diye bir şey yok ancak İhtimal dahilinde olan şeyler bunlar. Topluma zorla yamamaya çalıştığınız kişi, yamandığı yerde sabit duramayabilir. Ardından gelecek zincirleme çözülmeler, yıkımlar, altından kalkamayacağınız boyutlara ulaşabilir. Ne gerek var? Beni üniversiteye kabul eden çarpık eğitim sistemine küskündüm. Aile zoruyla gönderildiğim üniversitenin benim gibi insanlara göre bir yer olmadığını düşünüyordum. Yabancı insanlarla tanışmak, onlarla aynı ortamlarda bulunmak, konuşmak, beraber yürümek, kızlarla yan yana oturmak, kapıdan çıkarken bir kıza çarpmak, sabahleyin günaydın diyerek selamlaşmak… Bunlar benim kaldırabileceğim türden sosyal faaliyetler …

Devamı »