Pazar , 27 Eylül 2020

Nesli Dijital’in Ortadoğu Devrimi…

Her şey zihnimden film şeridi gibi geçiyor adeta.. 90’lı yıllarda Terminatör serisinin ilk filmini izlediğimde nutkum tutulmuştu. Kendi vücudumu bir ay boyunca tıpkı bir robot gibi kullanmaya kalkışmıştım. Babamın uyarılarından sonra normal hayata dönüp, etten kemikten bir insan olduğumu kabul etmiştim. Böyle başladı biz 80 lilerin teknoloji hikâyesi, merakı…

Şimdi 21. yüzyıldayız. Bu seferki devrim zihnimizde değil, evvela hızla gelişen iletişim çağında Ortadoğu’da gerçekleşiyor. Hiç kimse bunu hayal edemez iken birden güç dengeleri değişip, halkın lehine bir dünya düzeninin temelleri bir inşaat gibi üst üste yapılan devrimlerle “hak ve kardeşlik” binasının çatısı altında anlam bulmaya çalışıyor. 1848 yıları Avrupa’sında da 13-14 yaşlarında karın tokluğuna 10 – 15 saat köle gibi çalıştırılan çocuklar, Marx, Engels gibi düşünürlerin “komünist manifesto”yu yayımladıkları şubatın o buz gibi soğuk günlerinde; gerek Londra’da, gerekse Fransa’da Guizot’un istifasını protesto eden göstericilere emniyet kuvvetlerinin açtığı ateş sonucu 52 kişinin öldürülmesiyle durdurulamayacak isyanının fitilini ateşlemişlerdi. O dönemin kapitalist sisteminin fakir işçileri, kentli işçileri, sosyal haklar elde etmek için ortalığı haklarını alana kadar kasıp kavurdular. Dediler ki: “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik” bu sözün arkasından işçiler, halklar, sarmaşık çiçeği gibi yayılarak hep birliktelikle günümüz Batı medeniyetinin standart yaşamı olan birçok sosyal hakkı hayatlarını ortaya koyarak kazanmayı başarmışlardı. Evet, 1848’li yılların Avrupa’sının neredeyse her tarafını saran devrim hareketleri “Halk baharı, halk bayramı” olarak halen çeşitli etkinlikler ile biz göremesekte kutlanıyor.

Nesli Dijital
2011 yılının Ortadoğu’sunda şahit olduğumuz halk devrimleri, 30-40 yıldır temel özgülükleri sadece kendini düşünen diktatörler tarafından kısıtlanan Arap halklarının iş, aş, hak ve adalet için uyanışının yek diğer tarihi adıdır.. İlk devrim harekâtının başladığı yer Tunus ve işportacı Muhammed Buazizi’nin tezgâhına el konmasına isyan ederek kendini ateşe vermesi, fitilin ateşlendiği yerdi. Tabii ki Muhammed Buazizi ve onun izdüşümlerini bu noktaya ne getirmişti? Dünya son 30 yılda yaşanan temel bazı değişimler 2011 devrimlerin alt yapısını hazırladı diyebiliriz. Şöyle ki,

Arap ülkelerinde hızla artan nüfus; Mısır’ın 1961’li yıllarda nüfusu ortalama 30 milyon civarından 2011 yılına 50 milyon artarak 80 milyon sayıya ulaştı. Düşünün ki bu nüfusun % 50’den fazlası 25 yaşın altında ve bu büyük insan topluluğu cep telefonları, bilgisayar ve internet çağında dünya ile daha çok bütünleşmiş bir hayat tarzı ile yetiştiler. Dünya’da Küresel Finansal Kriz: 2007 yılı global ekonomik kriziyle, gıda ve enerji fiyatları aldı başını gitti. 2010 yılında temel gıda ürünlerinde % 33 fiyat artışı Mısır halkının günde 2-3 dolar gibi komik bir rakam ile geçinmek zorunda kalması, her Mısır’lı ve Tunus’lunun yaşam koşullarını tekrar gözden geçirmek zorunda bıraktı. Kendisi perişanlık içinde yaşam süren insanların devlet yönetimindeki kişi ve liderlerinin lüks içinde yaşam sürdüğünü gören insanların ülkelerindeki bu gelir adaletsizliğine artık dur dedi.

Diğer taraftan, Dünya’nın güç dengesini elinde tutan zimamdar Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan seçimler sonucu siyahi bir Başkan ve isminin önünde “Hüseyin” olan Barak Obama’yı makama geçtikten sonra tüm dünyaya bağımsız medya, hakların eşitliği, düzenli hukuk sistemi, çoğulcu demokrasi ve bireysel özgürlükleri halklara ulaşabilecek idealler olarak konumlandırınca dijital iletişim çağı resmen de başlamış oldu… Şimdi ise 90’lı yıllarda doğmuş ve şu zamana kadar doğan her çocuğa zaten akademisyenlerde “dijital nesil” adını vermiş. Düşünün ki doğuştan bilgisayarı, interneti, telefonları ile tanışıp yaşıyorlar. Benim akranlarım yani 80’li doğanlar ise dijital bir dünyaya daktilodan, bilgisayara geçiş yapmış bir nesildir. 90 jenerikli bu dijital neslin içinde doğdukları teknoloji zamanında, mobil cihazların, internetin olmadığı bir dünyayı hayal bile etmesi artık mümkün değil. Biz seksenliler ise teknoloji olmasa kıyamet kopmaz modundayız… Artık dünya da 10 yaşında bir çocuk ister Japonya’nın Osaka’sında otursun, ister Mısır’ın Kahire’sinde bir elinde cep telefonu olduktan sonra dünyadaki herkesle mesajlaşırken diğer yandan arkadaşları ile yine internetten müzik, video ve oyun paylaşabiliyor. Yeni nesil elektronik cihazlarla etkileşiminde 30 yaş üstü insanların hayret dolu bakışları arasında birçok işi aynı anda yapabiliyor ki bu da zaten ciddi bir kreatiflik gerektiriyor malum aliniz…

Bu devrimin en belirgin özelliklerinden biri de bilgiyi küresel olarak basit ve anında herkesle paylaşabilmesi olmuştur.. Japonya depremini ve tsunamiyi milyonlarca insan evlerindeki televizyonlardan canlı, canlı izledi. Arapça yayın yapan El Cezire televizyonu sayesinde de sansürlenmeden gerek Araplar, gerekse Dünya’daki tüm insanlar gelişmelere anbean ortak oldular. İnsanlar anında tepkilerini verebildiler. El Cezire çalışanları Yemen’den bu yüzden kovuldu, Libya’da tutuklanıp, Ramallah’ta bürolarında silahlı saldırıya uğradılar. Herşeye rağmen hiçbir kuvvet bilginin anında yayılmasını önleyemedi. Ve her seferinde olaylar bir adım daha öne gitti. Wikileaks sitesi kurulur kurulmaz Arap diktatörlerin halklarının sırtından nasıl lüks bir hayat yaşadıklarını tüm dünyaya ifşa etti. Yine sosyal medyada Facebook, Twitter gibi iletişim araçları sayesinde dünyanın en ücra köşelerinden dahi insanlar birbirleriyle konuşmaya, haberleşmeye, sosyalleşmeye ve örgütlenmeyi başarabildiler. Sadece ayaklanma Tunus kalmadı çünkü internet öyle bir şeye kadirdi ki arka arkaya adeta domino etkisi yaratarak Mısır, Yemen, Libya, Bahreyn ve Suriye’ye kadar yayıldı. Yıllardır her türlü siyasi ve sosyal olayı ‘ABD ve İsrail’ komplosu olarak yaftalayıp işin içinden çıkan bu ülkelerin despot liderleri şimdi karşılarında çok daha donanımlı, dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden ve haklarını sonuna kadar talep eden yeni nesil halk kitleleri buldular.

Sosyal medya sayesinde artık farklı ülkelerde yaşayan insanlar birçok kanaldan ucuz ve anında iletişimde kalıp örgütlenme imkânına sahiptirler. Bu son yaşanan olaylar da iletişim teknolojisini köylü Memet ağa’ya kadar indirgedi. Ve tabii ki halk, vatandaş güç kazandı. Her ne kadar insanlar dijital dünyada kişisel bilgilerin kayıt altına alınıp fişlendiğini düşünmüş olsalar da gelinen nokta budur kıymetli dostlarım. Evet, doğru, haklısınız telefon dinlemeleri, internetten fişlenmeler her köşe başına kurulan mobeseler, kameralar insanların mahremiyetini bir şekilde taciz ediyor ama 2011 Ortadoğu devrimleriyle madalyonun öbür yüzünü de görmemize engel olamıyor. Bu gün, Mısır ve Tunus’ta Libya’da yaşayan insanlar hiç sahip olmadıkları bir özgürlükle tanıştılar ve tanışmaya da devam edecekler. Dijital dünya Ortadoğu ülkelerindeki tüm Arap halkına daha demokratik bir düzen kurulması bölgede kalıcı barışın sağlanması adına büyük katkı yapacaktır…

Hakkında yusa

Yazar, Editör, Sosyal Medya Uzmanı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir