Cuma , 4 Aralık 2020

Varlığım Finans Sistemine Kurban Olsun…

Beş on yıl kadar önce büyük bir süper marketin inşaatında, şantiyede çalışıyoruz İstanbul’da. Personel işlerindeyiz ya, kredi kartı pazarlayan şirket elemanları öncelikle bize uğrarlar ve genellikle öğlen yemeği saatinde işçi yemekhanesinde toplantı yapıp, form dağıtırlar.

Kapitalizm işi çözmüş, çiçek gibi kızları istihdam ediyor bu işte, mini etek ve makyaj on numara, saçlar fönlü, tırnaklar cilalı, konuşma afili.  Gün boyu tozun toprağın arasında kazma kürek sallayan işçi arkadaşların önce gözle etkilenmesi ardından başvuru
formlarına imza atarak kartlarına kavuşmaları hedeflenir nasılsa.

Sadece bir tanesininden örnek vereyim; Afyon’lu, okuma yazması yok, evli, üç çocuklu, ne iş olsa yapar cinsinden. Hesapta nasihat veriyoruz ne ama aradan altı ay geçmeden köyden çağırıyorlar bunu, çocuğu hastalanmış, atlayıp gidiyor memleketine izin alarak. Bir hafta sonra dönüyor ve yaklaşık iki ay kadar sonra banka, maaşına haciz koymak üzere avukatıyla bize başvuruyor icra yazısı eşliğinde. Maaşının üçte birine el koyuyorlar geri kalan sürede. Hayat devam eder, borçlu borcunu öder, avukat yüzde on iki payını alır, banka faizini bindirir, sen sağ ben selamet…

Mini etekler artık başka fabrikalara giderler, girilmedik delik gezilmedik köşe bırakmazlar, reklamlarda güzellik ile şirinlik muskası taşıyan yeni yetme oyuncular
kredi kartlarından, yüksek yaşam standardından, chip paradan, bonusdan, ıvırdan zıvırdan bahseder güler yüzleriyle ve bu arada kredi kartlarından ve kredilerden alınan her faiz miktarı üzerinden devlet BMSF’ye pay keser. Tansu Çiller hanımefendinin hediyesidir memlekete. Halkın mali sisteme güven duymasını sağlamak amacıyla çıkartılan kanun ile banka mevduatlarına devlet garantisi getirilmiştir. Sonra sanki bu kanunu bekler gibi banka iflaslarıyla tanışır Türkiye bir kaç yıl içerisinde. Yahya Demirel’den Enver Ören’e isim isim say say bitmez banka batıranlar ve onlardan çöplenenler. Sonra devlet, off-shore hesapları hariç bunların iç ettiği paraları tıkır tıkır vatandaşa öder. Öder ödemesine de bu iş sonrasında kaynak gerektirir. Çözüm
yine milletin sırtına binmekte bulunur tabi ki. 99 depremi sonrasında icat edilen ve o zamanlar aklı selim herkes tarafından kabul gören özel tüketim vergisi yıllar geçse de her telefon faturasında yerini almaya devam edecek, geçiçi olarak kurulup kalıcı hale gelme meselesini zaten balık hafızalı bu halk nereden hatırlayacak bunca yoğun gündem arasında diyerekten, başa gelen her hükümet enkaz devraldığını iddia ederek yoluna devam edecektir.

İşte her türlü borsa ve bankacılık işleminden kesilen o bindelik küçük rakam bu batık şerefsizler ordusunun neden olduğu açığı kapatmak üzere kurgulanmış ve eli yüzü düzgün ekran ekonomistlerinin aklına bile getirmedikleri minik bir ayrıntıdır sadece. Zaten benzin, içki ve sigara da dönen milleti söğüşleme dolaplarına da hiç girmiyorum, çıkamayız işin içinden…

Hakkında tiananmenian

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir