Pazar , 20 Eylül 2020

Trabzon’da Bir Ucube!

Türkiye garip bir ülke… Normal bir insandaki şaşma duygusunu kısa zamanda anlamsızlaştırabiliyor. Ve insan artık hiçbir şeye şaşırmaz oluyor.
Hızlı tren diye bir proje başlatılır; trenler raylarından savrulur, insanlar ölür, sorumlusu olmaz.
Askeri ve sivil uçaklar uçan tabut gibi düşer ama hiçbir şey olmamış gibi hiç kimse istifa etmez, THY cirosunu artırır, dünyanın en pahalı reklamlarını yapar.
Tersanelerde işçiler ölür çalışma bakanı koltuğuna daha bir sıkı yapışır.
Madenler göçer, işçiler enkaz altında kalır, pozisyonda düdük çalan olmaz her nedense.
Yardım derneklerinde sporda Fenerler ardı ardına yanar söner sanki hiçbir şey olmamış gibi hayat devam eder.
İmtiyazsız halk kitlelerinin çocukları askerlik yaparken vurulur, ölür, yaralanır, sakat kalır ama bundan ne Savunma Bakanı ne genelkurmay başkanı sorumlu olmaz.
Kısacası her şey normal bu ülkede.
Sanki Türkiye’de iktidar olmuş bir partinin kalın bağırsağı ve kakası yok.
AKP kalınbağırsağını aldırmış gibi her defasında kendi kendine aklanır durur halkın zihninde.
Pasta hamurlarına katılan pAk maya gibi; İyimaya yani. Sorumsuz ve kendi şaşaalı dünyasında sorunsuz.
Oysa AKP’yi iktidar yapan şey kendi pisliğine dokunabilmesiydi. Yani sorunu görebilmesi ve çözme iradesi gösterebilmesiydi, çözmesi değil.
Ama AKP de artık kendi pisliğini görmüyor, her defasında kıçını beyaz tuvalet kağıdıyla silip şifonu çekiyor. İşte bu, sadece bu sonun başlangıcı olacağa benziyor.
* * *
AKP’li bir belediye reisinin Trabzon Meydan Parkı’nı yenileme adı altında yaptığı ucubeye gelirsek.
Geçen hafta yeni yapılmış parkın henüz bitmemiş halini gördüm, şaşırdım kaldım.
Bir zekanın tarihi bir parkı bu denli kimliksizleştirmesi ve piç etmesi için inanın bana hiçbir üniversiteden kalın bir kağıt alması gerekmiyor.
Yani Türkiye’de olan şeyler artık benim için birer şaka gibi. Nesini neresinden başlayıp nasıl izah edeyim bilemiyorum.
Bir park düşünün ki bir şehrin kalbiydi. İnsanların sıcak havalarda oturduğu, dinlendiği, dışarıdaki koşuşturmadan kaçıp bir parça tembellik yaptığı, kalın çam ağaçlarının altında Karadeniz meltemiyle serinlendiği, anlamsız bir gürültünün dışında soluklandığı, soğuk bir şeyler içtiği, dostlarıyla sohbet ettiği, sevdikleriyle buluştuğu, masaları kırmızı ekose bezlerle örtülü, sandalyeleri bir parça eğreti plastikten de olsa yeşilliğiyle, köşesindeki ayakkabı boyacılarıyla, büfeleriyle, donuk yüzleri biraz deşildiğinde değişen garsonlarıyla güzel bir parktı; Trabzon Meydan Parkı. Ve bilebildiğim kadarıyla Trabzon Belediyesine aitti.
Bir köşesinde Cumhuriyet’in İstiklal harbi yazarlarından Hasan İzzettin Dinamo’nun bir büstü hemen iki köşede iki çeşme ve minik büfeler vardı. Hepsi yerle bir edildi.
Eski parktan geriye iki şey kaldı. Parkın göbeğindeki Mustafa Kemal heykeli ve alt dalları budanmış çirkinleştirilmiş ağaçlar.
Belediye binasının önünden itibaren kendinizi bir mermer, granit yığınının içinde buluyorsunuz. Resmen ruhsuz bir taş yığını. Parkın altından dolanan yol kapatıldı.
Belediye başkanının makam aracının o mermerlerde gezip gezmeyeceğini çok merak ediyorum, şahsen.
Parkın kendisi Trabzon’a oldukça yabancı. Yani çevresindeki eski binalarla görsel açıdan bir tezat içinde.
Sanki düz bir mahşer meydanında toplanmışsınız ve sığınacak bir yeriniz yok, günahlarınızı saklama ihtimaliniz yok hissiyle doluyorsunuz.
Yani yeni meydan parkında kendinizi Trabzon’a ait hissetmiyorsunuz. Birazdan bir UFO aracı inecek ve başka bir gezegene gidecek gibisiniz.
Parktaki yeşil alan oranı ve en önemlisi toprak bölümler olabildiğince azaltılmış. İnsanın elektriklerini alan şeyin ne olduğunun Trabzon Belediyesi farkında değil.
Parka yerleştirilen oturaklar için söylenecek tek kelime var; rezalet. Oturak o kadar ciddiyetsiz ki birden yer seviyesinde alçalıyor.
Heykelin önündeki alan adım başı fıskiyelerle donatılmış. Böylece bu alanda siyasi tavır koyma olabildiğince riskli hale getirildi. Zira park görevlisinin kalabalığı dağıtması için bir düğmeye basması yeterli. Herkes bir şelalenin altında kalacak.
Daha önce belediye binası ve lokantalar önünde mitingler için kullanılan alan uzaylılarca çalınmış.
Bu alanın Trabzon’un şehir haritasından tespiti için savcılar harekete geçmeli. Zira ortada tanımlanamayan mekansal bir boşluk söz konusu.
Kısaca Trabzon Meydan Parkı tarih oldu. Parkta sıcak havalarda dinlenmenize imkan olmayacak. Zira yerdeki mermer blokların sıcaklığı insanın yüzünü yalıyor. Sıcağı emen nemli kara toprak yok artık.
Bu durumda eskiden parka koşan vatandaşlar etraflardaki klimalı lokantalara, kafeteryalara akın edecekler. İşte bu da ekonomiyi Tanrı bellemiş bir iktidarın belediyesinin oynadığı gizli oyunun bir parçası.
Trabzon Meydan Parkı yeniden yapılmadı, mermer bloklarla imha edildi. Normal bir insan yeni yapılan parka tahammül edemez. Çünkü insan gözü düz çizgilerden yorulur. Hesap edemediği yuvarlak ve oval çizgilerde huzur bulur. Bu durumda burayı işletecekler geceleri UFO’lara içecek servisi yapabilir.
Daha önceden Trabzonluları bu meydana çağıran bir sürü şey vardı. Ben henüz bitmemiş yeni parkta tek bir neden bile bulamadım beni buraya çağıracak. Şayet çantanız ağırsa şöyle bir köşede azıcık dikilip bu uzay müzesine göz ucuyla bakabilirsiniz. Başka bir şey yok yani.
Bu vesileyle Trabzon belediye başkanını çok tebrik etmek gerekiyor.
Durum o kadar vahim ki; parkın bir kenarına oturdum ve bu dramatik durumu izledim; her taraf çöplerle dolu.
Sanki bir yeri inşa ederken temiz olunamaz gibi bir akıl tutulmamız var ya.
Yanıma bir turist geldi ve oturdu. Trabzonspor arması var kocaman ona tersten bakıyor ama belli ki bir bok anlamıyor.
Yahu bu Türkler çılgın değil aptal diye düşünüyor olmalı. Adamın düşüncelerini yüz hatlarından okuyorum.
Uzaktan bir otobüs geçiyor, genel seçim bitmiş ama Trabzon gürültüye bulanıyor. Meğerse Avrupa Gençlik Olimpiyatları Trabzon’da yapılacak Muşlu sebzeci gibi tellal bağırıyormuş hoparlörden. ‘’ Duyduk duymadık demeyiin..!’’
Milli nefis diye bir şey var, mecburen topa girdik.
Tanıştım turistle. Adam İsveçli İngilizce öğretmeni, ismi bir tuhaf, iki kere söyledi ama telaffuzu boru sesi gibi bir şeydi.
Mecburen eski parktan başladım, Trabzon’un tarihi ve turistik yerlerini saydım bir çırpıda. Dikkatini parkın dışına çektim. Türkiye’deki futbol rezaletinden bahsettim. Ve Trabzonspor her an şampiyon ilan edilebilir, şayet şehirde ani bir heyecan dalgası olursa şaşırmamasını söyledim.
Bana Türkiye’ye 1986 yılında geldiğini Türkiye’nin çok değiştiğini, dünyadaki şehirlerin giderek birbirine benzediğini söyledi. Türkiye’nin de gün geçtikçe tatsızlaşmaya başladığını ama tarihsel mirasının durumu bir parça kurtardığını söyledi.
Yeni ucube parkta Arap bir arkadaşını bekliyor. Telefonla navigasyon veriyor arkadaşına.
Kocaman Trabzonspor armasını sordu tersten bakarak. İçimden ‘’Allah’tan doğru adama sordun yoksa sana bu mermer meydan parkında meydan dayağı çekerdi bizim uşaklar.’’ diye geçti. İzah ettim, aydınlandı.
Mesleğimi sordu. Kimsenin umurunda olmayan bir yazar dedim. Güldü. Kitaplarımın İngilizceye çevrilip çevrilmediğini sordu. Bana Türk yazarlardan sadece Orhan Pamuk’u duyduğunu söyledi.
İsmimi telefonuna yazdı, internetten görüşürüz dedi ve kısa boylu sırt çantalı esmer arkadaşıyla parktan ayrıldı.
Bir müddet kışın kar yağdığında bu mermerlerde tedirgince yürümeye çalışan Trabzonluları hayat ettim.
Etrafta kırık çıkıkçılar da olmalı. Zira AKP hiçbir şeyi şansa bırakmaz. Sonra yoğun bahar yağmurlarında meydan parkının nasıl bir hal alabileceğini düşündüm. Sorunun cevabını bulamadım.
Parkın hemen alt tarafında bir uzaylı şemsiyesi gibi bir gölgelik. Nasıl ısmarlama bir şey. Çocukluğumda yaylalarda yabani mantarlara denk gelirdim. Bir tekmeyle dağıtırdım onları, tam o türden bir şemsiye. Sordum. Avrupa Gençlik Olimpiyatlarına yetiştirilecekmiş bu park. Bu kadar ruhsuz bir park nasıl bir düzenleme ile bir parça Trabzon’a ait olabilir? Ben cevabını bulamadım. Bu ruhsuz uzaylı meydanlar zamanla kendi soyut insan modelini de doğuracağa benziyor. Oysa eski park abartısız birkaç düzenlemeyle daha güzel bir hale getirebilirdi. En azından o parkta hatırası olan binlerce insana saygı gereği bir şeyler korunabilirdi. AKP’li bir belediye Trabzon Meydan Parkında kendine ait bir tarihi sıfırdan yazıyor. Hepsi bu.

Hakkında Metin Kondel

Eski bir İngilizce Öğretmeni, Ekonomist ve bağımsız popülist (halkçı) bir yazardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir