Salı , 29 Eylül 2020

Jöle Kokusu mu, Emek Kokusu mu?

Dün akşam Sosyal Medya üzerinden anında yayılan bir haber vardı.Yiğit Bulut’un Haber Türk’deki görevine son verilmesi. Bir çok Sosyal Medya kullanıcısına ”oh” dedirten bu haberin aklıma ilk getirdiği ise,mesleği gazetecilik olup bu işi hakkını vere vere yapanlar oldu.Onların içinde büyüdüm dersem,hiç de abartmış sayılmam.Ve ne zaman günümüzün omurga sahibi olamamışlarına  kızsam,burnuma  bir koku gelip yerleşiyor hafızamdan…

Çocukluğumdan kalma bir koku bu. Bir gazete matbaasının içinden yükselen mis gibi bir koku.Bu kokunun içinde emek var,alınteri var .Ve hayatını ortaya koyarak,kelle koltukta habere koşan muhabirler var.Sonra hiç kimseden korkmadan ,baskılardan yılmadan bu haberleri derleyip toplayan ve kendi yazılarını da ekleyip ;emeklerini halkın bilgisine sunan gazete yöneticileri var.Evet…Ben tüm bu saydıklarımın içinde büyüdüm.Babam da bu mesleğe uzun yıllarını vermiş bir muhabirdi.Bir dönem yazı işlerinde de görevli olduğu ve bulunduğumuz şehir dönem itibarı ile tehlike arz ettiğinden,çoğu geceler gazete basımı bitene kadar yanında kalırdık.Orası benim gibi küçük bir çocuk için dev bir koşu parkuru babam dahil tüm çalışanlar da maratona çıkmış atletler gibiydi.Haberler ve köşe yazıları toparlanır.Reklamlar düzenlenir ve kısa bir toplantının ardından gazetenin mizampajı yapılırdı.Dizgiciler koca bir gazetenin sayfalarını harferi tek tek yerine koyarak hazırlarlardı.Ardından matris adı verilen bir kalıpla sayfalar tek tek hazırlanır,matris üzerindeki kontrollerden sonra sıra baskıya gelirdi.

Ya şimdi…Şimdi son teknoloji ile basılan rengarenk gazetelerimiz var.Evet çok renkliler ama bütün renkleri içine emmiş siyah renkten farksızlar.Çünkü gazete medya patronunun,medya patronu da asıl işleri olan ihale ve yatırımlar yüzünden iktidarların elindeler.Ve bu yüzden çocukluğumun mis kokulu sayfalarını bulmam mümkün değil.Ortalık yangın yeri iken;gazete yazarıyım diye geçinen bir sürü omurgasız köşeleri tutmuş durumda.Omurgasızlıkları her devrin adamı olmalarından belli.Ver önlerine bir kalıp hemen şeklini alsınlar.Tüm bunları gördükçe baba mesleğini seçmediğime pişman oluyorum.Bu gibilerle çalışıp;onları aslında bu çok şerefli meslekte olmazsa olmaz bir dik omurgaya sahip olana dek sarsmak isterdim.

Hakkında Filiz Balcı Ulusoy

Köşe Yazarı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir