Cuma , 30 Temmuz 2021

Bunlar Türkiye’ye Fransız kalmış.

Yaklaşık bir buçuk ay sonra sandık başına gidiyoruz. Seçim dönemleri siyasi partiler birbirleriyle laf dalaşına girdiği dönemler olur. Muhalefet partileri iktidara gelmek için, iktidar partisi de iktidarını korumak için birbirleriyle dalaşırlar. 12 Haziran seçimlerine de böyle gidilir diyorduk lakin bu sefer biraz değişik oldu ve gerginlik Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) verdiği bir kararla  yaşandı.

Barış ve Demokrasi Partisi üyeleri partiden istifa edip seçime bağımsız aday olarak katılmak istediler. Başvurularını yaptılar. Ancak YSK son dakikada bağımsız adaylardan 12 tanesini (7 tanesi BDP’nin desteklediği) bazı evrakları eksik diye veto etti. Bunun üzerine hengame koptu. Doğu illerinde birçok olaylar yaşandı. Bir kişi hayatını kaybetti.

YSK’nın ortaya çıkarıdığı krizden sonra birçok köşe yazarı ve siyasetçi bu yapılan vetonun BDP’ye haksızlık olduğu konusunda hemfikirdi. Siyaseten zıt kutuplarda olan kişiler bile BDP’ye yapılanın bir haksızlık olduğunu vurguladı. Mesela CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Has Parti genel başkanı Numan Kurtulmuş bu krizin çözülmesi için acilen meclisin toplanmasını istedi.

Buraya kadar normal ve herkesin bildiği şeyler. Ama nedense bu konuda Başbakan Tayyip Erdoğan’ın pek sesini duyamadık. AK Parti’den konuyla ilgili pek de gür olmayan açıklama yapanlar oldu ama haksızlık karşısında gürleyen Tayyip Erdoğan’dan da bir kaç kelam beklerdik açıkçası.

Mesela YSK’nın bu kararından sonra halkın sokaklara döküleceğini bugün beş yaşındaki çocuğa sorsan bilirdi. Bu ahval ve şerait içinde YSK’nın böyle bir karar alabilmesine Tayyip Erdoğan en azından çıkıp; “Bunlar Türkiye’ye Fransız kalmışlar” diye tepkisini verebilirdi. Böyle bir ortamda alenen böyle haksız karar verebilen bir yargı için Türkiye’ye Fransız kalmışlar kelamı cuk otururdu.

SEVSİNLER SENİ

BDP’ye yapılanın açık bir haksızlık olduğunu ve bu haksızlık karşısında siyaseten bir araya gelmesi zor kişilerin de açık açık BDP’nin yanında olduğunu yukarıda söylemiştim. Ancak BDP herkesi yanına çektiği bir ortamda maalesef kendisinden beklenen sağduyuyu gösteremedi. Bu krizin hemen ardından molotoflu, taşlı, araç yakmalı  eylemler meydana geldi. Bu durum açıkça haklıyken haksız konuma düşmek için elinden geleni yapmak olarak bile yorumlanabilir. Antidemokratik bir uygulamaya verilen tepki keşke daha demokratik olsaydı. Krizden sonra BDP’lilerin yaptıkları açıklamalar Sırrı Süreyya Önder’in açıklamaları da dahil hiç hoş olmadı. Sağduyulu insanlar BDP mileltvekillerine yapılan haksızlık karşısında tutumlarını alırken doğu illerindeki olaylara da tepkisini vermek zorunda kaldı. Bu durum kötü aslında. Haksızlığa uğrayan insanları savunurken aynı insanların yaptığı yanlışı da eleştirmek zorunda kalmak bir trajedi olsa gerek.

İşte Tayyip Erdoğan tam burada çıkıp YSK’ya tepkisini verdikten sonra BDP’li vekil adaylarına dönüp “sevsinler sizin demokratlığınızı, demokratlık halkı sokaklara döküp olaylar çıkarttırmak mıdır? ülkeyi tehdit etmek midir?  diye sorabilirdi. Ama bunu da sormadı.

ABDESTİMDEN ŞÜPHEM YOK Kİ NAMAZIMDAN ŞÜPHEM OLSUN

YSK’nın verdiği karardan sonra bazıları da çıkıp bu kararı sanki AKP almış gibi beyanatlarda bulundular. Tayyip Erdoğan burada da çıkıp kendisinin de YSK kararıyla zamanında vekil olamadığını açıklayıp; “Abdestimden şüphem yok ki namazımdan şüphem olsun” diyebilirdi. Ama böyle deyince siyasi partiler kanunu ve yüzde on barajını neden değiştirmediniz diye soruyla karşılaşabilirdi.

ADAMA KÜFÜR  ETTİRECEKSİNİZ

Koskoca kriz hakkında Tayyip Erdoğan’ın suskunluğunu şuna bağlayabiliriz. Tayyip Erdoğan kesinlikle böyle bir kriz beklemiyordu. Durduk yerde çıkan bu kriz karşısında yanındaki kurmaylara “adama küfür ettirecekler” diye yakındı. Kurmayları da seçim arefesinde yeni bir “ananı da al git” olayı yaşanmasın diye Tayyip Erdoğan’a bu konuda konuşmaması için akıl verdi. Tayyip Erdoğan da bu akıla uydu. Bilemiyorum. Bilip bilmeden de konuşmak istemiyorum. Ama durum böyle görünüyor.

Neyse ki YSK kendi çıkardığı krizi kendisi çözdü de Tayyip Erdoğan’ın açıklamasına da gerek kalmadı.

Hakkında yakupaydin

Köşe Yazarı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir