Çarşamba , 23 Eylül 2020

Pirates Of The Caribbean Üzerinden Devam Filmleri Değerlendirmesi


Son yıllarda sinema sektöründe devam filmlerine daha çok ağırlık veriliyor. Bu, sanki biraz işin kolayına kaçmak gibi… Her ne kadar devam filmlerinin çekimi ilk film gibi gişe ve hâsılat rekorları kırmak üzerine oynansa da dikkatli incelenip masaya yatırıldığında ilk tadı vermediği, hatalarla dolu olduğu ortaya çıkıyor.

Devam filmlerini çekmek, oyuncu kadrosunu oluşturmak, gerekli yönetmenle anlaşmak, reklâmlarını hazırlatmak, senaryo bulmak gibi gerekli donanımlar açısından daha kolaydır. İlk filmden yola çıkılarak bunlara ulaşmak için izlenecek yol hazırdır. Buna rağmen gözlemleriz ki devam filmleri çoğaldıkça azalan verimler yasası devreye giriyor.

Devam filmlerine bir örnek vermek gerekirse geçtiğimiz günlerde gösterime giren Pirates of the Caribbean: On Stranger Tides filmi serinin dördüncü filmi olmasına ve gerekli bütün donanımlara dört sıfır sahip olarak başlamasına rağmen, ilk üç filme göre en çok eleştirilecek filmlerden biridir.

Film hakkında söylenecek çok şey var elbette. İlk olarak başrol oyuncuları Hollywood sinemasının tanınmış isimlerinden oluşuyor. İlk üç filmde gördüğümüz Johnny Deep dördüncü filmde de karşımıza çıkıyor. Bunun yanı sıra Penelope Cruz, Geoffrey Rush, Ian McShane rol alıyor. Yönetmenliğini ise, Rob Marshall üstlenmiş.

İlk üç filmde rol alan Orlando Bloom ve Keira Knightley bu filmde karşımıza çıkmamakta. İlk evvel gözlerimizin bu iki ismi aradığını, en azından onlara dair ufak da olsa bilgi geçmesini beklediğimizi belirteyim. Son filmde Will Turner’ın Flying Dutchman’ın kaptanı olmasından dolayı onlara dair bir bilgi verilmeliydi diye düşünüyorum. Dördüncü film boyunca eksiklikleri farklı senaryoya, denizkızlarına rağmen hissediliyordu. Bu, bu film açısından göz ardı edilmiş önemli bir noksanlıktır.

Diğer yandan ilk bölümlerden bu yana rol alan Geoffrey Rush’ın oyunculuk performansı Johnny Deep’e göre hayli yüksekti. Bu filmde Captain Jack Sparrow’un, o; “bunları daha önceden mi düşünüyor yoksa o anda mı planlıyor” dedirten performansı yoktu denilebilir. Bu bölümde Sparrow’un planlı bir kaptan olduğunu öğreniyoruz. Ki her şeyi önceden planladığı bilgisini almak, bu gizem ortadan kaybolduğu için maalesef filmden alınan hazzı yerle bir ediyor. Bana göre bu bilgi, gizem olarak kalmaya devam etmeliydi. Senaryo ve görsel Jack Sparrow ağırlıklı olmasına rağmen Johnny Deep sanki daha geri plandaydı, daha pasifti. İzleyicide “ben Kaptan Jack Sparrow” etkisini bırakamadı. Penelope Cruz ise bambaşka bir konu… Bir geminin kaptanı, denizlerin en kötü adamının kızı olmasına rağmen verdiği izlenim, Captain Jack Sparrow’un hayatına giren onlarca önemsiz kadından biri olmaktan ileri gitmedi. Bu rolde Penelope Cruz değil kim olsa oynatılabilirdi. Cruz’un filme herhangi bir katkısının olduğu söylenemez. Hiçbir sahnede izleyiciye başrol oyuncusu izlenimi verememiştir.

Filmde denizkızlarına farklı bir bakış açısının getirildiği de gözlerden kaçmıyor. Yine bana kalırsa bu filmin en iyi yanı, hatta tek artısı bu diyebilirim. Bundan böyle denizkızları zihinlerimizde bambaşka bir varlık olarak kalacak. Ayrıca denizkızlarının geçtiği sahne filmin tek aksiyon içeren, karayip korsanı macerasına tek uyan sahnesiydi.

Öte yandan filmin IMDB puanının 6,9 olduğunu da görüyoruz. Filmi daha önceki filmleri başarılı bulup sevdiği için izleyenlerin dışında, eleştirenlerin, filmde yapılan teknik hataları daha fazla yakaladığını da görmekteyiz. Geçmişten günümüze bir bağ oluşturmaya çalışan filmde verilen birçok bilginin yanlış olduğunu da öğrenmiş bulunuyoruz.

Devam filmlerinin önceki bölümlere göre yetersiz, başarısız, eksik ve hatalarla dolu olduğunu elbette sadece bu filme göre söyleyemeyiz. Örneklendirdiğimiz film, Hollywood’un bize ısıtıp ısıtıp sunduğu onlarca filmden biridir. Amaç vakit geçirmek, bir parça eğlenmekse, örneğini verdiğimiz film bu bağlamda ideal. Ancak, asla bir “kaçırılmayacak film” kategorisine giremez.

Hakkında Mihriban Karşağ

okur, yazar, izler, gezer...

One comment

  1. mihriban hanım,
    sinema yazarlığı ve eleştirmenliği maalesef türkiye’de yeterli ilgi gören bir alan değil,
    özellikle yönetmenler üzerinden ve sinema anlayışı üzerinden bir eleştiri geleneğimiz yok,
    hem bir film değerlendirmesi olarak hem de devam filmleri hakkında genel görüşler açısında yazınız çok önemli ve ufuk açıcı,

    tebrik ediyorum,
    sinema üzerine yazılarınızı devamını görmekten mutluluk duyacağımızı belirtmek istiyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir