Salı , 20 Ekim 2020

Srebrenitza’da Bahar Hala Gelmedi


Ağlaşanlar oldu. Ciğeri yananlar.. İçi sızlayanlar.. Ama ‘dur’ diyen olmadı. ‘Yapma’ diyen de.. Bosna’da analar ağladı; dünya izledi. Bosna‘da kafalar kesildi; dünya izledi. Bosna’da müslümanların kelleleriyle, kafatasına dönüşünceye kadar futbol oynandı; dünya izledi. Bosna’da bebekler yakıldı; dünya izledi. Bosna’da dört yaşında bebeklere tecavüz edildi; dünya izledi. Bosna’da henüz ‘anne’ diyemeyen şefkat abidelerinin elleri, ayakları ve kulakları kesildi; dünya izledi. Bosna’da binlerce kız bebeği, eteklerinden kan gelir halde bulundu; dünya izledi. Bosna’da ‘güvenli bölge’ ilan edilen yerde halk cıvıldaşırken üzerlerinden tanklarla geçildi; dünya izledi. Bosna’da erkeklerin makatlarına, hanımların bacak aralarına, girdiği yere kadar tüfek sokuldu ve evlatlarının önünde son nefesleri verdirildi; dünya izledi. Bosna’da müslüman kanı bir saniye bile durmadı; dünya izledi. Bosna’da hanımların meme uçları kesilip tesbih yapıldı ve müslümanlara rahat ibadet edebilmeleri için (!) dağıtıldı; dünya teşekkür bile etmedi. Evet.. Bunlar olurken, sırplar haricinde bütün dünya sadece izledi.

Katliam olurken sadece ‘ben avrupa’nın bu katliama izin vermeyeceğini düşünüyordum’ diyebildi büyük insan, dava adamı.. Ah aliya! Ruhun şad olsun.

Avrupa’nın göbeğinde, 312 bin insan katledildi. Herkes sustu. Rüzgar gibi uğuldayan bile olmadı.

Sonra bir şey oldu. ‘Dünya bu işe dur diyecek’ derken birleşmiş milletler, hollanda‘yı katliama dur demesi için görevlendirdi. Hollandalı komutan, birkaç kasabanın güvenli bölge ilan edildiğini yani burada artık silahların patlamayacağını, rahatça yaşanabileceğini açıkladı. Srebrenica / Srebrenitza da bu ‘güvenli’ yerler arasındaydı. Yaşamak ile işkenceler arasında can vermek arasındaki ince çizgide gidip gelen boşnaklar için bu, savaşın bitmesi kadar güzel bir müjdeydi. Cennet müjdesi gibiydi tabiri caiz ise.. Bosna’nın her yerinden, eziyet içindeki boşnaklar, bu güvenli bölgelere koştu. her şeylerini, her şeylerini bırakarak güvenli denilen kasabalara koştular. Belki bir nefes fazla alırız düşüncesiyle. Belki bir adım fazla atarız, belki bir çiçek koklarız, belki bir tebessüm iner yüzümüze, belki bir kere de sevinçten ağlarız diye düşünerek. Koştular, canları pahasına koştular güvenli kasabalara. Ah Bosna! Ah Bosna!

Nereden bileceklerdi ‘güvenli’ denen yerlerin aslında bit tuzağın ortası olduğunu. Yemek kuyruklarında iken, yatacak yer ararlarken, şüpheli ama en nihayetinde gerçek olan bir mutlulukla yürüyorlardı sokaklarda. Tam o anda oynanan vahşet dolu oyun temaşa edilmeye başlandı. Güvenli bölge denilen yerde silahlar patladı, bombalar atıldı. sokak başlarından tanklar göründü ve ‘güvenli bölge’de güvenli yaşayacaklarını sanan masum boşnakların üzerinden geçti. Tanklar, mazlum boşnak müslümanların, ‘belki bir nefes fazla alırız’ diye düşünen mazlum boşnak müslümanlarının kemiklerini bir çırpıda kırdı. Şakaklara dayanan silahlar bir anda patladı. Eller kollar havada uçuştu. Kelleler çatılara atıldı. Müslümanlar katledildi. Çocuklar ağlayamadan öldürüldü. Kimsenin gözünün yaşına bakılmadı.

Bugün, dünyanın öbür ucuna barış (!) götürmek için çabalayan ve canını ortaya koyan (!) ABD, o gün ‘Avrupa, kendi meselesini kendisi çözsün’ dedi. Bugün dünyanın her tarafına insan hakları dersi vermeye kalkan Avrupa, o gün tek kelime etmedi. Katliamı izledi. Hatta el altından destekledi. Bugün milletlerin efendisi olan bm, o gün sırp‘larla işbirliği yaptı ve srebrenitza’da 8372 müslümanı katletti.

Biz neyin seçimini, neyin maaşını, neyin terörünü, neyin ekonomisini, neyin parasını, neyin cartını curtunu tartışıyoruz. Ben 17 yaşındayım. Ben 1 yaşındayken bosna’da insanlar, alacakları bir nefesi, geri verip veremeyeceklerini düşünüyorlardı. Biz hala neyin peşindeyiz. Bunlar şükür için, fikir için, zikir için bir işaret. Dile de akla da kalbe de ferah için tek bir şey gerek: Şükür. Şükür işte.. Şükür. Hale şükretmek gerek.

Bosna’yı unutmayalım. Bosna’yı unutturmayalım.  Soykırım alasını, susup kabul etmekle avrupanın kendisi yapmıştır.  Susmak kabul etmektir. Srebrenitza’yı unutmayalım. Bosna’yı, Boşnak’ları unutmayalım. Allah için unutmayalım. Artık yapacağımız tek şey bu. Ders çıkarmak, şükretmek, önlem almak ve unutmamak..

 

Saygılarımla..

Hakkında Selçuk Kalender

Sınıf öğretmeni aday adayı. Çerkezköy Haber Gazetesi'nde, aylardır yazmasa da bir köşesi var. İhl sözlük yazarı. Karanlıktan korkuyor. Kemalist değil. İnsanlığın çiğ köfteye yeterince önem vermediğinden şikayetçi. Şükretmeyi ve dua etmeyi seviyor. Tam bir muhalif. Müslüman olduğunu sanıyor. Sarhoş denebilir.

2 comments

  1. Mavi Kelebekler

    Bende bu olayları TRT 1’de yayınlananan Mavi Kelebekler dizisi ile öğrendim.Tek söyleyebileceğimiz kimsenin yaptığı yanına kalmaz o gün orda sadece Müslüman olduğu için zulüm gören kardeşlerimize yapılanların bunlara göz yumanların hesabı elbet Allah tarafından sorulacaktır.Şehitlerimizin ruhu şad olsun…

Mavi Kelebekler için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir