Perşembe , 6 Ağustos 2020

Nba 2011 Play off Doğu Konferansı Yarı Finali; Miami Heat-Boston Celtics Serisinin Değerlendirmesi

Sene başından itibaren nba doğu konferansı finali olarak beklenen maç erken geldi çattı. Nba doğu konferansı yarı finalinin adı; Miami Heat- Boston Celtics oldu.

Miami’ nin istikrar taşımayan, gelişli gidişli performansı; Boston’un yıllardır süren 50. Maçın ardından normal sezonu rölantiye alma alışkanlığı normal sezon sıralamasında (doğu konferansında) bu takımlardan birini (Miami Heat) ikinci, diğerini (Boston Celtics) üçüncü yaptı. Dolayısıyla beklenen kapışma yarıfinalde geldi.

Takımları bireysel olarak ve takım özellikleri olarak değerlendirdiğimiz zaman ben Boston Celtics’in bir adım öne çıktığını düşünüyorum.

Boston gerek bireysel yıldızları bazında, gerekse takım oyunu anlayışıyla nba in en önde gelen takımı. Bünyesinde nba tarihinde 20.000 sayı barajını geçen 4 yıldızı ( Shaq-Garnett- Ray Allen- Paul Pierce) barındırmakta. Aktif oyunlar içerisinde bu sayının 8 olduğunu da ayrıca söyleyelim. Bunun yanında rajon rondo ve Jermaine O’neill gibi all- star seviyesinde oyuncular kadroda. benchteki  Jeff Gren, Glen Davis- Nenad Krstic ve Delonte West de nba’deki birçok takımda ilk beş başlayabilme kapasitesine sahip oyuncular. Ki zaten Boston’da başlayan Davis dışında diğerleri geldikleri takımlarda ilk beş başlayan oyunculardı.

Bu kadro yapısının yanında takım oyunu felsefesini en üst düzeyde sahaya yansıtmaktalar. Yıldızlar egolarını öne çıkarmadan dengeli bir şekilde top paylaşımı yapabilmeler. Boston normal sezonda en yüzdeli hucum eden takımların başında idi. Yine savunma anlayışı itibarıyle nba’deki ikinci takımdılar. Boston son dört sene itibarı ile normal ilk beşiyle çıktığı maçların yüzde doksanını kazanma oranıyla oynayarak bu alanda çok ciddi bir rekor sahibi oldu.

Bu artılarının yanında Boston’un  en büyük sorunu  elbetteki sakatlıklar ve kadrosunun yaş ortalamasının çok yüksek oluşu . Shaq ‘ın halen forma giymemesi ve giyeceği tarihin netleşmemesi; yaşlı yıldızların herhangi birinin her an devre dışı kalması ihtimali Boston’un zayıf noktaları.

Miami kadro açısından bakıldığında üçlü ve diğerleri olarak ayrılmakta. Lebron James, Dwyane Wade ve Chris Bosh nba in yeni nesildeki önemli bireysel oyuncuları. Bundan sonraki beş sene içinde bu üçlünün tüm ligi domine etme ihtimali oldukça yüksek. Fakat mevcut durum itibarı ile takımın diğer parçaları oturmuş değil. Bir numarada Mike Bibby beş numarada Ilgauskas ile maçlara başlamaktalar. Mike Bibby nin dış şutlarda (özellikle boş üçlük atışlarındaki) artısı bulunmaktaysa da hucum ve savunma çeşitliliği sağlayacak bir anlayışı mevcut değil. Yine Ilgauskas da gerekli pota altı sertliğini sağlayacak, pota altından skor üretecek yapıda bir oyuncu değil. Aslında Miami bünyesinde pota altında skor üretecek bir oyuncu mevcut değil. Sadece Joel Anthony nin nisbeten pota altı sertliğini sağlayacak bir tarzı mevcut. Yine kısmen Eric Dampier ile bunu (pota altı sertliğini) sağlayabilirler.

Top paylaşımı ve takımın temel stratejisi üzerindeki üçlü ve diğerleri ayrışması takım oyunu felsefesine de yansımakta. Bu nedenle Miami’nin genç büyük üçlüsü her ne kadar kendi aralarında takım olma güdüsünü oluşturmuş sayılsa da tüm bir takımı kucaklayacak bir takımdaşlık duygusunun çok da oluşmadığını gözlemleyebiliriz.

 

İkili eşleşmelere batkımız zaman; Dwyane Wade- Ray Allen eşleşmesinde, gençliğinin ve dinamizminin etkisiyle Wade’in biraz daha öne çıktığı söylenebilir. Ray Allen ise, tecrübe ve müthiş dış şut isabeti ile öne çıkmakta. Nba tarihinin en fazla üçlük isabeti rekorunu birkaç önce kıran Ray Allen, eğer çok ciddi kötü bir seri geçirmez ise; bu seride de Boston un skor gücüne etkisi çok olacak. Bu ikilinin savunma anlamında çok fazla etkin olmadığını da burada ifade edelim.

Üç numaradaki eşleşme; Lebron James- Paul Pierce. Lebron James her ne kadar günümüz nba basketbolunun en çok öne çıkan basketbolcusu ise de, Paul Pierce’ın da Boston’un kaptanı ve temel taşı olduğunu unutmamak gerekir. Bu eşleşmede Lebron James öne çıkmaktadır. Fakat Lebron’un bireysel istatistiklerinin bu seride çok yüksek olmayacağını da eklemek gerekir. Ancak; Miami’nin yenildiği maçlarda “the king” in istatistikleri coşabilecektir. Paul Pierce, Lebron’u savunma kapasitesine sahip  bir oyuncu olmakla beraber; 2010’daki Cleveland serisinde görüleceği üzere kendi bireysel istatistikleri de düşebilmekte. Ama bir yada iki maçta iyi bir skor obsiyonu yakalayacağı muhtemel.

4 numaradaki eşleşme Miami üçlüsünün en zayıf halkası Chris Bosh ile Boston’un en bütüncül parçası Kevin Garnett arasında. Garnett’e karşı Bosh’un performansının düşmesi ve Miami üçlüsünün çarklı dişinin birisinin bu seride aksayacağı kesin gibi. Garnett açısından da New York serisinden itibaren hucumdaki isabet oranının düşmesi sorunu mevcut.  Seriyi sayı yönünden yeterli katkıyla bitiremezse Boston’un da işi zorlaşacaktır. Savunma anlamında ise; Bosh’u sindireceği kesin gibi görünmekte.

Bir numaraki eşleşme; rajon rondo- mike bibby. Gerek savunma, gerek top servisi ve gerekse hucuma katkı açısından Rajon Rondo’nun açık ara üstün olduğu bir eşleşme olarak göze çarpıyor. Mike Bibby nin bu eşleşmede tutunabilmesi; sadece Rondo’nun kendi standartlarının çok çok altına inebilmesi ile mümkün olacaktır. Sadece dış şut yüzdesi ile Mike Bibby öne çıkabilecektir ki; Miami’nin oyun stratejisi açısından Bibby’nin çok fazla dış şut kullanma şansı da olmayacaktır.

Beş numarada klasik eşleşme Jermaine O’neill ile Ilgauskas arasında olacaktır. Eğer Shaq sağlık sorunlarını atlatırsa bu durumda Shaq ile ılgauskas arasında olacaktır ki; her şartta Boston’un burada da çok açık bir üstünlüğü ortaya çıkacaktır. Ilgauskas’ın;  Nba tarihin en dominant uzunlarından olan Shaq’ın basketbol hayatının son baharında bile karşısında durabilme ihtimali pek  yok. Jermaine O’neill dahi ılgauskas karşısında oldukça avantajlı. Shaq oynayabildiği takdirde, pota altının tamamen Celtics tarafından domine edilme ihtimali oldukça yüksek.

Her iki takımın da benchten gelen katkısına baktığımızda, sezon içerisinde Boston’un bu açıdan da biraz daha öne çıktığını görebiliriz. Miami için benchten; James jones’un sayı, Mike Miller‘ın sayı ve asist, Joel Anthony’nin savunma katkısı söz konusu olacaktır. Boston açısından ise; Delonte West‘in sayı ve asist, Glen Davis’in savunma ve sayı, Jeff Gren’in sayı ve Nenad Krstic’in yorgun pota altının dinlenmesini sağlama katkıları olacaktır.

Tüm bu değerlendirmeler sonrasında şu görülecektir ki; Miami’nin avantajlı olduğu 2 ve 3 numaralı eşleşmelerde avantajı mutlak olmamakla beraber Boston’un avantajlı olduğu eşleşmelerdeki avantajı oldukça yüksek.

Miami’nin Boston karşısında avantajlı olduğu en önemli konulardan birisi şüphesiz saha avantajı. Saha avantajının Miami’ye ciddi bir katkı sağlayacağını düşünmekle beraber, Boston gibi profesyonel ve bütüncül bir takım karşısında bunun da mutlak avantaj olmadığını düşünüyorum.

 

Bu değerlendirmeler eşiğinde 99-90 Miami’nin kazandığı ilk maça da baktığımızda James jones tan gelen ultra ekstra bench katkısı, Dwyane Wade’in müthiş oyunu, Rajon Rondo’nun formsuz bir maç çıkarması, Paul Pierce’ın ikinci teknik  faulden diskalifiye edilmesi, Kevin Garnett’in hucum katkısının düşüklüğü ve kritik noktalardaki hakem hataları öne çıkmakta. Tüm bunca nedenden sonra Miami’nin 9 sayı farkla galip gelmesi aslında serideki güç dengelerini de ortaya çıkarmakta.

Elbette bu seriyi Miami’nin kazanabilmesi da küçümsenmeyecek bir ihtimal. Ama Miami’nin maç kazanması için gerekli şartlar, boston’un maç kazanması için gerekli şartlardan oldukça fazla. Tüm bunların ötesinde bu seri bize ciddi bir çekişme ve büyük bir heyecan vaat etmekte. İzlenmeye değer…

 

Hakkında Fatih Şengül

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir