Pazartesi , 10 Ağustos 2020

İnsan Pazarı…

Mithat Cemal, Mehmet Akif’i anlatırken “tevazuu kendini inkâr derecesine varıyordu” der. Günümüz insanının zor telaffuz edebildiği “tevazu” bir zamanlar meziyetmiş demek ki! Mithat Cemal, Mehmet Akif’in akranı ve dava arkadaşı kendisi Ahmet Efendi’yi de şöyle tarif eder: “Ahmet Naim’de güç bir meziyet vardı ki o da: Meziyetleri gizlemek…”

Yer yer bunlarda acaba meziyet mi demekten kendini alamıyor insan. Çünkü günümüzde iyilik, fazilet, ahlak, tevazu vb. şeylerden çok “başarı” meziyet sayıldığı için, “başarı”nın kendiliğinden kötü bir şey olduğunu söylemek istemiyoruz hiç şüphesiz. İyiliğin, fazilet ve ahlakın illa da başarısızlık doğurduğunu da söyleyemeyiz. Ama “başarı meziyeti” bunlarsız da gerçekleşebiliyor demek ki! Hatta “sen başarılı olda nasıl başarılı olursan ol” sözü ne denli modadır bilirsiniz hepiniz..

Günümüz Türkiyesinin modern çağlarında yaşarken “başarılı insan” baş tacı ediliyor ne yazık ki. Bir insanın başarı kazanmak uğruna her şeyi yapması hoş karşılanıyor birileri tarafından. Fakat başarılı insanların ahlaki zaafları söz konusu edildiğinde de, “Başardı ya! Sen ona bak!”, “Kazandı ya önemli olan o!”, “Neticede malı götürmedi mi?” diyenlerin çokluğu karşısında, diğer meziyetlerin müdafa edilmesi tam manasıyla “abes” oluyor.

Diğer taraftan Türkiye’de başarılı insanın arkasındaki reklam, pazarlama ve halkla ilişkiler önemli pay sahibi. Reklam, pazarlama ve halkla ilişkiler ise iyi ve güzel şeyleri gizlemeyi değil, dışa vurmayı gerektiren yılanımsı bir karakteri taşır bünyesinde. Hatta bu meziyetleri bulunmuyorsa dahi olduğu görüntüsünü vermek yahut izlenimini uyandırmak bu işin mihenk taşını oluşturuyor.. Tevazu değil, övünme birinci planda artık! Olan şeylerle övünmek bir yana, olmayan şeyleri varmış gibi göstermek de övünülebilecek ayrı bir meziyet tabii ki. Hatta tevazuun bile övünme konusu olması, reklam ya da afişe edilmesi işin en tabi kısmı olmuş adeta.

Bu ülkede sanal alemde özellikle kanınız beş para etmese dahi “başarılı” görünmek isterseniz, gösterilmeniz imkânsız bir şey değildir kısaca. Halk nazarında başarılı görünmeniz için yapılması gerekenleri her türlü puştluğu ve iblisliği bilen bu işin uzmanları öyle bir bilir ve bunu ucuk ücret mukabili yapar ki şaşar kalırsınız. Bütün insanı olaylar, dertler, sıkıntılar, hastalıklar vedahi “ölümü” bile bu yolda kullanılabilir ki şaşar kalırsınız bu duruma. İnsanların acıma duyguları, insanı hisleri reklam ve halkla ilişkiler pazarında hayli değer taşır. Bir değerin paraya kâra, reye tahvili reklamcılar için, pazarlamacılar için kullanılası bir metadır haddizatında. Çünkü işleri bu!

Aslında asıl mesele ne biliyor musunuz? Zor olan değerleri pazarlamaya başladıktan sonra, insan olarak değer kaybettiğini anlamak herhalde…

Hakkında yusa

Yazar, Editör, Sosyal Medya Uzmanı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir