Salı , 22 Eylül 2020

tiktok hakkında her şey


Çin menşeli “müzikli-danslı” video yükleme uygulaması TikTok, ilk olarak Asya ülkelerinde
başlayıp kısa sürede tüm dünyada popülerliğini artırdı ve en yoğun kullanılan sosyal ağlar
arasında yerini almayı başardı. 2020 Nisan ayı itibariyle dünya genelinde 1,5 milyar kez
indirilen TikTok, ülkemizde de oldukça büyük bir kitle tarafından kullanılmaktadır.
TikTok’un twitter resmi sayfasında 1 milyon istagram sayfasında ise 24 milyon takipçisi
bulunmaktadır. Karşılaştırmak açısından bakarsak 14 yıllık twitter’ın instagram takipçisi
sadece 780 bin’dir.
En yoğun kullanan ülkeler sıralamasında Türkiye 3. konumda
‘Statista’nın yayınladığı istatistiklere göre uygulama sırasıyla en fazla 119.3 milyonluk
indirme sayısı ile Hindistan, 39.6 milyon ile Amerika ve 28.4 milyon indirme sayısı ile
Türkiye tarafından kullanılıyor.
“We Are Social 2020” raporuna göre ise Türkiye’de tam 54 milyon sosyal medya kullanıcısı
bulunmaktadır. Sosyal mecralarla arası oldukça iyi olan Türk insanı günde ortalama 3 saatini
çeşitli sosyal medya platformlarında geçirmektedir. Nüfusumuzun yaklaşık yüzde 65’inin
sosyal medya hesabına sahip olduğunu düşündüğümüzde, ülkemiz adına dijital medyayı
yetkin biçimde kullanmak, anlamak ve hakların farkındalığı hususlarında bilinçli olabilmek
adına ‘Dijital Medya Okuryazarlığı’nın ne denli önemli bir eğitim ihtiyacı olduğunu bir kez
daha anlamaktayız.
Türkiye’de hiç bir sosyal ağın bugüne kadar vermediği kadar reklam veren özellikle, youtube
üzerindeki reklamları ile üye toplayan TikTok bunu fazlasıyla başarmışa benziyor.
TikTok nasıl bir alem?
Şimdi gelelim TikTok dünyasına ve insanlara sunduklarına. Sizler de çeşitli uygulamalarda
veya oyunlarda vakit harcarken, izlediği saldırgan reklam politikalarıyla sürekli taciz halinde
olan bu uygulamaya illa ki denk gelmişsinizdir.
İlk olarak hedefine ilgi odağı olmak isteyen gençleri alan TikTok, zamanla yetişkin
kullanıcılar tarafından da yoğun bir rağbet gördü. Dijital dünyanın sınırlarını genişletmesiyle
artık sosyal medyanın hayatımıza soktuğu “etkileşim arzusu” isimli bir güdüyle tanıştık. Son
dönemlerde popülerliğini artıran TikTok uygulamasının en fazla suistimal ettiği güdü de sanal
alemin hayatımıza soktuğu bu yeni güdü türü “etkileşim arzusu” oldu. Bu güdü acaba bende
de var mı? diye merak ediyorsanız şu örnek üzerinden kendinizi test edebilirsiniz. “Paylaşım
sonrası istatistik bölümünü sürekli yenilenerek içeriğin kaç kişi tarafından beğenildiğini
iştahla takip eden kişi, “etkileşim arzusu”nu iliklerine kadar hisseden kişidir…”
FOMO yani “Fear Of Missing Out” türkçesi “bir şeyleri kaçırma korkusu” bir anlamıyla
beğenilme arzusu hastalığıdır. Yeni like(beğen) geldi mi? Yeni takipçi geldi mi? Hakkımda
bir şey yazıldı mı? Haberlerden ne kaçırdım? Hangi akımlar var? Yeni gündem ne? Gibi bir
sürü soru eşliğinde elini gözünü telefondan ve sosyal medyadan ayıramama durumu,
Türkiye ortalamasında insanların her 5 dakikada bir sürekli sosyal medya için telefona
dönüp bakıyor. Normalde cüzdanımızı kaybettiğimizde 3 saatte fark ediyoruz ama telefonu

kaybettiğimizi 5 dakikada anlıyoruz. Dolayısıyla her 5 dakikada bir telefona bakar hale
geldik. Bu çok ciddi ve bizi dikkat dağınıklığına sevk eden bir orandır. Bugün birçok büyük
şehirde çocuklar artık dikkat dağınıklığı sebebiyle psikologlara gidiyor, kendisini veremiyor
çünkü aklı hep sosyal medyada kalıyor. FOMO bir hastalık olarak literatüre girdi Türkiye
kullanıcıların %80’ninde FOMO Hastalığı olduğu kabul ediliyor. Siz de kendinizi deneyin?

TikTok öyle bir dünyaki; kullanıcılarını her gün, her hafta yeni bir akımla tanıştırıyor.
İnsanlara normal hayatta asla yapmayacakları hal ve hareketleri “akım” kisvesi altında şirin
gösteriyor ve türlü şaklabanlıkları popüler kültüre adapte ediyor.
Bu ortamı bir stadyumdaki taraftar grubuna da benzetebiliriz. Günlük yaşamında asla küfür
etmeyecek insanların tribündeki sürü psikolojisine uyarak rahat bir şekilde küfür ettiğine
hepimiz şahit olmuşuzdur. İşte TikTok bu sürü psikolojisini dijital ortama uyarlayarak
toplumumuzda gayri ahlaki görülen birçok davranışı “herkes yapıyor, ben de yapayım”
psikolojisiyle harmanlıyor ve maalesef her türlü saçmalığı zihinlerde meşru bir zemine
oturtmayı başarıyor. Ülkenin sanatçısı, sporcusu, siyasetçisi dahi bu akımlara alet olmuşken;
Ayşe teyzeler, liseli gençler aslında anlamsız ve gayri ahlaki olan bu akımı neden normal bir
iş olarak görmesin? Herkesleşmenin dayanılmaz hafifliği kullanıcıları sarıyor!
Akımlara uyarak birilerini eğlendirmek adına türlü şaklabanlıklara soyunan TikTok
kullanıcıları, çoğu zaman izleyenlerin müteessir olduğu hatta utandığı görüntülere imza
atıyorlar. Bir başka noktadan baktığımızda TikTok’un normal olmayanı normalleştirmeye
çalıştığını da söyleyebiliriz. Dışarıdan kendi hallerini göremeyen, “akım” etkisi altında kalmış
kitle, TikTok’un dayattıklarını her gün birer birer kabul ediyor, izliyor ve taklit ediyor.
Burada en üzücü durum ise şu sorunun cevabının “evet olmasıdır; “Peki birileri tarafından
beğenilme arzusu, gerçekten insanı gurursuzluğa sürükleyecek kadar güçlü bir tatmin noktası
mıdır?” Maalesef birçok TikTok kullanıcısı için “EVET”.
Beğenmek ve beğenilmek de insanların özünde olan ihtiyaçlardır ve ister istemez bu ihtiyaç
bizi kararlarımızda yönlendirir. Giyindiğimiz kıyafetleri, bulunduğumuz ortamları hatta ilgi
alanlarımızı bile çoğu zaman etkiler. Özellikle de gençlik zamanlarında insan beğenmek ve
beğenilmek ihtiyacını gidermek adına ciddi bir uğraş verir. İlgi odağı olmaya çalışır, türlü
çılgınlıklar yapabilir fakat burada ailenin ve toplum baskısının sağladığı dengeyle çizgiyi
aşamaz. Yani gerçek hayatta bir takım dizginler insanın yapabileceklerinin sınırlarını belirler
fakat sanal dünya artık sınırları tamamiyle ortadan kaldırmış durumda. Hatta ahlaksız
davranışların yerilmek yerine takdir ve teşvik edildiği bir dünyadan bahsediyoruz.
TikTok mecrasındaki en vahim durumlardan biri de dini ve ahlaki değerlerin ciddi derecede
suistimal edilmesi olarak görünüyor. Tesettürün amacından saptırıldığı, hatta amacının tam
tersi olan dairelerde kullanılması büyük bir edepsizlik abidesini temsil ediyor. Başları kapalı,
yüzleri tonlarca boyalı genç kızların vücutlarını teşhir ettiği bu ortam, basit bir eğlence
ortamının haddini çoktan aşmış ve gayri ahlaki bir düzene evrilmiştir.
Netice itibariyle zaman ve mekan kavramlarının sınırlarını ortadan kaldıran sosyal medyanın

aynı zamanda ahlaki, toplumsal ve dini değerleri de ortadan kaldırmak üzere ciddi bir ivme
kazandığı açık şekilde ortadadır. Bu kirli alemin içerisinde kalan gençlerin, kendilerini nasıl
konumlandırmaları gerektiğini bilmediklerini ve yardıma ihtiyaç duyduklarını görmekteyiz.
Toplumumuzun genetiğiyle oynamaya aday olan TikTok ve benzeri sosyal medya
platformlarının zararlı yönlerini gençlerimize anlatmak ve onları bilinçlendirmek adına
okullarda “Dijital Medya Okuryazarlığı”nın zorunlu ders olarak verilme ihtiyacı hasıl
olmuştur.
Teşhircilik
Sosyal medya hep daha fazlasını istiyor, yemek odasını göster, yatak odanı göster, özel
eşyalarını göster, içindeki arsız arzularını ortaya çıkar! Teşhirciliğin meşrulaştırılmasının
öncülüğünü TİKTOK yapıyor. Yoğun sayısı filtre, hızlandırılmış remix çalışmalar, cut’lar ve
efektler yardımıyla kullanıcı istediği gibi görünebiliyor; ses ayarı ve sinema replikleri ile
normalden daha sanatkar olabiliyor; müzik ve dans eklenince ortaya tam bir kapitalist meta,
pazarlanabilir insan çıkıyor. Kendini özbenliğini hiç edip rollere girme fiziksel değişim;
copy/paste yapıtlarla cinsellik ve popülarite beklentisi ve iflah olmaz bir riyakârlıkla bir
uygulama insana ne kadar kötülüp yapabilirse yaptırıyor.
Bu yazıyı yazarken ilk kez uygulamayı indirdim, bilmediğim şeyi yazmam doğru olmazdı,
içerikleri görmek istiyordum, belki masum bir şeyler bulabilirdim. Kayıt bile olmadan
uygulama direkt açtı, ilgilendiğim konuları sordu ben sadece “Eğitim”seçtim ve eğitimle ilgili
içerikleri merak ettim, ardı ardına gelen 10 videoda maalesef beden teşhiri ve şaklabanlıktan
başka şey değildi. Hemen uygulamayı kaldırdım.
Uygulama fenomenlere para kazandırarak ayrı bir teşhircilik alanı açıyor, videosu çok izlenen
fenomenler kendilerine yollanan hediyelerle para kazanabiliyorlar, öte yandan Türkiye’de
faaliyet gösteren çinli teknoloji şirketleri de tiktok fenomenleri reklam çalışması yaparak bir
anladam buradaki teşhirciliği fonlamış oluyorlar.

Kaliforniya Sendromu
Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde çıktığı için bu isimle anılıyor. Sendromu tanımlayan
öğeleri ise: Sınırsız tüketim, eğlence ve haz düşkünlüğü, narsizm, egoizm, yalnızlık ve
mutsuzluk hissi olarak sıralanıyor. 2H çağındayız yani haz ve hız çağı, herkes dünyanın
etrafında döndüğünü düşünüyor, sosyal ağlar “beğen” butonu var ama “beğenmeme” yok,
herkes iyi yazdığını, iyi eğlendiğini, herkesin onu onayladığını düşünüyor, ve zevk merkezli
yaşam, bir süre sonra sendroma düşünüyor ve kronik mutsuzluğa sebeb oluyor, yaşamı
hızlıca tüketmek istiyor, yaşam oburu olmak dediğimiz bu durumda, yavaşlık ve sabır
dayanılmaz oluyor, ekranlar hızlı, videolar hızlı, sanal hızlı, gerçek hayat ise yavaş, bu
yavaşlık mutsuzluğu tetikliyor, gerçek hayat ile bu yüzleşme bir sendroma dönüşüyor.
TİKTOK tam burada bu sendromu tetikliyor, videolar organik olmayan bir şekilde çok
izleniyor, etkileşim bir el tarafından (muhtemelen yapay zeka bot) arttırılıyor, hedonizm
pompalanan gençler platformu terk edemiyor ve sürekli içerik üretmek zorunda kalıyor?
Peki sansür ne alemde?

Hemen hemen hiç bir içerik yasağı yok, hatta diğer sosyal ağlar, korona ve 5G bağlantısı
noktasında içerikleri nefret söylemini yasaklıyor, video kaldırıyor, TikTok ‘da bugüne kadar
bu tür sansülere rastlanılmadı ama 1 sansür var ki diğer hepsine bedel, Çin’in data(büyük veri)
toplamak ve dünya sistemine başka ülkelerin kullanıcı verileriyle dahil olmak üzere her türlü
ahlaksızlığa suça müsade ettiği bu platform, Doğu Türkistan konusunda çekilen videolara
inanılmaz sansür uyguluyor ve hemen müdahale ediyor. Amerikalı kullanıcı Feroza Aziz
Tiktok’a yüklediğini bir videonun kaldırıldığını gördü daha sonra da Amerika’da gündem
oldu. Dünyada büyük tepkilere ve tiktok’tan kopuşlara neden olan bu sansür sonrası Tiktok
geri adım attı ve hesabı açtığını duyurdu. Feroza Aziz twitter’dan şu açıklamayı yaptı “ bu
tiktok’un beni uygur soykırımı konusunda susturmaya çalıştığı ilk durum değil, tiktok neyi
saklamaya çalışıyorsun?”
Tiktok Bahane Büyük Veri Şahane!
Çin 4 yılda TikTok’u neden dünyanın en çok kullanılan sosyal ağları arasına soktu? Geç
kaldığı bu yarışa nasıl yetişti? Geleceğin en büyük madenciliği olarak data yani veri
madenciliği olacağı ısrarla söyleniyor, diğer ülkeler üzerinde algı operasyonları sosyal ağlar
üzerinden yapılıyor, Arap Baharı tecrübesi yanıbaşımızda yaşandı. Çin çok büyük maliyetlere
katlanarak TikTok’u dünyaya yayıyor ve dijital istihbaratı ve kullanıcı bilgileri ile kendine
alan açıyor. Bunu gören ülkeler harekete geçiyor, 120 milyon üyesi olan Hindistan tiktok’u
yasakladı, bangladeş’te yasaklayan ülkeler arasında; ABD’de hali hazırda istihbarat ve
güvenlik birimlerinde yasaklı olan TikTok, tüm devlet memurlarına yasaklanması tartışılıyor.
ABD’li senatör Josh Hawley, Çin’in finanse ettiği TikTok’un “ülke için büyük güvenlik riski”
oluşturduğunu öne sürerek yasa teklifi verdi.
Türkiye’de #TikTokYasaklansın etiketi altında yüzbinlerce yorum yazıldı devlet uyarı
yapıldı. Change.org sitesinde açılan bir imza kampanyasının açıklamasında şöyle yazıyor.
“TikTok, sosyal medya üzerinden yürütülen bir algı operasyonuna döndü. Zira Asker, Polis,
Jandarma, JÖH, PÖH hiçbir devlet memuru gözetmeksizin görev esnasında, nöbette, intibak
eğitiminde, karargâh içerisinde, askeri üste, devriyede ve çeşitli operasyon zamanlarında
dahi silah arkadaşları düşünülmeden videolar çekiliyor ve bu tıpkı bir virüs gibi yayılmaya
devam ediyor. Memurlar görevlerinden ayrı olmaya başladılar. Disiplin ortadan giderek
kalkıyor, eli bombalı bir terörist kalabalık arasından geçecek olsa, video çekmekten göremez
hale gelecekler. 
TİKTOK üzerinden dünyada dijital eğlence, algı ve data savaşları sürüyor, Türk kullanıcılar
işin farkında değil, bazı parti liderleri tiktok’ta hesap açtı ve eleştirildi, Amerikalı ünlü Türk
doktor Mehmet Öz’de bu kervana katıldı. TİKTOK konusunda bu başıboşluk devam ederse
sosyal medyanın Türkiye’deki zararı önlenemez boyutlara gelecektir.

tiktok

Hakkında saidercan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir