Pazartesi , 28 Eylül 2020

İnsanoğlu İz Bırakmalı Sözcükleriyle Kalpten Kalbe

Rüzgâr, geçtiği yerde ince dalları kırar. Bulutlar ise gökten yeryüzündeki toprağa sesleniverir, toprak ise suya kanınca toprak olur imiş… Hani, kozasından çıkan kelebekler, bir uçumluk ömürlerinde nakış nakış süslerler yerzüyünü, binlerce esin kaynağı olurlar şairlere, ressamlara, gerçek sanat erbaplarına… Hüzün ise derin bir çizgi bırakır insanın alnına, ölüme dek taşınacak. Her şey, bir şey bırakır geçtiği yerde yani bu iz, belki hoş bir sedâdır aslında…

İnsanoğlu, hayatı boyunca ya da mevsimler, haftalar için de, hatta bir gün doğumuyla batımı arası pek çok yol yürür şu dünyada. Pek çok kapıdan girer, çıkar anlamlı yahut anlamsız… Bir dolu insanla mesela selamlaşır, konuşur, gülüşür, ağlaşır, sever, aşık olur, kalbini incir çekirdeğine hapseder ve vedalaşır sonra… Anlamlı bir söz, derin bir bakış cinsinden, bir içten duygusu, samimi bir bakışı kalır mı acaba geçip gidilen bu yollarda, girip çıkılan kapılarda, selamlaşılan yüzlerde vedahi gönüllerde? Bilinmez…

İz bırakmak, basit bir cümlenin altına yaldızlı bir çizgi çekmek gibi manidar, yalın bir zemini kanaviçe işlemek gibi zor, boş bir sayfayı yüce anlamlarla doldurmak kadar da güzeldir eminim… Fakat çoğu zaman iğrendiğimiz sümüklü böcek (salyangoz) bile bir parça ilham alıp, geçtiği yerlerde pırıltılı bir iz bırakıyorsa insan da bırakmalı diye düşünüyorum. Bütün sözleri susturan minicik bir cümle, düşünceyi ayaklandıran derin bir nükte, candan bir tebessüm takılıp kalmalı hasbihal ettiği mecliste. İnsan, renksiz mevsimler, ışıltısız yıldızlar, anlamsız cümleler gibi durmamalı bir yerde. Sözü, bakışı, hali, kâli, yani tavrı konuşmalı, göz doldurmalı değil midir sizce de?

Gökyüzü yıldızlarla dolu dostlar. Her biri bir başka ışık demeti çiziyor gördüğünüz gibi lacivert dümdüz bir zemine. Her biri bir başka ışık saçıyor dünyamıza. Yıldızlar kadar da insan var şu yeryüzünde. Her insan bir başka yıldız gibi başka bir ışık, başka bir çizgidir öyleyse. Pek çok insan dönüp duruyor kısa zamanlı galaksilerimiz içinde. Pek çok kalbe girip, bir dolusunu konuk ediyoruz kendi yüreğimize, sözcüklerimize, duyguyla akıyoruz kalpten kalbe…

Evet, insanlar yıldızlar gibi dönüyor, birbiri içinde geziniyor velhasıl kelam. Bunca dönüşüm arasında bir şeyler takılıp kalmalı artık yörüngesinde… Kendisinden birkaç hücre, bir tutam sevgi, birkaç düşünce kırıntısı taşımalı sonra gelecek olan kuşaklara. Zaman çizgisinde bir adı olmalı ki yaşamalı insan…

Hakkında yusa

Yazar, Editör, Sosyal Medya Uzmanı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir