Perşembe , 1 Ekim 2020

Modern Hayatın Kısır Döngüsü

Modern hayatın bizlere en büyük dayatmalarından birisi sanırım acelecilik. Hep bişeyler yetiştirme telaşında olduğumuz için nerdeyse hiç dinlenmeye ve kendimizi dinlemeye fırsat bulamıyoruz. Modern zamanlarda, otellerde geçirilen tatiller bile gerçek manada dinlenme kavramından o kadar uzak ki. Bir hafta, asgari on gün süren tatillerimizde, verdiğimiz paranın karşılığını alabilme telaşıyla sürekli yer içer, alışveriş yapar, denize veya havuza gireriz. Bunları nerdeyse zevk almadan yaparız. Bunlardan arta kalan zamanlarda da televizyon veya sinema izler, konsere falan gideriz. Sessizce durup kendimizi dinlemeye hiç mi hiç vakit ayırmayız. Bunu yapmaya çalıştığımızda da hep başka bir iş çıkar veya beraberimizdekilerin baskılarına maruz kalırız.

Zaten durup dinlemek, kendini dinlemek için başka bir yere gitmeye de hiç lüzum yok. Akşamın sessiz bir zaman diliminde de bunu başarabiliriz. Ama yoğun hayatlar buna hiç izin vermez çünkü kendimizi dinlemeye başladığımız an ne tür bir fasit dairenin içine sıkışmış olduğumuzun farkına varır ve bundan kurtulmaya çareler düşünmeye başlarız. Ama kapitalist hayatın çarkları ancak bu dairenin içinde debelenip duran modern insanların bedenleriyle döner, dolayısıyla bu daireden çıkmak kapitalizm için ölümcül bir tehlike arz eder.

Bu kısır döngüden maalesef müminler de berî değil. Ama bu durumdan kurtulma potansiyelini en fazla barındıranlar da yine müminler… İnsanların inişli çıkışlı hayatları, yaşadıkları sorunlar, düzensizlikler ve tutarsızlıklar karşısında İslam’ın çok etkili ilaçları mevcut ve hatta bunlar en derin bataklıktakileri de kurtaracak keskinlikte. Yeter ki mümin, ilk adımı atıp şöyle bir etrafına baksın ve başına ne tür çoraplar örüldüğünün bilincine varsın. Gerisi çorap söküğü gibi gelecektir. Kuran ve sünnet gibi o kadar sağlam kulplar var ki, bunlara yapıştığınızda sizleri yücelere ulaştıracak ve gözlerin görmediği muhteşem güzelliklere ulaştıracaktır.

Bir Kur’an ayeti, bir hadis, vukufiyet sahibi bir alimin bir va’zı veya kutsal mekanlara yapılacak bir ziyaret, kendinin farkına varma yolunda tetikleyici etkiler gösterebilir. Bu yüzden az buçuk bilinç sahibi herkes, başkalarını da farkına varma durumuna getirmek için elinden geldiğince uğraş vermelidir. Birilerine vereceğimiz bir kitap, anlatacağımız bir konu o kişi için yeni bir hayatın öncüsü olabilir. Hasılı literatürdeki tabiriyle tebliğ herkesin boynunun borcudur. Herkes kendi çapında, kendi istidatları ölçüsünde bu vazifeyi icra etme çabasına girmelidir. Kendini unutmadan, daha fazla kat aşmak için sürekli mücadele içinde ve kulluk vazifelerinde daha fazla bir hassaslaşarak diğer insanların kurtuluşu için çaba sarf etmelidir.

Allah hepimize kendi yolunda hakkıyla yürüme ve O’nun rızası haricindeki şeylerle dertlenmeme azmi versin.

 

Hakkında Takyettin Karakaya

1980 yılında Muş’ta doğdu. 1997 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesindeki İmam-Hatip okulundan mezun oldu. 2002 yılında İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü’nden mezun oldu. 2006 yılından beri, Bursa’da yerleşik Uludağ İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği’nin Avrupa Birliği Bölümü’nde uzman sıfatıyla çalışmaktadır. Hasta Hakları Aktivistleri Derneği Bursa Temsilciliği görevini yürütmektedir. Gençlerin hacca gitmelerini teşvik etmek amacıyla Genç Hacılar Platformu'nu kurmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir