Salı , 24 Kasım 2020

We Got Him…!(Onu Yakaladık)

Olay’a iyi tarafından bakacak olursak en azından The Economist dergisi: ‘’Türkler Fenerbahçe’yi tutsun..!’’ diye bir açıklama yapmadı. Hani vardır ya bizde bir hastalık; Metin yazınca kimse umursamaz ama Martin yazınca bir hikmet aranır. Beni internetspordan okuyanlar Fenerbahçelilere bu tür olayları bir yıl önce alegorik bir dille yazdığımı bilirler.

Fenerbahçe’nin başkanı Aziz Yıldırım’ın ve Şekip Mosturoğlu’nun dava sürecindeki hastane trafiği bana daha çok Ergenekon soruşturmasını çağrıştırıyor. Yani bu kadar imtiyazın olduğu bir ülkede hem Ergenekon’dan yargılananlar hem şike soruşturmasıyla yargılananlar sivil polislerin içinde turist gibi. Ortak huyları canı sıkıldıkları anda hastalanabilmeleri. Türkiye’de hayatın ciddiyeti asgari ücretle çalışan insanların yüz hadlerinde. Milyon dolarları kepaze işlerde harcayıp dünyaya rezil olanlarda değil.

Türk futboluyla ilgili kritik sorulardan birisi şudur; geçen yıl Süperligte bütün bu rezaletler yaşanırken Galatasaray yönetimi Fenerbahçe’nin bu kirli icraatlarına neden gerektiği kadar tepki göstermedi? Galatasaraylı yöneticilerin geçen yıl boyunca yaptığı sönük açıklamaların ve kısmi sessizliğin bu dehşet operasyonundaki payı nedir? Galatasaray’ın geçen yıl küme düşme potasında gezinmesi ve suskunluğunun sözde şampiyon olmuş Fenerbahçe’nin bu günkü trajikomik durumu arasında nasıl bir ilişki var? Her şey bu kadar hızla gün yüzüne çıkabiliyorsa bunun anlamı şudur; Türkiye’deki bütün sosyal siyasi kirliliğin arşivi şu andaki hükümette. Fihristte kim varsa sırasını beklemeli.

İkinci soru Türk milli takımından istifa ettikten sonra anlamsız bir sessizliğe gömülmüş Fatih Terim’in Türk futbolunun en önemli figürü olmasına rağmen istifa ettiği Ermenistan maçından bu güne kadar sessizliğini korumuş olmasının tam anlamı nedir? Bu soruya başka bir yazıyla cevap vereceğim şüphesiz ama Türk futbolunda kimsenin ne olduğunu bilmediği bir Fatih Terim sorunu var. Bu yıl süper ligte hiçbir takım kendini rahatsız eden bir göremeyecek. Bunun nedenini açıklayacağım. Ama Türk futbolunda Fenerbahçe’nin alenen yaptığını başka bir suskun ismin yapma ihtimali var. Yeri geldiğinde açıklayacağım.

Üçüncü sorum şu; hemen her Süperlig maçından sonra NTV sporda ekranlara koşup kanalizasyon parfümü gibi yorumlar yapan Rıdvan Dilmen’in Fenerbahçe’nin şike ağıyla ilgili tam üç gün geçmesine rağmen Rıdvan Dilmen’in bir açıklama yapmamış olmasının anlamı nedir? Türkiye’de kıyametler koparken tatil yaptığı yerde bir internetcafe de mi bulamamıştır. Türk futbol medyasının göbeğindeki bir insanın bu olaylar patlak verdikten sonra bu kadar suskun kalmaya hakkı var mıdır? Türk futbolundaki bu kirliliğin medyadaki elebaşları kimlerdir; çok basit gibi görünen bu soruları hala kamuoyunda sorup cevaplandırma gereği duyan yok.

Ortada total bir günah var ama suçlusu sadece Aziz Yıldırım ve bu kirli işlere karışmış bir takım futbol adamları mı? Bu duruma göz yuman şakşakçılar suç ortağı değil mi yani? Hadi diyelim hastadaki uru aldınız, peki urun etrafındaki hastalıklı doku ne olacak.

Evet bir zamanlar Fenerbahçe’nin bahçesinde gömülü bulunan çalıntı kupalardan bahsederken espri yaptığımı düşünenler arkadaşlar o espriye bir kez daha bakıp düşünsünler. Türk Futbolunun Deccalı diye başlık attığım için beni köşemden şutlayanlar…

Türkiye’de futbol o kadar Fenerbahçe’den yana yamuldu ki resmi suratlardaki tek korku Fenerbahçe’ye zarar gelmemesi. Başbakanın açıklaması; ‘’İnşallah bir sıkıntı yaşanmaz.’’ Yani daha neyin yaşanması lazım..?

Oysa bir futbolsever olarak bu olaylar ortaya çıktığında söyle bir görüntüyü görmeyi beklerdik. ABD ordusunun Irak’ın idam edilmiş başkanı Saddam Hüseyin’i bir kilise mahzeninde yakaladıklarında üniformalı soğuk yüzlü Pentagon sözcüsünün yaptığı basın ordusu karşısındaki açıklamada dediği gibi; ‘’We got it..!’’(Onu yakaladık) türünden bir açıklamayı ya spor bakanlığından yada TFF başkanından duymayı isterdik. Oysa Türkiye’de bir düzenbazın halkın vicdanına sunumu başka bir düzenbazlık kokuyor.

Haydi diyelim spor bakanının ve sabık TFF başkanı Mahmut Özgener’in yüz hatları oldukça yumuşak, bu açıklama onlara pek uymuyor. Peki yeni TFF başkanı neden böyle bir askeri açıklama yapmadı? Yapmadı çünkü ortada yıllardan beri imtiyazla şımartılmış bir Fenerbahçe kitlesi var. Yani Fenerbahçe hala yapılan yarım yamalak söylemlerle bile toz kondurulmamaya özen gösterilen bir takım durumunda.

Herkes elem içinde, gerçeklik algıları arıza veriyor. Hep durumu yumuşatma ve imkansızlıktan bir şey doğurma çabası var. Utanma diye bir duyguları kalmamış.

Hiç birinin ağzından Trabzonspor kulübünün, Trabzon şehrinin, Trabzonspor taraftarının haksız yere uğradığı hayal kırıklıklarından bahsettiğini gördünüz mü? Sanki Tanrı her şeyi onlar için yaratmış. Şenol Güneş gibi kendini marazi bir şekilde iyi olmaya kilitlemiş bir teknik direktöre yapılan haksızlıkları dillendireni gördünüz mü bu ulusal medyada konuşanlar arasında? Yok. İşte lağımın patlama sebebi bu bakış açısı.

Fenerbahçe eski yöneticilerinden Ömer Çavuşoğlu’nun şike davasıyla ilgili olarak Faik Çetiner’in TV8’de sunduğu programda sarf ettiği sözler yürütülmekte olan bir davanın ruhuna doğrudan müdahale olarak değerlendirmeli ve cumhuriyet savcılarınca Cavuşoğlu hakkında soruşturma başlatılmalıdır. Aynı durum ‘’Fenerbahçe’yi küme düşürecek takım daha anasının karnından doğmadı.’ diye beyanat veren Ogün Altıparmak için de geçerlidir.

Fenerbahçe’nin Türk futbolundaki örtülü karteli yayın haklarını elinde bulunduran Dijitürk. Fenerbahçeli yöneticiler ve kanalizasyon parfümü işlevi gören Türk spor medyası bu kurumu ekonomik bir yaptırım aracı olarak Türk futbolunun çarpık yapısının üzerinde Demoklesin kör kılıcı gibi tuttular yıllarca. Peki futbol diye bize izlettirilen şeyin arka planını gördükten sonra her bir futbolseverin Dijitürk’ü dava edip aldatıldığını söylemesi gerekmiyor mu? Yani işi biraz akla vurduğumuzda iler tutar tarafı yok. Ama bütün bunlara rağmen hala lağım kokusuna parfüm sıkanlar var.

Türk futbolunun düzlüğe çıkması için sadece Fenerbahçe’nin Bank Asya Ligine gönderilmesi yetmez. Türk futbolundaki Fenerbahçe’nin gücüne göre dizayn edilmiş Türk spor basınında da taşların köklü bir şekilde yerinden oynatılması gerekiyor.

Efendim Fenerbahçesiz bir ligin tadı olur mu? Bakın çok iddialı söylüyorum, Fenerbahçesiz ligin tadı olur, hem de Anzer balı gibi.

Şöyle düşünün o hafta hakeme el kol hareki yapan bir Emre, rakibinin ayağını kırmaya dönük bir Fenerbahçeli futbolcunun o hareketinden dolayı basireti bağlanmış bir hakem olmayacak. Fenerbahçe Bank Asya Liginde eksi 17 puanla başlamış ve bir Anadolu takımı karşısında skorda geride ecel terleri döküyor. Bundan daha zevkli lig olur mu? Hem iki ligimiz olacak, birincisi Süper lig, diğeri cehennem çukuru gibi zebanilerle dolu Bank Asya Ligi?

Şayet insan birazcık psikolojiden anlıyorsa sadece görüntülerden bile polislerin arasında küstahça gülen Bülent Uygun’un ve normalde agresifliğiyle yanına kimseyi yaklaştırmayan Aziz Yıldırım’ın nasıl kuzu kuzu karakol, adliye, hastane dolaştırıldığını suçlarını kabullendiğini görüyoruz. Aykut Kocaman ise dağlarda bir şeyler vızıldıyor ama artık çok geç.

Hala daha Fenerbahçe gibi bir takım küme düşürülür mü diye akıl yürüten yazarımsılar var bu ülkede. O zaman onlara şu soruyu sormamız gerekiyor; bir takımın küme düşmesi için daha başka ne yapması gerekiyor?

Artık süper ligte Fenerbahçe’yi görmek istemeyenlerin haklı duygularına biraz saygı göstermesini bilin.

Dünyada çok az ülkede hayat Türkiye’deki kadar hoyrattır; ve hukuk bu hayatı dengelemek için nasıl bu kadar ketum davranabiliyor anlamak mümkün değil.

Türk futbolundan bir an önce temizlenmesi gereken bazı kanalizasyon parfümlerinin isimlerine gelirsek;

1-Ercan Saatçi, 2-Selçuk Yula, 3-Rıdvan Dilmen, 4-Ogün Altıparmak, 5-Sinan Engin, 6-Ömer Üründül, 7-Ziya Şengül, 8-Mustafa Denizli, 9-Reha Muhtar, 10-Ömer Çavuşoğlu.

Önce bir aşk filminin finalindeki kararlı bir tutku marşın sesi yükselir, yutkunarak birkaç kelime dökülür dillerden. Seyircilerden bazıları gülümserken, bazıları ağlar. Tam o anda THE END yazar ekrana…Cast kar taneleri gibi düşer. Sonra gerçek Şampiyonların adı yazar: 1- Onur Recep Kıvrak 2- Hvoje Cale… Sonra bir baba oğluna döner; ‘’Sen bu filmlere bakma, biz zaten hep şampiyonduk evlat..!’’ der. Film biter ama film bitmez.

Güneşli günler göreceğiz çocuklar güzel günler, güneşli günler!

Hakkında Metin Kondel

Eski bir İngilizce Öğretmeni, Ekonomist ve bağımsız popülist (halkçı) bir yazardır.

16 comments

  1. arkadaşım fenerbahçeyi ligde görmek istememeniz doağl çünkü biz varken sizin şampiyon olmanız mucize.tek rakibimiz de gsdir nokta.

  2. al zoruna gitsin bu da:) en kötü gün bugünse BUGÜN DE FENERBAHÇE..

  3. senin şu çirkin ve subjektif yorumuna çok şey yazdım ama sonra değmez diyip sildim.hakaten değmez.arkadaşın biri çok güze l demiş.işportadan aldığın gözlükler..güzel poz vermişsin :)neyse sen ego masturbasyonuna devam et..

  4. Sen kimsin ki bu kadar iddialı ve köklü değişime yönelik konuşabilyosun kardeş o kadar çok biliyosan gidip daha adam akıllı biyerlere gel burda bi başına yazıp ahkam kesmekle olmaz bu işler bu saygısızlık dışında bir şey değil çok öznel bi yorum okudum burada ve zaman kaybettiğimi düşünüyorum . Hayal dünyanızdan çıksanızda iyi olur kimse kimsenin keyfine göre o ligden bu lige taşıyamaz. Görmek istemeyen izlemez bırakta kararı tff versin sende boş konuşmalarına, insanları karalamaya son vermiş olursun

  5. senden iyi kanalizasyonmu olur avucunu yumru yap ve hoh la bak ağzının nasıl koktuğunu anlarsın..sen kimsin ki rıdvana ö.üründüle dil uzatıyorsun.hakimmisin savcımısın adamları yardıladın hükmünü verdin.fazla hamsi ve mısır ekmeği yiyipte kendinizi çok akıllımı sanıyorsunuz..

  6. şikeyle ilgili yorum yapılabilrde hüküm giymemiş insanlar hakkında bu kadar basit ve subjektif yorum yapmak aslında sizin ne kadar basit bir internet sayfası köşe yazarı olduğunuzun resmidir.Yazdığınızı 10 tane yazar hakkında da neye dayanarak kanalizasyon parfümü adı altında aşağılayıcı bir yorum getirebiliyorsunuz bu da muamma.türk futbolu için gayet gereksiz bi yazı ve eski bir eğitmen içinde hiç hoş olmayan tabirler

  7. Caner Türkeli

    Yazını yazmışsın ama sifonu çekmeyi unutmuşsun. Bütün yazında TS kulübünün şike ve teşvik girişiminden 1-2 satır aradım ama göremedim. … Bir noktadaki cehaletini gidereyim küme düşerse -17 puan ile değil -10 puan ile başlayacak. Keşke işporta malı gözlüklerinle afilli foto çektirme yerine bunları biraz araştırsaydın..

  8. burak kayıhan

    baban korunsaydı keşke.

  9. Helal olsun. Islerine gelince Turkiye nin 4/3 unu uzduk, Fenerbahce Cumhuriyeti islerine gelmeyince Fenerbahce`siz lig olmaz. Bu kadar guce tapan dejenere edilmis taraftarlara sahip insanlarla ve onlari temsil eden lekeli sari ve lekeli logolariyla gitsinler Bank Asya larina. Fenerbahce siz Lig olmazmis. Bal gibi de olur muthis de olur. 10 yildir Turk Futbolunu katleden adami aliyorlar. Alsinlar bir daha da yuzunu gormeyelim. Akli selim Aziz Padisahlarina muhtac olmayan herseyin farkinda olan biz gibi olan o Bolicin golunde beraber sevindigimiz Fenerbahce`li arkadaslari tenzih ederim. Oyle oldugunu bildigim hicbir arkadasimla da dalga bile gecmedim gecmeyecegim. Ama bu pisligi hala kirli suratlariyla biz yapmadik tadinda savunan her fenerbahceli 10 tane CL kupasi da alsaniz 100 yil SIKECI takimin SIKECI taraftarlari olacaksiniz gozumuzde. Evet Turkiye`nin o bahsettiginiz 4/3 unun gozunde size gore Adalet duygusu olan gordugunu soyleyen sizleri sevmeyen bu kesimin gozununde SIKECI lekesiyle kalacaksiniz. Gidin padisahinizin metriste etegini opun simdi o size yine yalanlar soylesin 10 yildir oldugu gibi.

    • vay sami vay.sen neymişsin be.bak sen iki mahalleyi birbirine düşürürsün.Allah etrafındaki insanlara sabır versin.aboo adamdaki çeneye bak.al dedi git çocuklarını dedi çocuklarını istiyorsan dedi diye konuşan kadın gibi.maşşallah tosunuma.

  10. bak bak sen.film bitecekmiş de filmin sonunda kar taneleri gibi cast yazacakmış orda başlayacakmış tsli futbolcuların isimleri de bir baba oğluna dönüp onu diycekmiş de bunu diyecekmiş.öncelikle Allah insanlara akıl izan versin.yahu be mübarek sen kurulduğun tarihten itibaren acaba bu sene topladığın 82 puanın yanına 20 puan yaklaşabildin mi?ne değişti de bu sene o puanı topladın. onu geç kurulduğunuz tarihten itibaren seyirci rekorunu bu sene ligin bitimine 4 hafta kala 22.000 ile kırdınız.bütün sene yarı dolu tribünlere oynadınız.belden aşağıya vurmayayım diye örtülü ödenekten tsye aktarılan paralardan bahsetmiyorum bile.neymiş hep şampiyonmuş.şikeciler basmış dört bir yanı.1-onur kıvrak diye sayacağına git de onur kıvrağı geçen senenin son maçından önce telefon ile arayıp ”gol yeme ne istersen alacağım” diyen bursasporlu futbolcuyu irdele.adam kendi ağzı ile kameralara söyledi bunu.resmen itiraf samanaltı edildi.günahların takımı diye pankart açtığınız maçta tam da o pankartın önünde,geçtim faulu ceza sahası içinde bile olmayan pozisyondan penaltı kazandınız Allahın sopası yok.be mübarek bucaya attığınız 2. gol karabüke attığınız 4 golü birkaç kez daha izle ve elini vicdanına koyarak düşün.varsa bir vicdanın tabii.hani ben burda çok maç yazarım da zaman harcamak istemiyorum.büyükmüş.ne açıdan?

  11. Arkadaşım o kadar isim yazmışsın oraya keşke osman tamburacı filan da yazsaydın insanlar seni adam sansaydı…

  12. “Artık süper ligte Fenerbahçe’yi görmek istemeyenlerin haklı duygularına biraz saygı göstermesini bilin.”

    bu ne demek ya? hamsiyi fazla kaçırdınız galiba.

  13. yüzlerinden insanların suçlu olup olmadığını anlıyosun da neden buralarda dirsek çürütüyosun metinnnnnn,

  14. Selam, “We Got It” değil “We Got Him” olacak doğrusu. İngilizce’de “It” denildiğinde bir kişiden değil hayvan ya da nesneden bahsetmiş olunur da.. Saygılar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir