Pazartesi , 28 Eylül 2020

Tag Archives: şiir

‘Son Kaknüsler’ Yayın Hayatına Başladı

Edebiyat alanında son zamanlarda ‘dijitalleşme’ adına sevindirici gelişmeler yaşanıyor. Geniş ve güçlü yazar kadrosuyla internette yayın yapan kolektif bloglar, matbu dergiciliği dijital mecraya taşıyor… Günümüz dünyasında dijital mecra ile edebiyat dünyası gittikçe iç içe bir hâl alıyor. Önce Twitter’dan, katılımcı sözlüklerden ve bloglardan gün yüzüne çıkan yazarlar kitaplarını çıkarttı; ardından yazarlar ve şairler sosyal medyada yer alarak kendi güçlü konumlarını daha da sağlamlaştırdılar. Tüm bu bağlamda bizler de edebiyatımızda son zamanlarda dijitalleşme adına sevindirici gelişmeler yaşanıyor diyebiliriz. Geniş ve güçlü yazar kadrosuyla internette yayın yapan kolektif bloglar, matbu dergiciliği dijital mecraya taşıyor. Kolektif bloglar demek artık bir anlamda günümüzün dergiciliği demek oldu. Edebiyatı, dergilerden takip ederek ‘okuyan – yazan’ insanlar, artık kolektif bloglardan takip ediyor edebiyatı. Buna bir örnek de kendi ‘Kaknüs’ felsefesiyle kendi akımını oluşturmuş olan Son Kaknüsler… Okurlarını “Puro içen şair gangster olur mu?” sorusu ile karşılayan Son Kaknüsler; edebiyatımızın genç, dinamik ve kaliteli kalemlerini bir araya getiren kolektif …

Devamı »

Edebiyatçılarımızdan Anılar 1

Bir yazar ya da şair hakkında bilgi almak istediğimizde karşımıza çıkan ilk şey doğum tarihi, ölüm tarihi ve eserleri şeklinde oluyor. Yazarları, şairleri açılıp kapanan parantezlere hapsediyoruz. Bu yazıda rutinin dışına çıkarak yazar ve şairlerin kendimce ilginç bulduğum anılarını paylaşacağım. Özdemir Asaf: R’leri söyleyemeyen Özdemir Asaf, bir gün taksiye biner. Taksici: “Buyyun Neyeye” der. Taksici de R’leri söyleyemeyen birisidir. Özdemir Asaf “Kayaköy” derse, taksicinin kendisiyle alay ettiğini sanacağı için, “Eminönü” der. Karaköy’de inmesi gereken Özdemir Asaf, Eminönü’de iner ve Karaköy’e yürür. Sait Faik ve Orhan Veli:  Orhan Veli ve Sait Faik parkta   otururlarken, bir çingene kız yanlarına yaklaşır ve “Çakır, falına bakayım mı?” diye sorar. Sait Faik istemediğini söyleyince “Ya senin mektepli” der Orhan Veli’ye. Cebinde on kuruş bulunmayan Orhan Veli, Sait Faik’e “tosla on kuruş” dedikten sonra çingene kıza döner: “Ama sen bakmayacaksın fala, ben senin falına bakacağım.” Ve öyle bir fal bakar çingene kızına ki, kızın ağzı bir …

Devamı »

Şİ’İR VE İNŞÂ

Çünkü mahsûl-u tahsîl bizim memâlike göre yalnız şi’ir ve inşâ cihetindedir, bir nebze bahsedilmek fâ’ideden hâli değildir. Şi’irin ta’rîf-i ‘umûmisi kelâm-ı mevzûndur; ya’ni iki satr sözün her birindeki sükûn ve harekâtın musâvi olmasından ‘ibâretdir . Hatta kâfiye-i usûlu milel-i müte’ahhire beyninde ‘âdet olmuşdur , eski Yunaniler yalnız vezine ri’âyetle kâfiye iltizâm itmezlerdi . Şi’ir , her kavimde tabi’ îdir , rû-yı ‘arzda ne kadar milel u akvâm gelmiş ise , cümlesinin kendine mahsûs şi’irleri var idi . ‘Osmânlıların şi’iri ‘acabâ nedir? Necâti ve Bâki ve Nef’î divânlarında gördüğümüz bahr-ı remel ve hezecden mahbûn ve muhabbes-i kasâ’id ve gazeliyyât ve kıta’ât ve mesneviyyât mıdır? Yoksa hâce ‘Itrî gibi musîki-şinâsânın rabt-ı makâmât ile ( diğerleri) Nedim ve Vâsıf şarkıları mıdır . Hayır ! Bunların hiçbiri ‘Osmânlı şi’iri değildir , zirâ görülür ki bu nazımlarda ‘Osmânlı şâ’irleri şu’arâ-yı İran’a ve İranlılar da ‘Arablara taklîd ile melez bir şey yapmışlardır ve bu taklîd yalnız …

Devamı »

MASAL

Sen benim halimi bilemezsin ey yar! Beynimin içindeki sahnede silinmiş roller yeniden alınıyor! Bu ritüelin sırrını çözen sahneden dışarıya, aranıza çıkıyor. Ve eşitler arasında yitirilmiş organlarım ölüler diyarını düşlüyor… Bilemezsin diyorum! Geçmişim kafamın yedek parça deposu! Ve biz yedek parçalar, yani hurdacılar, kaçakçılarız diyorum… Sizin belirsiz geleceğinizden çıkıp geriye, devesinin yerine, kendisini koyan devecileriz biz bilemezsin! Şimdi parmaklarını kenetle! Anlatacağım, masallarımı dinle! Benim sayemde mest, kendi dilin bir serap olacaktır…

Devamı »

Serap

SERAP Ne vardı Boş bir heves uğruna Yollara düşecek!… Hangi kuş Yuvasından uzaklaştı da … Yatağından olmadı!… Halbuki ben Bir devdim… Adımı taşıyan dağda yaşayan. Şimdi arada bul, O bıraktığım, Horladığım cenneti. Yolunu biliyorum, Fakat ayaklarım Dayanır mı mesafelere?… Dönsem de, Yerimi kapan devleşmiştir, Hayatımın tıpkısını yaşayarak. Daha etekte beni görünce Üzerime kayaları yuvarlar, Altlarında ezilirim… Notçuk: Tüm okuyucuların mübarek kurban bayramını en içten dileklerimle kutlar, Allah’ın bu güzel günlere hep birlikte bizleri tekrar kavuşturmasını niyaz ederim.

Devamı »

İzmir, Seni Özlemenin Şiirini Yazıyorum

İki günlüğüne Özdere’den ayrıldım ,son arabayı yeniden kaçırdığımı zannederken küçük terminalin içindeki ”büyükşehir belediyesi” imzalı kırmızı dev otobüsü görünce : ”İzmir” dedim ,gözlerim sulandı , ”seni uzakta özlemenin şiirini yaşıyorum” …Vakit geldi ,iplerini sıkıca büzdüğüm çantaya anneme sarılır gibi sarıldım ve İzmirin silüetini göreceğim anı beklemeye başladım. Sen gurbetin denizi …Mavin mavi değil , balıkların yırtıcı ,dalgaların ürkütücü ,içinde yüzüp boğulmaktan korkuyorum…Sana baktıkça geçmişim dalga dalga siliniyor ,ne benlik kalıyor ne ideal …Sükunetinle bıraktığın kocaman bir çiledir ve kötü izlerdir, kanayan dizimdir misal ,kaçırdığım kahrolası fırsatlardır , konuşunca yumuşatacağım küskün suratlardır , yarısı kabuk bağlamış bir yanaktır , babaanneciğin öldüğü andır, anlık bir yaşamsızlıkta yerinin hemen doldurulmasıdır… Sen ,çilenin kırmızısıyla boyanmış kutsal gece …Başımı öne eğdim işte , uykuyla gözlerimi aralıyorum yepyeni bir dünyaya … Derken kollara dolanan poşetler beliriyor , ve bir kadın , ” bakar mısın ” ,hanımından iftarlık alan şöför , arkaya doğru bağırıyor ,”son durağa yaklaşıyoruz” …

Devamı »

Jorge Luis Borges 112. Doğumgünü

jorge_luis_borges_doodlle.jpg

Google 112. Doğumgününde Nobel Ödüllü Yazar Borges’ı Doodle yaptı. Borges Hakkında Ekşi Sözlük’ten bir tanım şöyle diyor; göz ile görmek arasındaki ilişkiyi sorgulamama neden olmuş insanlardan biridir. tıpkı cemil meriç gibi, aşık veysel gibi. “yaşamadım, okudum” diyen bu tutkulu masalcı, bir mabed gibi gördüğü buenos aires milli kütüphane’sine 1955’te müdür olarak atanır ama aynı yıl gözlerini kaybeder. “elimin altında 200 bin cilt kitap ve ben onları okuyamıyordum. hepsi birer tuğla tanesine dönüşmüştü.” fransız etkisindeki hatay’da doğup büyüyen cemil meriç de bütün çocukluğu ve ilk gençliği boyunca görmek istediği paris’e gözlerini kaybetmeye başladığında tedavi için götürülür. “yıllar yılı reyhanlı’nın çamur damlı evlerini seyreden gözlerim, paris’te kapalıydılar. ben paris’i göremiyordum!”. o perde inmiş gözlerin gerisinden nasıl bir dünya gözükmektedir? renkler de uçup gitti mi? bizi merakta bırakmaz borges; “düşlediğim şey belki de tümüyle anakronik. görme yetimden yararlandığım zamanlardan kalma izlenimlere atıfta bulunuyor olmam mümkündür. şimdi, bir gözümü kapattığımda, bazı renkleri, özellikle de …

Devamı »