Cumartesi , 26 Eylül 2020

İNCE BEL

Mehmet Ali Aydınlar TFF’ye başkan seçtirildikten birkaç gün sonra bombayı elinde bulmuşmuş? Dürüstlüğüne inandığınız bir TFF başkanı için bu cümleyi kullanabilir misiniz? Kanuna, adalete inanan bir insanı dünyanın en karmaşık problemiyle karşı karşıya bıraksanız bile onun için bu cümleyi kullanamazsınız. Şayet o insan için elinde bombayı buldu diye bir tabir kullanıyorsanız bunun anlamı şudur. Sorunu çözmek için bir makama adadığınız o insana bazı siyasi ve ekonomik güçler sorunu çözmesi için müsaade etmeyecektir. TFF başkanının içinde bulunduğu durum da budur kanaatimizce.

Bunu nereden mi çıkarıyoruz? Mehmet Ali Aydınlar şike soruşturmasının ikinci dalgasında yani Trabzonspor başkanının ifadeye çağırıldığı gün alelacele Süper Ligi tescillediklerini açıkladı; Bu durumda şunu sormak durumundayız; şike soruşturması kapsamında savcılıkça ifadesi alınan eski TFF başkanı Mahmut Özgener ile Mehmet Ali Aydınlar arasındaki fark nedir? Görünen o ki Mahmut Özgener Fenerbahçe başkanının gölgesinde pasif bir kuklaydı, Mehmet Ali Aydınlar ise hükümetin gölgesinde aktif bir kukla. Onun içindir ki şaibelerle çalkalanan Süper ligi daha önce Mahmut Özgener’in yaptığı gibi hırsızlama tescilledi.
TFF’nin Fenerbahçe başta olmak üzere şikeye bulaşmış kulüpler hakkında kendi özerk yapısıyla ayrı ciddi bir soruşturma başlatmış olmaması, sonucu sadece yargı kararlarına sığınarak verecek olduğunu söylüyor olması TFF’nin Fenerbahçe adına nasıl devekuşu politikasına yöneldiğinin açık bir işaretidir.

TFF başkanı Mehmet Ali Aydınlar’ın önce ligi tescil ettiklerini söylemesi sonra bu karara ‘’Allah’ın emri değil her an değişebilir’’ diye açıklama yapması tam anlamıyla bir fiyasko. O zaman adama o açıklamayı neden yaptınız diye sormazlar mı? Nedeni Fenerbahçelileri teskin etmek; yani dengeleri gözeterek yol almak. Dengelerin gözetildiği yerde ne hukuk olur ne de adalet. Zaten adalet arada bir olan kaybolan bir şey değildir. Ya vardır ya da yoktur. Türkiye’de Adalet’in partisi, bakanlığı, mahkemeleri var ama kendisi yok. Onun için Türkiye’de herhangi bir konuda öngörüde bulunmak ya da analiz yapmak son derece riskli bir iş. Bu açıdan Türkiye’de her şey olabilir ama bir şey hariç; o da olması gereken.

Süper Ligi Fenerbahçe’nin şampiyonluğu ile tescilleyen bir TFF ayyuka çıkmış şike olaylarından sonra doğru bir karar verebilir mi? Verse bile bu kararın Türkiye’deki futbolseverleri ve kulüpleri ikna edebilir mi?
Artı herkesin gözünün üzerinde olduğu TFF başkanı Fenerbahçe’nin sistematik şikeyle Türk futbolunun ruhunu bitirmiş Aziz Yıldırım’ı en kritik soruşturma günlerinde Şişli Etfal hastanesinde ziyaretine ne demeli? Dahası Fenerbahçe Acıbadem ile ortaklığı olan bir adam TFF başkanı Aydınlar. Olması gereken şeyin olmaması için yani Türk futbolunun arınmaması için her şey var.

Bazıları ne var bu ziyarette oldukça insani bir ziyaret diyebilir? Son yıllarda Türk futbolunu Nazi subayı gibi yönlendiren, insanları işinden eden, medya tarafından sorgulanamayan, Türk futbolunda Fenerbahçe üzerinden kartel kuran Aziz Yıldırım’a insani ziyaret öyle mi? Yani bu ülkede ahlakı vicdanı kalmamış insanlar gibi davranacağız öyle mi? Komedi şu ki Trabzonspor taraftarlarının sitelerinden bordomavi-net’in ‘’Nevzat Şakar’ı da ziyaret et Aydınlar.’’ yorumu gereği Aydınlar Nevzat Şakar’ı da ziyaret etmiş olması. Temel fıkrası böyle bir şey işte.

Boğaza kadar şikeye, pisliğe bulaşmış bir takım olan Fenerbahçe’yi bu pislikten kurtarmak için uğraşan bir TFF başkanına bizim Temeller kılavuzluk ediyor. Akıllarınca Fenerbahçe bu pislikten kurtulmasının tek yolu pisliği olabildiğince takıma ve futbol adamına bulaştırmak. Bunun koordinatörlüğünü yapan kişi de TFF başkanı? Trabzonspor’un en büyük taraftar sitesinin editörünün Temellik durumu da Fenerbahçe’yi aklamaya çalışmak. Allah akıl fikir versin uşaklar..!

Temiz Kramponlar Operasyonu kapsamında insanların aklına her türlü fikir geliyor, hemen her şey konuşuluyor ama bir şey hariç. Bütün bu sistematik şikenin, şike teşebbüslerinin çekirdek suçlusu kim ve bu durumdan en çok mağdur edilmiş kulüp hangisi? Suçun çekirdeği ortaya çıkarsa ve bu suç çekirdeği kişilik ya da organizasyon kendi dışındaki unsurları da suça mecbur ederse buna bağlı olarak dışarıdaki insanlar ya da kulüpler de aynı derecede suçlu mudur? Katalog suçlarda suçun kaynağına bakılır. Buna bakan bakan yok bu ülkede? Yahu Adalet bakanı çıkıp bu dehşet adaletsizlikle ilgili iki kelime yapmaz mı?
Bakın kural bir; bütün büyük adaletsizlikler göz ardı edilmiş en küçük adaletsizliklerden doğar. Türkiye’de bütün futbolseverler Aziz Yıldırım’ın askerlik yapmadığını, çürük raporu aldığını bilirler. Evet bütün arızanın başlangıcı burası. Geçen yıl Aziz Yıldırım için Türkiye’de neredeyse yerçekimi kanunu bile yoktu. Şimdi var mı? Olup olmadığını hep beraber göreceğiz. Ama gidişata bakılırsa yine olmayacak gibi.

Sanki Türkiye’de futbol sadece Fenerbahçe oynadığında anlam kazanan bir oyun. Bir oyunu bir takımın bu şekilde gasp etmiş olması zaten asıl sorunun kaynağı. Türkiye’de TFF başkanının tek derdi Fenerbahçe’yi nasıl kurtarırım ve en az zararla selamete çıkarırım. Adalet nasıl yerini bulur değil. Bu cenaze nasıl en ucuza kalkar? Hiçbir TFF yöneticisi çıkıp ta şikenin ve şaibenin odağındaki Fenerbahçe’yi Süperligte hiçbir kanun hiçbir güç tutamaz diyemiyor.

Tek dertleri futbol satıyoruz diye kazıkladıkları müşterilerini ve Fenerbahçe taraftarlarını kandırmak. Belki Türkiye Fenerbahçe taraftarları sayesinde Malezyalaşmadı ama resmen Avustralyalaştı. Yirmi beş milyon devekuşunun olduğu bir ülke için başka hangi sosyolojik tabir kullanılabilir ki? Az kafanızı kumdan kaldırın ve diye size satılan şeyin içeriğine tepki verin. Varsa yoksa Fenerbahçe.
Hiç kimse bu kadar pisliğe bulaşmış bir Fenerbahçe’nin ensesindeki takım Trabzonspor’un nasıl bu kadar temiz kalmayı başarabildiğini, içeriği tam olarak bilinmeyen bir iki telefon konuşmasının bile durumu değiştirmeyeceğini asıl şampiyonun Trabzonspor olduğunu dile getirmiyor. Dillendirilen şey şu; ‘’Trabzonspor’un da teşvik primi girişimleri var.’’ Şike yapmadı ama şike girişimi var. Yani ‘’Şükranla yatmadım ama Şükran hamile..!’’ Peki soru şu; Trabzonspor neden teşvik yapma gereği duydu? Trabzonsporlu yöneticileri rakiplerini uyarmaya zorlayan temel etken ne? Sorunun cevabı çok basit; Fenerbahçe ve imtiyazı kanunlara takılmayan Aziz Yıldırım. Yani normal bir hukuk sisteminde Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım ve sistematik şike ekibini ‘’Saygı duyulacak bir futbol takımını şikeye teşebbüse zorlamak’’ suçundan da yargılanmalıdır. Yani suçun çekirdeği Aziz Yıldırım ve onun sistematik şike çetesi.

Velev ki Trabzonsporlu yöneticiler şike yapmadılar ama şikeye teşebbüs ettiler..! Bu suç tanımına bakılarak bile Trabzonspor’un şampiyonluğu ilan edilebilir. Yani Trabzonsporlu yöneticiler şikeye teşebbüs ettiler, şikeyi başaramadılar. Suçları da bireysel. Çünkü Trabzonspor’un başkanının Nevzat Şakar’ın şakarlığından haberi yok. Yani savcılığın sorduğu sorulardan anlaşılan şey; Trabzonspor gerçek şampiyon. Bunu görememek için insanın TFF başkanı olması yeterlidir.
TFF neye karar verirse versin Süper Ligin bir şampiyonu olmak zorundadır. Ama bu Fenerbahçe olamaz.
TFF ne karar verirse versin Türkiye kupasını hak eden takımı bulunmalıdır. Şayet final oynamış iki takım da şaibeliyse yarı finalde elenmiş iki takım en kısa zamanda Ziraat kupasının finalini oynar. Hiçbir mahzuru yok. Ha ondan sonra da şampiyonluk hangi takıma düştüyse onunla da bir hafta sonra Süper kupayı oynar olur biter. Bütün bunlara karar vermek hiç ama hiç zor değil. Bırakın onca saçma sapan yasanın boşluklarıyla Fenerbahçe ve Beşiktaş’ı korumayı biraz vicdanınız, adalet duygunuz ve aklınız varsa en doğru kararı verirsiniz. Ama yoksa size her harfi altınla yazılmış hiçbir yasa bile yardımcı olamaz.
Sonuç olarak Türk futbolunda şu anda yaşanan kaosun suç çekirdeği Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe’dir. Daha doğrusu Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe’nin imtiyazına Türk hukuk sisteminin uzun süre dokunmayışıydı. Birçok kulüp ve futbol adamı bu sistematik şike organizasyonunun nefsine uymuş kurbanıdır. Fenerbahçe’yi ve Aziz Yıldırım’ı aklamak için sistematik bir suçun zorlamayla Trabzonspor’a ve diğer kulüplere bulaştırılıp futbolun meşru alanını çökertmeye çalışmak, sınırlı bütçeleriyle alın teri döken diğer kulüplere yapılacak büyük haksızlıktır. Her zaman bir şampiyon vardır, her zaman onurunu ve gururunu korumuş takımlar ve insanlar vardır. Bunu görmek için 25 milyon deve kuşu içinde olmamak yeterlidir.

Fenerbahçe şampiyon olmadıysa kimse şampiyon olmasın, Beşiktaş kazanamadıysa Türkiye kupası iptal edilsin yaklaşımı küçük zekaların küçük fikirleridir. Hayat boşluk kabul etmez. Haklı olanı bulacaksınız ve ona hakkını teslim edeceksiniz. Adalet bunu gerektirir.
Ne olur bilemiyorum, ama emin olduğum bir şey var, bir damla adaletin olduğu bir ülkede Fenerbahçe’yi hiç kimse kurtaramaz.
* * *
Bir söz de iki yıl spor yazısı yazdığım halde resmi bir kabul görmediğim Taka Gazetesine. Taka Gazetesi Trabzonspor’un varlığıyla hayat bulan diğer üç Trabzon gazetesinden birisi. Spor editörü ise eski bir hakem ve hakemlik kariyeri haksızca sonlandırılmış Hamza Mısır. Kendisi gerçekten beyefendi bir insan. Ama Taka gibi bir gazetede Rıdvan Dilmen gibi Fenerbahçe futbol lügatiyle futbol konuştuğunu sanan bir kişiye köşe vermiş olması benim açımdan ve yazınsal yeteneği kuşku getirmez Trabzonlu spor yazarları açısından bir dram. Türkiye’de yer yerinden oynuyor Rıdvan Dilmen 26 gündür kayıp. Her Fenerbahçe maçından sonra NTV ekranlarında pis kokulara parfüm sıkan Rıdvan Dilmen bu süreçte ilk iş olarak şike davasından Metris Cezaevinde bulunan Aziz Yıldırım’ı ziyarete gidiyor. Ve Rıdvan Dilmen’in Taka’daki köşesi hala yerli yerinde duruyor(du). O zaman soru şu, Trabzonlu spor gazetelerini spor yazarlarını İstanbul’un devekuşunu oynayan spor basınından farkı nedir? Türkiye’de bir ulusal kanalda futbolla ilgili ahkam kesen bir spor yorumcusunun suskunluğu ahlaki midir? Benim algılamama göre Rıdvan Dilmen bu suskunlukla en büyük kötülüğü Trabzonspor’a yapmıştır. Hem de Trabzon’un en saygın gazetelerinden birinde. Hamza hocam belki dalgınlığına geldi ama ‘’Suskunluklar da koroya dahildir.’’ Haberiniz olsun.
* * *
Bu arada Fenerbahçe’nin şike sistematiği deşifre olduğu günlerde Odatv’de ‘’Sen Çok Yaşa Fenerbahçe’’ başlıklı bir yazı yazan ve Fenerbahçe taraftarlarının gazını almaya çalışan sevgili Nihat Genç’e ‘’Allah Seni Islah Etsin Nihada’’ adlı bir yazı ile karşılık vermeyi düşünmedim değil. Ve neden bağımsız bir yazar Fenerbahçe gibi 25 milyonluk bir devekuşu sürüsünü uyandırmayı değil de onlara yaranmayı tercih eder? Oysa ben şahsen Nihat Genç’ten nefis bir ‘’25 Milyon Devekuşu Uyanın..! Şimdi Omlet Yapma Zamanı’’ başlıklı bir yazı beklerdim.
* * *
Şayet olurda Türk futbolunda adalet tecelli eder de Trabzonspor şampiyon ilan edilir ve şampiyonluk kupası gerçek şampiyon Trabzonspor’a iade edilirse Trabzonspor yönetimine açık bir önerim olacak.
Trabzonspor’un 28 yıl sonra bin bir türlü mücadele, yüzlerce litre ter ve gözyaşı ile elde ettiği bu kupayı sakın Sadri Şener tesislerindeki müzeye koymayın.
Önce kupanın gerçek olup olmadığını tespit ettirin. Sonra onu tarihi Trabzon hamamına getirin ve iyice yıkayın. Ardından kupaya Boztepe’nin Trabzon yazan alanındaki kayalık zemini oyarak bir mağara müzesi yaptırın. Ve Trabzonspor’un yedinci şampiyonluğu tek başına bu müzede sergilensin. Müze her türlü kamera alarm ve koruma önlemleriyle girişi biletli olarak düzenlensin. Trabzon’a gelen turistlerin ziyaret yerlerine ilave edilsin. Ve kupanın dikildiği sütunun altına Türkçe İngilizce Fransızca Almanca İtalyanca Rusça Arapça Çince ve Latince aynen şöyle yazılsın. ‘’Trabzonspor’un yedinci şampiyonluğunun haklı tacı olan bu kupa lügatinde kaybetmek olmayan ve kazanmak için her türlü hileye başvuran Bizans takımlarından Fenerbahçe’nin müzesinden büyük mücadeleler sonucunda alınmış en anlamlı kupadır. Ve bu şampiyonluk sonucunda Fenerbahçe bir alt lige düşürülmüştür. Ve adı İnce Bel’dir.’’
* * *
Biraz uzun oldu ama bir kadayıf servisiyle bitirelim. Trabzonlu kemençe sanatçısı Yusuf Cemal Keskin’in İnce Bel türküsünün sözlerinin konuyu özetleyeceğini düşünüyorum.

Ah ince bel da boylarına maşallah
Bizim evde gelin yok sen olursun inşallah.
İnce belin zayıfı Trabzon kadayıfı
O ince bellerinden da alamadım hayıfı

Yaz başları ince bel de cayırını biçince
Alev alev yanarım da ince beli görünce

Hakkında Metin Kondel

Eski bir İngilizce Öğretmeni, Ekonomist ve bağımsız popülist (halkçı) bir yazardır.

5 comments

  1. baştan sona saçma sapan bir yazı, kör fanatik satırları… şike sistematiği deşifre olmuşmuş… bak bak tespit yağdırıyor. daha suçlamaları delilleri aziz yıldırım’ın avukatları bile görememişken beyefendi sistematiğine kadar inmiş… Bu arada Trabzonspor’un wikileaks’te adı geçen paralarına da değinseydin…

  2. At gözlüklerinizi çıkarın fenerliler. Herşey ortada. adam az bile söylemiş, kibar davranmış. Hırsıza hırsız demek suç mu oldu.

  3. israfsın metin kondel.

  4. Kusura bakmayın da bütün bu soruşturma süreci boyunca basında okuduğum en absürd yazı bu oldu. Papağan gibi Aziz Y. ve Fenerbahçe’nin boğazına kadar kadar pisliğe, şikeye battığını; suçun çekirdeği olduğunu; cezasını çekmesi gerektiğini yineleyip durmuşsunuz. Siz kimsiniz kardeşim? Yargı makamı mısınız? Hangi argümanlara dayanarak böyle kesin hükümlerde bulunuyorsunuz? Bizim bilmediğimiz bir şeylere dayanarak bunları yazıyorsanız, karnınızdan konuşmak yerine açık açık anlatın biz de bilelim Fenerbahçe ve A.Y. neden şikeciymiş, neden suçluymuş, neden boka batmış… Daha soruşturma savcısı iddianameyi bile hazırlamadı; ama maşallah siz kim suçlu kim suçsuz çoktan tespit edip cezayı kesmişsiniz. Bir de utanmadan vicdandan bahsediyorsunuz.

    “Süper Ligi Fenerbahçe’nin şampiyonluğu ile tescilleyen bir TFF ayyuka çıkmış şike olaylarından sonra doğru bir karar verebilir mi? Verse bile bu kararın Türkiye’deki futbolseverleri ve kulüpleri ikna edebilir mi?” demişsiniz. TFF’nin öyle Türkiye’deki futbolseverleri veya kulüpleri ikna etmek gibi bir misyonu yoktur, olmamalıdır da. Federasyon doğru olan karar neyse onu vermelidir. Bu karar insanları memnun eder, etmez önemli değil. Hukuka aykırı bir karar alınmadığı sürece siz veya diğer futbolseverler ikna olmasa da olur.

    Yine demişsiniz ki, “Aziz Yıldırım Trabzonspor gibi saygın bir kulübü şikeye teşebbüse zorlamaktan da yargılanmalıdır”. İsterseniz 11 Eylül saldırılarından ötürü de yargılayalım Aziz Yıldırım’ı? Hem siz rahatlamış olursunuz hem futbolseverler ikna olur. Ne dersiniz? Biraz insaf yahu. Azıcık insaf.

  5. Aziz Yıldırım’ın askerlik durumundan bahsetmeniz bu yazıda ne kadar samimiyetsiz olduğunuzu göstermektedir. Ayrıca Rıdavan Dilmen sadece futbol yorumlamaktdır ve devam eden bir davada konuşmayacak kadar haddini bilen bir insandır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir