Cuma , 18 Haziran 2021

Metin Kondel

Eski bir İngilizce Öğretmeni, Ekonomist ve bağımsız popülist (halkçı) bir yazardır.

Şampiyon Akbabalar

çocukluğumda kalmış eski bir gazyağı lambası ısmarladım rize’den. kalkındık, zenginleştik, teknolojik olduk ama memlekette gazyağı yok. belli ki birileri içmiş. bana eski ev eşyaları ve sürmene bıçağı satılan bir dükkandan ispirtoya benzer bir şişe verdiler gaz yağı yerine. her şeyin tadı kaçınca gaz lambalarına da o eski gazyağlarını koyamıyoruz artık. i̇thalmiş. tek tesellim etiketinde sscb yazıyor olmaması. fitilini ıslatıp tekrardan yerine geçirene kadar yemeğim soğudu. bu ülkede neden bunca şey üretilirken doğru dürüst hiçbir şey üretilmiyor diye sordum kendime. yaktım. dolmuşların fosforlu ışığı gibi bir ışık huzmesi ama beyazından. şişeyi taktım ama is yapmıyor mübarek. lambayı kapattım. aydınlatıyor ama çaranbulanın voltaj görmüşü gibi bir şey. bütün hafta rize’de antika bir radyo aradım. bulduklarım çalışmıyor. eski radyoları tamir eden bir usta bulmak bir kgb emeklisinin anılarına dadanmak kadar zor bir şey bu memlekette. trabzon’un antikacısına daldığımda şişman bir adam elimdeki fotoğraf makinesine baktı ve benim ondan bir şey almayacağıma karar vermiş …

Devamı »

Ölü Atalarımızın Bayramları Ve Gerçekle Yüzleşme

Bugün 23 Nisan. Hani şu Aptallar Günü ( Foolish Day- aslında fol yok yumurta yok bu şaka günü neden demekse artık) Nisan 1’le başlayan günün 23.üncü günü. Esasen başka bir özelliği yok çocuklar. Cumhuriyeti kuranların vitamin ve gelecek sorunu olmayan çocukları için uydurduğu uyduruk tören günü. Bu günde çocuklar bir günlüğüne büyütülür ve inandırıcılıktan yoksun olarak kurdukları düzgün cümlelerle büyüklerini güldürürler. Büyüklerin normal zamanlarda tozlarını hizmetçilerine aldıkları kocaman koltuklara oturtturulur bazılarınız. Bütün bu saçma sapan törenler ve askıya alınmış palyaçoluk yetenekleri sergilenirken bazıları güvercinlerin geceleri çaktırmadan pislediği sevimsiz heykellerin önünde saygı duruşunda bulunarak 70 milyon dakikayı olmayan bir ülke için heba eder. Umarız bir büstü yıktığı için sürgün edilen bir ineğe uygulanan cezai müeyyide laik demokratik cumhuriyeti dışkılarıyla kirletmek suçundan özgürlüğün sembolü güvercinlere de kafeslenerek uygulanmaz. Neyin bayramı olduğunu, neden bayram olduğunu, neden çocukların da bayramı olması gerektiğini hiçbir zaman sormayız kendimize. Ya da büyüklerin diğer bayramlarının siz çocukların da …

Devamı »

Trabzonspor Şampiyon Olacak Çünkü…

Herşey Of’ta esnaflık yapan bir zatı muhteremin kulağıma fısıldadığı Trabzonspor’la ilgili bir gerçekle başladı. O gerçek Trabzonspor’un son şampiyonluğunda yaşanmış ve bir alimin bedduayla bitmiş bir talihsizlikti. O bedduadan sonra Trabzonspor her türden kupaları toplamış ama çeyrek asırdır şampiyon olamamıştı. Hatta spor bakanı Faruk Özak Trabzonspor başkanlığı yaptığı dönemlerde takım için imam nezaretinde ”Şutlarımıza havada karada ve denizde isabet ver Yarabbi..!” diye dualar okutmuş, sonra imamın kulağına ”deniz de yok hocam, bu çayırda oynanıyor.” denmişti. Ama o diyanet hocasının duası Oflu Mahmut Hoca’nın bedduasını sürklase edememiş o yıl şampiyonluk olağanüstü güçler tarafından Fenerbahçe’ye verilmişti. Bilhassa tarihi Trabzonspor-Vanspor maçını Tanrı’yı inkar eden bütün ateistlerin izlemesi önerilir. Bu yıl o beddua ile ilgili bir yazı yazdım. İyi de okundu. Yazıdan sonra sanki Trabzonspor’a sihirli bir el değdi. Türkiye kupasını, süper kupayı aldı. Süperligin ilk yarısını en yakın rakibine 5 puan fark atarak lider bitirdi. İlginçtir tam olarak ne olduğunu teşhis etmeye çalışırken …

Devamı »

Fatmagül’ün Suçu Ne?

Trabzon’daki çocukluğum… Malum babaannemin o eski Grundig radyosu yine. Sofrada peynirli makarna yerken radyodan şöyle bir türkü dinlerdim o zamanlar. Maçkalıyım Maçkalı / alırım iki karı / biri gider ahıra / biri yıkar kapları. Türkü kemençe eşliğinde tıpkı ilahi bir sesmiş gibi bütün benliğimi sarar ve küçük erkek egomu okşar ve maniyi uyduran aşık terekteki krem renkli bir cihazdan bana göz kırpardı. Sonra büyüdüm. Karadeniz’in bin bir yeşilli doğası üniversite tercihinde hiç düşünmeden Bursa seçeneğini karalamama sebep oldu. Lisenin edebiyat bölümü birincisi, birinci olduğunun bile farkında olmadan, Uludağ Üniversitesi İktisat Fakültesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünü bitirmek için yollara düştü. Sadece bölümün adını insanlara söylemek içeriğini izah etmek final heyecanından aşağı kalmıyordu. 90’lı yılların başında Bursa’ya ilk geldiğimde kırmızı ışıkta duran bir otobüsün önünden geçen sarı saçlı kız çocuğuna otobüsteki orta yaşlı bir kadının ‘’Maşallah’’ dediğini hatırlıyorum. Sonra İlyas ağabeyle bir haftaya yakın bir süre bezgince ev aramalar.. Nihayet …

Devamı »