Cuma , 17 Eylül 2021

Muhteşem Yüzyıl Ekseninde Türk Dizilerinin Paradoksları

Bir misafirlikte mecbur kalmasaydım inanın izlemeyecektim. Tıpkı Kurtlar Vadisi dizisini izlememe kararım gibi. Ben dizi konusunda zır cahil birisiyim. En son Smith ve Jones, Dallas, Karaşimşek, Mariana ve üniversite yıllarımda Bill Cosby’i izlemiştim. Tabi buna Muhteşem İkili ve Emret Bakanım dizilerini de eklemem gerekiyor. Ama bunların haricinde hemen her görsel şeyi tek hamlede isterim. Merak duygumu atasehirmeb.com aptalca şeyler için taksitlendiremem. Ya şimdi 90- 120 dakikada anlat yada sonsuza kadar sus. Ben de kural bu. Anlatmaya başladığında ilk kekeleme de ya sinemayı terk ederim ya da öfkeyle bilgisayarın dvd-room dümesine dokundururum. Muhteşem Yüzyıl dizisine baktım. Baktım diyorum zira izlemem için belli birşeyi belli bir süre içerisinde bir sonuca bağlayarak sunması lazım.

Baktım ve gördüm ki; Muhteşem Yüzyıl İngiliz Kraliyet tarihiyle ilgili bir TUDORS değil, ya da Roma yönetimi tarihiyle alakalı bir SPARTAKÜS hiç değil. Ama onların görsel hızıyla yapılmış daha doğrusu yapılmaya çalışılmış zamane Karamurat’ı, manken atasehir escort diziciliğine geçirilmiş ve ortaya bambaşka birşey çıkmış. Dizideki talihsizlik ne gerçek bir tarih var ne de tarihsizlik.

Dizideki personelin anatomik yapısına bakıyorum, bir tarih dizisinde hermen herkes genç ve güzel. Allah Allah..! Yahu çok basit bir gerçek. Bir tarih dizisini yüklediğiniz karakterler gelecek vadeden mankenler mi olmalı yoksa ıspat edecek bir şeyi olmayan yaşlı ve buruşuk suratlı bir adam mı?

Bir kere dizide tarihin çok sıradan gerçeklerine bile en küçük bir sadakat yok. Hürrem Sultan’ın göğüs dekoltesi bilhassa erkek izleyicinin göz arsızlığına reyting uğruna bahşiş gibi birşey olmuş. Bu noktada asıl soru şu oluyor; bir dizideki cinsel öğeler o dizi işlenen konuyla ilgili birşey mi yoksa o dizinin reyting ve ekonomik hedeflerine bulanmış farklı birşey mi? Maalesef cevap bir televizyon dizisinin de ekonomik bir iş olduğunu cinselliğin de bu potada eridiği şeklinde. Yani izleyicilerin irislerindeki görsel sabıka sıradan bir diziyi daha baştan amacından çıkarıyor. Daha doğrusu diziyi yapanlar yaptıkları şeyi kurban etme de şüphe etmiyorlar. Oysa cinsellik açık göğüsle değil bir mendil düşürme ile bile en ateşlisinden verilebilirdi.

Kanuni Sultan Süleyman rolündeki Halit Ergenç’in dizideki rolüne bakıyorum. Bir imparatorluğu yönetiyor olmanın kaygısıyla dolu bir adamdan çok kontratı gereği filmde diklenen bir kişiliği oynuyor. Film dilinde bile olsa başını çevirme hareketi bir imparator için oldukça keskin. Yani dizideki cehalet omurgasındaki en önemli konu o. 17. Yüzyıldaki bir insanın ortalama hareketleri ne hızda ve keskinlikte olabilir ve günümüzde bir dizide bu gerçeğe ne kadar kıyılabilir? Bırakın bu konuyu düşünmeyi böylesine bir soruyu sormak bir yönetmenin yada yapımcının ne kadar derdi olur ki bizde? Bu türden basit bir soruyu soramdığımız için hiçbir tarih filmini beceremiyoruz.

İlginç birşey filmdeki Kanuni’nin kafasında değil bir devlet bir köy bile yok. Bir padişah o rolde bir sürü devlet işi ve sorunu arasında bütün o saray entrikalarını daha farklı bir şey olarak görür. Ama koskoca Kanuni bir devleti değil haremi idare edemiyor. Dizide fanyansları önünde bir dünya olarak sadec eharem var. Garip bir şekilde bu dünyanın önü ve arkası yok. Oysa izleyiciyi o zamana götürecek o kadar basit ve inandırıcı şey var ki. Halit Ergenç bir dizi çekiminde bir kız arkadaşı için ‘’sadece koyun gibi bakıyor..!’’ demişti. Ama aynı şey padişah rolü oynadığı Muhteşem Yüzyıl dizisi de kendisi için geçerli. Bir kral etrafında olan biten her şeye sanki birşey olmuyormuş gibi bakıyor. Kanuni kamera önüne yaklaştıkça dizi ilginç bir şekilde tarih dizisi olmaktan uzaklaşıyor. Bir çok çekimde padişahın başı açık. Kontrat gereği padişah. Ergenç’in çizdiği padişah profile biraz sırıtınca dizi garip bir şekilde makas kırıyor. Fuleli güzel mankenlerle Brezilyallılaşıyor dizi.

Hürrem Sultan’a gelince durum daha komik bir hal alıyor. Dizideki Hürrem Sultan karakterinin ne yüz hatlarında ne de bakışlarında belirgin bir entrika yok. Sadece senoryada yazılmış metni abartılı bir dekoltenin üzerinden satmaya çalışıyor. Kaldıki dizide oynadığı peltek dilli ecnebi aksanı rolü sadece sevindiği yada sinirlendiği zaman daha belirgin olabilirdi. Ortada Kanuni’nin onu daha çok sevmesi için belirgin bir sebep görünmüyor. Bu ilişki de maalesef yapımcı firma ile imzalanan sözleşmeye dayanıyor. Hürrem Sultan rolünün bugünün dünyasındaki net tanımı üçüncü sınıf porno filmi oyuncusu. Hele Hoolywood için bir tarih filminde sıradan bir saray hizmetçisi. Haddimi aşarak bir öneri getiriyorum. Madem reyting uğruna yapılıyor bu işler cariyelerden birisi neden Sibel Kekilli olmadı? Üstelik Kanuni’nin her ilgisizliği tüm Türk erkeğini çıldırtırdı.

İbrahim’e gelince; oyuncunun yüzündeki ve göz ışıltılarındaki modern insanın sinsi yırtıcılığı bir tarih filmi için açık bir sorun. Bunu görmek için Salvadore Dali olmaya gerek yok. Oysa umumun belleğindeki bir Helen tipiyle bir Latin tipi arasında bir karakteri bulmak o kadar zor mu? Dizideki rolü ve yeteneği için birşey diyemem ama Parga’ya dönen İbrahim’in ilk karşılaştıkları tam bir komedi. Bir insan doğduğu ve zorla ayrıldığı yere yıllar sonra döndüğünde ne hisseder? Gördüğü insanlara, onu tanıyanlara nasıl davranır. Bu kadar sıradan şeyler bile göz ardı edilmiş. Teflon tavada balığı geçtik de Pargalı İbrahim’e kardeş mi bulamadınız Allah aşkına. Hadi aynı kişiyi oynatıyorsunuz kardeşinin cildindeki çukuru makyajla doldurmayı mı akıl edemediniz? Tabi diğer bir soru Parga’da Osmanlıca mı konuşuluyordu? Neden anadilini konuşmadı ve altyazı okuyup diziye azıcık saygı duymadık?

Dizideki oyuncular kavuk taşımasını bilmiyor. Kavuğu ilk kez sette giyip taşıyor olmanın şaşkınlığını yaşıyorlar. Bir hareketi tam altı binkez tekrarlamadığınızsa onun her zaman inandırıcılık sorunu vardır. Saraydaki askerlerin hepsi yepyeni giymiş. Tek eksikleri LC Waikiki etiketlerini sökmüş olmaları. Kanuninin bir veziri var adamın kafası kavuğun baskısıyla düştü düşecek. Padişah’ın vurdurmasına gerek yok yani. Yahu insanın aklı almıyor, padişahın veziri belli ki sigara içiyor ve cildi fazlasıyla oksijensiz kalmış. Bu çok açık, tarihi dizide kabak gibi anlaşılıyor ama yönetmen yada yapımcı ‘’Olmaz kardeşim bu adamın nikotinli görüntüsü bu diziye uymaz” demiyor.

Bir harem ağası var kuzular ağılında aç kurt mübarek. Cinsel sorunları gözbebeklerinde dans ediyor. Harem ağası dediğin görüntüsüyle ‘’hah bu..!’’ dedirtecek, yüz hatlarından, beden yapısıyla, bakışıyla ve konuşmasıyla güven verecek birisi olmalı. Dizideki ise genç ve belli ki ilk maaşıyla sevgilisine yemek ısmarlayacak birisi. Daha internetteki porno sitelerine erişim sorununda debelenen tiplerden. Kanuni pazara çıktığında arkasından yürüyenler başka bir gezegenden. Konuştuğu esnaf neden daha özensiz, daha umursamaz değil. İnanılmaz.

Kanuninin ziyaret ettiği Zembillili’nin bakışları, sözleri kararsız ve ürkekçe. Nasrettin hocanın kaçak güreşeni gibi. Oysa şu o tarihlerde çok net birşey değil mi? Padişahın çevresindeki bir hata ya ölüm yada zindan demektir. Buna rağmen padişahla konuşan hiçkimse kasılmıyor ve gerilmiyor. Yani sanki karşılarında bir padişah yok gibi rahatlar. Oysa bu zamanda bile insanlar patronlarına, müdürlerine, amirlerine bir şey söylerken bir parça geriliyorlar. Üstelik bunun dünyanın sonu olmadığını biliyor olmalarına rağmen. Bu durumda dizideki padişah Zeytinburnu’ndaki bir deri dükkanının patronundan daha otoritesiz birisi.

Dizideki figürler hiç inandırıcı değil. Bir padişahın yanında nasıl bir ciddiyetle durulur? Bir padişahın huzuruna gelen bir olayla ilgili konuşurken o olayla ilgili zaten var olan bilgi nasıl itina ile, süratle ve inandırıcı olarak sunulur, hepsi birer ayrıntı. Bazan bir muhafız bir uşak, bir cariyenin siması bütün bir diziyi alır sürükler. Ama figürlere bakıyorum Karamurat’ın podyumda yürümüşleri gibi. Maalesef Türkiye’de dizi ve film sektörü sadece belli bir kültün elinde. Oysa bir tarihi filmde sıradan bir figür için bile Türkiye’deki insan kaynağı iyice taranmalıdır. Sürekli beton ve metal gören bir göze sürekli çınar ve deve görmüş bir adamı nasıl oynatabilirsiniz? Asıl soru bu.

Sanırım Muhteşem Yüzyıl dizisindeki açmazlardan birisi Türkiye’deki manken diziciği furyasının bir tarih dizisini taşıyacak kadroya sahip olamamasıdır. Gözlerime inanamadım, bütün cariyeler güzel ama sadece güzeller. Ama birisinin öne çıkan bir vasfı bir becerisi olur, ama ortada öyle birşey yok. Bir filmde güzel olmanın da bir amacı olmalı. Türk dizilerinde herkes amaçsızca güzel. Bazen çirkin bir sima herşeyi anlatır. Biz de vitaminler sağlık bilgisindeki öneriler gibi ekrana yansımış.

Istanbul’un uzaktan gösterildiği ve kuşların uçtuğu bir kaç dakikalık bilgisayar hilesi görüntü de komedi. Yani ‘’bilgisayar görüntüsü kabul edin işte..!’’ der gibi. Yani onca resime ve belgeye rağmen Istanbul’un her yüzyıldaki tarihi maketini yapmayı başaramıyorsak ve aynı bilgisayar animasyonunu bir kaç saniye gösterip işi geçiştiriyorsak söyleyecek birşey yok demektir.

Dizide hala Osmanlı sarayına hışımla bir savaş haberinin getirilmemiş olması, sanki her şey tanrısal bir planda özenle gelişiyormuş gibi olması, padişahın bir kere bile ordusunu denetliyor olmaması, bir kelle alınma sahnesinin olmaması, olayların sadece harem bölümünde geçiyor oluşu dizinin zaten şüpheli olan tarihe sadakatini bitiriyor.

Bir de anladığım kadarıyla haftada bir dizi çekilip yayına yetiştiriliyor. Dizilerdeki kısırlığın asıl kaynağı bu sanırım. Son konu ise ‘’bu sadece bir dizi, ne var bunda..!’’ yaklaşımı. Hep ‘’bu, bu alanda ilk çalışma daha sonra daha iyisi çekilir gibi aptalca bir tembellik savunmamız vardır.’’ Sanki bir şeyi ilk kez yapıyor olmak en iyisini yapmaya çalışmamıza engelmiş gibi. Evet, Muhteşem Yüzyıl sadece bir dizi. Ama insanların Hürrem Sultan’ın göğüslerinden, Ergenç’in sıkıcı statik düşünce rolünden başka şeyleri izlemeye de hakkı var.

yazan: trapezuntine
kaynak: İHL Sözlük

Hakkında Hasan Yener

SM Haber Genel Yayın Yönetmeni SEO - Digital Pazarlama - Sosyal Medya Pazarlama iletisim@sosyalmedyahaber.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir