Perşembe , 29 Ekim 2020

Tag Archives: yalnızlık

“Yalnızlık” Hastalığına Reçete!

Öyle bir dünyada yaşıyoruz ki “çalışma”, “çalışan”lardan daha değerli sayılıyor… Özellikle özel kurumların bu anlayışı hem devlet kadrolarında hem de normal iş hayatı dışındaki yaşayış biçimlerimize de sirayet ediyor. Yani evlerimizin düzeni, devletin sunduğu sağlık hizmetleri, şahsi boş zamanlarımız, duygusal ilgi alanlarımız vs… hepsi çalışma şartlarının uyduğu kurallarla yürütülür hale geliyor bir zaman sonra. Öyle ki kurumlar soyut varlıklarıyla tek tek insanları somut varlıklarını hesaba katmaz bir kerteye ulaşıyor… Aslında bu değişim insana ilk bakışta rahatlık ve hareket serbestîyeti sağlar gibi görünse de kesinlike bir serbestiyetliği Allah’ın hiç bir kuluna sağlamıyor. Şöyle ki insanlar birbirilerine kişisel olarak bağımlı kalmaksızın normal şartlar altında iş bulabiliyor, kendi imkanlarıyla barınabiliyor, dilerse tedavi olabiliyor veya eğlenme imkânına bir şekilde kavuşabiliyor… Ne var ki kısa bir süre sonra yüzleşilen “insansızlaşma” durumu yurdum insanlarını bir diktatörün yalnızlığına sürüklüyor. Düşünün ki bir diktatör başkalarına hükmetme gücünü her zaman bulundurmasına rağmen nedense hiç kimseyle hesabı olmayan karşılıklı güven …

Devamı »

Herkesin Ağzında Sakız Olan O kelime : “Yalnızım”

Hani biri gelecekmiş gibi, o pencereden bu pencereye telaş içinde koşuşturmalar içindedir insan… Gözleri, aşağıdaki yokuşu arşınlar sürekli. İstem dışı bir tike uğramış gibi ayakları koşuşturup durur devasa evin kendisine dar gelen odalarında. Kulaklar kapıya dayanmış, bir “tık” sesinin yoğun özlemindedir. Saniyeler zamanı örerken, hep aynı kelime desenlenir onun üzerinde. Hep bir bekleyiş anı şiirinden ilham alır tabii ki örücü… Evin tüm duvarları coşkulu bir türkü söylemeye çalışır aslında insana; yalnızlığını, bekleyişini paylaşmak istercesine… Fakat insan, onların ezgilerini parçalayan bir sesle haykırır, “yalnızım” diye. Sesinin, bütün artistik kalıpları parçaladığı yerde, bekleyiş doğruya ulaşır. Duvarlar susar o vakit, her şey, tüm eşyalar susar. Belki utanırlar. Çünkü onlar da yalnızlaşırlar aniden… Evin odalarındaki tüm ışıklar bir yanar bir söner. Işıltılı bir vapur, ölümü sevdirircesine geçer odanın penceresinin önünden. Ama ölüm zordur dostlar. İnsan gecenin hüznüne âşık olur aslında. Anıları, uçları zehirli hançerler gibi batıp batıp çıkar göksüne. Yılar, ateşten örtüler gibi üst …

Devamı »

Tok Karnına “Yalnızlık” Senfonisi Yazısı…

Hiçbir güç, büyümeyi önlemeyi mümkün kılamaz ve büyüyen yalnızlıklarımızı… Zira, büyüdükçe yalnızlaşıyor insan. Kendine dönüyor, aynaya bakmaksızın kendini görmeye yöneliyor. Yoğun bir arayış bu. Yaratıldığı çamuru, yaşamanın gerçeğini arama senfonisi. Adem’e ulaşmak istercesine zorluyor insan kendini, bunalıyor, gerginleşiyor, asabileşiyor. Uzay boşluğunda uzak bir köşe buluyor insan kendine yalnızken. Çevresine özgün bir kabuk örüp, diğerlerinden soyut bir dünyanın içine kapatıveriyor kendini. Tıpkı ipek böcekleri gibi geçmiş unutuluyor hemen. Ya da unutulmuş gibi yapılıyor. Aslında hiç bir şey unutulmuyor. Bilakis belki muhasebe yapılıyor. Arkadaşlıklar, oyun günleri, zorluk günleri, darlık günleri, portakal ağaçları, limon bahçeleri, kırgınlıklar bir bir hesaba çekiliyor temiz zihinlerde. Yine tıpkı ipek böceği gibi insan, bir süre sonra bambaşka bir şey olarak çıkmaya hazırlanıyor ördüğü kabuğun içinden göründüğü kadarıyla… Yalnızlık olgunlaştırıyor insanı, kâmilleştiriyor kısaca. Sınayarak, acı vererek, düşündürerek olgunlaşıyor insan. Yalnızlığı yaşayan kendisiyle kucaklaşıveriyor. Ne ateşli sevgililerin albeniliği, ne kalabalık coşkuların yüzeyselliği, ne de arkadaşların, dostların gevezeliği… Yalnızlıkta kendisine her …

Devamı »

Yalnızlık Çığlıkları; Gerili Bir Mancınığın Ucuna Kondurulmuş Çığlıklar

“Her bir renk yapayalnızken kendisidir.” Moustapha Méditerrané “Anne-baba, eş-evlâd, dost-akraba ve daha niceleri gerili bir mancınığın ucuna kondurulmuş yalnızlık çığlıklarıyla hazır halde beklerken, insan, duyduğu her çığlıkla öldürdüğünü bilerek yardım elini uzatabilir mi?” İnsan, gözlerinden dışarıya bakan bir parçacıklar bileşimi ve bedende konumlanmış bir misafirdir. Gözleri bu mekânın dışarıya açılan penceresidir; iki doğrultmandan oluşan tek pencere. Bu tek pencerede düğümler atılır yahut çözülür; yalnızlık bu tek pencerede fısıldar varlığını. Bir sayha yükselir gözlerden dışarıya bakan insanın ağzından, içerideki sonsuz çokluktan dışarıdaki sonsuz çokluğa. Yankılanır gider çığlıklar ve gerisingeri hızla dönerler içine insanın. Çığlıkların bu serüvenleri, yalnızlık efsanesinin inleyen nağmelerini anlatırlar diğer insanlara. Ve bu efsane Adem yaratıldığından beri tek kişiliktir. *** Doğumla dünyaya itilen yalnızlığın, ölümle ahirete çekilişine dek, her bir çığlık, insanın yalnızlığına alışmasına delalettir. Ahiret, birleşen çığlıkların tartılmasıyla yer bulur gözlerinde mahpus olan insana. Sonsuz çokluk, içinden dışına dışından içine geçmiştir insanın. İnsanın sonsuzluğu çığlıklarının rengine göre seçilmiştir. …

Devamı »