Pazar , 18 Nisan 2021

Yazı Bilmez Katipler Devri

Yazmayı ne zaman öğrendin sorusuna normal zekalı bir insan “birinci sınıfın ikinci haftasında harflere geçtiğimde” diye cevap verse yalan olmaz. Çünkü harfleri, kelimeleri öğrenmekle, onları tahtadaki gibi birebir taklit ederek deftere geçirmekle yazı yazmış olduğuna inanılır. Yaptığının aslında bir temrin olduğunun farkına varmaz insan.

İlk kompozisyon ödeviyle karşı karşıya kaldığında devreye komşunun iyi yazan liseli kızı girmese, belki kendini çok daha iyi ifade edebilecekti fakat maalesef panikli annesi buna hiç fırsat vermedi, hiç! Zaten sonra da kalemin yalnızca test şıkkı işaretlediği bir sürece girdi ki, soruların cevabı haricinde hiçbir şeyi düşünmeye vakti ve iştahı kalmadı.

Peki bunca olumsuzluğun arasında ne ara fikir üretip paylaşır oldu bu normal zekalı otomatik portakal? Sosyal medya mecralarından herhangi birine üye olduğu anda mı? Kendine ait bir yaz tatili anısını kompozisyona çevirmekten aciz biri nasıl oldu da cümlelerin sultanı oldu?

Ne düşünüyorsun sorusundaki kışkırtıcılık, senin görüşüne muhtacız, lütfen feyz almamız için bize bir fırsat ver yalvarmaları gibi geliyor herhalde insana. İmladan, terbiyeden, bilgiden ve merhametten yoksun o ifadeleri yazması için üzerinde büyük bir baskı hissettiğinden, daha aklına uğramadan ağzına gelen ne varsa yığıyor boş kutucuklara. Okuyucuları buna muhtaç zira. Daha çok yazmalıyım, daha çok okunmalıyım, daha çok tepkilenmeli, daha çok tepki çekmeliyim… diye diye sözlüksüz lisanını yepisyeni hatalarla süsleyip kusuyor da kusuyor kelimeleri. Bu muydu peki bizden istenen? Ne düşünüyorsun sorusunun cevabını zehirli beyninde ne varsa hepsini döküp saçarak mı vermek gerekirdi?

Fikir ve beyin sahibi olmamak sorun değil, birçok insan onlardan yoksun bir şekilde çeşitli makamlarda ömür tüketiyor, üstelik tek bir tepki almadan. Burada bahsettiğim sorun daha vahim: İnsanı aldatan fikir-bilgi-tecrübe yoksunu olmasına rağmen söz sahibi olması. Eee, eşsiz görüşlerini milyonlara aktarmak için önündeki tek engel olan “üye ol” butonuna basıp kilidi açmış zaten. Neden dursun ki artık. Neden insanları kendinden mahrum bıraksın ki!

Fikir sahibi olduğunu zannederek klavyenin çeşitli tuşlarına basıp bataklığa gömülmek yeni dünya düzeninin bir mecburiyeti. O bataklığı kendi elleriyle dolduran insan gene kendi çabasıyla gönüllü tüpsüz dalışlar yapıyor. Biraz olsun oksijen için lisana hakim olmak, biraz kitap, biraz da hayat okumak şart. Yani o bataklığı daha oluşmadan engellemek isteyen kişi evvela ilkokuldaki tatil kompozisyon ödevini kendi yapacak. Yoksa bu bataklık hiç kurumayacak!

Hakkında Aysun Ellidokuzoğlu

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir