Pazar , 20 Eylül 2020

Türk Siyasi Tarihimizin Unutulmaz Lafları

Bu yazıda 1950’den bu yana bir şekilde hayatımızda yer etmiş siyasetçilerimizin tarihe geçen laflarını şöyle bir toplamak istedim. Unuttuklarım, eksiklerim, hatalarım vardır elbette ki ama o kadarcık kusur kadı kızında da olurmuş.

ADNAN MENDERES

SİZ İSTERSENİZ HİLAFETİ BİLE GERİ GETİRİRSİNİZ

27 Mayıs 1960 yılında darbeyle alaşağı edilen rahmetli Adnan Menderes’in tarihe geçmiş ve keşke söylemeseydi denilen lafıydı bu. Ayrıca Adnan Menderes’i idama götüren yolda darbecilerin sebeplerinden birisi oldu bu laf. Bugün bile 27 mayıs darbesini savunan bazı insanlar bu lafı gündeme getirir dururlar. Adnan Menderes’in bu lafının yanı sıra hükümet aleyhine gösteri yapan öğretim üyeleri için 27 mayıs darbesinden bir gün önce söylediği “KARA CÜBBELİLER” lafı da Menderes’in siyasi tarihimize geçen bir cümlesi olarak tarihimize kazındı. Aslında Adnan Menderes bu lafı söyledikten sonra yanlış olduğunu fark etti. Bu lafın basında yayınlanmaması için yayın yasağı da koydurttu  Lakin ertesi gün darbe olmuştu ve bu lafın yayınlanmasına gerek de kalmadı.  Menderes’in tarihe geçmiş bir lafı da şu oldu bence: Yassıada’da yargılanırken mahkeme başkanı Salim Başol’a hitap şekli olan “REİS BEY”.

Adnan Menderes’in aslında en akılda kalan laflardan birisi de sanırım darağacında söylediği son söz olsa gerek: “KİMSEYE DARGIN DEĞİLİM.”

İSMET İNÖNÜ

ARKADAŞLAR SİZİ BEN BİLE KURTARAMAM

Siyasi tarihimizde önemli bir yer tutan İsmet İnönü bence en önemli ve unutulmaz lafını 18 nisan 1960 tarihinde söyledi. Demirkırat belgeselinden öğrendiğim kadarıyla  CHP’yi yargılamak için kurulan tahkikat komisyonuna tepki olarak söylemiş bu lafı. Lafın tamamı şöyle: “Arkadaşlar, şartlar tamam olduğu zaman milletler için ihtilal meşru bir haktır. Bu yolda devam ederseniz, BEN DE SİZİ KURTARAMAM.” İnönü bu lafı söyledikten yaklaşık bir buçuk ay sonra darbe gerçekleşmiş, gerçekten de İsmet İnönü bile kurtaramamıştı.

NATO’YA ALDILAR DA BİZ Mİ GİRMEDİK

Adnan Menderes döneminde Türkiye’nin NATO’ya üye olması bugün özellikle Kemalist çevreler tarafından eleştiri konusu olur.  Ancak bu çevreler nedense İsmet İnönü’nün Celal Bayar’a cumhurbaşkanlığını devrederken söylediği bu lafı hiç anımsamazlar. Celal Bayar cumhurbaşkanlığını İsmet İnönü’den devralırken sorar; “Nato’ya niye girmediniz paşam?” İsmet İnönü’nün cevabı Adnan Menderes’i NATO’ya üye olmakla eleştiren kesimleri üzecek cinsten: “ALDILAR DA BİZ Mİ GİRMEDİK İKİ GÖZÜM”

DEMEK İHTİLAL OLDU HA

27 Mayıs 1960 darbesi Türk siyasi tarihimizin kara lekelerinden birisidir. Darbe olduğu zaman bütün kesimler ilk başta bir şok yaşamışlar haliyle. Darbe yapıldığı gün İsmet Paşa’ya haber verirler. İsmet Paşa’nın darbe haberini alır almaz verdiği tepki çok enteresandır. “Aaa demek oldu ha.” Ancak darbeyi herkes İsmet İnönü kadar normal karşılamamıştır. Özellikle de Demokrat partililerin demek oldu ha diye karşılamadıkları kesin.

KENAN EVREN

NETEKİM

12 Eylül darbesinin başkanı Kenan Evren’in de siyasi tarihimize girmiş en meşhur lafı sanırım netekim lafıdır. Bugün nerede birisi netekim dese akla ilk gelen Kenan Evren olur. Ancak Kenan Evren’in lafları netekim’den ibaret değil elbette ki. Başörtü konusunda söylediği bir laf vardır ki hem cehaletini hem de zihniyetini ifşa açısından önemli. Yorumsuz olarak alacağım Kenan Evren lafı aslında çok şey anlatıyor: “SAÇIN GÖRÜNMESİ GÜNAH OLSAYDI ALLAH KADINLARI KEL YARATIRDI” Bunun dışında 12 Eylül darbesine yargı yolunun açılması gündeme geldiğinde Ertuğrul Özkök’e söylediği; “YARGILANIRSAM İNTİHAR EDERİM” lafı da taze Kenan Evren lafıdır. Bu yazıyı yazdığım sırada haber sitelerinde Kenan Evren’in ifade vermek için çağırıldığına dair haberler dolaşıyordu.

SÜLEYMAN DEMİREL

DÜN DÜNDÜR BUGÜN BUGÜNDÜR

Sevsek de sevmesek de Süleyman Demirel Türk siyasi tarihimizde çok önemli bir kişiliktir. Siyasi tarihimize geçmiş lafları da çok boldur. Bunlardan en meşhurlarından birisi: “DÜN DÜNDÜR BUGÜN BUGÜNDÜR.” Süleyman Demirel’in meşhur lafı bundan ibaret değil elbette. Mesela askerden muhtıra yiyince “ŞAPKAMI ALIR GİDERİM” demesi de tarihimizin tozlu sayfalarında yerini aldı. Kendisine bu lafı hatırlatıldığında, yani neden şapkanızı alıp gittiniz diye sorulduğunda verdiği cevap da ilginç; “NE YAPAYDIM ŞAPKAMI BIRAKIP DA MI GİDEYDİM”  Söz konusu Süleyman Demirel olunca laf da bol oluyor haliyle. Sonuçta 6 kere siyaset sahnesine gelmiş ve 7 kere de gitmiş bir siyasetçi. Seçim vaatlerinde gaza gelip: “DİĞER PARTİLER NE VERİYORSA BEŞ FAZLASINI VERİYORUM” lafı da zaman zaman gündemimize gelir. Ayrıca ülkede benzin sıkıntısı yaşandığı dönemlerde söylediği “BENZİN VARDI DA BİZ Mİ İÇTİK” lafı. Dediğim gibi söz konusu Süleyman Demirel olunca yelpaze biraz geniş oluyor; “Bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz.”, kendi döneminde çıkan bir yolsuzluk haberiyle ilgili “verdimse ben verdim”, dönemin cumhurbaşkanı için söylediği “ÇANKAYA’NIN ŞİŞMANI” lafı. Bu laf ilginçtir Turgut Özal öldükten sonra cumhurbaşkanı olunca özellikle 28 şubat’taki tavırlarından ötürü kendisi için kullanılmıştı.

İŞTE ÇAĞDAŞ TÜRKİYE

28 şubat dönemine kadar sağcı kişiliğiyle tanınan Süleyman Demirel’in bu dönemde sağcılıktan ziyade Kemalist ve askerci bir tutum takındığı bilinir. 28 şubat’ın şaşaalı günlerinde Cumhurbaşkanlığı senfoni orkestrasının Bethoven’in 9. Senfonisini çalmasından sonra sahneye çıkıp söylediği “İŞTE ÇAĞDAŞ TÜRKİYE” lafı da unutulmazları arasında yerini almıştır.

Süleyman Demirel’in buraya alacağımız son lafı ise tarihe geçen en ilginç ve en yüz karası laflardan birisi. Başörtülülerin üniversiteye alınmaması ile ilgili sorulan bir soruya “BAŞÖRTÜLÜLER ARABİSTAN’A GİTSİN” diye özetlenecek bu lafı da çok tartışılan bir laf oldu. Lafın tamamı şöyle: “Orası üniversite, oranın kuralları var. Danıştay, Anayasa Mahkemesi karar vermiş. İlle başı bağlı okumak istiyorsan, başı bağlı olarak okunabilen yerler var, oraya git. Arabistan’da falan öyle yerler vardır, oraya gidin. Orada okuyun”

Süleyman Demirel’i bu kadar uzattık madem belki de tek sempatik lafı olan “BİNAENALEYH” lafını da unutmamak lazım.

TANSU ÇİLLER

DEVLET İÇİN KURŞUN ATAN DA YİYEN DE ŞEREFLİDİR

Eski başbakanlarımızdan Tansu Çiller de kısa siyaset yaşamımıza unutulmaz bir lafı kazandırmıştır. Tansu Çiller’in bugün bakınca en komik gelen lafı;  “en geç 98’de AB’ye tam üyeyiz” lafıdır sanırım. Keşke bütün lafları bunun gibi komik olsaydı.Tansu Çiller bu lafı tam da devlet içindeki derin yapılanmaların deşifre olduğu Susurluk kazası sonrası söylemesi bu gibi oluşumları yargısız infazları filan savunduğu anlamına geliyordu ve  de hezeyandan başka bir şey değildi.

Tansu Çiller’in bir de “ya gelecek ya gelecek” lafı vardı. Onu ne için söyledi bilemiyorum.

 

NECMETTİN ERBAKAN

KANLI MI BİTECEK KANSIZ MI?

Hiç şüphesiz eski başbakanlarımızdan rahmetli Necmettin Erbakan da Türk siyasi tarihimizde önemli bir yeri olan kişiliktir. Erbakan’ın da siyasi tarihimize geçmiş lafları boldur. Ancak bunlardan en hazin olanı ve siyasi mahfillerde en çok kullanılanı meclis grup toplantısında söylediği “KANLI MI OLACAK KANSIZ MI” lafıdır sanırım. Tamamı “şimdi ikinci bir önemli nokta, refah partisi iktidara gelecek, adil düzen kurulacak. sorun ne? geçiş dönemi sert mi olacak, yumuşak mı olacak, kanlı mı olacak, kansız mı olacak,(…)” olan bu lafı ettikten sonra Necmettin Erbakan’ın pişman olduğu söylenir. Erbakan’ın hayatı ve yaptıkları nazarı dikkate alındığında, hareketi hiçbir zaman şiddete bulaşmamış, her daim meşru şartlar altında mücadele etmiş bir dava adamı olduğu ortaya çıkıyor zaten. Ancak maalesef bu lafı hiçbir zaman kendisinin peşini bırakmamıştır.

GULU GULU DANSI

Erbakan’ın hükümeti zamanında “sürekli aydınlık için bir dakika karanlık” eylemine katılanlar için söylediği “GULU GULU DANSI YAPIYORLAR” lafı da siyasi tarihimizin unutulmazlarındandır. Siyasi parti liderleriyle tartışırken “BUNLARIN HEPSİ AYNI” lafını da sanırım Necmettin Erbakan literatüre soktu. Bir de susurluk kazasından sonra: “SUSURLUK FASA FİSO” lafı var tabi. Ayrıca Erbakan demişken onun meşhur lafını da hatırlatmadan geçmek olmaz: “HADİ ORADAN”

TURGUT ÖZAL

ONLAR KÜÇÜK TURGUT’LA UĞRAŞSINLAR

Eski cumhurbaşkanlarımızdan rahmetli Turguz Özal da renkli bir kişiliğe sahipti. Erdal İnönü ile siyasi atışmalar yaparken söylediği: “ONLAR KÜÇÜK TURGUT’LA UĞRAŞSINLAR” lafını siyasi tarihimize armağan etmiş kendisi. Rivayete göre Erdal İnönü Özal için: “Özal Malatya’da kısa şortla gezerken ben babamın masasında gerçekleşen siyaset konuşmaları dinliyordum.” demiş. Özal da  İnönü’ye bu şekilde cevap vermiş. Turgut Özal’ın o zamanlar bir torunu olmuş. Küçük Turgut’la kast ettiği torunuymuş. Tabi Türkçenin azizliği Özal’ın bu lafını farklı yerlere çekmiş. İnönü bu lafa: “Özallar da gittikçe küçülüyor” diye cevap vermiş. Aslında cevap da fena değil hani.

BENİM MEMURUM İŞİNİ BİLİR

Özal’ın hiç de tasvip edilmeyen sözlerinden birisi de benim memurum işini bilir lafıdır. Ayrıca “ANAYASAYI BİR KERE DELMEKLE BİR ŞEY OLMAZ” lafını da Özal’ın söylediği bilinir.

ALLAH’IN VERDİĞİ CANI ALLAH ALIR

Turgut Özal’a konuşma yaptığı sırada suikast düzenlenir. Özal parmağından yaralanır. Suikastten hemen sonra yaptığı konuşmada söylediği laflar da hala akıllardadır: “Allah’ın verdiği ömrü Onun izninden başka alacak yoktur. Biz de Ona teslim olmuşuzdur

BÜLENT ECEVİT

LÜTFEN BU HANIMA HADDİNİ BİLDİRİNİZ

Eski başbakanlarımızdan Bülent Ecevit de şüphesizTürkiye’ye emekleri geçmiş bir siyasetçimizdir. Bülent Ecevit devlet ciddiyeti takınan bir kişilikti. 30 küsur yıl boyunca mavi gömlek giymesi zaman zaman gündeme gelirdi.

Bülent Ecevit denince aklıma bunlardan başka 2 mayıs 1999 günü Türkiye Büyük Millet Meclisinden yaptığı sert konuşma geliyor açıkçası. Hem sosyal demokrat hem de şair kişiliğiyle tanınan Bülent Ecevit’e hiç yakışmayan bir konuşma yapmış ve konuşmasını da “LÜTFEN BU HANIMA HADDİNİ BİLDİRİNİZ” diye bitirmişti. Söz konusu kişinin suçu ise meclise başı örtülü bir şekilde girmesiydi. Sanırım bu konuşma Bülent Ecevit’in siyasi hayatının sonunun başlangıcı oldu. Zira kurduğu hükümet 3 sene sonra devrildi ve bir sonraki seçimde yüzde 1 oyla siyasi tarih sahnesinden çekilmek zorunda kaldı. Neden söylerdi hatırlamıyorum ama hükümeti zamanında en çok kullandığı cümle :”İÇİME SİNDİREMİYORUM” cümlesi olmuştu.

DENİZ BAYKAL

ONURSUZCA İNDİRİRİZ

Hayatı boyunca başbakan olamayan Deniz Baykal Turgut Özal’ın cumhurbaşkanı olmasını engellemek için söylediği bu lafı da siyasi tarihimize geçmiş laflardan. Eğer ANAP cumhurbaşkanlığı seçimini oldu bittiye getirirse seçime katılmayacaklarını açıklayan Deniz Baykal akabinde bu lafı söylemiş. Üstelik bu lafını da Kenan Evren’in; “ Özal’ın cumhurbaşkanı adayı olacağını sanmıyorum” şeklindeki beyanatına dayandırmış. Kenan Evren’in bu lafının Özal’ın nasıl davranması gerektiği hususunda bir uyarı olduğunu söylemiş Deniz Baykal. Bu lafı CHP genel sekreteriyken söyleyen Deniz Baykal ne hazindir ki 2007 yılında CHP genel başkanıyken Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilmemesi için benzer bir kampanya yürütmüştü. Cumhurbaşkanlığı seçiminde 367 milletvekili mecliste toplanmazsa cumhurbaşkanı seçilemez diyerekten seçimi anayasa mahkemesine götürmüş ve akabinde: “ANAYASA MAHKEMESİ 367 KARARI ALMAZSA ÇATIŞMA ÇIKAR” diye de mahkemeyi etkileyebilecek laflar etmişti. İlginçtir ki bunu diyen Deniz Baykal Ak Parti’nin, kendisine açılan kapatma davasında mahkemeyi etkileyecek beyanatlarda bulunmasından şikayetler etmişti.

KEMAL KILIÇDAROĞLU

BENİM ADIM KEMAL BEN PARAYI BULURUM

Siyaset sahnemizi genel başkan olarak bir seneden fazla süredir meşgul eden Kemal Kılıçdaroğlu da aslında renkli bir kişilik. Seçim vaatleri biraz Süleyman Demirel’in “kim ne veriyorsa beş fazlası” tarzındaki lafı daha taptaze. Vaatlerini yerine getirecek kaynak olmadığı eleştirilerine söylediği “BENİM ADIM KEMAL BEN PARAYI BULURUM” lafını hemen her seçim meydanında söylüyor.

DEVLET BAHÇELİ

PÜSKEVİT

Sert mizacı ve mitinglerinde bağırmasıyla tanınan Devlet Bahçeli siyasi tarihimize laflardan ziyade bağırmasıyla ve dil sürçmesiyle giriyor. Bisküviye PÜSKEVİT demesi, otobüse OTİBİS demesi ve 36 etnik unsur yerine ne söylediği anlaşılamayan kelimeler söylemesi özellikle sosyal medyada haber oluyor. O kadar ki google aramalarına Devlet Bahçeli yazınca püskevit çıkıyor. Aslında bu dil sürçmeleri Devlet Bahçeli’yi daha sempatik bir hale getirdi yorumları da yapılmıyor değil. Bence de bu dil sürçmeleri o sert mizacın altında yatan sempatik Devlet Bahçeli’yi ortaya çıkardı.

40 YAPAR

Devlet Bahçeli’nin ilginç laflarından birisi de 40 yapar lafıdır hiç şüphesiz. 2009 yılında yaptığı bir konuşmada 2009’daki 2 ile 9’u yan yana getirip 29 yapıp onu bir de 2 ile 9’la toplayıp sonucu 40 bulması ve MHP’nin 40’ıncı yılında iktidara geleceğini söylemesi, üstelik de bunu ciddi ciddi söylemesi sosyal medyanın gündeminde uzun süre yer etti.

RECEP TAYYİP ERDOĞAN

BERABER YÜRÜDÜK BİZ BU YOLLARDA

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yaklaşık 20 yıldır siyasi tarihimizde adından söz ettiriyor. O’nu ilk defa 1994’te İstanbul büyükşehir belediye başkanı olduğunda tanıdık. Bu dönemde Siirt’te okuduğu bir şiir dolayısıyla hapse girdi. Hapse girdiği dönemde kendisi hakkında “muhtar bile olamaz” yorumları yapıldı. Ancak kendisi bu yorumlara aldırmadan her gittiği yerde iki şey söylüyordu. Birisi: “BU ŞARKI BURADA BİTMEZ” diğeri ise bir şarkı sözü olan “BERABER YÜRÜDÜK BİZ BU YOLLARDA”. Tayyip Erdoğan’ın mağdur olduğu ve siyasi yasaklı olduğu dönemler söylediği bu laflar halın önemli bir bölümünde etkisini buluyordu. Öyle ki Tayyip Erdoğan özellikle “beraber yürüdük biz bu yollarda” sözlerini hala miting meydanlarında söyleyedurur.

HEM LAİK HEM MÜSLÜMAN OLUNMAZ

Beraber yürüdük biz bu yollarda lafı halkın bir bölümünde olumlu tepki bulurken halkın başka bir bölümü ise Tayyip Erdoğan’ın geçmişte söylediği sözleri gündeme getiriyordu. Hala da getirenler vardır. Mesela: “HEM LAİK HEM MÜSLÜMAN OLUNMAZ” lafı özellikle laiklik hassasiyeti olan vatandaşlarımız tarafından çeşitli platformlarda gündeme getirilir. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce bu ve benzeri lafları Tayyip Erdoğan karşıtı vatandaşlar tarafından sıkça gündeme getirildi. Hatta cumhuriyet mitinglerinde slayt şeklinde gösterildiği de oluyordu.

ABDESTİMDEN ŞÜPHEM YOK Kİ NAMAZIMDAN ŞÜPHEM OLSUN

Kendisine muhtar bile olamaz denilen Tayyip Erdoğan “bu şarkı burada bitmez” diye diye gün geldi Türkiye başbakanı oldu. Başbakan olduğu 9 yıl boyunca da laflarıyla gündeme geldiği oluyor. Mesela wikileaks belgeleri ortaya çıkınca söylediği “abdestimden şüphem yok ki namazımdan şüphem olsun” lafını ara sıra gündeme getirir.

ANANI DA AL GİT

Tayyip Erdoğan’ın belki de en unutulmaz laflarından birisi Mersin’de kendisine derdini anlatmak için yaklaşan çiftçiye söylediği “ANANI DA AL GİT” lafı oldu. Çiftçi tarım bakanı anayasayı çiğniyor, anamız ağlıyor dediğinde Tayyip Erdoğan kendisinden hiç  beklenmeyen çok ilginç bir cevap verdi: “lan bana anayasayı öğretme al ananı git.” Uzun süre tartışıldı tabi. Çiftçinin Erdoğan’a verdiği cevap ilginçti aslında: “LAN MI CANIN SAĞOLSUN BAŞBAKANIM”

SİZ ÖLDÜRMEYİ İYİ BİLİRSİNİZ

Tayyip Erdoğan’ın Davos’taki panelde İsrail cumhurbaşkanına canlı yayında dünyanın gözleri önünde söylediği: “ÖLDÜRMEYE GELİNCE ÖLÜRMEYİ İYİ BİLİRSİNİZ” lafı sadece Türkiye değil dünya gündemine oturan bir laf olmuştu. O lafı söylemeden önce moderaröre söylediği van minüt (one minutes) lafı da Türk siyasi tarihimizde ve dahi dünya tarihinde yerini aldı.

TÜRKİYE’YE ÇOK FRANSIZ KALMIŞSINIZ

Başbakanın Fransız parlamentosunda bir Fransız parlamenterin kendisine sorduğu soru üzerine söylediği “TÜRKİYE’YE ÇOK FRANSIZ KALMIŞSINIZ” lafı da taze bir laf olmakla birlikte yerini aldı.

Aslında Tayyip Erdoğan’ın daha çok lafı var: “bindirilmiş kıtalar”, “adama küfür ettireceksiniz”, “sevsinler seni”,  “ucube”, “demokrasi amaç değil araçtır” gibi birçok malzeme var ama yazı daha da uzun olsun istemiyorum. Burada kesmek en iyisi galiba.

O zor yıllarda Bursa’da yaşayanların neredeyse üçte biri gayrimüslim olduğu için bazı Bursalılar silahını alıp dağlara çıkmıştı. Kentte kalanlar ise, Kuvvay-ı Milliye için istihbarat çalışmaları yapmıştı. Yunanlıların Osman Gazi türbesine hakarette bulunmaları Bursalıların işgalcilere karşı daha da kinlenmesine sebep oldu. Bursa, 2 yıl, 2 ay 2 günlük işgalden sonra 11 Eylül 1922 günü kurtarıldı. Yunan askerlerinin şehirden çekilmesinde, Türk ordusunun olduğu kadar, silahlı milislerin de katkısı büyük olmuştur. İşgal döneminde Bursa halkı çok zor yıllar yaşadı. Özellikle köylerde çok sayıda insan ölmüş, birçok köy de yakılmıştı. İşgal yıllarında Bursa’da da birçok mahalle yakılmış, yıkılmıştı. Cumhuriyet sonrasında; Bursa nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturan gayrimüslimlerin kenti terk etmesiyle yeni, farklı bir bunalım yaşandı. Giden gayrimüslimlerin yerine gelen “Mübadele göçmenleri” her şeye yeniden başlamak zorundaydı. Zaten Bursa, 1880’li yıllardan beri yoğun bir göçmen sex hikayeleri akınına uğramıştı. Daha bu göçmenleri bünyesinde hazmedemeden, önce Balkanlar’dan gelen göçmenler, daha sonra mübadele ile Yunanistan’dan gelen göçmenler Bursa’yı, Cumhuriyet’in ilk yıllarında büyük bir sosyal ve ekonomik sorunlar yumağı haline getirdi. Çünkü Bursa’yı terk eden gayrimüslimlerin çoğu esnaf ve tüccar iken, yerlerine gelen göçmenlerin hemen tamamının çiftçi olması sorunları daha da artırmıştı. Gelen göçmenlerin büyük bölümünün Türkçe dahi bilmeyip, faklı geleneksel ve kültürel özellikler taşıması, Cumhuriyet Bursa’sı için farklı ve ciddi sorunların ortaya çıkmasına sebep oldu. Ancak Cumhuriyet yönetimi, kısa sürede Bursa’daki bu toplumsal ve kültürel sorunları aşmayı bildi.
Genç Cumhuriyet, yakılmış, yıkılmış bir Bursa’dan kısa sürede modern bir kent yaratmayı başardı. Yeniden ipek fabrikaları kuruldu, gerek kent merkezi, gerekse ilçe ve köylerinde
büyük bir imar atılımı başladı. elit ucuz Cumhuriyet devrimlerine de sahip çıkan Bursa, çok kısa süre içinde büyük bir gelişme göstererek ülkenin dördüncü büyük kenti haline geldi.
Atatürk, milli mücadelenin merkezi olan Ankara’yı başkent yaptı ama Bursa’yı da çok sever ve ilgi gösterirdi. Nitekim Atatürk’ün en çok ziyaret ettiği illerin başında Bursa gelir. Atatürk, 1922 yılından ölümüne kadar Bursa’ya 18 kez gelmiştir. Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın hemen ertesinde, 17 Ekim 1922 tarihinde Bursa’ya ilk ziyaretini yapmıştı. Bu gezisi sırasında yaptığı konuşmasında Atatürk: “Artık ordularımızın yaptığı savaş bitti. Şimdi eğitim ve ekonomik alanda bir savaşa hazırlanıyoruz” demişti.
31 Ağustos – 11 Eylül 1924 tarihlerindeki üçüncü gelişinde ise Atatürk artık cumhurbaşkanıdır. Bursa’nın kurtuluş törenlerinde yaptığı konuşmada şunları söylemiştir: “Devrimlerimiz, Türkiye’nin yüzyıllar için mutluluğunu yüklenmiştir. Bize düşen, onu anlatmak ve değerlendirerek çalışmaktır”.
Atatürk, yapacağı her devrim öncesinde mutlaka Anadolu’yu gezer, nabız yoklardı. Bu gezilerine de Bursa’dan başlardı. Yine Harf Devrimi öncesinde, 27 Ağustos 1928 tarihinde Bursa’ya gelmişti.
26 Mart 1937 tarihindeki gelişinde ise Bursa gençlerine bir söylev vermişti: “Yorulmadan beni izleyeceğinizi söylüyorsunuz. Fakat arkadaşlar, benim sizden istediğim, yorulduğunuz zaman dahi, durmadan yürümek, dinlenmeden beni takip etmektir. Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç evlatları, yorulsanız dahi beni izleyeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla yorulmazlar.” Atatürk, en renkli gezisini de aramızdan ayrıldığı yıl, 1 Şubat 1938 tarihinde Bursa’ya yapmıştı. Uzun süredir hasta olan Atatürk, Bursa’da dans etti, eğlendi. Adeta son baharını yaşadı Bursa’da… Atatürk kendisi için Bursa Belediye salonunda verilen baloda öylesine neşelendi ki, orkestrayı durdurup zeybek çaldırdı. Salonun ortasına geçip zeybek oynadı. Bursa, Atatürk Türkiye’si ile aydınlandı. Bütün Türkiye gibi Bursa ve Bursalılar da ona çok şey borçlu. Bütün Türkiye gibi Bursalılar da onu asla unutmayacak…

Hakkında yakupaydin

Köşe Yazarı.

5 comments

  1. Hiç siyasetle ilgilenmeyen ben biraz önce adnan menderes’in ilk ses kaydı olarak bilinen kaydını dinledim o kadar tuhaf oldumki ve yukarıda yazılan sözleride inceledim ama ölürken bile o kadar hor görülmesine rağmen sözylediklerinden çok etkilendim

  2. O “Türkiye’ye Fransız kalmışsınız” dediği parlementerin ailesinin Kadıköylü olduğunu da yazaydınız keşke.

  3. o kadar yazmışsınız ama keşke biraz tarafsız olsaydınız.

    • Tarafsız olma zorunluluğu olmamasına rağmen biraz tarafsız davrandım. Kimsenin söylemediğini söylemiş söylediğini söylememiş gibi yapmadım. Teşekkürler.

  4. başbakanın tarihi eserler hakkındaki, “çanak çömlek” lafı, twitter hakkındaki, tezek kokusu lafı da unutulmamalı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir