Salı , 22 Eylül 2020

Twitter Solculuğu Nedir? Sosyal Medyada Solcu Olmak Mümkün mü?

Twitter’ın kurucusu Jack Dorsey, taslaklarını hayata geçirip ilk tweet’ini attığında, takvimin yaprağı 21 Mart 2006’yı gösteriyordu. Kapasitenin artık yetmediğini gösteren hasta balina ekranlara düştüğünde de; Barrack Obama, ABD Başkanı seçildiğinde de aradan ancak iki yıl geçmişti. 140 karakterin bir ABD Başkanı’nın seçilmesine nasıl etki ettiğini herkes görmüş, Başkan Obama 8 Kasım 2008’deki şu tweet’iyle seçmenlerine teşekkürlerini iletmişti: “Bir tarih yazdık. Bu, senin harcadığın zaman, yeteneğin ve tutkun sayesinde oldu. Bunların hepsi senin sayende oldu. Teşekkürler.” O tarihlerde Twitter, Türkiye’de yeni fark ediliyordu. Facebook karşısında esamesi okunmazken, 140 karakterle devletlerin de karakterine etki edebileceğini göstererek, böyle düşünenleri mahcup etti. ‘Arap Baharı’nı tetikleyen, diktatörlerin devrilmesine imkân veren halk hareketlerinin örgütlenmesinde en temel araçlardan biri haline geldi. Twitter’ın açtığı yolun, siyasi oluşumlara özellikle de sol hareketlere de cesaret verdiği açık. Attila İlhan gibi “Hangi sol?” dediğinizi duyar gibiyim…

Düşünceler sadece ekranları mı süslüyor, yoksa hayatın içinde de bir temsil, gerçeklik alanı var mı; ya da yazmak kolay mı geliyor? Tüm bu sorular bizi ‘sol’ düşünceye dair, ‘Twitter solculuğu’ kavramına götürüyor. Örneğin, Ergenekon soruşturmasının başladığı günden bu yana devam eden darbe soruşturmalarına yönelik tepkiler, ‘Twitter solculuğu’na dair bize önemli ipuçları veriyor. 12 Eylül Darbesi’ne, Susurluk sürecine karşı çıkılırken, yakın dönemdeki darbe girişimlerine değil, soruşturmalara tepki gösteriliyor. Geçmişteki darbe ve darbe girişimlerinin yargılanmasının önünü açan referandumda ‘Evet’ diyenler aşağılanıyor. Bu çizginin temel karakteristiği, kendisini ister Kemalist, isterse sosyalist olarak tanımlasın, şovenizmden vazgeçmemesi!

Harvard Üniversitesi’nde ekonomi eğitimi aldıktan sonra, çalışmalarını sosyal bilimlerde devam ettiren Burak Tekin de Twitter’ın aktif kullanıcılarından. Twitter’da ‘@semioticus’ rumuzunu kullanan Tekin, ilk bakışta solcu kimliğe sahip görünse de, kendisini ‘civil libertarian’ yani ‘sivil/kişisel özgürlükçü’ olarak tanımlıyor. ‘Twitter solculuğu’nun var olduğuna inandığını söylese de, bir yanılgıya düşmek istemiyor: “Twitter solculuğu’ gibi bir şey var; ama bunu tanımlı/kalıplı bir ideolojiye hapsetmek, hem sosyal medyanın günümüzde geldiği boyutu biraz hafife almak olur, hem de ‘aktivizm’ ile ‘solculuk’ kavramlarını muadil hale getirdiğinden yanlış bir yorum olabilir. Mesela Mavi Marmara ya da Suriye konusunda da ‘Twitter sağcılığı’ndan bahsedilebilir, ya da geçenlerde yaratılan #karmaegitimehayir hashtag’ini açıklayamayız Twitter solculuğu kavramıyla.”

Burak Tekin, ‘Twitter solculuğu’nu İngilizce’deki ‘slasctivism’ kavramı ekseninde ele alıyor: “Bu kavram ‘slacker’ (kaytarıcı) ve ‘activism’ (aktivizm) kelimelerinden türeme. Aslında somut anlamda hiçbir işe yaramayacak fakat bu eylemi yapanı iyi hissettirecek şeyleri tanımlamak için kullanılır. Mesela üniversitelerde başka ülkelerin sorunları ile ilgili öğrenciler toplantı yaparlar, ‘farkındalık yaratırlar’, internette dilekçe imzalarlar, profil resmi değiştirirler; ama aslında pek bir şey yapmamış olurlar.”

Ekran başından mesaj vermekle, alana çıkarak mesaj vermek arasında nasıl bir ayrım var? Burak Tekin’e göre verilecek cevap, iki ihtimal barındırıyor: “Sosyal medyada aktif olmanın bir vicdani rahatlama, bir başarmışlık hissi getirmesi, oluşabilecek öfkeyi almasından bahsedilebilir ve de bunun sokaktaki ve alanlardaki muhalefeti belli bir miktarda keseceği söylenebilir. Tabii bunun tam tersi olarak da sosyal medyanın kitlelerin organize olmasında olumlu bir rolünden bahsedilebilir.” Tekin, KESK protestosunda Twitter’ın etkisine dikkat çekiyor.

Twitter solculuğunun olmazsa olmazları

Ahmet Kılcı, kendi ismiyle Twitter’da yer alanlardan. Aktif bir kullanıcı ve Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP) üyesi. 38 yaşındaki Kılcı’nın ‘Twitter solculuğu diye bir şey var mı?’ sorusuna verdiği cevap, Burak Tekin’inkine nazaran akademik çerçeveden uzaklaşıyor: “Var gibi gözüküyor. Her şeyden önce, AK Parti’yi sabah akşam yerden yere vurmanız şart. Elbette AK Parti’nin eleştirilmesi gereken çok uygulaması var. Ama bu laf kalabalığında, gerçek bir muhalefet inşa edilebilecek fırsatlar da kaçıyor. Sokaktan kendine ‘solcu’ diyen herhangi bir Twitter kullanıcısını çevirseniz ve son yıllarda değişen yüzlerce yasadan birini sorsanız, hukukçu değilse bilmez, ilgilenmez. Zaten; ona göre ‘son yıllarda’ değiştiği için ‘iyi’ bir değişiklik olma olasılığı zaten yoktur.”

Ahmet Kılcı, kendi sorduğu ‘nasıl Twitter solcusu olunur?’ sorusunun cevabını şöyle veriyor: “Sol için önemli takvim günlerini de iyi takip etmeniz önemli. Doğum günleri, ölüm yıldönümleri, 16 Mart, 1 Mayıs, 3 Haziran ve burada sayamayacağım kadar çok gün… Bu günleri iyi takip eder, Radikal ve Birgün gazetelerinden bolca haber paylaşırsanız, üç tweet’inizden birine gerici, yobaz, karanlık, faşist v.s gibi kelimeleri serpiştirirseniz ve biraz da şiirden, şarkıdan anlıyorsanız, bol takipçili bir Twitter solcusu olabilirsiniz. Maalesef durum bu.”

Bu yorumlardan Ahmet Kılcı’nın Twitter’ı çok basite indirgediğini sanmayın! Ona göre, son iki yılda yaşananlara bakarak bile, başta Twitter olmak üzere sosyal medyada nasıl muhalif olunacağı ve bunun sokağa nasıl taşınacağına dair dersler çıkarabiliriz: “ABD’den Yemen’e, İngiltere’den Mısır’a kadar sayısız eylem, gösteri ve siyasi altüst oluşa şahitlik ettik. Özellikle Mısır devrimi sosyal medyada yapılabileceklerin çok iyi bir örneği… Bugün Tahrir Meydanı’na piramitlerden daha çok turist gidiyorsa; bunda diğer faktörlerin yanı sıra, Tahrir’den atılan mesajların da payı büyük. Madrid’de bir meydanı günlerce dolduran, çadırlar kuran ve oraya ‘Tahrir’ adını veren solcular Tahrir’i Facebook’tan, Twitter’dan öğrendi. Türkiye’de bütün bu olup bitenin, değişimin farkında olan solcular da var. Sayıları belki Twitter’da her gün karşılaştığınız, kendine ‘solcu’ diyen, ulusalcılıkla kafayı bozmuş olanlar kadar değil. Ama zaman onları haklı çıkaracak, emin olabilirsiniz.”

Twitter üzerine yapılan istatistikleri de takip ediyor, Kılcı. Türkiye’deki solun başarısızlığını anlamak için Twitter’a bakmanın dahi yeterli olduğunu ileri sürüyor: “2011 yılında, Türkiye’de Twitter kullanıcılarının en çok konuştuğu ilk dört konu şunlar: Hilal Cebeci, Arap Baharı, şike iddiaları, Dr. Erol Köse. Arap Baharı’na ‘sol’un ilgisini/ilgisizliğini hesaba katarsak, genel Twitter kullanıcılarının üzerinde kendisine ‘solcu’ diyenlerin sanıldığı gibi bir etkisi olduğunu sanmıyorum. ‘Sol’un Twitter’daki hali biraz ‘kendin çal, kendin oyna’ şeklinde. Yine 2011 verilerine göre; dünyada en çok kullanılan hashtag, #egypt; en çok konuşulan haber, ‘Mübarek’in istifası’. Bu iki konu üzerine Türkiyeli ‘sol’ Twitter kullanıcılarının yazdıklarını incelerseniz, aynı zamanda ‘sol’un bu memlekette niye başarılı olamadığının cevabını da bulursunuz. İstisnai örnekler dışında; bizdeki ‘Twitter solculuğu’ yaşam tarzı savunuculuğu ve ‘sol için önemli takvim günleri’nden öteye geçemiyor. ‘İçkiyi yasaklıyorlar, koşun arkadaşlar’ yazarsanız yüzlerce destek tweeti alabilirsiniz. Ama ‘Şu işyerinde grev var, destek olalım’ yazarsanız kimse ilgilenmez.”

Türkiye’de sokakla Twitter arasındaki bağın çok zayıf olduğunu söyleyen Ahmet Kılcı, dışarıda var olan örnekleri sayarken, aradaki uçurumun genişliğine de dikkat çekiyor: “ABD ve Kanada’da eylem sırasında Twitter kullanımını engellemek için teknolojinin bütün imkânları seferber ediliyor. Mısır’da devrim sırasında internet erişimini kesen yabancı bir GSM şirketi bütün dünyada protestolara muhatap oldu. Türkiye’den bir ‘Twitter aktivisti’ne sorsan, şirketin adını bile hatırlamaz. Twitter’dan ya da başka bir mecradan, daha iyi ve başka bir dünyanın var olabileceğine dair umut verebildiğiniz ölçüde sokaklarda kalabalık olabiliyorsunuz. Geçtiğimiz bir yıl boyunca bütün Arap coğrafyasından alabileceğimiz en önemli ders bu.” Twitter’ın etki düzeyini, tweet’lere muhatap olan kurumların kimliğiyle ilişkilendiren Burak Tekin’e göre özel kuruluşları etkilemek mümkünse de, devleti bir şeylere ikna etmek imkânsız gibi: “Mesela Biletix, birkaç öğrencinin Grup Yorum bileti satmasının örgüt üyeliği delili sayılması ve bu öğrencilerin hapis cezasına çarptırılması üzerine Grup Yorum bileti satmayı bırakmıştı. Bu haber duyulur duyulmaz Twitter’da boykot edildi ve Biletix 2 güne kalmadan bir açıklama yaptı, çünkü onu boykot eden bizzat müşteri kitlesi idi. Velâkin o üniversite öğrencilerinin cezası hâlâ sabit, çünkü o yasa düzenlemesi değişmedi. Ya da Abdullah Demirbaş’ın yurtdışı yasağı aylar boyunca her perşembe ‘trending topic’ yapıldı/yapılmaya çalışıldı ama yasak ancak birkaç hafta önce kalktı, bunda Twitter’ın direkt etkisi olduğunu söylemek güç.”

Zaman’a yönelik dezenformasyon, ‘Karl Marx Müslüman öldü’ kolajına uzandı. Gerçek ortaya çıkınca ‘Twitter solcuları’ tweetlerini geri çekti!“Ellerindeki iPhone’la Steve Jobs’u yerden yere vururlar!”

 

34 yaşındaki Emin Şen, Twitter’da ‘@eminimsi’ rumuzuyla hatırı sayılır bir takipçiye sahip. Şöhreti, Twitter’dan önce kendi adını taşıyan ve siyasal mizah yaptığı internet sitesinden geliyor. Dijital medya ajansı yöneticisi olduğundan Twitter hakkında profesyonel gözlemlere sahip Emin Şen, ‘Twitter solcuları’nı ikiye ayırıyor: “Bunlardan birincisi, beyaz yakalı, ‘bio’sunda founder, partner, general manager, CEO yazıp Türkçülük yapan Kemalistler. Bu grubun etki sebebi, Twitter’a ilk onların gelmesi. Cumhuriyet gibi Twitter da onlarındı! İkinci grup ise AnarchySX gibi rumuzlar kullanan, iş ve mevki sahibi olunca 1. gruba dâhil olacak, gergin, mutsuz, karamsar solcu gençler. Bu grubun etki gücü; olaylara, TT’lere (Trend Topic) hızlı refleks göstermeleri, viral etkisi yüksek (doğru/yanlış) iyi içerik üretmeleri.”

Twitter için ‘etki düzeyi=iyi espri’ diyen Emin Şen, gözlemlerine şöyle devam ediyor: “En sarkastik (alaycı), en esprili tweeti kim atarsa, en çok Retweet kim alırsa o haklıdır. Bu espri kuralını belki de sadece ‘muhalif-solcu’lar için bozabiliriz. Hassasiyet terazisinin kefeleriyle en az liberallerin kelimelerle oynama kabiliyetleri kadar iyi oynayabiliyorlar. Buradan Twitter’daki sol kesiminin önde gelenlerinin iyi birer demagog olduğu sonucunu çıkartabiliriz. Tüm muhalif haberlere gönüllü olarak koşmaları her zaman kötü etki yarattıkları anlamına gelmiyor tabii. Mesela Uludere gibi olaylara gösterdikleri refleks, geleneksel medyanın görmezden gelmesiyle satır aralarında kaybolacak haberi ülke gündemine taşıdı.”

Hayatın içinde homojen bir sol anlayıştan bahsedemesek de, sosyal medyada ortak bir davranış şeklinin belirdiğini söylüyor, Emin Şen. O da, hızlı biçimde içerik yazmaları. Bunların gerçek kimlikleriyle, filtresiz biçimde karşımıza çıktığını anlatırken, “Makul bir sebep yokken dahi depresyondadırlar. Tweet’lerini okurken, nezleli erkek sesi dinler gibi olursunuz. Tatminsizdirler. ‘Referandumda 12 Eylül’le hesaplaşılacak’ denir, inanmazlar. Mahkeme kurulur, ‘Göstermelik’ derler. Davalıları çağırırlar, ‘Tutuklanmayacaklar’ derler ve bu böylece uzar gider.” ilavesinde bulunuyor.

Genç bilişimci, “Twitter solcularının en büyük takıntısı, Gülen Cemaati.” diyor. Sadece Gülen Cemaati’ni karalamak amacıyla yapılan ve yakın zamanda tanık olduğumuz bir dezenformasyon örneğini de paylaşmadan geçemiyor: “En son ‘Karl Marks Müslüman Olarak Öldü’ sürmanşetli Zaman gazetesi kolajı hazırlayıp, gerçekmiş gibi Twitter’da dağıttılar. Cemaat mensuplarının buna dalga geçerek cevap vermesi, birçok Twitter solcusunun tweetlerini silmesine neden oldu. ‘Cemaat takıntısı’ hastalığının en hafif düzeye indirilmesi için yine cemaate iş düşüyor. Boş alanda yer almak. Yakın zamana kadar sosyal medya üzerinden yapılan manipülasyon ve zorlama komplo teorilerine cevap vermiyorlardı.”

Emin Şen’in ‘Twitter solculuğu’na getirdiği somut bir tanım da var: “Twitter solculuğu; ölümü üzerine Steve Jobs’a yapılan güzellemelere kızıp, onun ne kadar kapitalist, paragöz, Çinli çocukları sömürerek zengin olduğunu anlattığı tweetleri elindeki iPhone’la yazmaktır.”

Solculuk, internette yeniden şekillendiriliyor

Twitter’ın etki düzeyi ve ‘Twitter solculuğu’ kavramına yönelik yorumların farklı olduğu ortada. Konuyla ilgili bir akademisyenin kapısını çalmadan olmaz! ‘Bir Siyasal İletişim Aracı Olarak İnternet’ kitabını kaleme alan Yrd. Doç. Dr. Hasret Aktaş, Konya Selçuk Üniversitesi’nde görev yapıyor. Bir süre için görevini Azerbaycan’da devam ettiren Aktaş, bizim merak ettiğimiz soruların daha Web 2.0 teknolojisi akıllara bile gelmezken, akıllara düştüğünü söyleyerek başlıyor: “Başlangıçta iki temel bakış açısı vardı, internetin ‘siyasal insan’ figürüne katkısı açısından. Bunlardan ilkine göre, internet aslında demokrasi, vatandaşın siyasal yaşama katılımı ve bilgi alışverişi açısından hiçbir değişiklik getirmeyecek, sadece var olan eşitsizliğin devamı olacaktı. İnternet de var olan ideolojik aygıtlara eklenen yeni bir eşitsizlik ve yönlendirme aracıydı. Diğer düşünce nispeten daha yumuşak, daha umutvar idi. Bu düşünceye göre internet diğer iletişim araçlarından farklı olarak siyasal insan açısından fırsatlar içeren bir iletişim aracıydı. Bu iletişim aracı var olan iletişim araçlarının kaybolmuş sorumluluklarına, onların genel olarak otorite yanında yer alan çizgilerine alternatif olabilecek bir potansiyele sahipti.”

Geldiğimiz noktada, “Bugün internet solculuğu diyebileceğimiz bir olgudan bahsetmemiz hiç şaşırtıcı olmasın.” derken; ‘internet solculuğu’nu şöyle anlatıyor: “Geçmişin yeşil parka, muhtar çakmağı, Cumhuriyet gazetesi kombinasyonu kendini internet üzerinde bir nevi yeniden tanımlamakta. Artık hem Facebook, hem Twitter sol düşünce ve bu düşüncede olan insanlar için yeni bir kendini ifade aracı. Belki bu yüzden, Mc Luhan’ın ‘araç mesajdır’ sözü tekrar kendini gösteriyor. İnternetin şekillendirdiği yeni bir muhalif düşünce ortaya çıkıyor. Artık gösteri, ya da protestolar için ‘Facebook etkinlik’leri kullanılıyor, forumlar, bloglar oluşturuluyor.”

zaman

Hakkında Hasan Yener

SM Haber Genel Yayın Yönetmeni SEO - Digital Pazarlama - Sosyal Medya Pazarlama iletisim@sosyalmedyahaber.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir