Cuma , 19 Ağustos 2022

Tag Archives: rize

Yemeksepeti.com, Ramazan sofralarının nabzını tuttu

Yemeksepeti.com’a Ramazan’ın ilk on beş günü boyunca gelen siparişlerden derlenen istatistikler, en çok kebap, ev yemeği ve pide kategorilerinden sipariş verildiğini gösteriyor. En çok satılan üç çorba türü ise sırasıyla mercimek, domates ve ezogelin oldu. Tatlı ve pastalara olan ilgi 2,5 kat arttı. Bu kategoride fırın sütlaç’ ın tahtını deviren Güllaç oldu. Güllaç siparişleri tam 170 kat aratarak kendi rekorunu da kırmış oldu. Sahur ve iftar saatlerinde verilen siparişler, Ramazan öncesinde aynı saat dilimlerinde verilen siparişlere göre %25 artış gösterdi. Olimpiyatlarda rekorlar kırılırken, Yemeksepeti.com’da da Ramazan’a özgü rekorlar kırılıyor. Online yemek siparişi denilince ilk akla gelen site olan yemeksepeti.com, Ramazan ayının şu zamana kadarki diliminde gelen siparişlerden yola çıkarak bir Ramazan Rekortmeni Yiyecekler infografiği hazırladı. Buna göre, Ramazan ayının ilk 15 gününde yemeksepeti.com’da en çok kebap, ev yemeği ve pide kategorilerinden sipariş verildi. Birçoğumuzun sadece Ramazan’da hatırladığı güllaç ise, en çok satılan tatlı koltuğunu fırın sütlaçtan aldı. Ramazan öncesine göre …

Devamı »

Karadenizin En Büyük Yalanı

Orta mektep ve lisede okuduğumuz yıllarda coğrafya derslerinde Karadeniz’le ilgili şöyle bir klişe çakılırdı beynimize; ‘’Karadeniz’in 200 metre altında hayat yoktur.’’ Ee yoktur yoktur, ne yapalım uşağum balıklar da o kadar derine dalmasunlar hoş!’’ diye düşünür coğrafya öğretmenimizin yüzüne bakardık sinsice gülerdik. Yok işin latife kısmı iyi güzel de gerçekçi bir bakış açısıyla tarttığımız kısmı tam anlamıyla dramatik? Belli ki sorgulayıcı bir düşünce biçimimiz yoktu; şunu soramamıştık mesela. Neden 198 metre ya da 202 metre değil de tam olarak 200 metre? Ve neden bütün bir Karadeniz’in yüzeyinden 200 metre altı, bu ‘’bilimsel palavra’’ bazı temiz bölgelerde biraz gevşeyemez miydi? Aynı durum Hazar, Azak gibi diğer kapalı havza denizler içinde geçerli miydi? Bu kuşkulu bilgi tarihte kılıçla hayat bulan bir milletin Karadeniz’e bakışındaki bilimsel hoyratlığın sonucu masum bir yanılgısı mıydı, yoksa emperyal bir odağın kaynak mühendisliği için basitçe bir düşünce makası kaydırması mıydı? Belki sorunun gerçek cevabını hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz ama …

Devamı »

ŞIK ŞIKK ŞIKKK..!

Trabzon’dan klasik bir Rize’ye bir dolmuş yolculuğu… Aklım çok eskiden yaptığım dolmuş yolculukları geliyor nedense… Minibüsün hat tabelasının arkasına yazılmış arabesk kokan sözlerini, kaseti yeni çıkmış artistleri ve minibüslerde dinlenmiş şarkı sözleri… Eski mavi bir Ford dolmuşta ‘’Her canlı tutunacak bir dost arar, taşın kalbi yoktur ama onu da yosun sarar..!’’ gibi bir söz hatırlıyorum. Sonra Orhan Gencebay’dan Hakkı Bulut’a bol acılı bir kebabı andıran kuralsız kemanlı o bildik nağmeler. Tabi ki bunların arasında bir Hint devşirmesi olan ‘’Şıkı şıkı babaaa…!’’ şarkısı da vardı. Dolmuş minibüsü Karadeniz’in -gerçekte mavi deniz- pürüzsüz bir mavilikte sessizce oynaştığı güneşli bir günde kapkara ama kenarlarındaki çelik bariyerlerden oldukça pahalı olduğu belli bir asfalttan Rize’ye doğru akıyoruz. Artık Avrupa Birliği standartlarındaki minibüslerimizde arabesk, sokaklarımızda kokoreç yok. Onların yerine derin bir dolmuş sessizliği var. Ama bu sessizliği arka koltukta şık şık şık diye durmadan tespih sallayan bir delikanlı bozuyor. Motor sesinin gürültüsüne alışık kulaklarım bu tespih …

Devamı »