Pazartesi , 21 Eylül 2020

İsmet Ağabeye Özel

Huysuz, huzursuz, din kardeşlerince tam olarak anlaşılamamaktan yakınan ‘’nalet’’ bir Adem..!

Kelimeleri henüz siyaseten baliğ olmamış Türkiyeli Müslümanların hayatının omurgasına dokunmuş bir şair.

Bir parça modası geçmiş naftalinli danteller misali eski sandıklardan çıkmış gelin çeyizine benzer görüşleriyle hala orijinal bir İsmet Ağabey.

Türkçülüğü bir başka Türkçülük; Kalın Türk diye yazdığı kitabı zihnine üflenmiş bir ilahi suhuf gibi, sadece 49 sahife.

İstiklal Marşı Derneği’ni kurmuş, ‘’İsabetli ise geç değildir..!’’ düsturunca bazı şehirlerde örgütlenmeye çalışmış üstad-ı zamane.

Ama umutsuzluğu ve yakınmaları İstiklal Marşı Derneği’nin şubelerini açarken çektiği güçlük onu bir tür zenci ruh haline itmiyor da değil.

İsmet Özel’in istiklal hareketinin ana hattı; İstiklal Marşı kâfirlerin Türk milletinin zihnindeki bir çekirdek düşünce (ram bellek) ele geçirmeyi akıl edemediği tek kale olarak görmesine dayanıyor.

Bu gerçekten saygı duyulacak sade ve de gerçekçi bir görüş.

Gerçektende Türkiye’de son yüzyılda birçok şey resmen talan edildi.

Bu talandan nasibini almamış şeylerden birisi İstiklal Marşımız.

Belki yüce Allah’ın bir lütfü olsa gerek yerli ve yabancı gâvurlar İstiklal Marşı’nın lafzına ve ruhuna dokunamamışlar.

Ya da Mehmet Akif’in İslam davasını özetlediği bu marş doğası gereği bozulamadı da denebilir.

Yani Müslüman Türk halkı üzerindeki siyasal, ekonomik, kültürel kuşatma ortaya içi boş amaçsız bir hayat çıkardı.

Ama buna rağmen yaşanılan o hayatı yalancı çıkaran 41 mısralık bir hazine var ortada. Daha doğrusu Türk milletine geçmişte ne olduğunu şu anda ne halde olduğunu tutan buğulu bir ayna var şairin elinde.

İsmet Özel’in yapmaya çalıştığı ise bu aynanın biraz buğusunu silmek ve Türk halkının bu çağdaki çürümesine inat bu antik aynayı en özenli bir yere koymaya çalışmak.

Bu eylem çok sıradan bir şey gibi görünse de gerçekte içinde bulunduğumuz çarpıklığı tüm yönleriyle ortaya seren çok ilginç bir durum.

Ama yine de bu gönül hareketinde İsmet Özel’in modern Cumhuriyeti tüm zamanların en büyük siyasal soygunu olarak tarif etmiyor oluşu beni bir parça tatminsiz bırakmıyor da değil.

Ya da Türklerin tarih satrancında kendi taşıyla mat olmuş tek ve özel bir millet olduğunu söylemek belki İstiklal Marşımızı daha gerçekçi bir zemine oturttururdu diye düşünmüyor değilim.

Evet, İsmet Özel’in Türkiyeli Müslümanlar için duyduğu ve biraz klasik milliyetçilik küfüne bulaşmış gibi görünen kaygılarını anlamaya çalışmak lazım.

Şairin tam da burada bize hatırlatmaya çalıştığı diğer bir şey ciddi bir kavram erozyonuyla da karşı karşıya olduğumuz.

Bu inatçı düşünce adamının bize neyi kaybettiğimizi hatırlamasına izin vermemiz, tahammül etmemiz de lazım.

Bunu yaparken üzerinde düşüneceğimiz sorulardan birisi ise bugün Türk milleti üzerinde var olan kuralsız zihni kuşatmaya karşı farklı bir enstrüman mı üretmemiz gerekiyor, yoksa sığ bir karşı ideolojiyle kurban pozisyonumuzu pekiştirmek mi?

Bana bu iş her şeyin beyazlaştığı bir dönemde Müslümanların son Kızılderili kabilesini oynaması gibi gelmiyor da değil yani.

Bütün bu çelişkili duruma rağmen sosyolojik açıdan çok çetrefil bir yerde olduğumuz çok aşikârdır.

Bir milletin milli marşı önemlidir.

Biz Türkiyeli Müslümanlar için İstiklal Marşı da yeni yazı da (Arapça harflerle) sırf kendimize has fikri dünyamızı ördüğü bize orijinal bir dünya algısı sunduğu için de önemlidir.

Yalnız bunu yaparken bana sanki çok sıradan bir şeyi atlıyoruz gibi geliyor.

İstiklal Marşımız ay yıldızlı bayrağımızla bir anlam bütünlüğü ifade etmektedir.

Peki, bu durumda şu basit soruyu soralım;

Ay yıldızlı bayrağımızdaki özenli simetrik ay bir aldatmaca değil midir?

Hiç birimiz o türden bir ayı gökyüzünde görmemişiz. Ortada ya astronomik bir arıza var ya da modern cumhuriyeti dizayn edenlerin göz bebeklerimize attığı bir kazık var.

Bu açıdan kanaatime göre; İstiklal Marşı Derneği’nin milli marşımızın ruhunu savunma gayretinin yanına ay yıldızlı bayrağımızın orijinal aylı olanını da ilave etmemiz gerektiğidir.

Şayet Milli Marşı Zeki Üngör’ün çalıntı bestesiyle okumama hakkımızı kullanıyorsak ki bana göre çok isabetli ve ayıltıcı bir seçimdir, bu durumda kanunla düzenlenmiş ay yıldızlı bayrağımızı da gözden geçirmemiz gerekiyor.

Yeni anayasayada eski hilalli bayrağımıza da yer verilmeli, en azından bunu talep etme hakkımız olmalı.

Yani İstiklal Marşı Derneği’nin faaliyetlerine ‘’evet ama yetmez..!’’ demek durumundayım.

Son söz olarak ‘’İsmet Abi biz Karadeniz uşağıyız, başkaları gibi Amerikan uşağı olmayacağız..!’’

Hakkında Metin Kondel

Eski bir İngilizce Öğretmeni, Ekonomist ve bağımsız popülist (halkçı) bir yazardır.

4 comments

  1. ulan ismet yazını bile okumaz şovcu herif

  2. yukarıdaki metinde başka bir metinden girme kelimeler var doğrusu budur

    ben bu yazıyı yazan adamı tanımam ama Hasan Dağına oduna gidiyorsun gibi saçma sapan ifadeleri kullanan İ.M.Derneği üyelerinden hem bir siyasi partiye üye olup hemde İ.Ö nün yanında duran kelekleri tanırım.İ.M.Derneği son ocak falan değildir,bu bir yanılsamadır.Müslümanlara zerre kadar saygısı olan bir yer hiç değildir.Aksine NİCELİKLİ müslümanları bağrına alıp NİTELİKLİ müslümanları kapı dışarı eden zavallı bir yerdir.Yazıyı yazanı tebrik ediyor ve bu metnim de kapak olsun diyorum

  3. Arkadaş Allah rızası için bu kadar ‘cesur’ olmayın. Azıcık edep, azıcık izan. Yahu bir şeyler karalama hastalığınız depreştiğinde resim yapın, sulu boya çalışın, hatta şiirler yazın kimseye okutmamak şartı ile; lütfen girmeyin bu tip işlere. Çeperine bakmadan Hasan Dağına oduna gidiyorsun. Birazcık haya, birazcık merhamet.

  4. İstiklal Marşı 41 beyitten değil 41 dizeden oluşur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir