Pazar , 18 Nisan 2021

Scooby Doo’dan Alemdar’a Evrilme Süreci

Bana göre Türkiye’de internet iki döneme ayrılır, yani belki resmen ayrılmamıştır ama şahit olduğum kadarıyla ayırayım:

Sırlı ve Gizemli Dönem.

Açık ve Afişe Dönem.

İlki çevirmeli ağ zamanlarına denk gelir ki Türkçe site namına girecek, okuyacak, takılacak cazibede bir yer yoktu sanal alem denen yerde. Keşif zamanlarıydı. Kullanıcılar olarak ürkektik. Karanlık bir mağarada grubun sonunda kalmış bir Skubi Du gibiydik, her an bir hortlak çıkabilirdi karşımıza. Her an evimizin adresini öğrenip evimizi basabilirdi katiller! Klavyede yazmayı yeni yeni söküyorduk. Tabii alışmışız büyükbabamızın F klavyeli daktilosuna, bilgisayarın Q klavyesi o kadar garip geliyordu ki. Harflerin yerini ezberle, internet jargonunu öğren, öğrendikten sonra cümle içinde kullan, bağlantını koparmadan iletişime geç, mailleş, chatleş… Mail adresi olmadan birilerine mail atmaya çalışmalar,  adres alırken yapılan yazım hatasını bir ömür taşımalar… O dönemin en önemli özelliği kendin hakkında az bilgi vereceksin, adını bile söylemeyeceksin, söylemişsen de daha fazla ayrıntıya girmeyeceksin. Ne kadar az sen, o kadar özgür sen.

Forumlar ve sonrasında bloglar sayesinde “kendi” olabilmeye alışan kullanıcı, adı söylenince kimsenin onu bulup öldürmeyeceğine de ikna olunca bambaşka bir dönemeci aşmış oldu. Sonra ADSL dönemi geldi. Yani bir zamanlar sadece yüksek lisans öğrencileri ve bir grup internet kafe müdaviminin takıldığı mahalle birden eyalet oluverdi, her kesimden, her yaştan insan kendisi gibi konuşup bir şeyler paylaşmaya başladı. Evet, kimse kimseyi yemiyordu. Hayır, tabii ki dünyanın bir yerlerinde bir insan başka bir insanı afiyetle yiyebiliyordu. Fakat bu bizi artık korkutmuyordu.

Açık ve afişe dönem yalanların bittiği bir dönem olarak da adlandırılabilirdi. Öyle olmadı tabii. Herkesin kendi sırlarını ortaya dökmekten çekinmediği, hatalarıyla yüzleştiği, hatta hatalarıyla gurur duyduğu yepisyeni bir hayata adım atmış olduk. Yazıyla mı istersin, al sana küfür soslu kusuntular, fotoğrafını mı istersin, al sana hepsi aynı açıdan çekilmiş, arkada deniz manzarası, masada paspahalı meyvelerden yapılmış kapkaliteli bir bardak meyvesuyu ile 150 yeni fotoğraf! Eee, nerede kaldı gizemin?  6 sene önce gerçek adını söylemiyordun, evli olduğunu gizliyordun, şimdi neden evliyim ama sevgilim de var’lar havada uçuşuyor?

Bu devir kendine iftira atma, kendi kendinin ihbarcısı olma, kendine sabıka dosyaları oluşturma devri olarak tarihe geçecek, besbelli. Günün birinde belki de “Temizlik” devrine geçiş yapacağız. İnternette kendimize ait ne varsa hepsini silip, gerekirse tüm siteleri yakıp yıkıp geçmişimize reset atacağız. Ya da isimlerimizi ve cisimlerimizi değiştirip yepyeni Polat Alemdar’lar olarak dolaşacağız sokakta. Elveda Ali Candan…

Hakkında Aysun Ellidokuzoğlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir