Cuma , 24 Eylül 2021

Kopya Krizi Ve Devlet Kurumlarına Olan Güven

Malum olduğu üzere Türkiye bir haftadır üniversite sınavlarında şifreli kopya skandalıyla çalkalanıyor. Gerçekten bazı insanlar şifreli kopya çekmiş midir çekmemiş midir kesin bir şey söylemek maalesef imkansız. Cumhurbaşkanı bile olay ilk patlak verdiğinde ÖSYM başkanının açıklamalarından tatmin oldum derken zaman geçip de iddialar genişledikçe işi yargı çözecek noktasına gelmişken bu konuda kesin bir hüküm belirtmek çok riskli.

İşin ilginç yanı bir kesim kopya kesinlikle yoktur, yetkililerin açıklamaları tatmin edicidir dedikçe başka bir kesimin sınavda kopya çekildiğine dair inancı daha da pekişiyor.Bu olay ülkemizdeki bölünmenin ne durumlara geldiğinin de göstergesi aslında. Ben de bunu anlamıyorum işte; bu bölünmenin bu kadar aşikar olduğu bir dönemde nasıl olur da bir kriz iddiası ortaya atıldığında bir kesim bu krizi yok sayar ve bu skandala inanan insanları kara propagandalara alet olan ahmak insanlar olarak görür? Bu nasıl özgüven? Bu nasıl güven?

KRİZ YÖNETİMİKopyanın olup olmadığına yargı karar verecek lakin şu bir gerçektir ki bu kriz kesinlikle iyi yönetilememiş bir krizdir. CNNTÜRK’te Özge Uzun’un sabah haberleri programında Ferhat Boratav bu krizi yorumlarken Avrupa’da bazı ülkelerde kurumlar bir krizle karşılaştıklarına devlete olan güvenin sarsılmaması için o kurumun başındaki bürokratın yerine kriz yönetiminde uzman kişilerin kamuoyu karşısına çıktıklarını söylemişti.
Bizde de böyle olabilirdi aslında ama olmadı olamadı. Kopya skandalı ortaya atıldığında gerek ÖSYM ve gerekse hükümete yakın organlarının yaptığı çelişkili açıklamalar kamuoyunu aydınlatmak yerine daha beter kafa karıştırmaktan başka bir işe yaramadı. İnsanlar sınavda kopya olmadığına inanmak istese bile kafalarındaki “acaba” sorusu bir türlü bertaraf edilemedi.

DEVLET KURUMLARINA GÜVENİN SARSILMASI

Bu kopya iddialarında vahim de bir durum daha vardır ki devlete olan güvenin sarsılması söz konusu. ÖSYM’de ilk defa yaşanan bir skandal değil bu. Yakın tarihte ve dumanı üzerinde bir KPSS kopya skandalı vardı. YGS şifresi belki boş bir iddia laki KPSS skandalı kanıtlanmış birer olgu. Yüzlerce insanın hayatını ilgilendiren bir sınavda devletin kurumlarında çalışan bazı kişiler soruları önceden birilerine servis etmişti.

İşte YGS kopya iddiası bütün bu olayların üzerine tuz biber ekti. Belki KPSS’de kopya skandalı yaşanmamış olsaydı bu krizi yönetmek daha kolay olabilirdi lakin daha dumanı üzerinde, suçlular yakalanıp adalete teslim edilmemiş skandallar mevzubahis iken böyle bir olayın patlak vermesi insanların devlete olan güvenini sarsmış durumda. Denilebilir ki bu olay sonrası devlete güveni sarsılan insanlar zaten hükümet karşıtı oldukları için devlete pek güvenmeyen insanlar. Olaylara böyle yaklaşmak da bana pek vicdani gelmiyor açıkçası.

Valla Ergenekon tutuklularının hepsi dışarıda olsa, balyoz sanıklarının hepsi serbest bırakılsa, Ahmet Şık yüzlerce kitap yazsa sanırım devlet kurumlarına olan güveni bu kadar sarsamazdı.

Konu yargıya taşınmış. Yargı bu konuda nasıl karar verecek? Savcılar hakimler sonuçta birer matematik uzmanı olmadığına göre illa ki onlar da bu konuda uzman kişilere sorarak kararlarını verecekler. Peki bu uzmanlar kamuoyunun tamamını hiçbir kuşkuya mahal vermeyecek şekilde tatmin edecek mi yoksa birilerinin aklında yine bir “acaba” sorusu kalacak mı kalmayacak mı bilemiyorum. Ama tek temennim bu olayın hiçbir öğrencinin hakkının yenmeden açıklığa kavuşması ve bir daha da böyle skandalların yaşanmaması.

Hakkında yakupaydin

Köşe Yazarı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir