Cumartesi , 26 Eylül 2020

Tam Gün Yasasının Kısmi İptali ve Tabiplerin Serencamı

Anayasa Mahkemesi’nin, kamuda çalışan hekimlerin özel muayenehanelerde çalışmasını yasaklayan 650 Sayılı Kanun Hükmündeki Kararname hükmünü iptal ettiğini teessürle öğrenmiş bulunmaktayız.

Yalnız mahkeme bu kararı sadece söz konusu KHK’nın iptal edilen ilgili maddeleri, ‘Yetki Kanunu kapsamına girmediğinden’ dolayı iptal etmiş ve bu kararın uygulanmasını 6 ay ertelemiştir. Yani TBMM bu süre zarfında yeni bir madde çıkartabilecek ve doktorlar bu süre zarfında özel muayenehanelerde çalışamayacaklardır.

Buna rağmen yüksek mahkemelerin kanun koyucunun kararlarına, hele bunun gibi tüm toplum tarafından destek gören ve herkesin menfaatine olan bir düzenlemeye bu denli rahat bir şekilde engel olmaları hâlâ erkler ayrılığı ilkesinin istenildiği şekilde sistemimize yerleşmediğinin en önemli göstergesidir.

Hükümetin en önemli icraatlarından birisi olan ve partili partisiz her kesim tarafından büyük destek gören tam gün yasasındaki bu iptal tabiplerimiz haricinde kimseyi memnun etmemiştir.

Hastanelerde döner sermaye marifetiyle ülke standartlarının çok üstünde ücretler alan doktorların hâlâ özel muayenehanelerde çalışma istekleri halkımız nezdinde doktorlar hakkında olumsuz bir imajın oluşmasına sebebiyet vermiştir.

Ülkemiz, kamudaki hastaları özeline yönlendiren ve özelde hastalara yaptıkları muameleleri devlet hastanelerinde esirgeyen doktorların örnekleri ile doludur. Neredeyse tüm doktorların tam gün yasasına karşı olmaları hepimizin kafasından tüm doktorların özel-kamu ayrımı yapıp maddi dürtülerle hareket ettikleri düşüncesine yol açmaktadır. Doktorların kafalarında yer etmiş “yıllarca okumanın karşılığı her ne şekilde olursa olsun alma” düşüncesinin artık izale edilmesi gerekir.

En kutsal mesleklerden biri olan doktorluğun sadece maddi temeller üzerine konumlandırılması en başta bu mesleğin saygınlığına ve haysiyetine bir saldırırdır. Kimse doktorları kamuda çalışmaya zorlamamaktadır. Özel hastanelerin mebzul miktarda bulunduğu bu devirde isteyen çok rahat dışarıda kendine iş bulabilir. Hem devletin güvencesi hem özelin parası mantığı hem vatandaşa hem de doktorluk mesleğine büyük zarar vermektedir.

Hem Başbakan’ın hem Sağlık Bakanı’nın üzerinde ısrarla durduğu bu düzenlemenin Meclis tarafından yasalaşacağını ümit ediyoruz. Tabiplerimizin de artık özel ve kamu ayrımını yapıp ona göre kendilerine bir yol çizmelerinin zamanı çoktan gelmiş ve geçmiştir. Zira ülke artık eski ülke değildir. İletişim teknolojilerinin bu kadar geliştiği sivil toplum kuruluşlarının karar yapma mekanizmalarında bu kadar etkili olduğu bir zamanda hâlâ eski halin devamını istenmesi her zaman kendini geliştirmek zorunda olan doktorlarımıza yakışmamaktadır.

Hakkında Takyettin Karakaya

1980 yılında Muş’ta doğdu. 1997 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesindeki İmam-Hatip okulundan mezun oldu. 2002 yılında İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü’nden mezun oldu. 2006 yılından beri, Bursa’da yerleşik Uludağ İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği’nin Avrupa Birliği Bölümü’nde uzman sıfatıyla çalışmaktadır. Hasta Hakları Aktivistleri Derneği Bursa Temsilciliği görevini yürütmektedir. Gençlerin hacca gitmelerini teşvik etmek amacıyla Genç Hacılar Platformu'nu kurmuştur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir