Çarşamba , 23 Eylül 2020

Sosyal Medya İnternet Sansürüne Karşı

Sosyal medyada günlerdir 22 ağustos’ta internete getirileceği söylenen sansüre karşı yapılacak yürüyüş konuşuluyor. Sözlüklerde, twitter’da, facebook’ta herkes  15 mayıs’ta yapılacak bu yürüyüş için birbirlerine davetler yağdırıyor. Ülkenin farklı şehirlerinde insanlar internet sansürünü protesto edecekler.

Yürüyüşe katılacak gruplar listesine bakılırsa her kesimden insanların yürüyüşe katılacağı görünüyor. Mesela hem Ekşi Sözlük, hem İnci Sözlük hem de İhl Sözlük bu yürüyüşe katılan sözlükler arasına isimlerini yazdırmışlar.

Velhasıl kelam bu kadar renkli ve çeşitli bir katılımla gerçekleşecek bir yürüyüş daha önce oldu mu hatırlamıyorum.

İnternet sansürüne gelen tepkiler de bu yürüyüş kadar renkli. Yürüyüşe katılıp katılmayacaklarını bilmiyorum ama mesela Ulusalcılar da internete sansüre karşı çıkıyor, ulusalcıların hiç hazzetmediği genç siviler de. İnteraktif sözlük kullanıcıları da internet sansürünü sert bir dille eleştiriyor, interaktif sözlüklerde kendisini eleştirenlere “yılansı fare çocuklar” ve interaktif sözlüklere de “siber yılan alemi” diyen Nihat Genç de internet sansürünekarşı. Türkiye’de olmadığı için bilemiyoruz ama eğer ülkemizde olsaydı Nihat Doğan da sanıyorum ki internet sansürüne karşı çıkardı.

Böyle de ilginç bir olay işte internete getirilen sansür ya da filtreleme.

İnternete filtreleme getirilmesi hususunda aslında kafalar da biraz karışık. Çünkü çok çeşitli açıklamalar geliyor. Kimi yetkililer; çeşitli paketler hazırlanıyor. Bu paketlerin bazılarında filtreleme var. Ama bu filtreleme olayını isteyen uygulayacak. Yani bu olay bir nevi aile koruma şifresi gibi bir şey diyor. Kimisi de alakası yok bu bir sansürdür diyor. Kimisi bunun isteğe bağlı olması bile internete müdahaledir diyor, kimisi isteğe bağlı olan sansüre sansür denmeyeceğini söylüyor.

Yani kafalar biraz karışık. Bu filtreleme olayında kafaların biraz karışık olmasına rağmen ülkemizde devlet görevlilerinin internete sansür girişimleri ilk ve tek değil. Daha önce hepimizin malumu olan bir youtube yasağı var ve daha yasaklı olan birçok site de mevcut. İnternete sınırlama getirmek isteyen devlet görevlileri bu isteklerine dayanak bulabiliyorlar. Mesela yotube yasağının dayanağı anlı şanlı Atatürk’ü koruma kanunuydu. Yotube yasağı nasıl konuldu bilmiyorum ama şöyle bir tahminim var; bir devlet görevlisi yotube’da Atatürk’e hakaret içeren bir video gördü. Yotube ve internet hakkında da çok fazla bilgisi olduğunu da sanmıyorum. Bunu hemen bir hakime gösterdi. Bakın Atatürk’e hakaret eden bir video var. Bu hakim de muhtemelen internetin mantalitesini bilmediğinden o zaman yotube’u kapatalım da insanlar bu siteye giremesin diye düşünmüş olmalı.

Tabi youtube’un engellenmesinin ne kadar faydalı olduğu da herkesin malumu. Beş yaşındaki çocuklar bile çeşitli yollardan youtube’a girmeyi başarabiliyordu. Olan da Türkiye’nin imajına oldu. Herkes yotube’a girebildi lakin “Türkiye yotube’u yasaklatmış bir ülke” olmaktan kurtulamadı.

Ülkemizde internete getirilen her türlü kısıtlama hem yasalar hem de zihniyetle alakalı. İnternetle ilgili her türlü tasarrufta bulunabilecek yetkiye sahip bürokratların internetle ilgili asgari bilgilere sahip olması gerekir. Ama bu zamana kadar getirilen kısıtlamalar sanki hayatında hiç internete girmeyen kişilerin getirdiği yasaklamalar olarak görünüyor. En azından bende böyle bir izlenim oluştu. İnternetle haşır neşir olan bir insanın internete sınırlama, yasaklama getirdiğinde bunun çeşitli yollardan aşılabileceğini bir kere bilmesi lazım. Ayrıca yasaklamaların da yasaklanan şeyi cazip hale getirdiğini de bilmesi gerekir. Tabi zihniyetin yanı sıra yasal düzenlemelerin de olması şart. Zira sansüre dayanak olan bazı yasalar orada öylece durdukça “yasa böyle diyor ne yapalım” diyenler de çıkacaktır.

Böyle olması ve bütün bunların üzerine filtreleme gibi bir mevzunun gündeme gelmesi de ister istemez düşünce özgürlüğüne müdahale olarak yorumlanıyor. Görüldüğü üzere de her kesimden insanlar internete sansür kabul edilemez ortak paydasında yürüyüşlere katılabiliyorlar.

Sonuç olarak internete getirilmek istenen sansür kötü bir şeydir. Herkesin karşı çıkması lazımdır. Demagojiyle, laf oyunlarıyla bu sansür haklı gösterilmemelidir. İnternete getirilecek sansüre karşı yapılan protesto da haktır.  Düşünce özgürlüğünü savunan aklı başında herkesin katılmıyorsa bile en azından karşı olmaması gerekir. Tabi söz konusu yürüyüşe salt hükümet karşıtlığı gerekçesiyle katılanlar da elbette olacaktır. Ancak bunun böyle olması da bu yürüyüşün bir hak olduğu gerçeğini değiştirmemektedir.

 

 

Hakkında yakupaydin

Köşe Yazarı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir